<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Prof Dr. Aynur Özge &#8211; Yaşlıyım Haklıyım</title>
	<atom:link href="https://www.yasliyimhakliyim.com/author/aynur/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yasliyimhakliyim.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 12 Feb 2021 18:50:25 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.1</generator>
	<item>
		<title>Prof. Dr. Aynur Özge, koronavirüs ve Tele-Tıp Uygulamalarının geleceğini değerlendirdi</title>
		<link>https://www.yasliyimhakliyim.com/prof-dr-aynur-ozge-koronavirus-ve-tele-tip-uygulamalarinin-gelecegini-degerlendirdi/</link>
					<comments>https://www.yasliyimhakliyim.com/prof-dr-aynur-ozge-koronavirus-ve-tele-tip-uygulamalarinin-gelecegini-degerlendirdi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Prof Dr. Aynur Özge]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 May 2020 00:55:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basında Yaşlılık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşlılıkta Bakım]]></category>
		<category><![CDATA[coronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[Hastalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yasliyimhakliyim.com/?p=7228</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">			<link rel="stylesheet" id="wd-section-title-style-simple-and-brd-css" href="https://www.yasliyimhakliyim.com/wp-content/themes/woodmart/css/parts/el-section-title-style-simple-and-brd.min.css?ver=8.4.0" type="text/css" media="all" /> 			
		<div id="wd-5ec32d6ef3ad2" class="title-wrapper wd-wpb wd-set-mb reset-last-child  wd-rs-5ec32d6ef3ad2 wd-title-color-primary wd-title-style-simple text-center  wd-underline-colored">
			
			<div class="liner-continer">
				<h4 class="woodmart-title-container title  wd-font-weight- wd-fontsize-xl" >Prof. Dr. Aynur Özge, koronavirüs ve Tele-Tıp Uygulamalarının geleceğini değerlendirdi<br />
</h4>
							</div>
			
			
			
		</div>
		
		</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p><span class="custom_intro">Koronavirüs salgını ile birlikte sağlık hizmetlerinin sunumunda hızlı bir değişim yaşanıyor. Tele-tıp uygulamalarının kullanımında ciddi bir artış olduğu görülüyor. Önemli sağlık sorunu olmayan hastalar <strong>Covid-19</strong> nedeniyle hastanelere gitmek istemedikleri için doktorlarına, whatsApp, zoom gibi iletişim araçları ile ulaşmaya çalışıyor. Bu talebi karşılamaya çalışan pek çok sağlık kurumu hızlıca görüntülü danışma ve Tele-Tıp hizmeti sunmaya başladı. Medikal Akademi’nin ‘Koronavirüs &amp; Tele-Tıp Uygulamaları’ söyleşi dizisinin bu haftaki konuğu Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji AD Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aynur Özge oldu. Ankara Temsilcimiz Hatice PALA KAYA’nın sorularını yanıtlayan Prof. Dr. Özge, uzaktan sağlık hizmetinin nöroloji alanındaki faydaları ve risklerini değerlendirdi.</span></p>
<h3><strong>Koronavirüs salgını ile birlikte görüntülü iletişim teknolojilerin en yaygın kullanıldığı alanlardan birisi de sağlık oldu. Pek çok hastane ve sağlık kurumu mobile görüntülü danışma ve Tele-Tıp hizmeti sunmaya başladı. Sizce koronavirüs salgını sağlık hizmeti sunumunu nasıl etkiledi?</strong></h3>
<p><strong>Prof. Dr. ÖZGE:</strong> Salgın sağlık sektörünü iki yönde etkiledi;</p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<h3><strong>1- Olumsuz yönleri:</strong></h3>
<ul>
<li>Rutin hizmetler aksadı</li>
<li>Covid dışı hastalar hastaneye gelmekten korktuğu için kalp krizi, beyin krizi vb. olgular geç müracaat etti, komplikasyonlar arttı.</li>
<li>Benzer nedenlerle kanser, MS, kas hastalığı gibi takip hastaları hastaneye gelemedi, komplikasyon ve nüks oranları arttı.</li>
<li>Kaygı bozukluğu gibi öncesinde psikolojik açıdan sağlık sorunları olanlar bu dönemi kötü geçirdi.</li>
<li>Kronik hastalığı olan kişiler hekimlerine ve nitelikli sağlık hizmetine pandemi gölgesinde ulaşabilme kaygısı yaşadı.</li>
<li>Hekimler ve sağlık sektörü çok büyük baskı ve fiziksel yüke maruz kaldı. Pek çok sağlık çalışanı aylarca evini ailesini göremedi. Görebilenler de evde “sakıncalı birey” gibi davranmak zorunda kaldı. Bu ilişkiler ve sağlık çalışanlarının bedensel ve ruhsal sağlığı açısından zorlayıcı oldu.</li>
<li>Olağan lisans ve lisansüstü eğitimler aksadı.</li>
<li>Kongreler ve sempozyumlar yapılamadı.</li>
</ul>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<h3><strong>2- Olumlu yönleri:</strong></h3>
<ul>
<li>Sağlık sektörünün önemi konusunda toplumun farkındalığı arttı.</li>
<li>Ekip ruhu güçlendi, disiplinler arası dayanışma arttı.</li>
<li>Hekimler özel uzmanlık alanlarına çok fazla odaklanmıştı, bütüne bakmak, koruyucu hekimliğe zaman ayırmak iyi geldi.</li>
<li>Hastaneyi sosyal ortam gibi kullanan kesim çekilince sektörün yükü azaldı.</li>
<li>Vardiyalı ve dönüşümlü çalışma modelleri evde zaman geçirme için fırsat yarattı, bazı meslektaşlarımız bu dönemde yoğun akademik performans gösterdi. Ülkemiz bilimsel çıktısı görece olarak arttı.</li>
<li>Eğitimler online yapılsa da hekimlik gibi “usta-çırak öğretisi”ne dayanan bir alanda bu konuda yeterli ön hazırlık yoktu. Akademisyenler takdire şayan bir çaba gösterdi, kısa zamanda çarpıcı güzellikte eğitim platformları çıktı.</li>
<li>Online eğitimler maddi imkan ve zaman yönetimi konusunda tartışılmaz kolaylıklar sağlayınca, her gün onlarca erişilebilir eğitim imkanı sunuldu ki bu bölgesel farkların ortadan kalkması açısından muazzam bir fırsat.</li>
<li>Kongreler de online oluyor. Örneğin; bu yıl Avrupa Akademi ve Avrupa Baş ağrısı Kongreleri tamamen ücretsiz olarak tüm izleyicilere açıldı. Birçok benzer örnek var. Bu dünyanın neresinde olursa olsun hekimin bulunduğu yerden alandaki lider isimlerle koşulsuz bilgi paylaşımı için benzersiz bir deneyim fırsatı.</li>
<li>Verilen eğitimler ve tartışma panelleri dijital ortamda depolandığı için isteyen hekim veya sağlık çalışanı her zaman tekrar izleyebilir veya kaçırdığı programı müsait olduğunda takip edebilir oldu.</li>
<li>Halkın sağlık ve hijyen konusunda farkındalığı arttı. Pek çok insan “ventilatör” veya “entübasyon” kelimelerini cümle içinde doğru şekilde kullanabilir hale geldi.</li>
<li>Ülkenin ve insanların gündemi değişti; daha çok iletişim kuran, sosyal değerlere daha fazla önem veren insan sayısı arttı.</li>
<li>Doğanın önemi daha iyi kavrandı. Tanıdığım pek çok kişi bundan sonra hafta sonlarını kapalı alanlar yerine doğal yaşam alanlarında geçirmek için fırsat araştırıyor. Bu uzun dönemde biyolojik ve psikolojik açıdan toplumu olumlu etkileyecek.</li>
</ul>
<h3><strong>Pandemi sürecinde sizin rutin muayene şekliniz değişti mi? Nörolojik rahatsızlığı olan hastalar için bu dönemde tele-tıp uygulamasını kullandınız mı?</strong></h3>
<p><strong>Prof. Dr. ÖZGE:</strong> Evet, hastanede rutin poliklinik hizmetimiz asgari düzeye indi. Ayaktan yapılan tetkikler de öyle. Muayenehaneler uzun süre kapalı kaldı. Bu süre içinde dijital platformlara erişimi olan hastalara e-posta, mesaj veya görüntülü bağlantı üzerinden hizmet verdik. Ancak kırsalda yaşayan, akıllı teknolojileri kullanamayan veya kaygı düzeyi yüksek olan hastalar hekime erişim konusunda ciddi sorun yaşadı.</p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<h3><strong>Hastalar bu uygulamadan memnun kaldı mı? Toplumun yeni sürece adaptasyonunu değerlendirir misiniz?</strong></h3>
<p><strong>Prof. Dr. ÖZGE:</strong> Hastalarla dijital platformlardan iletişim kurmak iyi geldi. Beklediğimden daha hızlı adapte oldular açıkçası. Özellikle evinde demans hastasına bakan hasta yakınları ilave bir zaman veya efor gerekmeksizin sorularını sorup, cevap aldılar. Ancak örneğin; demans hastası kötüleştiğinde bunun sebebini anlamak için tetkik gerektiği noktasında çözüm üretmek o kadar da kolay olmadı.</p>
<h3><strong>Tele-Tıp</strong><strong> hizmetinin nöroloji branşı için faydaları ve riskleri neler olabilir?</strong></h3>
<p><strong>Prof. Dr. ÖZGE:</strong></p>
<h3><strong>Tele-Tıp</strong><strong> hizmetinin faydaları:</strong></h3>
<ul>
<li>Kolay erişim,</li>
<li>Bölgesel farkların ortadan kalkması,</li>
<li>Nitelikli hekim ve bilgiye daha kolay erişim imkanı,</li>
<li>Zamanın etkin kullanımı,</li>
<li>Daha ekonomik olması.</li>
</ul>
<h3><strong>Tele-Tıp</strong><strong> hizmetinin riskleri:</strong></h3>
<ul>
<li>Yasal alt yapısı yok,</li>
<li>Süreç açısından gelecek belirsiz,</li>
<li>Tetkik ve tedavi takibi konusunda hasta hekimi yanlış yönlendirebilir,</li>
<li>Komplikasyon riski artabilir,</li>
<li>Bire bir iletişim, dokunarak muayene gibi tatmin duygusu unsurları eksik kalabilir,</li>
<li>Hekimlerin zamanı, bilgisi ve iletişim unsurları süistimal edilebilir,</li>
<li>Yardımcı sağlık personeli ihtiyacı azalacağından yeniden planlama gerekebilir.</li>
</ul>
<h3><strong>Tele-Tıp ve uzaktan sağlık hizmeti sadece danışma, tavsiye ve bilgilendirme için mi kullanılabilir? Yoksa tedavi önerileri, reçete yazımı, tahlil talebi ve yorumunu kapsayabilir mi?</strong></h3>
<div class="metin_box info">
<p><strong>Prof. Dr. ÖZGE:</strong> Aslında çok yeni olmasa da az gelişen, tüm dünyayı son 50 yılda ziyadesiyle meşgul eden bir konu zorunlu ivme kazandı. Her boyutta seçeneklerin artacağına inanıyorum. <strong>Esas nokta;</strong></p>
</div>
<ul>
<li>Etik</li>
<li>Hasta kadar hekimin de haklarının korunduğu</li>
<li>Adil</li>
<li>Erişilebilir bir boyuta taşımak için ön koşulsuz nitelikli kurumsal işbirliği ve hazırlık yapılması.</li>
</ul>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<h3><strong>Uzaktan sağlık hizmetinin geleceğini nasıl görüyorsunuz? Pandemide ikinci dalga geleceği beklentisi göz önünde bulundurulursa, Tele-Tıp hayatımızda kalıcı olur mu?</strong></h3>
<p><strong>Prof. Dr. ÖZGE:</strong> Ben pandemi dalgaları ve gölgelerinin en azından birkaç yıl devam edeceğine inanıyorum. Bu noktada uzaktan sağlık hizmeti ve erişimi istesek de istemesek de hayatımıza girecek. Esas konu, burada dümen bundan bir sektör olarak para kazanmak isteyecek “işetmecilerin” mi yoksa etik ve adil bir sağlık hizmeti sunumunu esas alan “emektarların” mı elinde olacak? sorusu.</p>
<h3><strong>Tele-Tıp uygulaması tıp fakültelerinde ders olarak okutulabilir mi? Covid-19 pandemisi döneminde pratiğe konulmuş bu uygulamayı hekimler açısından değerlendirirseniz, yeterince hazırlıklı olduğunuzu düşünüyor musunuz?</strong></h3>
<p><strong>Prof. Dr. ÖZGE:</strong> Sağlık eğitimi zorunlu bir evrim geçiriyor. Lisans dersleri bile uzaktan erişimle yapılırken müfredat güncel duruma göre yeniden düzenlenmeli. Aynı şekilde adli tıp dersine tele-tıp konusunda maddeler eklenmeli diye düşünüyorum.</p>
<h3><strong>Tele-Tıp uygulamaları nedeniyle oluşabilecek sorunların çözümü için neler yapılabilir? Güvenlik, etik ve malpraktis konularında nelere dikkat edilmeli?</strong></h3>
<p><strong>Prof. Dr. ÖZGE:</strong> Sağlıkçılar, bilgisayarcılar, iletişimciler, ekonomistler ve hukukçular tüm egolarını ve art kimliklerini kapının ardında bırakıp, ülkenin ve insanlığın geleceği için aynı masanın etrafında toplanırsa bunlar çözülebilecek konular. Ancak hali hazırda hiçbir yasal, ekonomik veya algısal alt yapı olmadığını söyleyebilirim.</p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<h3><strong>Eklemek istediğiniz başka noktalar var mı?</strong></h3>
<p><strong>Prof. Dr. ÖZGE:</strong> Tele-Tıp, yalnızca sağlık sektörü için değil “bakım sektörü” için de önemli ve kaçınılmaz bir ihtiyaç. Plan ve programların “sağlık” ve “bakım” penceresini kapsayacak şekilde yapılmasının yararlı olduğunu düşünüyorum. Pandemi pek çok kişinin canına, maddi-manevi kaybına vesile oldu, onları geri getiremesek de hayatta kalanlar için kendi normallerini yeniden belirleme açısından önemli bir fırsat oldu diye düşünüyorum. Dilerim herkes bu dönemi hayatındaki normalleri belirlemek ve anormal unsurları cesaretle ayıklamak için fırsat olarak değerlendirir. Tele-Tıp günümüz ve yakın gelecekteki sıcak konulardan biri. Dersimize iyi çalışırsak bu alanı herkes için bir fırsata çevirebiliriz. Eksilmeden, sağlıkla karşılayacağımız günlerde buluşmak dileğiyle…</p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p style="text-align: center;"><strong>Not: Bu Yazı <a href="https://www.medikalakademi.com.tr/aynur-ozge-koronavirus-ve-tele-tip-uygulamalarinin-gelecegini-degerlendirdi/">medikalakademi.com.tr</a> Sitesinde Yayınlanmaktadır.</strong></p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yasliyimhakliyim.com/prof-dr-aynur-ozge-koronavirus-ve-tele-tip-uygulamalarinin-gelecegini-degerlendirdi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Pandeminin Öğrettikleri</title>
		<link>https://www.yasliyimhakliyim.com/bir-pandeminin-ogrettikleri/</link>
					<comments>https://www.yasliyimhakliyim.com/bir-pandeminin-ogrettikleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Prof Dr. Aynur Özge]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 Apr 2020 23:30:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hayata Dair]]></category>
		<category><![CDATA[coronavirüs]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yasliyimhakliyim.com/?p=6915</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">			<link rel="stylesheet" id="wd-section-title-style-under-and-over-css" href="https://www.yasliyimhakliyim.com/wp-content/themes/woodmart/css/parts/el-section-title-style-under-and-over.min.css?ver=8.4.0" type="text/css" media="all" /> 			
		<div id="wd-5e9b8d5a8b4cf" class="title-wrapper wd-wpb wd-set-mb reset-last-child  wd-rs-5e9b8d5a8b4cf wd-title-color-primary wd-title-style-underlined-2 text-center  wd-underline-colored">
			
			<div class="liner-continer">
				<h4 class="woodmart-title-container title  wd-font-weight- wd-fontsize-xl" >Bir Pandeminin Öğrettikleri</h4>
							</div>
			
			
			
		</div>
		
		</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p>“Pandemi”, eski Yunanca&#8217;da tüm anlamına gelen παν (<em>pan)</em> ile insanlar anlamına gelen δῆμος (<em>demos)</em> kelimelerinden türetilmiş ve halk sağlığında bir kıta hatta tüm dünya yüzeyi gibi çok geniş bir alanda yayılan ve etkisini gösteren salgın hastalıklara yani “epidemi” lere verilen genel addır. Alanı dışındaki birçok insan bugüne dek farkında değildi bu durumun. Olan bitene bakılırsa ülkeler, onların devasa binaları ve havalı koridorları ile hepimizi büyüleyen sağlık sistemlerinin de çok itibar göstermediği bir durummuş pandemi. Tarih okumaya meraklı kişiler kara veba, kolera, influenza, tifo gibi geçmiş salgınlardan haberdar olsa da birçok kişi 11 Mart 2020 de Dünya Sağlık Örgütü tarafından “pandemi” ilan edilen SARS-COV-2 veya COVID-19 olarak adlandırılan yeni tip koronavirus nedeniyle öğrendi bu sözcüğü.</p>
<p>Öncesinde Çin gibi kalabalık, bir parça kapalı ve karanlık bir ülkeye özgü, bizler gibi medeni toplumları etkilemez gibi görme aymazlığına girdi pek çok insan, hatta devlet. Derken globalleşen, iletişim ve etkileşimin tavan yaptığı yeryüzünde siz isterseniz kahvaltınızı Asya’da öğlen yemeğinizi Avrupa’da, akşam yemeğinizi Kuzey Afrika’da yiyip uyumak için Amerika kıtasına gidebiliyorken gözünüzle göremediğiniz ve yapıştığı yüzeylerde günlerce yaşayabilen bir virüs neden kullanmasın bu özgürlüğünü? Nitekim kullandı da…</p>
<p>İtiraf edelim elektron mikroskopik görüntülerinde göz alıcı görünüyor virusun … Neredeyse kolyesini yapıp takacak insan boynuna. Oysa ki artan iletişim imkanlarıyla gördüğümüz en sevdiklerine bile veda edemeden bir nefese muhtaç kaybedilen canlar…</p>
<p>Tüm bunlar bana kendimle baş başa kalma ve düşünme fırsatı verdi. İşte dimağımdan süzülen bazı sonuçlarım;</p>
<ul>
<li>Hayat aslında çok kısa ve basit, “bizim için bile” yani bunu bilsek de hiçbirimiz hayatımıza uygulamak istemiyorduk</li>
<li>İnsan kendiyle kalınca üretkenlik boyut değiştirerek yaşama tutunmaya devam etmemizi sağlıyor. Bizim derneğin gönüllüleri eskiden aktif yaş alma merkezlerimizde sanat, yemek, sevgi üretirlerdi, şimdi evlerinde maske, önlük, bone, ekmek, sanat ve bolca da sevgi üretiyorlar</li>
<li>Sıkça toplanırdık meslek icabı. Şimdilerde sanal konferanslar, toplaşmalar moda oldu. Hiç yoktan iyidir elbet ama ben dokunmak, sarılmak, göz teması içinde olmayı daha çok sevdiğimi fark ettim. Aradaki ekran bana iyi gelmedi.</li>
<li>Çokça seyahat ederdim. Aslında seyahati severim de. Öte yandan ne kadar yorucu olduğunu fark ettim. Bundan sonra seyahat karar filtrem biraz daha sıkı olacak.</li>
<li>Bir sağlık çalışanı olarak hastaneden eve virüs getirme endişesi çok zorlayıcı bir durum. Uzak şehirden gelen evlatlarım dâhil kimseye dokunmadım, sarılmadım, öpmedim bir aydan uzun süredir. Ne zaman bunları yapmak için özgür olacağım bilmiyorum? Oysa şunu biliyorum ki bunları yapmak insan olmanın temel unsurları ve umarım süre uzamaz.</li>
<li>Toplumun sağlık çalışanlarına bakışının değiştiğini düşünmüyorum onca alkış ve tezahürata rağmen. Zira kendisini bilen, önce kendisine saygı duyan herkes sağlık çalışanlarını da seviyor-sayıyordu ve hala öyleler. Tam tersi bu konu gündeme geldiğinde fazladan üzülüyor, açıklama yapmak ihtiyacı duyuyorlar ve bu da beni çok üzüyor. Öte yandan ihtiyaç duyduğu zaman ihtiyacı kadar saygı gösteren bir kesim vardı. Onların bir kısmı samimi olmayan dönüşler yaptı ki bu hiçbirimiz için bir anlam ifade etmiyor. Son grup ise bilim, akıl, emek ve sınıfsal farklara toptan karşı çıkan cahil ama cehaletinin farkında olmayanlardan oluşuyor. Maalesef yönetsel kademelerdeki pek çok yetkili de bu grupta. Onlar için bir şey değişmedi. Düşünün ki böylesi bir dönemde dahi sağlıkta şiddet yasası meclisten geçemedi.</li>
</ul>
<p>Büyüklerimiz der ki kendin için istemediğini başkaları için de isteme. Bu dönemde ben tüm dünya için daha fazla sevgi, doğaya saygı, sağlık, hoşgörü, adalet ve bolca sağduyu istiyorum. Dilerim herkes başkaları için istediğini kendi yaşamında bolca bulur…</p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yasliyimhakliyim.com/bir-pandeminin-ogrettikleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Evde Kalan Büyüklerimiz Hayatın İçinde Kalabilir mi? Peki Ya Demans Hastaları?</title>
		<link>https://www.yasliyimhakliyim.com/evde-kalan-buyuklerimiz-hayatin-icinde-kalabilir-mi-peki-ya-demans-hastalari/</link>
					<comments>https://www.yasliyimhakliyim.com/evde-kalan-buyuklerimiz-hayatin-icinde-kalabilir-mi-peki-ya-demans-hastalari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Prof Dr. Aynur Özge]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 Apr 2020 23:28:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Alzheimer Hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşlılıkta Bakım]]></category>
		<category><![CDATA[Aktif Yaşlnama]]></category>
		<category><![CDATA[Alzheimer]]></category>
		<category><![CDATA[demans]]></category>
		<category><![CDATA[demans hastalığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yasliyimhakliyim.com/?p=6912</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
		<div id="wd-5e9b8c9d84f63" class="title-wrapper wd-wpb wd-set-mb reset-last-child  wd-rs-5e9b8c9d84f63 wd-title-color-primary wd-title-style-simple text-center  wd-underline-colored">
			
			<div class="liner-continer">
				<h4 class="woodmart-title-container title  wd-font-weight- wd-fontsize-xl" >Evde Kalan Büyüklerimiz Hayatın İçinde Kalabilir mi? Peki Ya Demans Hastaları?<br />
</h4>
							</div>
			
			
			
		</div>
		
		</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p>Bir pandemi gösterdi “soysal izolasyon” kavramını ve önemini herkese. Neydi burada sözü edilen? Bireylerin birbiri ile temas ederek farkında olmadan üzerlerinde taşıdıkları bir diğerine taşımalarını engellemekti. Böylelikle virüsün yayılımı engellenerek sınırlanması, sınırlı alanda bağışıklık yanıtı gelişimi, hasta olan baş edilebilir sayıdaki insanın nitelikli sağlık hizmeti alması ve nihayetinde sorunun en az zayiatla çözülmesi idi beklenen. Nitekim belirli bir oranın üzerinde bağışıklık yanıtı geliştiğinde hayat kademeli olarak normale dönecekti başlangıç senaryosunda. Oysa ki ülkemizde öncelikli olarak 65 yaş üstü kesim için uygulandı bu karar. Bahsi geçen virüsün öncelikli öldürücü olma riski altında oldukları düşünüldüğünde bu çok ta doğru bir karar aslında.</p>
<p>Öte yandan 65 yaş üstü kesim uzayan insan ömrü ve değişen sosyal normlarla birlikte sosyal izolasyonla birlikte “fiziksel ve zihinsel izolasyon” tehlikesi de taşıyor muydu? Ortada bu denli hayati bir tehlike varken pek çok kimse bu detayla ilgilenemedi elbette. İşimiz gereği biz ilgilendik ve bu süreçteki gözlemlerim bana şunları öğretti;</p>
<ul>
<li>Öncelikli olarak insanlar hangi yaşta olursa olsun direkt ya da dolaylı olarak “yaşlı” ya da “düşkün” kelimesini duymak istemiyor.</li>
<li>Evde izole olsalar da bu kesim üretmek, ihtiyaç duyulmak ve hayatın içinde var olmak istiyor. Öncesinde var oldukları, emek verdikleri aileleri, sosyal grupları ve yetkililer tarafından “samimi” bir şekilde aranmak, sorulmak ve saygı görmek istiyorlar.</li>
<li>Yeni çözümler bulmak konusunda düşündüğümüzden daha iyiler. Pek çoğu hemen evde ekmek yapmak, yeni el becerileri üretmek, sosyal dayanışma grupları bulmak gibi üretimlere çoktan geçtiler.</li>
<li>Bir grup hala hizmet sektöründe bil fiil çalışıyor. Eşine, kardeşine, torununa, evladına vb. birine bakıyor fiziken veya ruhen. Bu onun işe yaram duygusunu besleyerek bağışıklık yanıtını güçlendirdiği gibi “bana bir şey olursa?” sorusunun “öteki” şahıstaki etkisi hakkında kendisi için olduğundan daha fazla endişe etmesine vesile oluyor. Ve öteki için de çözümler üretmesi gerekiyor yeni yaşam düzeninde.</li>
<li>Bir grup erken evre demans hastası. Bu kişiler için fiziksel, zihinsel ve sosyal açıdan aktif yaşam hayati önem taşıyor. Tam da bu nedenle akıllı telefonlar veya medya kanalları üzerinden bu yönlerde geliştirici yayınlar yapılması gerekiyor. Bizim derneğin (Mersin Alzheimer Derneği) sosyal medya kanallarından aktif yaşam gruplarımız ilk günden beri yayın yapıyor ve gördüğümüz ilgi, yapılan paylaşımlar olağanüstü. Yani ekilen tohumlar ziyadesiyle güzel biçiliyor toplum tarlasından.</li>
<li>Bir grup ise orta veya ileri evre demans hastası. İşte orada büyük sıkıntılar var. Zira öncesinde hasta veya bire bir bakım veren yakını gün içinde birkaç saat dahi olsa birbirinden ayrılıyordu, şu veya bu yöntemle. Alzheimer derneğinin gündüz bakım merkezi vardı örneğin. Bu hem hastaya hem de yakınına büyük konfor sağlıyordu. Oysaki haftalardır bu insanlar bir evin içinde tıkılıp kaldı. Hasta hastalığı gereği bir türlü anlayamıyor neden evden çıkamadığını? Hastaya bakım veren ise bir yandan işin ağrı yükü ile uğraşırken bir yandan da onarılamayan ruhsal ve bedensel yaraları içinde yeterince derman olamıyor hastasına. Çok bilinmeyenli bir denklem adeta bu durum. Süreç uzarsa bu evlerden birden fazla hasta çıkacak ve pandemi kuralları çerçevesinde derman hayli sınırlı. Uzaktan erişimli hasta yakını desteği atılabilecek en akıllıca adım, kısmen de sağlıksosyal destek ekibi ziyaretleri. Umarım yetkililer bu gerçeği görür ve gerekeni yapar.</li>
</ul>
<p>Evde kalırken, yaşamın içinde kalacağınız günler ve yarınlar dileğiyle…</p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p style="text-align: center;"><strong>Not: Bu Yazı <a href="https://www.aynurozge.com/blog-evde-kalan-buyuklerimiz-hayatin-icinde-kalabilir-mi-peki-ya-demans-hastalari-32">aynurozge.com</a> Sitesinde Yayınlanmaktadır.</strong></p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yasliyimhakliyim.com/evde-kalan-buyuklerimiz-hayatin-icinde-kalabilir-mi-peki-ya-demans-hastalari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Evde Migren Tedavisinin İpuçları</title>
		<link>https://www.yasliyimhakliyim.com/evde-migren-tedavisinin-ipuclari/</link>
					<comments>https://www.yasliyimhakliyim.com/evde-migren-tedavisinin-ipuclari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Prof Dr. Aynur Özge]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 Apr 2020 23:24:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Alzheimer Hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[Hayata Dair]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşlılar Haklıdır]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşlılık]]></category>
		<category><![CDATA[eve migrn tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[migren]]></category>
		<category><![CDATA[migren tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlılıkta bakım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yasliyimhakliyim.com/?p=6909</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
		<div id="wd-5e9b8fb600bc3" class="title-wrapper wd-wpb wd-set-mb reset-last-child  wd-rs-5e9b8fb600bc3 wd-title-color-primary wd-title-style-underlined-2 text-center  wd-underline-colored">
			
			<div class="liner-continer">
				<h4 class="woodmart-title-container title  wd-font-weight- wd-fontsize-xl" >Evde Migren Tedavisinin İpuçları</h4>
							</div>
			
			
			
		</div>
		
		</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p>Nedir migren? Uygun genetik yatkınlığı olan bireylerde uygun çevresel uyaranlar olduğunda yaşanan özgün başağrısı ataklarıdır. Günümüzde başağrısının en sık görülen nedeni olması bir yana 50 yaş altında en sık görülen, bireylerin iş ve güç performanslarını bozan en önemli on hastalık arasındadır. Öte yandan bu yaş grubunda en sık görülen beyin hastalığıdır. Bu nedenledir ki Dünya Sağlık Örgütü ve Dünya Nöroloji Federasyonu 2020 yılının 22 Temmuz günü olan Beyin Günü etkinliklerini Migren’e adamış, aynı zamanda tüm dünyada konuya ait farkındalık etkinlikleri düzenlenmiştir.</p>
<p>Migrenin en önemli tetikleyicileri arasında azalmış egzersiz, bozulan uyku düzeni, değişen beslenme alışkanlığı ve artan stres sayılabilir. Pandemi nedeniyle evde kaldığımız günler bu tetikleyiciler başta olmak üzere değişen çevresel faktörler, azalan hekim ziyaretleri gibi pek çok takviye risk de barındırıyor. O halde evde kalmak zorunda kalan migren hastaları için ne önerebilirim?</p>
<ul>
<li>Migren ataklarını tedavi etmektense önlemeyi tercih edelim. Bu bağlamda biyolojik saati bozmamak, ev içinde yoga vb makul egzersizleri devam ettirmek, bol su tüketmek (günlük kg başı 30 ml), düzenli ve sağlıklı beslenmek, evi sıkça havalandırarak oksijen girişi sağlamak, sosyal medya dahil virüs haberlerini sürekli takip etmemek, ekran başında geçirdiğimiz süreyi kısıtlamak, buna karşın telefonla hoparlörden konuşmak, kitap okumak, el becerisi ile ilgilenmek, uzun zamandır biriken ev işlerini sırayla yaparak kendimizi iyi hissetmek önemli adımlardır.</li>
<li>Migren atakları için hekiminiz size her gün içmeniz gereken koruyucu ilaçlar verdiyse ve normalde yakın zamanda bu tedaviyi kesecek olsanız dahi uzatmak konusunda hekiminiz ile temas kurun.</li>
<li>Ağrı eşiğini yükseltmek için doğal yollardan magnezyum, çinko, kalsiyum gibi takviyeleri hekiminizin bilgisi dahilinde uygun dozda almaya çalışın.</li>
<li>Ağrı geleceğini hissederseniz öncelikli olarak hekiminiz tarafından aksi bir durum belirtilmediği sürece “domperidon veya metoklopramid” gibi “gastrik parezi” önleyici bir ilacı ibuprofen dışı uygun bir analjezikle kombine ederek alın</li>
<li>Buna rağmen ağrınız devam ederse hekiminizin size uygun göreceği ikinci basamak migrene özgü ilaç tedavisini uygulayın.</li>
<li>İlaçları aldıktan sonra loş ışıklı sakin bir ortamda istirahat edin. Zorunlu olmadıkça hareket etmeyin, konuşmayın ve kesinlikle ekrana bakmayın. Geçmiş tecrübelerinize göre alnınıza veya başınıza bir paket donmuş bezelye veya buz jeli ile soğuk uygulamak ta iyi bir yöntem olabilir. Keza varsa bir yakınınızdan boyun, alın ve sırt bölgesine sakin bir masaj da talep edebilirsiniz.</li>
<li>Ağrı geçtiğinde bu deneyiminize ait bilgileri (kaç saat sürdü? Şiddeti nasıldı? Hangi basamaktaki tedavi ile geçti? Vb) ağrı günlüğünüze kaydedin. İlk hekim ziyaretinizde doktorunuza göstererek tedavinizin devamını bu bilgiler doğrultusunda ayarlamaya çalışın.</li>
</ul>
<p>Ağrısız günler dileğiyle…</p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p style="text-align: center;"><strong>Not: Bu Yazı <a href="https://www.aynurozge.com/blog-evde-migren-tedavisinin-ipuclari-34">aynurozge.com</a> Sitesinde Yayınlanmaktadır.</strong></p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yasliyimhakliyim.com/evde-migren-tedavisinin-ipuclari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bu Kadar İlaç Bir İnsana Nasıl İçirilir? Farmakofobi ve Getirdikleri</title>
		<link>https://www.yasliyimhakliyim.com/bu-kadar-ilac-bir-insana-nasil-icirilir-farmakofobi-ve-getirdikleri/</link>
					<comments>https://www.yasliyimhakliyim.com/bu-kadar-ilac-bir-insana-nasil-icirilir-farmakofobi-ve-getirdikleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Prof Dr. Aynur Özge]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 Apr 2020 23:20:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Alzheimer Hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[Yaş Yaşam Yaşlılık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşlılık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşlılıkta Bakım]]></category>
		<category><![CDATA[Alzheimer]]></category>
		<category><![CDATA[coronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[demans hastalığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yasliyimhakliyim.com/?p=6906</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
		<div id="wd-5e9b65bfb6177" class="title-wrapper wd-wpb wd-set-mb reset-last-child  wd-rs-5e9b65bfb6177 wd-title-color-primary wd-title-style-underlined-2 text-center  wd-underline-colored">
			
			<div class="liner-continer">
				<h4 class="woodmart-title-container title  wd-font-weight- wd-fontsize-xl" >Bu Kadar İlaç Bir İnsana Nasıl İçirilir? Farmakofobi ve Getirdikleri</h4>
							</div>
			
			
			
		</div>
		
		</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p><strong>BU KADAR İLAÇ BİR İNSANA NASIL İÇİRİLİR? Farmakofobi ve getirdikleri</strong></p>
<p>Toplumda her sorunu için bir tıbbi ürün (ilaç) tan yardım isteyen bireyler kadar sorunlarını kendi doğal dengeleri içinde çözmeye hedefli, ilaç almaktan hoşlanmayan kişiler de görürüz sıkça.  Oysaki ilki ne kadar takdir edilip ikincisi tenkit edilse de her ikisinin de akıl ve bilim kuralları çerçevesinde makul bir açıklaması olması gerekir geldiğimiz bilimsel gerçekler ışığında.</p>
<p>Türk Dil Kurumu tarafından korku; “Kötülük gelme ihtimali, tehlike, muhatara”, fobi; “Belirli nesneler veya durumlar karşısında duyulan olağan dışı korku, yılgı” olarak tanımlanmıştır. Farmakofobi (pharmacophobia) kelimesinin kökeni “pharmacon”,  eski Yunanca’da “ilaç ve drog” anlamına gelmekte olup; “phobos” korku anlamında kullanılmaktadır. “Farmakofobi”, ilaç kullanımından ve farmakolojik tedavilerden korkma anlamına gelmektedir. Farmakofobi veya diğer bir ifadeyle <strong>“ilaç fobisi”, </strong>hastaların sağlığını yakından etkileyen bir durumdur . İlaç uyuncu ve doğru ilaç kullanımı, özellikle de bizimki gibi geleneksel toplumlarda; tedavinin tam ve zamanında gerçekleşmesi, hastalığın etkilerinin azaltılması, hastalığın nüks etmesinin önlemesi ve ölüm sıklığının düşürülmesi açılarından önemlidir. Kültürel faktörler, ailesel ve bireysel inanç özellikleri, hastalık veya ilaç hakkındaki yaygın inanışlar gibi etkenler hastaların ilaç tedavisi yaklaşımlarını şekillendiren faktörlerdendir (Özer Ö- Şar S. J. Fac. Pharm. Ankara / Ankara Ecz. Fak. Derg., 43(2): 209-219, 2019).</p>
<p>Bir hekim olarak başka bir seçeneğim olduğu sürece ben de ilaç sevmem. Elimden geldiği sürece felci önlemeyi felç hastasını tedavi etmeye üstün tutarım. Bir hastam benim uyarıma kulak verip sigarayı bıraktığında duyduğum mutluluk felç geçirerek acile gelen hastama “trombolitik” yani pıhtı eritici serum uygulatıp açıldığını gördüğümde yaşadığım mutluluktan kat kat üstündür. Öte yandan tıkanmak üzere olan bir damarı elimle açmam söz konusu olmadığı gibi Alzheimer hastalığında beyinde biriken yanlış proteinleri de hastayı amuda kalkar pozisyonda tutarak yok edemem. Örnekler sayfalarca çoğaltılabilir. Yani diyeceğim odur ki, eğer gerekmiyorsa ben dahil hiçbir aklı balında ilacı vermek istemez hastasına. Birçok art niyetli kişinin iddia ettiği gibi her meslekte var olan istatistiksel istisnai durumlar haricinde biz hekimler ilaç firmalarının piyonları da değiliz. İmza tıp reçete yazdığımızda o ilacın tüm yasal sorumluluğunu da almamız gerektiğini biliriz. O halde akılcı ilaç kullanımı için ne yapmalıyız?</p>
<ul>
<li>İlaçlarınızın isimlerinin olduğu bir liste oluşturun ve yanına hangi hekimin verdiğini, ne kadar süre ile ve ne amaçla kullanacağınızı yazın.</li>
<li>Eczanenizden ilaç alırken verilen ilaçları listenizle eşleştirin, kafanıza takılan bir şey varsa eczacınıza ve gerekiyorsa doktorunuza danışın.</li>
<li>Üçten fazla ilacı uzun süreli kullanmanız gerekiyorsa ilaçları haftalık dozlar halinde hazırlayacağınız “hap kutusu” satın alın. İlaç saatleri için cep telefonunuza alarm kurun. Kutuya ilaçları blesterden çıkararak değil kılıfı ile keserek yerleştirin ki nem almasın.</li>
<li>İlaçların bitiş tarihlerinin 3 gün öncesine telefonunuza alarm kurun ki son dakikada sürprizle karşılaşmayın.</li>
<li>Herhangi bir nedenle hekime giderken o sorunla ilgisi olmasa da hali hazırda kullandığınız tüm ilaçları yanınızda götürün ki “ilaç etkileşimi” açısından hekiminiz dikkat etsin.</li>
<li>Herhangi bir yan etki gördüğünüzde hekiminize danışmadan ilacı kesmeyin.</li>
<li>Herhangi bir nedenle ilaca 13 günden fazla ara verip yeniden başlayacağınız zaman hangi dozdan başlayıp ne şekilde eski dozu yakalayacağınızı hekiminize danışın.</li>
<li>Her hangi bir planlı operasyon öncesinde hekiminize kullandığınız tüm ilaçları göstererek operasyondan ne kadar süre öncesinde kesmeniz gerektiğini dikkatlice sorun.</li>
<li>Çok ilaç kullanıyorsunuz diye hekiminizin bilgisi dışında “mide koruyucu” veya “vitamin” dahil masum zannettiğiniz ilaçları kendi kararınızla listeye eklemeyin.</li>
<li>Muhtelif “uzmanlık” sıfatları ile size “doğal” etiketi ile önerilen ilaç dışı tıbbi ürünlerin hemen hepsi sağlık bakanlığı yerine “tarım ve köy işleri bakanlığı” ruhsatı ile üretilir. İronik olan şudur ki öneren kişiler çoğunlukla doktor olmadığı halde bu ürünlerin içindeki kısa “prospektüs” benzeri açıklamada genellikle son cümle olarak “beklenmeyen bir yan etki görüldüğü takdirde doktorunuza başvurun” yazar. Oysaki doktor olarak benim önermediğim bir ürünün sizin karaciğerinizde metabolize olurken, almanız gereken tıbbi ürünlerle etkileşiminden kaynaklanan sorunu neden ben çözüyorum? Ben verdiğim ilaçların her türlü sorumluluğunu alırım doğal olarak ancak bir başkasının ticari faaliyetinin sorumluluğunu neden ben alıyorum? “doğal” da olsa hemen tüm gıdalar aynı karaciğer ve böbrek tarafından işlem görüyor. Buradaki yük ve çakışmalar ise çoğu zaman hayati tehlikeler yaratıyor. İyi düşünelim, bilinçsiz hareket etmeyelim. Böyle bir ürün kullanırsanız mutlaka öncesinde hekiminize bilgi verin.</li>
<li>İlaç listenizin bir kopyasını evde bir yakınınızın kolayca ulaşabileceği bir noktaya yerleştirin ki olası bir acil durumda sizi hastaneye vb götürürken ilaçlarınıza da kolayca erişebilsinler. Hatta aile grubunda veya yakın bir arkadaşınızla listenin bir fotoğrafını paylaşmak ta akılcı olabilir.</li>
</ul>
<p>Dermansız dertleriniz olmasın ve sağlıkla kalın.</p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p style="text-align: center;"><strong>Not: Bu Yazı <a href="https://www.aynurozge.com/blog-bu-kadar-ilac-bir-insana-nasil-icirilir-farmakofobi-ve-getirdikleri-35">aynurozge.com</a> Sitesinde Yayınlanmaktadır.</strong></p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yasliyimhakliyim.com/bu-kadar-ilac-bir-insana-nasil-icirilir-farmakofobi-ve-getirdikleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Covid-19 Enfeksiyonunun Nörolojik Etkileri</title>
		<link>https://www.yasliyimhakliyim.com/covid-19-enfeksiyonunun-norolojik-etkileri/</link>
					<comments>https://www.yasliyimhakliyim.com/covid-19-enfeksiyonunun-norolojik-etkileri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Prof Dr. Aynur Özge]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 Apr 2020 20:38:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Alzheimer Hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşlı Nüfus]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşlılıkta Bakım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yasliyimhakliyim.com/?p=6903</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
		<div id="wd-5e9b5b460e67d" class="title-wrapper wd-wpb wd-set-mb reset-last-child  wd-rs-5e9b5b460e67d wd-title-color-primary wd-title-style-underlined-2 text-center  wd-underline-colored">
			
			<div class="liner-continer">
				<h4 class="woodmart-title-container title  wd-font-weight- wd-fontsize-xl" >Covid-19 Enfeksiyonunun Nörolojik Etkileri<br />
</h4>
							</div>
			
			
			
		</div>
		
		</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p>SARS-COV-2 olarak bilinen Corona virus ailesinden bir virüs olan COVID-19 olarak isimlendirilen viral bir ajanın sebep olduğu enfeksiyonlar son 4 ayda herkesin gündeminde. Bu enfeksiyonlar ile ilgili olarak gelen bilgiler birçok olgunun şikâyet oluşturmaksızın bağışıklık kazandığı, buna karşın özellikle vücut direnci düşük olan (yaşlı, hipertansif, BCG aşısı yaptırmamış, diyabetik, kanser gibi ikinci organ hastalığı olan, vb) kişilerde basit bir grip belirtilerinden solunum cihazı desteği gerektiren ARDS (severe acute respiratory syndrome) ye kadar uzanan geniş bir spektrumda kişileri mağdur ettiğini gösterdi.</p>
<p>Wuhan verileri gösterdi ki hastalardaki belirtiler şu sıklık sırasıyla ortaya çıkıyor; ateş (%83-99), kuru öksürük (%59.4-82), solunum yetmezliği (%55) ve bunların yarıdan fazlası yoğun bakımda hızla kötüleşerek kaybediliyorlar. Virusun bağışıklık yanıtı ile ilgili hücrelere ACE-2 kapısından girmesi bu kapıyı kullanan tansiyon ilacı kullanan kişilerin neden fazlaca hedef olduğunu açıkladı. Keza solunum hücrelerine girerken kullandığı DPP4 kapısı da neden gripteki gibi burun akıntısı, sinüzit vb belirtiler yerine öncelikle alt solunum yolları (zatüre), ince barsak, karaciğer gibi organların etkilendiğini açıkladı. Bununla birlikte cevap aradığımız önemli bir soru bahsi geçen kapılar pek de sık bulunmasa da sinir sistemi ve beynimiz gibi yapıların neden ve ne şekilde hedef alındığıdır (<a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/?term=Li%20YC%5BAuthor%5D&amp;cauthor=true&amp;cauthor_uid=32104915">Li YC</a>, <a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/?term=Bai%20WZ%5BAuthor%5D&amp;cauthor=true&amp;cauthor_uid=32104915">Bai WZ</a>, <a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/?term=Hashikawa%20T%5BAuthor%5D&amp;cauthor=true&amp;cauthor_uid=32104915">Hashikawa T</a>, <a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/?term=COVID+and+neurologic">J Med Virol.</a> 2020 Feb 27).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bazı hastalarda başlangıç belirtisi başağrısı, bulantı, kusma şeklinde olmuştur. Bu belirtilere çok yüksek olmayan ateş veya kuru öksürük eşlik ettiğinde teşhis nispeten kolay olsa da solunum belirtileri olmayan veya ateş yüksekliği olmayan durumlarda teşhis geç ve güç olmuştur. Buradaki temel soru virüsün gerçekte sinir sistemini hedef alıp almadığıdır. Bu noktada tesadüfen yanlış adrese giden bir posta ile gerçekten haneye girmeye çalışan davetsiz misafirin durumu farklı olacaktır.</p>
<p>Bu noktada yapılan hayvan deneyleri virüsün beyine solunum yollarındaki sinir uçlarından tırmanarak çıkmaya teşebbüs ettiği, bu nedenle de alt kraniyal sinirler ve beyin sapı adı verilen beynimiz ile vücudumuzdan gelen sinir uçlarının buluşma noktasının öncelikle ve en sık yerleşim hedefi olduğunu göstermiştir. Bir adım daha ileri gidersek solunum sisteminin bu kadar erken iflas etmesinde beyinden çıkıp solunum organlarına giden sinir sistemi kablolarının erken dönemde infilak ettirilmesinin rol oynadığını düşündüren delillere sahibiz.</p>
<p>Nitekim yakın zamanda Japonya’dan bahsi geçen virüse bağlı beyin iltihabı bildirilen 24 yaşındaki kadın hastada saptanan beyin lezyonları yukarıda bahsettiğimiz giriş noktalarını destekler özelliktedir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kaynak: <a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/?term=Moriguchi%20T%5BAuthor%5D&amp;cauthor=true&amp;cauthor_uid=32251791">Moriguchi T</a> et al. A first Case of Meningitis/Encephalitis associated with SARS-Coronavirus-2.<a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/?term=encephalitis+and+CoV-2">Int J Infect Dis.</a> 2020 Apr 3. pii: S1201-9712(20)30195-8.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>O halde aksi belirtilmedikçe virüsün tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de egemenlik kazanmaya çalıştığı şu günlerde sıra dışı başağrısı, görme bozukluğu, yutma güçlüğü, nefes darlığı durumlarında hastaneye başvuracağız. Bunun dışında ise eski şikâyetlerimize benzer her durumu evde çözmeye veya hekimimize yazılı veya telefonla ulaşarak yardım istemeye çalışacağız. Böylelikle en kısa zamanda hepimiz fabrika ayarlarımıza dönelim dilerim eksilmeden….</p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p style="text-align: center;"><strong>Not: Bu Yazı <a href="https://www.aynurozge.com/blog-covid-19-enfeksiyonunun-norolojik-etkileri-36">aynurozge.com</a> Sitesinde Yayınlanmaktadır.</strong></p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yasliyimhakliyim.com/covid-19-enfeksiyonunun-norolojik-etkileri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
