<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sosyal Hizmetler &#8211; Yaşlıyım Haklıyım</title>
	<atom:link href="https://www.yasliyimhakliyim.com/category/sosyal-hizmetler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yasliyimhakliyim.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sat, 13 Feb 2021 19:03:21 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.1</generator>
	<item>
		<title>Devlet huzurevlerini unuttu: Çalışanlar ve yaşlılar risk altında</title>
		<link>https://www.yasliyimhakliyim.com/devlet-huzurevlerini-unuttu-calisanlar-ve-yaslilar-risk-altinda/</link>
					<comments>https://www.yasliyimhakliyim.com/devlet-huzurevlerini-unuttu-calisanlar-ve-yaslilar-risk-altinda/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[alıntıdır]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Apr 2020 18:29:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aktif Yaşlanma]]></category>
		<category><![CDATA[Basında Yaşlılık]]></category>
		<category><![CDATA[Fiziki Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Hizmetler]]></category>
		<category><![CDATA[Yaş Yaşam Yaşlılık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşlılıkta Bakım]]></category>
		<category><![CDATA[coronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[Hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[Huzurevi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yasliyimhakliyim.com/?p=6962</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">			<link rel="stylesheet" id="wd-section-title-style-under-and-over-css" href="https://www.yasliyimhakliyim.com/wp-content/themes/woodmart/css/parts/el-section-title-style-under-and-over.min.css?ver=8.4.0" type="text/css" media="all" /> 			
		<div id="wd-5ea32f0cdc146" class="title-wrapper wd-wpb wd-set-mb reset-last-child  wd-rs-5ea32f0cdc146 wd-title-color-primary wd-title-style-underlined-2 text-center  wd-underline-colored">
			
			<div class="liner-continer">
				<h4 class="woodmart-title-container title  wd-font-weight- wd-fontsize-xl" >Devlet huzurevlerini unuttu: Çalışanlar ve yaşlılar risk altında</h4>
							</div>
			
			
			
		</div>
		
		</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p class="story-bodyintroduction">Ne çalışan personel ne de yaşlılar için yeterli önlem alındı.</p>
<div class="article-body-container">
<hr />
<p><strong>Melike CEYHAN</strong></p>
<hr />
<p>Koronavirüs salgınında en az konuşulan kurumlardan biri huzurevleri oldu. Ülke genelinde Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bağlı 400’den fazla huzurevi bulunuyor. Kamu, özel ve diğer resmi kurumlar olmak üzere 30 binden fazla yaşlı, huzurevlerinde kalıyor. Koronavirüs vakaları ve ölümlerin artmasıyla birlikte alınan tedbirler kapsamında huzurevlerinde yalnızca yaşlı ziyaretleri yasaklandı. Ne çalışan personel ne de yaşlılar için yeterli önlem alındı. Birçok yaşlı salgından bile haberdar değilken personeller ise risk altında çalışmaya devam ediyor.<br />
İsminin açıklanmasını istemeyen bir Sosyal Hizmet uzmanı, iki yıldır çalıştığı özel yaşlı bakım merkezinden bir hafta önce istifa ettirildi.</p>
<p>Koronavirüs vakaları görülmeye başlandığında önlemlerin alınmasını kurum sahibine söylediğini belirten bakım merkezi çalışanı, yaşadığı süreci şöyle anlattı:</p>
<p>“Ne bir maske ne bir dezenfektan. Hiçbir şey alınmıyor. Çocuğu olan bir hemşire vardı beraber çalıştığımız. Vakalar artınca rapor almak istedi. Kurum sahibi hemşireyi ‘eğer rapor alırsan atılırsın’ diyerek tehdit etti.  Hemşire mecburen işe gelmeye devam etti. Yurt dışı bağlantılı bir personel zorla çalıştırıldı. Kronik rahatsızlığı olan ve yaşlı çalışanlar dahil hepimiz evden gidip geliyorduk. Tabi bu hem bizim için hem yaşlılar için büyük risk demekti. Bakım personelleri daha sonra sabitlendi.  10 gün kurumdan hiç çıkmadan çalışmak zorunda kaldılar. Kimseye  ekstra bir ücret ya da herhangi bir şey verilmiyor tabi.”</p>
<p><strong>‘İŞVEREN İÇİN YAŞLI SADECE PARA DEMEK’</strong></p>
<p>Bakım merkezinde 20 kişinin olduğu bilgisini veren sosyal hizmet uzmanı, birçok yaşlının alzheimer hastası olduğu için salgından haberdar olmadığını belirtti. Yaşlılar arasında şüpheli vakaların görüldüğü hatırlatarak, “Kurumda hastalanan bir yaşlı, hastaneye gönderildiğinde tekrar alınıyor. Hastaneden geldiği için risk yaratıyor. Karantina filan uygulanmıyor. Kurum sahibi için ‘yaşlı’ sadece para demek. Bu yüzden karantinaymış, riskmiş  önemsemiyor.  Bir buçuk ay önce bize yaptığı zammı bile salgın başlayınca geri aldı. ‘Koronadan dolayı giderleri en asgariye çekmek zorundayım’ dedi. Anlamaya çalıştık. Kabul ettik.  Ama daha sonra yaşlı yakınlarından ekstra para toplamaya başladı. Gerekçe olarak da ‘kurumda bu süreçte kimse çalışmak istemiyor. Çalışanları zor tutuyorum. Bu yüzden onlara prim veriyorum’ dedi.  Kimseye prim vermedi tabi. Kötü niyet vardı” diye konuştu.</p>
<p><strong>‘KAMERALARI KAPATTI, YAŞLI YAKINLARINA  BOZUK DEDİRTTİ..’</strong></p>
<p>İşverenin salgınla birlikte kurum içinde sıkıyönetim kuralları getirdiğini ifade eden yaşlı bakım merkezi çalışanı, şöyle  konuştu: “Yaşlı yakınlarının onları izleyebildiği kameralar var. ‘Herkes evde olduğu için sürekli bizi izlerler’ diyerek tüm kameraları kapattı. Yaşlı yakınlarına da ‘bozuk’ dersiniz dedi.  Çalışma ortamı giderek daha katı bir hal aldı. Yaşlı bakım merkezleri 24 saat çalışmak zorunda olan kurumlar. Home ofice yapamazsın. Çalışma saatlerini azaltamazsın. Zaten sürekli olarak vaka ve ölüm haberleri duyuyoruz. Bir de işverenin artan baskısı personellerin motivasyonunu düşürüyor. Devlet ise hep resmi yazı gönderiyor tedbirlere dayalı fakat hiç somut bir destek sağlamıyor.”</p>
<p>Gerekli tedbirlerin erkenden alınmadığını, baskının ise sürekli arttığını söyleyen sosyal hizmet uzmanı, istifa sürecini ise şu sözlerle anlattı:</p>
<p>“Haftada bir gün kullandığım kurumun telefonu bozulmuş. Bunun için aradılar. İzin günümdü. Tamir için 100 TL para istediler. Ben de ‘parayı vermem’ dedim. Yaşlı yakınlarıyla konuşuyordum.  iki gün evvel de sağlam teslim etmiştim.  Bir patronun çalışanından kişisel olarak kullanmadığı bir şey bozuldu diye para istemesi de tuhaf geldi.  Zaten salgınla konuşmalarımdan sonra beni gözden çıkarmıştı. Üzerine bunun için tartışınca ‘istifa et istifa et’ diye bağırdı. Ben de gidip istifamı verdim. Sonrasında ‘işi bırakıp kaçtı’ diye tutanak hazırlamış. Personellere  imzalatmaya çalışmış. Onlar da imza vermemişler.  Bir insanın para kazanma kaygısını anlayabiliyorum ama para kazanma hırsının insan hayatının önüne geçebilmesini asla anlamayacağım.”</p>
<p>“Sosyal hizmet uzmanıyım. Mesleğin etik kurallarına ters bir şey yapamayız. Ama özel kurumda çalıştığında patronun isteğini yapmak zorunda bırakılıyorsun.  Ailemden uzakta yalnız yaşıyorum. Şimdi işsiz kaldım. Ama kendimi güçsüz hissetmiyorum. Çünkü ben doğruyu yaptım. Biraz dinlenip yeni bir iş arayışına gireceğim.”</p>
</div>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p style="text-align: center;"><strong>Not: Bu Yazı <a href="https://artigercek.com/haberler/devlet-huzurevlerini-unuttu-calisanlar-ve-yaslilar-risk-altinda">artigercek.com</a> Sitesinde Yayınlanmaktadır.</strong></p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yasliyimhakliyim.com/devlet-huzurevlerini-unuttu-calisanlar-ve-yaslilar-risk-altinda/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sosyal hizmet eksikliği, toplumsal sorunlar doğuruyor</title>
		<link>https://www.yasliyimhakliyim.com/sosyal-hizmet-eksikligi-toplumsal-sorunlar-doguruyor/</link>
					<comments>https://www.yasliyimhakliyim.com/sosyal-hizmet-eksikligi-toplumsal-sorunlar-doguruyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[alıntıdır]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Apr 2020 18:23:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basında Yaşlılık]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Hizmetler]]></category>
		<category><![CDATA[coronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[Emeklilik]]></category>
		<category><![CDATA[Fiziki Çevre]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yasliyimhakliyim.com/?p=6959</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
		<div id="wd-5ea32e06146ab" class="title-wrapper wd-wpb wd-set-mb reset-last-child  wd-rs-5ea32e06146ab wd-title-color-primary wd-title-style-underlined-2 text-center  wd-underline-colored">
			
			<div class="liner-continer">
				<h4 class="woodmart-title-container title  wd-font-weight- wd-fontsize-xl" >Sosyal hizmet eksikliği, toplumsal sorunlar doğuruyor</h4>
							</div>
			
			
			
		</div>
		
		</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p>Sosyal Hizmet Uzmanı Barış Başel, ülkede sosyal hizmet politikalarının göz ardı edilmesi nedeniyle, toplumun şiddet ve bağımlılık başta olmak üzere çeşitli sorunlarla karşı karşıya kaldığını söyledi:</p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p>“SORUNLAR ORTAYA ÇIKMADAN BİLİNÇ YARATILABİLİR”… Sosyal hizmetin bir insan hakkı olduğuna işaret eden Başel, “Sosyal hizmetlerin gelişmişliği çağdaş, refah seviyesi yüksek ve sosyal devletin gelişmişliğinin göstergesidir” dedi. Başel, ülkede görülen sorunların sosyal hizmetlerin eksikliğinden kaynaklandığına dikkat çekerek, bu nedenle ülkede çeşitli suçların ortaya çıktığını kaydetti. Sosyal hizmet sisteminin, şiddet ve bağımlılık sorunları ortaya çıkmadan bilinç yaratabileceğini ifade eden Başel, şiddeti ve bağımlılığı önleme programlarının düzenlenmesiyle bu sorunları en aza indirecek desteklerin verilebileceğini kaydetti. “NEFES ALIP VEREN HER İNSANDAN SORUMLU BİR ALAN”… Toplumun çoğunluğunun sadece çocuklara ve yaşlı kimselere hizmet sunan bir meslek olarak gördüğü sosyal hizmet mesleğinin bilinenin aksine nefes alıp veren tüm insanlardan sorumlu bir alan olduğunu belirten Başel, ancak ne yazık ki ülkemizde bir insan hakkı olmasına rağmen sosyal politikaların uygulanmadığını vurguladı. Başel, Sosyal hizmet politikalarının ülke açısından büyük önem arz ettiğini ve yaşanan toplumsal sorunların sosyal hizmet politikalarının eksikliği nedeniyle ortaya çıktığını belirterek, ülkede sosyal hizmet mesleği kadar ayaklar altına alınmış başka bir mesleğin bulunmadığını savundu. Ahmet UÇAR    Sosyal Hizmet Uzmanı Barış Başel, ülkede sosyal hizmet politikalarının göz ardı edilmesi nedeniyle, toplumun şiddet ve bağımlılık başta olmak üzere çeşitli sorunlarla karşı karşıya kaldığını savundu.    Barış Başel, sosyal hizmetleri sadece çocuklara ve yaşlılara hizmet sunan bir alan olarak gören bakış açısının değiştirilmesi gerektiğini söyleyerek, sosyal hizmetlerin nefes alıp veren herkesten sorumlu olduğunu belirtti.    Sosyal hizmetin bir insan hakkı olduğuna işaret eden Başel, “Sosyal hizmetlerin gelişmişliği çağdaş, refah seviyesi yüksek ve sosyal devletin gelişmişliğinin göstergesidir” dedi.    Başel, ülkede ortaya çıkan sorunların sosyal hizmetlerin eksikliğinden kaynaklandığına dikkat çekerek, bu nedenle ülkede çeşitli suçların ortaya çıktığını kaydetti.    Sosyal hizmet sisteminin şiddet ve bağımlılık sorunları ortaya çıkmadan bilinç yaratabileceğini ifade eden Başel, şiddeti ve bağımlılığı önleme programlarının düzenlenmesiyle bu sorunları en aza indirecek desteklerin verilebileceğini kaydetti.    Başel, sosyal hizmet desteğiyle gençlerin potansiyellerini geliştirebileceği yaklaşımların hayata geçirilebileceğini belirterek, gençler arasında sorunlar ortaya çıkmadan bu sorunlara karşı önlem alınabileceğini söyledi.    Tüm bu önlemlere rağmen yine birilerinin mağdur olabileceğini kaydeden Başel, bu noktada ise mağdurları koruyacak ve iyileştirecek sistemin uygulanabileceğini söyledi.    Başel, tüm bu unsurlar göz önüne alındığında toplumun sağlıklı bir yaşam sürebilmesi adına sosyal politikaların olmazsa olmaz olduğunu vurgulayarak, “Bu politikalar şimdiye kadar uygulanmış olsaydı toplum bu sorunları yaşamazdı” dedi. “Yöneticiler sosyal hizmet alanını göz ardı ediyor”    Sosyal politikaların ve buna paralel olarak sosyal hizmetlerin önemine rağmen yöneticilerde bu yönde hiçbir ışık görmediğine dikkat çeken Başel, bu alanın varlığının göz ardı edildiğini dile getirdi.    Teknoloji bağımlılığının, şiddet kültürünün yükselişte olduğu bir dönemde sosyal politikalarının büyük bir önem arz ettiğini belirten Başel, bu politikaların hayata geçirilmesini ve toplum mühendisliğinin geliştirilmesi gerektiğini vurguladı.    Başel, “Kaç sosyal hizmet kurumu, çocuk yuvası, kadın sığınma evi var? Çocuk yuvalarının kriterleri ise uygun değil çünkü yaş ayrımı yapılmadığı için küçük yaştaki çocuklarla büyük yaştaki çocuklar bir arada yaşıyor. Devlet sorumluluklarını farklı alanlardaki sivil toplum örgütlerine devrediyor.    Devlet, yaşlılar için her yıl düzenlenen yaşlılar haftası kapsamında bile bütçe ayırmıyor. Gönüllü işletmelerde bir gezi ve yemek listesi oluşturabiliyor. Yaşlı ya da diğer dezavantajlı vatandaşların kapısı çalınmıyor, fakat her yıl sorunları olan bu insanların devletin ayağına ofislere gelmesi bekleniyor ya da maaşları kesiliyor.    Özellikle salgın tehdidi ile hizmetlere ulaşamayan bu insanların durumunu değerlendirecek ve aksaklıkları giderecek bir ekip bile hâlâ oluşturulmamıştır” şeklinde konuştu. “Sosyal hizmet masa başı bir meslek değil”    Başel, üniversitelerdeki sosyal hizmet bölümleri üzerine de konuşarak, bu bölümlerde öğrenim gören öğrencilerin teorik bilgileri uygulayabileceği şartların hazırlanması gerektiğini kaydetti.    Sosyal hizmetlerin sadece masa başı bir meslek olmadığına işaret eden Başel, “Sosyal hizmet alanında görev yapanlar sorunları olan kişileri bulurlar, farkındalık yaratırlar, değişim ve dönüşüm yaratırlar yani insanlara ihtiyaç duydukları hizmetleri sunarlar” diye konuştu. “Sosyal hizmet, politik bir meslek”    Sosyal Hizmet Uzmanı Barış Başel, sosyal hizmet mesleğinin politik bir meslek olduğuna dikkat çekerek, sosyal politika denilen yapılanmanın insan haklarını ve onurunu temel alan bir kavram olduğunu kaydetti.    Başel, sosyal hizmetin temelde insan hakları özelde ise bireysel haklar açısından çağdaş hukuk ve sosyal refah devletinin gereği olarak makro (okul, iş yeri, toplum), mezzo (aile, akranlar, arkadaşlar) ve mikro (bireyin biyolojik, psikolojik, soysal, manevi benliği) düzeyde sosyal politikaların uygulama anahtarı bir meslek olduğunu kaydetti.    Toplumdaki her bireyin hayatının bir evresinde mutlaka sosyal hizmetlere gereksinim duyabileceğini ifade eden Başel, bu nedenle sosyal hizmetin insanın fiziksel, psikolojik ve sosyal olmak üzere tüm ihtiyaçlarının karşılanmasını temeline alan bir insan hakkı olduğuna vurgu yaptı. “Yöneticiler sadece ekonomiyi düşünüyor”    Barış Başel, makro, mezzo ve mikro düzeydeki çağdaş sosyal hizmet politikaları ile dezavantajlı grupların sağlıklı ve güvende olmasını sağladığına ve yaşam kalitelerini geliştirdiğine işaret ederek, genelde ekonomik gelişmenin hedeflendiğini bildirdi.    Ekonomik hedeflere ulaşılırken bu dönüşüme paralel olarak gelişebilecek sorunlara yönelik sosyal kalkınmanın da planlanması gerektiğine dikkat çeken Başel, ancak yöneticilerin sosyal politika kavramının önemini hâlâ kavrayamadığını ve ağırlıklı olarak ekonomik hedefler üzerinde durduğunu savundu.    Başel, sosyal hizmet desteğinin olmadığı durumda iyi düzeyde olan bir ekonominin de pek bir şey ifade etmeyeceğine işaret ederek, yöneticilerin de gereken sosyal politikaları hayata geçirmediğini belirtti.    Sosyal hizmetlerin istenilen durumda olmaması nedeniyle ülkede ciddi sorunların ve risklerin ortaya çıktığına dikkat çeken Başel, bir ülke için önemli olan tek unsurun ekonomi olmadığını ifade etti. “Çok kültürlü sosyal hizmet politikaları uygulanmalı”       Başel, toplumun sağlıklı döngüsünün korunması, sosyal risklerden etkilenmemesi, sorun olması durumunda ise rahat nefes alabilmesi için çağdaş, sosyal, refah ve hukuk devleti olmanın birincil gereğinin kapsamlı bir sosyal politika olduğuna vurgu yaptı.    KKTC’nin çok kültürlü bir yer olduğuna dikkat çeken Başel, ülkede yüzden fazla ülkeden gelen farklı kültürlere sahip öğrencinin ve çalışanın mevcut olduğunu anımsattı.    Başel, ötekileştirici, ırkçı yaklaşımları ortadan kaldıracak herkesin eşit olduğu bir sistemin yaratılması gerektiğini dile getirerek, çok kültürlü sosyal hizmet politikalarının uygulanması gerektiğini kaydetti.    Lefkoşa Türk Belediyesi’nin sosyal politika şemsiyesini bölgesel olarak oluşturduğunu anlatan Başel, çocuk, yaşlı, genç, özel gereksinimli, kadın, LGBTQİ ve tüylü dostlar için hizmet modelleri geliştirdiğini söyledi.    Başel, “Bunu pilot olarak kabul edersek aslında bu girişimler tüm ülke için de gerçekleştirilebilir, bunlar hayal değil” şeklinde konuştu.    Lefkoşa Türk Belediyesi’nin sosyal politika girişimlerinin ayrıca ülke adına bir devrim niteliğinde olduğuna işaret eden Başel, devletin kadınlara ve engelli bireylere yönelik girişimlerinin olmadığını, ancak belediyenin bu yönde adımlar attığını vurguladı.    Başel, ülkedeki farklı kesimleri, dilimlere ayrılmış, değişik renklerde olan ve her renkte kadın, çocuk, yaşlı gibi kesimlerin bulunduğu bir güneş şemsiyesine benzeterek, sosyal hizmetlerin tüm kesimlere bu çerçevede hizmet sunması gerektiğini söyledi. “Hiçbir meslek bu kadar ayaklar altına alınmadı”       Sosyal hizmetlerin önemli bir alan olduğunu dile getiren Başel, sosyal hizmet görevine ise sadece ilgili bölümlerden mezun olan kişilerin getirilmesi gerektiğini ifade etti.    Başel, ülkeyi yönetenlerin, eski Kıbrıs Türk Hava Yolları çalışanlarını işsiz kalmamaları için mezun olduğu bölüme bakmadan sosyal hizmet görevine getirdiğine işaret ederek, çalışanların emeğine ve çabasına saygı duyduğunu ancak bunun kabul edilemez bir yaklaşım olduğunu söyledi.    Ülkede, sosyal hizmetlerden başka hiçbir mesleğin alan dışı atamalar söz konusu olduğunda bu kadar ayaklar altına alınmadığını savunan Başel, sosyal hizmet alanına dair bir kelime ve kavram bilmeyen kişilerin bile bu alanlarda görev ve yöneticilik yaptığını kaydetti.</p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p style="text-align: center;"><strong>Not: Bu Yazı <a href="https://www.kibrisgazetesi.com/kibris/sosyal-hizmet-eksikligi-toplumsal-sorunlar-doguruyor-h87787.html">kibrisgazetesi.com</a> Sitesinde Yayınlanmaktadır.</strong></p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yasliyimhakliyim.com/sosyal-hizmet-eksikligi-toplumsal-sorunlar-doguruyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Örgüleriyle Gönülleri Isıttılar</title>
		<link>https://www.yasliyimhakliyim.com/orguleriyle-gonulleri-isittilar/</link>
					<comments>https://www.yasliyimhakliyim.com/orguleriyle-gonulleri-isittilar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[alıntıdır]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Feb 2020 22:56:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basında Yaşlılık]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Hizmetler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yasliyimhakliyim.com/?p=6040</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
		<div id="wd-5e5453ea8372a" class="title-wrapper wd-wpb wd-set-mb reset-last-child  wd-rs-5e5453ea8372a wd-title-color-primary wd-title-style-underlined-2 text-center  wd-underline-colored">
			
			<div class="liner-continer">
				<h4 class="woodmart-title-container title  wd-font-weight- wd-fontsize-xl" >Örgüleriyle Gönülleri Isıttılar</h4>
							</div>
			
			
			
		</div>
		
		</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div  class="wpb_single_image wpb_content_element vc_align_center">
		
		<figure class="wpb_wrapper vc_figure">
			<a class="" data-lightbox="lightbox[rel-6040-2253694502]" href="https://www.yasliyimhakliyim.com/wp-content/uploads/2020/02/93952953_1.jpg" target="_self" class="vc_single_image-wrapper   vc_box_border_grey"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="1000" height="443" src="https://www.yasliyimhakliyim.com/wp-content/uploads/2020/02/93952953_1.jpg" class="vc_single_image-img attachment-full" alt="" srcset="https://www.yasliyimhakliyim.com/wp-content/uploads/2020/02/93952953_1.jpg 1000w, https://www.yasliyimhakliyim.com/wp-content/uploads/2020/02/93952953_1-300x133.jpg 300w, https://www.yasliyimhakliyim.com/wp-content/uploads/2020/02/93952953_1-768x340.jpg 768w" sizes="(max-width: 1000px) 100vw, 1000px" /></a>
		</figure>
	</div>
</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p>Not: Bu Yazı Aliağa Ekspres  Gazetesinde 20.02.2020 tarihinde 9. sayfasında yayınlanmaktadır.</p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yasliyimhakliyim.com/orguleriyle-gonulleri-isittilar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Evlat Edinilen Çocuğun, Bunu Bilme Hakkı Var</title>
		<link>https://www.yasliyimhakliyim.com/evlat-edinilen-cocugun-bunu-bilme-hakki-var/</link>
					<comments>https://www.yasliyimhakliyim.com/evlat-edinilen-cocugun-bunu-bilme-hakki-var/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şadiye Dönümcü]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 Nov 2019 03:35:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sosyal Hizmetler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yasliyimhakliyim.com/?p=4516</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
		<div id="wd-5dc0eda9df23e" class="title-wrapper wd-wpb wd-set-mb reset-last-child  wd-rs-5dc0eda9df23e wd-title-color-primary wd-title-style-underlined-2 text-center  wd-underline-colored">
			
			<div class="liner-continer">
				<h4 class="woodmart-title-container title  wd-font-weight- wd-fontsize-xl" >Evlat Edinilen Çocuğun, Bunu Bilme Hakkı Var</h4>
							</div>
			
			
			
		</div>
		
		</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p>Bir hafta sonra 6 yaş doğum gününü kutlayacak olan <strong>Tavşan Kıtır</strong>, annesine bebeklerin nasıl dünyaya geldiğini sorunca, anne tavşan “<em>Yarın seninle geziye çıkacağız. Ardından merak ettiğin soruların yanıtlayacağım.</em>“ demiş.</p>
<p>Sabahleyin anne ve babası, Kıtır’ı bahçesinde iki katlı evlerin ve oyun parkı olan bir siteye götürmüş. Parkta bir sürü çocuğun oynadığını gören Kıtır, önce şaşırmış sonra onlarla arkadaş olup oynamış. Yorulunca da anne babasının yanına gitmiş.</p>
<p><strong>   Kıtır</strong>: <em>Burada bir sürü çocuk var, parkı da çok güzel. Yine gelelim.</em></p>
<p><strong><em>   Anne Tavşan</em></strong><em>: </em>Burası çocuklara özel bir site, çocuk yuvası. Burada onları dünyaya getiren anne babalarının yanında kalamayan çocuklar yaşıyor.</p>
<p><strong>   Baba Tavşan</strong>: <em>Bazen anne babalar çocuklarını çok sevdiği halde, bazı nedenlerle onlara bakamayabilirler. O zaman bu çocuklar daha iyi yetişebilmeleri için çocuk yuvasına alınır. Bu evlerde yaşar, okula gider gelir, görevliler okullarıyla, hastalıklarıyla, yemekleriyle ilgilenir.</em></p>
<p><strong><em>   Anne Tavşan</em></strong><em>: Buradaki çocuklardan bazıları evlat edinilebilir. Bir aile gelip onlardan birinin anne babası olur, alıp evlerine görür ve bir aile olurlar. Hani sen merak edip soruyordun ya; seni nasıl dünyaya getirdiğimi. Bütün bebekler annelerinin karnında büyüyüp dünyaya gelirler. Ama ben karnımda bir bebek büyütemedim. Bir bebeğim olsun çok istedim. Ben de seni evlat edindim. Baban ve ben seni bir bebek evlat edinmek için çocuk yuvasına geldik. Burada seni görür görmez çok sevdik. Sen de bize gülümsedin. Seninle bir aile olmak istedik. Sen bizim kalbimde büyüdün. Senin gibi bir oğlum olduğu için çok mutluyum.</em></p>
<p><em>* * * * *</em></p>
<p><em>Yukarıdaki –özet- alıntıyı,  <strong>Sosyal Hizmet Uzmanı Özgür Akçaöz Düven’</strong>in yazdığı “<strong>Kıtır’ın Evlat Edinilme Öyküsü” </strong>adlı kitaptan yaptım.</em></p>
<p>Sosyal hizmet alanlarından biri; Çocuk Refahı. “<strong>Evlât Edin(</strong>il<strong>)me</strong>” de &#8220;Koruyucu Aile&#8221; gibi, bu alanın alt alanlarından biri. S<em>osyal hizmet uzmanı olarak, sahada çalıştığım yıllarda bu alt alan en yüksek mesleki doyum sağladığım alan oldu.</em></p>
<p><em>Evlat edinme başvurusuyla başlayan ve mahkemece verilen </em>evlât edinme kararı sonrası Nüfus Müdürlüğü&#8217;ne yapılan başvuru ile sonuçlanan süreçte, başvuru esnasında devreye giren ve mahkeme aşamasında çocuğun kayyumu olarak atanan sosyal hizmet uzmanlarının en hassas olduğu noktalardan biridir; çocuğa evlat edinildiğini aile tarafından –<em>ilgili dönemde</em>&#8211; açıklanması konusu.</p>
<p>Süreçte bilgilendirici ve yol gösterici olan sosyal hizmet uzmanları bu anlamda evlat edinen ailesinin yaşamında çok kıymetli bir rol oynar. Bu anlamda Sosyal Hizmet Uzmanı olan meslektaşımın bu kitapla vücut bulan emeğini çok kıymetli bulduğumu ifade etmeliyim.</p>
<p>* * * * *</p>
<p><strong>Yazar Düven</strong>,<em> annesinin karnında değil yüreğinde büyüttüğü <strong>Tavşan Kıtır</strong>’ın evlat edinilme öyküsünü yazdığı kitabın giriş bölümünde -uzun zaman isteyip de anne baba olamayınca evlat sahibi olmak için ilgili süreci tamamlayarak</em>&#8211; evlat edinen anne babalara yazdığı mektup da yer alıyor.</p>
<p><strong>“Bir çocuğa emek vermek onu koşulsuz sevmek, onun ana babası olmak için yeterlidir” </strong>diyen <strong>Düven, </strong>cinsel kimlik gelişimi sürecinin başlangıcında olan 3-4 yaşındaki çocukların “<em>Ben nereden geldim? Sizin düğününüzde ben neredeydim</em>?” gibi soruları sorduğu dönemin evlat edinildiğini söylemeye, -henüz ya<em>nıtları sorgulamadan kabullendikleri ve öz (biyolojik) anne baba ile evlat edinen anne baba ayrımını bilemedikleri için-</em> en uygun dönem olduğunu söylüyor.</p>
<table class="inline-image inline_image_240x240" border="3" cellspacing="5" cellpadding="5">
<tbody>
<tr>
<td>
<h3><strong>&#8220;Bize çok güzel gülümsedin&#8221;</strong></h3>
</td>
</tr>
<tr>
<td class="inline-image-caption captioninline_image_240x240"><em>“Anneden gelen yumurta ve babadan gelen tohum annenin karnında birleşir ve çocuk oluşur. Biz de anne baba olmak çok istedik ama olmadı. Sonra senin gibi güzel çocukların bulunduğu bir kuruma gittik. Orada birçok çocuk arasından seni gördük. Bize çok güzel gülümsedin. Biz de sana yaklaştık. Kucağımıza ilk gelen sen oldun. Sen bizim çocuğumuz olmayı, biz de senin annen baban olmayı çok istedik. Biz bir aile olduk ve birbirimizi çok sevdik.”</em></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<h2><strong>Çocuğun evlat edinildiği bilme hakkı, bir insanlık hakkı</strong></h2>
<p>Düven, gerçeği ebeveyninden değil başkalarından –<em>hele ki ergenlik döneminde</em>&#8211; duyan çocuğun, anne baba ile arasındaki güven ilişkisi zedeleneceğini ve başka sorunlara yol açacağını söylüyor.</p>
<table class="inline-image inline_image_240x240" border="4" cellspacing="5" cellpadding="5">
<tbody>
<tr>
<td>
<h3><strong><em>Neden söylenmeli?</em></strong></h3>
</td>
</tr>
<tr>
<td class="inline-image-caption captioninline_image_240x240"><em>İlerleyen yaşlarda çocuk ebeveynine fiziksel benzerliğini sorgulayabilir ve neden onlara benzemiyorum sorusuna cevap arayabilir. Genetik sağlık sorunları yaşandığı zaman riskli durumlarla karşılaşmasına neden olabilir. Çocuk reşit olduğunda nüfus idaresinde yapacağı herhangi bir işlem (nikah askerlik vb) esnasında evlat edinildiğini öğrenebilir.</em></p>
<p>Sosyal Hizmet Uzmanıolan yazar<strong>, </strong><em>okul öncesi dönemde söyleyemeyen </em>ebeveynlere<em>uygun bir zaman dilimi saptamalarını ve asla sınav dönemi, bir yakınının kaybı ya da ebeveyn boşanma sürecinde s</em>öylenmemesini öneriyor.</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table class="inline-image inline_image_240x240" border="5" cellspacing="5" cellpadding="5">
<tbody>
<tr>
<td>
<h3>Çocuğa evlat edinildiği açıklanırken;</h3>
</td>
</tr>
<tr>
<td class="inline-image-caption captioninline_image_240x240"> &#8212; annenin doğurmadığı ve çocuk yuvasından aldıkları mesajı aynı anda verilmeli.</p>
<p>&#8212; çocuk durumu hemen anlayamayacağı için tekrar tekrar ya da defalarca duymak isteyebileceği unutulmamalı.</p>
<p>&#8212; çocuğa her defasında aynı açıklama yapılmalı ve bunun karşılıklı seçim olduğu vurgulanmalı.</p>
<p>&#8212; çocuğun yaşına uygun yalın, kaygıdan, abartıdan ve aşırı duygusallıktan uzak sakin bir dille anlatılmalı.</p>
<p>&#8212; çocuğun sorduğu kadarına gereksiz ayrıntılara girmeden ama yeterli cevap verilmeli.</p>
<p>&#8212; asla öz/biyolojik aileyi suçlayıcı mesela “seni istememişler”, “iyi bir anne olsaydı seni terk etmezdi” gibi ifadeler kullanılmamalı.</p>
<p>&#8212; çocuğun, öz ailesiyle ilgili soruları ayrıntılı yanıtlanmamalı.</p>
<p>&#8212; çocuğun sorularından incinilmemeli.</p>
<p>&#8212; çocuğun hayatınızın bir parçası olduğunu ve her daim koşulsuz yanında olacağı söylenmeli.</p>
<p><strong>Önemli</strong>: Çocuğun olumsuz davranışları olduğunda, “seni terk ederim” diye tehdit edilmemeli. Bilinmeyen aileden gelen olumsuzlukları dile getirip kızıldığı zaman çocuğa gerçeği söylemek onu yaralar.</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<h2>Çocukla kurulan dürüst ve güvenli ilişki, onu ve ebeveyni gururlandırır</h2>
<p>Meslektaşım Düven, ebeveynlere yazdığı ve içeriğinde çok doğru bilgilerin yer aldığı mektubu “<em>Çocuğunuza onu evlat edindiğinizi söylediğiniz o günün, hayatınızın –en- unutulmaz günlerinden biri olacağını biliyorum. İçinde hüzün barındırsa da o günün (u)mutlu bir gün olarak anılarınızda yer almasını diliyorum.</em>” cümlesiyle sonlandırıyor. Ardından iş bu yazının başlangıcında yer verdiğimiz kahramanları <strong>Tavşan Kıtır </strong>ile<strong> Anne Tavşan ve Baba Tavşan </strong>olan öyküsünü okuyoruz.</p>
<p>Yazar gibi ben de evlat edinilen çocuğa, uygun bir zamanda, <em>-bu öyküdeki tavşana </em>söylendiği gibi<em>, &#8211; “seni evlat edindik, senin bizim çocuğumuz olmanı çok istedik”</em> cümlesi kurulduğunda, çocuğun da <strong>Kıtır Tavşan </strong>gibi “<em>Anneciğim, iyi ki karnında bebek büyütemedin de beni çocuk yuvasından evlat edindin. Sana çok teşekkür ederim.” </em>diyeceğini düşünüyor ve umuyorum; mesleki deneyimlerimin de etkisiyle.</p>
<p><strong><em>Künye:</em></strong><em> Özgür Akçaöz Düven<strong>. Kıtır’ın Evlat Edinilme Öyküsü. (</strong>Avrupa Birliği Sivil Düşün Programı kapsamında Avrupa Birliği desteği ile hazırlanmıştır.)</em></p>
<p><strong><em><u>İlgili mevzuat: </u></em></strong><strong><em>AÇSH Bakanlığı. Çocuk Hizmetleri. <a href="https://cocukhizmetleri.aile.gov.tr/evlat-edinme" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Evlat Edinme</a>.</em></strong></p>
<p><strong><em><u>Okuma Önerisi:</u></em></strong></p>
<p><strong><em>1-  </em></strong><em>“<strong><a href="https://m.bianet.org/bianet/cocuk/149521-evlat-edinme-bildiklerimiz-ya-da-bilmediklerimiz">Evlat Edinme bildiklerimiz ya da Bilmediklerimiz</a></strong>”</em></p>
<p><strong><em>2-  </em></strong><em>“<strong><a href="http://bianet.org/bianet/bianet/147707-cocuk-buyutenindir-doguranin-degil" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Çocuk büyütenindir, doğuranın değil</a></strong>”</em></p>
<p><strong><em>3-  </em></strong><em>“</em><strong><em><a href="https://m.bianet.org/bianet/saglik/104944-kanimdan-degil-canimdan">Kanımdan değil, canımdan</a></em></strong><em>”</em></p>
<p><strong><em>4-  </em></strong><em>“<strong><a href="https://m.bianet.org/bianet/toplum/76830-koruyacagimiz-bir-oglumuz-olacak">Koruyacağımız bir oğlumuz olacak</a></strong>”</em></p>
<p><strong><em>5-  </em></strong><em>“<a href="http://bianet.org/bianet/yasam/149334-koruyucu-aile-bildiklerimiz-ya-da-bilmediklerimiz" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Koruyucu aile <strong>bildiklerimiz ya da Bilmediklerimiz</strong></a>”</em></p>
<p><strong><em>6-  </em></strong><em>“<strong><a href="https://m.bianet.org/biamag/sanat/181769-ben-seni-yuregimde-buyuttum-karnimda-degil">Ben seni yüreğimde büyüttüm, karnımda değil</a></strong>”</em></p>
<p><strong><em><u>Film Önerisi: </u></em></strong><strong><em><a href="http://www.sinematurk.com/film/65325-album/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Albüm</a></em></strong><em>. Senaryo ve Yönetmen:: Mehmet Can Mertoğlu. Oyuncular: Şebnem Bozoklu. Murat Kılıç. 2016. Fransa-Romanya-Türkiye ortak yapımı.</em></p>
<p>(ŞD/AS)</p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p style="text-align: center;"><strong>Not: Bu Yazı <a href="http://bianet.org/yazar/sadiye-donumcu?sec=biamag">bianet.org</a> Sitesinde Yayınlanmaktadır.</strong></p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yasliyimhakliyim.com/evlat-edinilen-cocugun-bunu-bilme-hakki-var/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sevmek için Yürek Gerek, Sürdürmek için de Emek</title>
		<link>https://www.yasliyimhakliyim.com/sevmek-icin-yurek-gerek-surdurmek-icin-de-emek/</link>
					<comments>https://www.yasliyimhakliyim.com/sevmek-icin-yurek-gerek-surdurmek-icin-de-emek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şadiye Dönümcü]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 Nov 2019 02:52:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Hizmetler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yasliyimhakliyim.com/?p=4470</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
		<div id="wd-5dc0e38b7d4ce" class="title-wrapper wd-wpb wd-set-mb reset-last-child  wd-rs-5dc0e38b7d4ce wd-title-color-primary wd-title-style-underlined-2 text-center  wd-underline-colored">
			
			<div class="liner-continer">
				<h4 class="woodmart-title-container title  wd-font-weight- wd-fontsize-xl" >Sevmek için Yürek Gerek, Sürdürmek için de Emek</h4>
							</div>
			
			
			
		</div>
		
		</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p>yaptığı Serdar’ı kalacağı odaya götürür. Pencere kenarındaki ranzada yatmak ister Serdar. İsteği yerine getirilince “<em>teşekkür ederim yıldızlar için</em>” denmesine anlam vermese de kurcalamayan SHU, bir nöbetinde Serdar’ın uyumadığını görür.</p>
<p>&#8211; Niye uyumadın?</p>
<p><strong>&#8211; </strong>Bugün benim yıldızlarım doğdu,  o yüzden uyuyamadım.</p>
<p><strong>&#8211; </strong>Hangi yıldızlar onlar?</p>
<p><strong><em>&#8211; </em></strong>Şu uzaktaki tek yıldızın üstündeki üç yıldız. <em>Ananem almış bulmuş onları. İsimleri Gülsüm (annem), Aynur (ablam), Hayriye (teyzem). Ablamı aralarına almışlar, el eleler. Benim yıldızlarım onlar.</em></p>
<p><em>&#8211; </em>(<em>Yutkunarak)</em> O kadar gökyüzüne bakıyorum hiç dikkat etmemişim,  kusura bakma. Ben bütün yıldızları aynı sanıyordum, yanılmışım. Sayende bunu anladım, bundan sonra senin gibi bakacağım.</p>
<p><em>&#8211;</em> <em>Hocam, senin yıldızın yok mu?</em></p>
<p>&#8211; (<em>A</em><em>klına şehit olan kuzeni geliyor</em><strong>) </strong>Gökyüzünde tek başına, duran parlak ışıklı şu (eliyle gösterir)  yıldızın adı Ahmet Erkan Doğan.  Yalnız durduğuna bakma, o asker ve nöbet tutuyor şu an<strong>.</strong></p>
<h2>Çiçekler ve yıldızlara dair anılar</h2>
<p>Meslektaşım, SHU Hulusi Armağan Yıldırım’ın yazdığı <strong>“Zor Çiçekler: Bir SHU’nun Anıları</strong>&#8221; kitabını büyük bir keyif ve gururla okumuş, <strong><a href="https://m.bianet.org/biamag/toplum/187096-zor-cicekler">bianet’e de yazmıştım</a></strong>. <em>Mülga Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü </em>(<strong>SHÇEK</strong>) merkez ile taşrasında yönetici ve SHU olarak çalışan, halen Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığında yönetici olarak çalışan Yıldırım, <strong>“Benim Yıldızlarım</strong>” adlı ikinci kitabında (<em>Trend Yayınevi-Mart 2018)</em> da çocuk-genç, engellilik alanında çalışırken biriktirdiği –<em>bazıları deneme kıvamında</em>&#8211; 23 yaşantısına/anısına yer vermiş.</p>
<h2>“Anla(ya)madığın çocuk, sizi kendinden mahrum eder”</h2>
<p>Gözlemci-uygulayıcı olan ve “(Bu kuruluşlarda) <em>çalışırken olaylara ve insanlara farklı bakış açılarıyla bakmayı öğrendim. Benim onlara ne kadar emeğim geçtiyse onların da bana o kadar hakkı geçti</em>.” diyen Yıldırım’ın bu kitabı da,  bir ‘<em>sosyal hizmet alanı</em>’ olan  ‘<em>korunmaya muhtaç çocuklar’</em> ile ‘engellilere’ ve onlara bakım hizmeti veren kuruluşlara dair düşündürüyor okuyanı.</p>
<p>Her sabah mesaiye geldiğinde yurdun girişindeki merdivenlerin üçüncü basamağında otururken gördüğü çocuğa “<em>neden burada oturuyorsun”</em> diye soran ve “<em>annemi en son burada görmüştüm ve bu basamaktan ona el sallamıştım”  </em>yanıtı alan meslektaşım anlatısının sonunda <em>“Anla(ya)madığın çocuk, sizi kendinden mahrum eder</em><strong>” </strong>diyor.</p>
<h2>Gönüller de birbiriyle komşu olur</h2>
<p>Ahmet’inyurda yakın bir evde oturan Ayşe Teyzesiyle dayanışması, dertleşmesi, sevgi alışverişi yapması kısacası birbirlerinin gönlüne komşu oluşlarını anlatan <strong>“Gönül komşusu” </strong>yaşantısı ile engelli Turgay’ın yurt fonunda içinde babası, iki gevrek simit ve Hulusi Baba’nın geçtiği yaşantısı okuyanın yutkunmasını yol açıyor.</p>
<p>Başka bir yetiştirme yurdundan nakil gelen Erol, işittiği halde sadece uyurken konuşan, her şeyi anlayan, soruları kafa işaretiyle yanıtlayan, tedavisinden sonuç alınamayan bir çocuk. Yıldırım, her gün odasında konuk edip ufak tefek işler veriyor, diğer çocukların ‘sağır’ diye seslendiği Erol’a. Neden konuşmadığını da sormuyor hiç. İki ay kadar sonra, onun getirdiği çayları karşılıklı içerken Hulusi’nin  “<em>Çay çok güzel, sen mi yaptın</em>?” sorusuna yanıt geliyor; evet.  Ertesi gün ikiye çıkan sözcük sayısı her geçen gün artıyor. “<em>Aylarca konuşmamak zor olmadı mı?”</em> sorusuna Erol, “<em>Evet, çooooooooook zor oldu</em>” yanıtı veriyor. Okuldan eve geldiğinde annesini başka bir adamla görmüş. Akşam babasına söylemiş. Kavga-dövüş. Sonuçta anne-baba ayrılıyor, çocuklar yuvaya yerleştiriliyor. “<em>Dilim kopsaydı söylemeseydim… Yuvamız yıkıldı, ailemiz parçalandı.   Ağzımdan bir şey çıkar da, kötü bir şeye neden olurum diye söz verdim kendime, konuşmayacağım.“</em> Bir SHU olarak Hulusi, geliştirdiği sosyal yaklaşımla Erol’u kazanmıştı işte.</p>
<h2>Öğretim resmi, eğitim vicdani bir görevdir</h2>
<p>Yıldırım’ın korunmaya muhtaç çocuklarla çalışanlar için önerileri anlamlı.</p>
<p>“<em>Önce kendinizi sevdirin, size inanmasını sağlamalısınız zira inanmadıkları şeyi yapmazlar. Öğretimden ziyade eğitim yani. Öğretim resmi bir görev iken, eğitim vicdani bir görev sayılabilir. Çalışanlarla gençler arasındaki sürtüşmenin kaynağıdır bu. Öğretmen verdiği talimatın yerine getirilmesini ister. Çocuk ise o talimatın kendisi için anlamını/gerekliliğini sorgular sonra davranış geliştirir ve sıklıkla bu davranış öğretmenin hoşuna gitmez. Yurt çalışanları öncelikle söylediği sözü/verdiği emri sorgulaması gerek. Emir cümleleri yerine tercih hakkı veren cümleler kurmalı</em>.”</p>
<h2>Yurt kardeşliği, aile kaynaklı travmanın etkisini azaltır</h2>
<p>Kitaptaki “Hoş Geldiniz Komutanım”, “İki Gül”, “Sorma Arzusu”ile “Üç Katlı Ranza” yaşantıları beni ötelere götürdü. Yazar, sosyal hizmet kuruluşlarında çalışmanın ve yönetici olmanın güçlükleri,  hayatın dayatmaları sonucu gelişen yaratıcılık örneklerinin yanı sıra bazı anılarında da öz eleştiri veriyor, tüm içtenliğiyle. “<em>Hayata tutunmak bazen engelli iki genç kız için dizüstü bilgisayar, engelli kızlarına bakarken bel fıtığı olan anne için lift, SHU için mesleki doyum ya da şapırdatarak içilen demli bir çay olur.</em><strong>” </strong>diyor. Yıldırım, yurtta çocuklar arasında gelişen kardeşliğin, gerçek aileden gelen travmanın etkisini azaltmaya yarayan birçok yapıyı barındırdığını da söylüyor.</p>
<p>“<em>Yurt çocukları aile içinde kazanılan bazı değerleri ve davranışlar ile ilişki biçimlerini yurttan ayrıldıktan sonra kıra döke öğrenir. Önünde model alacağı, iyiyi doğruyu ve nerede ne konuşulması/nasıl davranılması gerektiğini anlatacak biri olmazsa hata yapa yapa öğrenecektir. Çalışanların, bu çocuklara güzel şeyleri öğretecek düzeyde bilgi ve deneyimi olmalı, yoksa bunları bilen kişilerden destek almalı</em>.” diyen Yıldırım’a katılmamak ne mümkün.</p>
<h2>Gökyüzüne bakmaya davetliyiz</h2>
<p>Önceki kitabında &#8211;<em>yeri geldiğinde</em>&#8211; meslektaşlarına (özetle); <em>hayatı sevin,</em> <em>mücadeleci olun, duygularınızı denetleyin, gerçekçi ve ön yargısız olun,  insan  ayrımı yapmayın, pesimist değil optimist olun, toplumun sesini iyi dinleyin,  toplum tarafından zor kabul edilen bireylerle çalışırken onlara ‘ben seninle ilgiliyim, sana önem veriyorum’ mesajı verin, müracaatçınıza dokunun, kullandığınız sözcüklere ve hitap şeklinize dikkat edin, müracaatçınıza gerçekçi olun” hatırlatmalar yapmıştı.</em></p>
<p>Şimdi de “<em>SHU mesleği ve işi gereği müracaatçısına  -yerinde ve zamanında- gerekli ve farklı algılanmayacak soruları sorarken onu yormaz ve örselemez.  SHU deneyimi arttığında, müracaatçısına kendini anlatma fırsatı tanıdığında çoğu cevabı, o soruları sormadan almayı becerir.” </em>gibi hatırlatmalarda bulunuyor<em>.</em></p>
<p>Hulusi Yıldırım; “<em>Sevmek için yürek gerek, sürdürmek için de emek gerekir</em>” diyor, yurtlardaki yıldızları sahiplenmemizi diliyor ve bizleri gökyüzüne bakmaya davet ediyor. Davetin kabulüm olup, iğdelerin senin içinde de hep çiçek açması dileğimdir. (ŞD/AS)</p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p style="text-align: center;"><strong>Not: Bu Yazı <a href="http://bianet.org/yazar/sadiye-donumcu?sec=biamag">bianet.org</a> Sitesinde Yayınlanmaktadır.</strong></p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yasliyimhakliyim.com/sevmek-icin-yurek-gerek-surdurmek-icin-de-emek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Ben Seni Yüreğimde Büyüttüm; Karnımda Değil&#8221;</title>
		<link>https://www.yasliyimhakliyim.com/ben-seni-yuregimde-buyuttum-karnimda-degil/</link>
					<comments>https://www.yasliyimhakliyim.com/ben-seni-yuregimde-buyuttum-karnimda-degil/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şadiye Dönümcü]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 Nov 2019 01:08:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Hizmetler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yasliyimhakliyim.com/?p=4382</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
		<div id="wd-5dc0cb326e76c" class="title-wrapper wd-wpb wd-set-mb reset-last-child  wd-rs-5dc0cb326e76c wd-title-color-primary wd-title-style-underlined-2 text-center  wd-underline-colored">
			
			<div class="liner-continer">
				<h4 class="woodmart-title-container title  wd-font-weight- wd-fontsize-xl" >``Ben Seni Yüreğimde Büyüttüm; Karnımda Değil``</h4>
							</div>
			
			
			
		</div>
		
		</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p>Genç sinemacı Mehmet Can Mertoğlu&#8217;nun çektiği  ‘Albüm’ filmi, sosyal medya paylaşımlarından dikkatimi çekti. Filmin öyküsünün, en hassas sosyal hizmet alt alanlardan biri olan evlat edinmeye dair olması da merakımı arttırdı. Ve Ankara Gezici Film Festivali&#8217;nde izledim &#8216;Albüm&#8217; filmini.</p>
<p>* * *</p>
<p>Filmin konusu -özetle- ilginç. Cüneyt ve Bahar Bahtiyaroğlu çifti 8 yıldır evli. Bahar vergi dairesinde memur, Cüneyt tarih öğretmeni. Yaşları 35&#8217;in üstü. Antalya&#8217;da yaşıyorlar. Bebekleri olmayınca evlat edinme kararı alıyorlar. Gerekli işlemleri yapıp, evlat edinme sırasına giriyorlar. Potansiyel anne-baba; ileride çocuğun kendilerini gerçek ana-babası sanması, yakınlarının ve çevrelerindekilerin de evlat edindiklerini bilmemesi için bir albüm hazırlamaya başlıyorlar. Hamileymişçesine karnına yastık koyan Bahar; evde-dışarıda, tatilde, arkadaşlarıyla poz poz fotoğraf çektirir, yalnız ya da eşiyle birlikte. Hatta evlat edinme sıraları geldiğinde, bebek Serhat ile birlikte Antalya&#8217;ya hayli uzak bir kent olan Kayseri’de, bir hastanede doğum ve sonrasına dair resimler de çektirirler, bu albüm için.</p>
<p>Bahtiyar rolündeki Murat Kılıç, Bahar rolündeki Şebnem Bozoklu müthiş oynuyor; onlara eşlik eden Rıza Akın ve Mihriban Er dahil tüm oyuncular da. Türk- Fransız- Romen ortak yapımı filmin yönetmeni Mehmet Can Mertoğlu aynı zamanda filmin senaristi. Görüntü yönetmeni Marius Panduru&#8217;nun çekimleri de nefis. 2016 yapımı filmin ulusal ve uluslararası ödülleri var.</p>
<p>Filmin başı çok ilginç ama yazmayalım ki esprisini korusun. Finali sürprizli. Seyircinin üç seçeneği var seyircinin; Bahtiyaroğlu ailesinin mukadderatı için.</p>
<p>Filmde bu evlat edinme dışında &#8216;şey&#8217;ler de var. Mesela; bazı ahlaki değerler, eril kültür, kadının konumu, eğitimdeki tuhaflıklar, bürokrasideki tıkanıklıklar, ailede çocuğun değeri ya da değersizliği, çalışma yaşamının handikapları, günlük hayat rutini, bireyler arası arızalı iletişim, küçük yerde yaşam gibi.</p>
<p>Belleğime kazıdığım ya da ‘ne alaka&#8217; veya &#8216;amma da abartmışlar&#8217; dediğim sahneler vardı. Az konuşmalı filmde bazı diyaloglar çok güzeldi. İtirafımdır; evlat edinme sürecinin takip-izleme aşamasında ev ziyareti yapan sosyal hizmet uzmanı portresi ve diyaloğu zülfiyârime dokundu; meslektaş olmam hasebiyle.</p>
<p>Kendi tarihlerini kurgulayan Bahtiyaroğlu ailesini işleyen &#8220;Albüm filmi; konusu, dili, senaryosu, çekimleri, rengi, yapımı ve tadıyla değişikti. Bu film kara ya da absürt mizah mı? Dram mı? Valla, bilemedim. Güldüğüm, gülümsediğim, burulduğum, iç acıtıcı, düşündürücü sahneler vardı. Eleştirel bakışı var. Ama bence -sanki- &#8216;ortaya karışık&#8217;.</p>
<p>Unutmadan, Albüm filminin Türk sinemasında izlediğim filmler içinde Atıl İnanç&#8217;ın &#8220;Daire&#8221; filminden sonra en iyi bürokrasi eleştirisi yapan filmlerden biri olduğunu not düşmeliyim.</p>
<p>Sinema yazarı değil, sinema severim. Ancak evlat edinme konulu -bu filmi bir sosyal hizmet uzmanı olarak izlerken ve sonrasında depreşen anılarım- nedeniyle yazmak istedim…</p>
<p>* * *</p>
<p>Memuriyetimin ilk zamanlarında üç yıl süreyle bir çocuk yuvasında, sosyal hizmet uzmanı olarak çalıştım. Bu sürede üç koruyucu aile, on iki evlat edinme vakam oldu. Değişik yaşlarda, değişik evlilik süresinde, değişik kültürlere sahip, farklı sosyo-ekonomik düzeylerde, bebek sahibi olamama nedenleri de farklı ailelerle çalıştım.</p>
<p>Uzun yıllar umutla, biyolojik ebeveyn olmayı beklemiş sonra umut tükenince ya da yok olunca &#8216;pes edip&#8217; -o zamanlar Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu (SHÇEK) bağlı kuruluşları aracılığıyla- evlat edinmeye karar veren aileler gerekli işlemleri tamamlar; sosyal hizmet uzmanının aile hakkında düzenlediği &#8216;sosyal inceleme raporu&#8217; sonucuna göre aile evlat edinme sırasına alınırdı.</p>
<p>Yuvalardaki tüm çocuklar evlat edinilmeye uygun değildir. Aileler, uygun bebek bekleme aşamasında çok sabırsız ve sıkıntılı olurlardı. Bundan 30-35 yıl öncesinde de aileler 0-1 yaş arası bebek isterdi. Genellikle de kız, sarışın ve mavi gözlü hatta. Biyolojik aile onay verse bile, evlat edinecek aileler bu tür bebekleri evlat edinmekten imtina ederdi genellikle aileler. Terk bebekler tercih edilirdi çoğunluk. Bebeğin bulunma-yuvaya getiriliş öyküsü önemliydi aileler için.</p>
<p>Evlat edinecek aileye, sıranız geldi, bebeği görmeye gelir misiniz, diye telefon ettiğimde heyecanları ahizeden bana da sirayet ederdi. Yuvaya gelip de bebişle ilk karşılaştıkları andaki ilk göz teması belirlerdi, ilişkinin seyrini. Babalar, annenin evet/hayır şeklindeki kararını beklerdi çoğu kez. Bazen aile büyükleri de nemli gözlerle eşlik ederdi. Aileler potansiyel bebiş için hazırladıkları valiziyle gelirdi.</p>
<p>Hemen alıp götürmek isterlerdi bebişi; yapılacak işlemleri beklemek zül gelirdi doğal olarak onlara. Bir hastaneye ya da doktora götürme talepleri çok anlaşılır bir şeydi. Yuvadan bebişle birlikte ayrılırlarken ki yüz ifadeleri çok özeldi.</p>
<p>Kısa süre sonra evlerine inceleme amaçlı ziyarete giderdik. Bir bebeğin bir evin duvarlarını bile gülümsettiğine tanık olmak mutlu ederdi beni. Devlet korumasındaki çocukların evlat edinilmesine ilişkin mevzuat gereği biz sosyal hizmet uzmanları ilgili mahkemece &#8216;kayyım&#8217; olarak atanırdık. Dava sonucuna göre aile evlat edinir, ardından da noter sözleşmesi yapılırdı.</p>
<p>Ailelere, çocuğa mutlaka ilkokula başlamadan önce evlat edindiğinizi söyleyin derdik. Evlat edinmeye karar vermek -ve akabinde edinmek- hayatın içinde verilmesi en zor kararlardan biri olarak nitelendirilir; sevgili okuyucu.</p>
<p>Sosyal hizmetlerin evlat edinme alt alanında çalışmamın üzerinden çok uzun yıllar geçti. Albüm filmini izlerken ve şimdi yazarken tanıklık ettiğim vakalara dair bir sürü detay geliyor aklıma.</p>
<p>Albüm filmindeki Bahtiyaroğlu ailesi gibi tayin isteyip başka şehre taşınan ya da semt-mahalle değiştiren ailelerim oldu. Yeni adreslerini saklayanlar oldu. Evlat edindikten sonra, kendi bebekleri olan ailem oldu. Farklı yaşlarda iki ayrı çocuğu, birbirlerine kardeş olsunlar diye evlat edinen ailem de oldu.</p>
<p>Yıllar sonra sokakta yanında artık büyümüş kızıyla yürüyen anneyle sadece gözlerimizle selamlaştığım geldi aklıma. Epey yıl sonra bankada işlemimi yapan erkek memuru tanımıştım, yaşlansa da. O değişen soyadım nedeniyle tereddüt etmişti. Ne eşini, ne kızını sormadım, o da sadece işlemimi yaptı.</p>
<p>Meslek yaşı çok ilerlemiş birinin anlatacağı şeyler bitmez ama yerim dar. Filme geri dönüyorum.</p>
<p>Evlat edinme işlemlerini sürdürdüğüm bir ailenin bana gönderdiği foto duruyor arşivimde. Anne şık bir geceliğin üstüne lizöz giymiş, kafasına kırmızı kurdele takmış. Karyolaya uzanmış, kucağında var, yüzünde de gülümseme.</p>
<p>Demem o ki filmde Bahtiyaroğlu&#8217;lar, aile tarihini kurgulama işini fazlaca ileriye götürseler de buna benzer şeyler yapan ya da yapmayı düşünen aile sayısı az değildir, kanımca.</p>
<p>Kâbustur evlat edinen bir annenin, gözünden esirgediği kıymetlisine &#8220;ben seni yüreğimde büyüttüm; karnımda değil&#8221; demesi. Ama okul öncesi dönemde de söylenmesi şarttır. Ertelenmesi çoğu kez istenmeyen sonuçlara yol açıyor, zira.</p>
<p>Ben filmde ailenin albüm için fotoğraflar çektirmesine takılmadım hiç. Ben ailenin evlat edinmeyi, &#8211; sanki- &#8220;bir şeyi tamamlamak&#8221; için yapıyor olmasına takıldım. Sonuç odaklıydı Bahar ve Bahtiyar. Bebek sahibi olmak bir projeydi onlar için, sanki. Sevgisiz, ilgisiz hatta ihmalkâr davranışlarının nedenini anlamaya dair ipucumuz az. Zira ailenin geçmişine dair bir şey bilmiyoruz. Filmin sonunda ailenin mukadderatının seyirciye bırakılma nedeni, bu belki de.</p>
<p>* * *</p>
<p>Konusu, dili, senaryosu, çekimi, rengi, yapımı ve tadı değişik olan Albüm filmi izlenmeli sevgili okur. Yeni bir yönetmenle tanışmak için, Murat Kılıç ve Şebnem Bozoklu&#8217;nun muhteşem oyunculuğunu izlemek için, evlat edinme dahil bazı toplumsal konular üzerinde düşünmek için, biraz da kendimize ayna tutmak için bu film izlenmeli. Yüreğine ve emeğine sağlık, filmi izlememize vesile olanların.</p>
<p>Önemli Not:</p>
<p>1-Evlat edinmeye dair bir yazı: http://bianet.org/bianet/cocuk/149521-evlat-edinme-bildiklerimiz-ya-da-bilmediklerimiz.</p>
<p>2-Evlat edinme mevzuatı: http://cocukhizmetleri.aile.gov.tr/uygulamalar/evlat-edinme</p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p style="text-align: center;"><strong>Not: Bu Yazı <a href="http://bianet.org/yazar/sadiye-donumcu?sec=biamag">bianet.org</a> Sitesinde Yayınlanmaktadır.</strong></p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yasliyimhakliyim.com/ben-seni-yuregimde-buyuttum-karnimda-degil/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaşamını Sosyal Hizmete Adamış Bir Kadın: Sema Kut</title>
		<link>https://www.yasliyimhakliyim.com/yasamini-sosyal-hizmete-adamis-bir-kadin-sema-kut/</link>
					<comments>https://www.yasliyimhakliyim.com/yasamini-sosyal-hizmete-adamis-bir-kadin-sema-kut/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şadiye Dönümcü]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 Nov 2019 01:00:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Hizmetler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yasliyimhakliyim.com/?p=4376</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
		<div id="wd-5dc0c941b24c8" class="title-wrapper wd-wpb wd-set-mb reset-last-child  wd-rs-5dc0c941b24c8 wd-title-color-primary wd-title-style-underlined-2 text-center  wd-underline-colored">
			
			<div class="liner-continer">
				<h4 class="woodmart-title-container title  wd-font-weight- wd-fontsize-xl" >Yaşamını Sosyal Hizmete Adamış Bir Kadın: Sema Kut</h4>
							</div>
			
			
			
		</div>
		
		</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p>Yaşamını sosyal hizmet eğitimine ve uygulamalarına adayan binlerce öğrencinin yetişmesinde hep var olan ve ülkenin sosyal hizmet politikalarının oluşmasında yer alan Prof. Dr. Sema Kut’u, 1997-1981 yıllarında öğrenci-hoca ilişkisi sınırında –<em>uzaktan-</em> tanımıştım.</p>
<p><img decoding="async" src="https://m.bianet.org/resim/olcekle/81591/245/377" width="245" height="377" align="right" />2004’te Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği Genel Merkezi adına, Sema Hocamla yaşamı, aile ilişkileri, öğrenimi, çalışma özgeçmişi, hocalığı, akademisyenliği, yöneticiliği, gönüllü çalışmaları, sosyal hizmete ve sosyal hizmet eğitimine ilişkin eleştiri ve özeleştirileri, ulusal ve uluslararası resmi ve hükümet dışı görevleri, gezip gördüğü yerleri, hayata bakışı iç görüsü, beklentileri, umutları çok yönlü gözlemleri, düşünceleri, anılarını içeren nehir söyleşi yapmayı üstlenmiştim. Sonuçta Dernek adına yayımlanan “<strong>Yaşamla Bütünleşen Bir Mesleğin Öyküsü</strong>: <strong>Sema Kut &amp; Sosyal Hizmet</strong>(**)” kitabı çıkmıştı ortaya.</p>
<p>Söyleşi esnasında “Sevdiklerini kaybetmek hazin bir şey. Yokluk insanı derinden üzen bir durum, ama bu yokluğu nasıl kabul ettiğin çok önemli. Çünkü kaybettiğin insan yaşamından çıkmıyor. Kaybettiğim sevdiklerim yaşamımdaki yerini koruyor ve hep onlarla beraberim. Bu duygular beni yaşama daha çok bağlıyor ve yaşama sevincim sürdürüyorum. Ben yaşamımda hep kavuşmaları sevdim. Kavuşmalar sevinçli, ayrılıklar hüzünlüdür” diyen hocamı 17 Mayıs 2017’de kaybettik.</p>
<p align="center"><strong>*****</strong></p>
<p>Sema Kut, 1931 İstanbul doğumlu. Anne-babasının tek çocuğu. Erkek olsaymış adı ‘toprak’ manasında ‘zemin’ olacakmış, kız olunca da ‘gökyüzü’ manasında ‘sema’ olmuş. ‘Kutsal’ anlamına gelen “soyadımı çok sevdiğim için hiç değiştirmek gereği hissetmedim galiba” demişti.</p>
<p>Anne Kafkasya kökenli. Bakımlı, duygusal ve duyarlı, içindeki çocuğu büyütmeyen, dans etmeyi seven, Fransız okulundan terk. Baba Yalvaç’lı. Dürüst, düzgün, çalışkan ve ciddi. Ankara Hukuk mezunu ve Anadolu’da hakim-savcı-ağır ceza reisliği yapan edebiyat aşığı bir entelektüel. Ailesi küçük Sema’yı bağımsız, yüksek öz güvenli yetiştirme çabasında. Minnacıkken yüzmeyi öğrendiği Gerze’yi, sahilindeki bir gazinoda çalan taş plaktan yükselen “<em>Ümitlerim hep kırıldı, yârim artık gelmeyecek</em>” şarkısını hiç unutmayacak.</p>
<p>Gazete-kitap okuma ile ‘ajans’ dinleme alışkanlığı babasından, şık giyim tutkusu annesinden. Çocukluğundaki tatilleri, Ankara ve İstanbul’da geçirdiğinden küçük yaşta öğrenir yeni ortamlara hızla uyum ağlamayı ve ayrılıkların sonunda kavuşmaların olduğunu. Her zaman evinde-<em>çoğunun adı</em>&#8211; ‘Emine’ olan yardımcısı olan Sema Hoca, dini bayramlarda evini terk etmemiş mecbur kalmadıkça. Çocukluğunun Ankara’sına özlemi bitmedi hiç.</p>
<p>Ankara Kız Orta Okulu’nda birinci sınıfı okuyor, sonrasını Üsküdar Amerikan Koleji’nde yatılı okuyor. Ailesini özlese de, yaşamının en köklü arkadaşlıkları burada filizleniyor. İyi eğitimin yanı sıra kendine yetmeyi, yaşamı paylaşmayı, dayanışmayı vb. burada öğrenecektir. Cumhuriyet Türkiye’sinin tanıklık eden Sema, ölümü Atatürk’le tanıyacaktır.</p>
<p>Babasının ailesiyle ilişkisi zayıf. Ankara Çıkrıkçılar yokuşundaki Almanyalı mimar-mühendislerin eseri evde oturan anneanne, iki teyze ve kuzeninin yeri hep çok önemli olacak. 33 günlük lohusayken dul kalan –<em> kuzen Gülören’in annesi</em> Şehime Teyzesi; otoriter, sevgisi kontrollü, akıllı ve ailenin baskın bir kişi.</p>
<p>Diğer teyze <strong>Mediha Eldem</strong>, kadın doğum doktoru. İlk icraatı genelevde hijyen sağlama olan Ankara’nın ilk kadın hükümet tabibi. Çocuk Esirgeme Kurumu, Verem Savaş Derneği, Kızılay, Yardım Sevenler Derneği gibi kuruluşlarda gönüllü ya da yönetici. Hastalandığında Ulus’taki Yahudi Mahallesindeki Sinagogda, Yahudi Cemaatince, iyileşmesi için ayin yapılacak kadar, adı Sıhhiye’de bir sokağa verilecek kadar öncü ruhlu, heyecanlı ve pırıltılı, topluma mal olmuş biri.</p>
<p>Kuzen Prof. Dr. Gülören Ünlüoğlu, Rasim Adasal’ın öğrencisi, Ankara Tıp Fakültesi Psikiyatri Kliniğine çok emek veren, insan ilişkilerinde keyifli, gerçekçi, öğretici biri.</p>
<p>Liseyi bitirdiği yaz babasını kaybeden Sema Kut, o yıl İstanbul Hukuk’a yazılsa da yarım bırakıp, ertesi yıl Dil Tarih Coğrafya Fakültesi İngiliz Dili Edebiyatı Bölümüne kaydolacak ve keyifli öğrencilik geçirecektir. Öğrenciyken Ankara Radyosu İngilizce Servisinde sözleşmeli çalışıyor, parası az olsa da mikrofondan hoşlanıyor. 60 ihtilalinin olduğu gece radyoda nöbetçi. İsim benzerliği nedeniyle Askeri Mahkemede yargılanmışlığı, özel bir ilkokulda İngilizce dersi vermişliği de var.</p>
<p>Memuriyete (<em>ilk adı &#8220;Orta Doğu Yüksek Teknoloji Enstitüsü&#8221; olan</em>) Orta Doğu Teknik Üniversitesinde(ODTÜ) başlıyor. Okulun kurucusu Amerikalı müşavir Mr. Godfrey’in akademik idareciliğini yapan Sema Kut, ilk rektör Feyzioğlu’nun, Üniversite Genel Sekreterliği teklifini reddecektir; aklı başka yerlerde olduğundan.</p>
<p>Yıl 1959. Birleşmiş Milletler sosyal refah müşaviri Miss Hersey’in önerisiyle girdiği burs sınavını kazanır ve iki yıllığına İngiltere Svansea Üniversitesi’nde sosyal hizmet yüksek lisans programına dahil olur.</p>
<p>Londra’daki okulda ve yurtta her kıtadan, her renkten, her ırktan arkadaşı olur. Türkiye’yi ve ailesini çok özleyen ve çok ders çalışan Sema Kut için uygulama çalışmaları çok öğreticidir. Bit Pazarından radyo aldığı gün Ankara’da Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı’na (SSYB) bağlı Sosyal Hizmetler Akademisinin (SHA) açıldığını duyunca heyecanlanır.</p>
<p>Söyleşirken “İlk bakışta sosyal hizmet çok depresif bir meslek gibi. Hep karanlıklarda, insanların sorunları, sıkıntıları, ıstırapları, yoksunlukları ve yoksulluğuyla yüz yüzesiniz. Mesleğiniz bu durumda size umut veriyor aslında. Siz ‘Ben bu çaresizliklere çözüm getireceğim’ dediğinizde güçlenip, hayatınızı aydınlatabilmelisiniz. O nedenle mesleği algılama biçiminiz ve mesleğinizle bağdaşabilmeniz önemlidir”, demişti hocamız.</p>
<p>Ülkemizde sosyal hizmetlerin kökeninin çok eski olduğunu, halen yaşayan Osmanlı dönemi kurumları olduğunu, Cumhuriyet döneminde yasal değişiklikler yapılması, Çocuk Esirgeme Kurumu ile Yardım Sevenler Derneğinin açılması, SSYB ile Devlet Planlama Teşkilatı’nın (DPT) kurulması, planlı kalkınmaya geçilmesi, 1959’da Sosyal Hizmetler Enstitüsü, Sosyal Hizmetler Akademisi (<strong>SHA</strong>) ve Sosyal Hizmetler Genel Müdürlüğünün kurulmasının önemini de vurgulamıştı.</p>
<p>1962-1963 öğrenim yılında SHA’da göreve başlar. “Çocuklar beni hafife aldılar önceleri. Öğrenciler yeni, meslek yeni, eğitim yeni, ben de hocalıkta yeniyim Birleşmiş Milletler Teknik Yardım Bölümü müşavir ve uzmanlarının, Fullbrigt aracılığıyla Amerikan Üniversitelerinden gelen hocaların, ikili anlaşmalar çerçevesinde gelen hocaların ilk yıllarda sosyal hizmet eğitimine anlamlı katkısı oldu. Üç kurum; Enstitü- Akademi- Genel Müdürlük aynı amaç için çalışıyordu. Akademide, üniversitelerden ve yurtdışından gelen hocalarla uyumlu çalıştık. Birleşmiş Milletler, Avrupa Konseyi, CENTO, Hollanda Teknik Yardımı ve FULLBRİGHT gibi örgütlerin bursuyla, yurt dışında eğitim alan arkadaşların bazıları dönüşte akademide çalıştı.”</p>
<p>Akademinin uluslararası Sosyal Hizmet Okulları Birliği2ne (1963) üye olması diğer ülke eğitimlerinin deneyimlerinden yararlanmasını sağladığı, Asistanlık Yönetmeliği (1969) sayesinde Akademiye öğretim görevlilerinin atandığı, eğitimde bütüncül yaklaşımın benimsendiği, sosyal hizmet uzmanı (<strong>SHU</strong>) mezun etmeden önce UNICEF (Çocuklara Yardım Fonu) işbirliğiyle “koruyucu aile“ hizmeti için “sosyal yardımcı yetiştirme programı” açıldığını, sosyal hizmetin odağındaki insan ve toplumun süreç içerisinde bütünleştiğini, ilk yıllarda kırsal kesimde toplum kalkınmasını etkin uyguladıklarını, yıllar sonra yükselen değer olacak toplum kalkınması ve organizasyonu bir sosyal hizmet yöntemi iken şimdilerde halk katılımına ve bilinçlenmesine ilişkin bir yöntem olduğunu, farklı yaklaşımlar/tartışmalar öne çıkmasında değer yargıları, yönetim, politika ve siyasetin etkin olduğunu, okulun kurumsallaşma aşamasının çok sancılı olduğunu, hedefe bata çıka yüründüğünü söyleşide belirtti.</p>
<p>Sosyal hizmet teorisiyle pratiğinin farklı olması eleştirilerine ilişkin cevabı önemli. “Bu tartışma hep sürdü. Beceri, kişiye ait bir yeti. Örneğin: mesleki karar verme. Eğitimdeki kalıpları aynen kullanamazsın. Mevcut bilginle yönlendirme yapabilirsin ancak. Bilgi- uygulama- deneyim- beceri birlikte önemli. Kuram ve bilgi önümüzü açar. Her müracaatçı başkadır. Sosyal hizmette bireyselleştirme önemlidir. Bireyi tek göreceksin. SHU müracaatçısına tavsiyede bulunmaz, çözüm alternatiflerini sunar, tartışırlar. Ama ‘Yaşam senin, karar senin. Bunlardan birini seç’, der. Müracaatçı kendisine zarar verecek bir şeyi seçerse onu yönlendirir. Akli dengesi yoksa, yaşı küçükse yani karar verme düzeyinde değilse yönlendirme ve müdahale yapar. SHU’nun tavsiyesi o kişi için en iyisi değildir, kişi kendisi seçmeli. Sosyal hizmet eğitiminin en önemli ve incelikli yeri budur. İğneyle kuyu kazanmak yani. Sosyal hizmet eğitiminde her şeyin en iyisini yaptık diyemem. Hep bir üniversite bünyesinde olmak istedik, başvurularımız oldu ama başaramadık. YÖK’ten sonra Hacettepe Üniversitesine bağlandık. Bağlanma süreci sancıları beni çok yordu.”</p>
<p>Sema Hoca, söyleşi sırasında da “Keşke daha birçok sosyal hizmet eğitimi veren okullar açılsa” demişti ama sonraki sohbetlerimizden son zamanlarda pıtrak gibi çoğalan ve yetersiz olanaklara sahip sosyal hizmet bölümlerine de mesafeli olduğunu biliyorum.</p>
<p>Sema Hoca çok uzun yıllar akademinin müdürlüğünü yaptı. “Alışılmış, beklentilere uygun bir bürokrat olamadım. Yöneticilikte hep fire verdim. Patronluk yapamadım hiç. Uluslararası sosyal hizmet camiasıyla kurduğum ilişkiler eğitime yansıdı. Bazı olanaklar ve tesadüfler çok işe yaradı. Katıldığım her bir uluslararası toplantı bana okul oldu, bireysel ve toplumsal düzeyde çok şey kazandırdı. Okulda pembe (çeviri) kitaplar okutuluyor diye çok eleştirildim. Yerli materyal üretemedik yeteri kadar doğru.”</p>
<p>Her bir öğrencisi Sema Hoca’yı farklı anlatabilir. O, öğrenci/gençlerle çalışmanın büyük güzellikleri ve keyfi olduğunu, onları dengede tutmanın kolay olmadığını, ‘böyle/söyle yap’ değil, ‘isterseniz böyle/şöyle yapın’ söyleminin daha uygun olduğunu, hoca-öğrencinin karşılıklı alışveriş yaptığını; onların öğrenme hevesi, dinamizmi, sabırsızlığı, tahammülsüzlüğü, atılganlığı, her şeyin üstesinden gelebileceklerini düşünmelerinin çok hoş olduğunu ve bu özelliklerinin bazılarını tolere etmek gerektiğini, şekilci/biçimsel bir hoca olmadığını ama kendine biçimsel olduğunu, öğrencilerine hep inandığını ve güvendiğini, kendine karşı olan öğrencileri dahil hepsini sevdiğini, mezunlarla ilişkisinin kopmadığını, mesleğin gelişimi ve yaşatılmasına tüm mezunların katkı verdiğini, ilk mezunların mesleki kimliklerinin sorgulandığını ve kendilerini tanıtmada zorlandığını söylemişti.</p>
<p>Söyleşi esnasında toplumsal ve politika boyutunda önem taşıyan, gelir dağılımı, sosyal adaletin sağlanması ve fırsat eşitliği ilkelerini temel alan sosyal hizmet mesleğine ilişkin söylediklerinin bazılarını alıntılamak şart. “Olanaksız insanlarla çalışılırken, yani insani sorunlara yönelirken hep sorun çözümleme ilkesi uygulanmıştır. Toplumla bütünleşemeyen, toplumda yer alamayan, topluma katkıda bulunamayan kişi-grup-topluluklarla çalışma misyonunu temel alan bir meslek inkar edilemez. Sosyal politikanın oluşturulma sürecindeki dengesizliklerin politik, ekonomik ve sosyal açıdan değerlendirilerek giderilmesi gerekir. Sosyal hizmet çok alanlı bir meslek. Uygulama için pek çok alandan destek almakta zorlanıyor. Sosyal hizmet, toplumsal değişmeyle ilişkili bir meslek. Kendisini yeni düzende de ayakta tutabilmek için mücadelesi sürmek zorunda.”</p>
<p>Hocanın, sosyal hizmet uzmanlarına(SHU) ilişkin söyledikleri önemli ve tekrarlamakta yarar var.</p>
<p>SHU, hayatı seven, mücadeleden kaçınmayan, duygulu fakat duygularını kontrol altına alabilen, sıcak fakat gerçekçi, peşin hükümlü olmayan, insanları ayırt etmeden kabul edebilen bir kişidir.</p>
<p>SHU, yaşamı önce kendisi için sevmeli, yaşamanın güzel bir şey olduğunu ve insanların yaşama hakkı olduğunu çok iyi algılamalı ve herkesin güzel yaşamasını istemeli.</p>
<p>SHU, pesimist değil optimist olmalı ve her şeyde bir çıkar yol aramalı.</p>
<p>SHU, mücadeleden kaçınmaz. Mücadele bizim kaderimiz. Ülkede hak kavramı yerine oturmadığından sistem bizi mücadeleye sevk ediyor. Sistemle çelişkiye düşen insanlarla çalıştığımız için ya da bu mesleğin uygulanmasını zorlaştıran boşlukları doldurulmayan bir sistemde çalıştığımız için işimiz zor.</p>
<p>SHU, toplumun sesini iyi dinlemek zorunda. Toplum tarafından zaman zaman kabul edilmesi güç bireylerle çalıştığımızdan SHU, müracaatçıya ‘ben seninle ilgiliyim, sana önem veriyorum’, mesajı verebilmeli.</p>
<p>SHU, müracaatçısıyla sıcak ilişki kurabilmeli, ona dokunabilmeli. Kullanacağı sözcüklere, hitap şekline dikkat etmeli. Bilgisini aktarmalı.</p>
<p>SHU, gerçekçi olmalı ve olmayacak şeyler için müracaatçısına umut vermemeli.</p>
<p>SHU, asla pesin hükümlü olmamalı, ırk, dil, din vb. ayrımı yapmamalı.</p>
<p>“Yöneticilik, akademisyenlik, profesyonellik, hepsinin ötesinde gönüllülük zor iş” diyen Sema Hoca’ya ilişkin gerek nehir söyleşiden alıntı yapmak, gerek sonrasında kaydettiğimiz yaşantıların bazılarını yazmak mümkün.</p>
<p>Hocaya “Sizi en çok üzen öğrencilerinizden, iki muzur öğrenciniz Şadiye ve Hürriyet (Uğuroğlu), sizi, mesleği ve mesleki uygulamayı anlatmaya kalkıştı. Ne düşünüyorsunuz” diye sorduğumda şöyle cevap vermişti:</p>
<p>“Muzur muydunuz? Onu bilemeyeceğim. Ama ben sosyal hizmet gibi değişime inanan bir meslek elemanlarının toplum gibi insanların da değişebileceğini, değişimini yaşam deneyimiyle, öğrenmekle sağlanabildiğini biliyorum. Bu yüzden ben kimsenin aynı kalacağını zaten düşünmemiştim ve görüyorum ki doğru düşünmüşüm. Olgunlaşma dediğimiz şey bu işte…”.</p>
<p align="center">*****</p>
<p><strong>Sema Hocam</strong>; bir vesileyle ölüm üzerine konuşurken söylediklerinizi not almıştım.</p>
<p>“Biz dünyaya gelirken kimse bize gelmek isteyip etmediğimizi sormuyor. Dünyaya veda ederken de aynı şey. Ama arada fark var. Gelirken nereye geldiğimizi bilmiyoruz. Giderken ise ayrılmak istemediklerimiz, hala yapmak istediklerimiz ve umutlarımız var; pek çok. Onları bırakıp gitme düşüncesinden bile uzak duruyoruz.</p>
<p>“Tüm üzüntülerimize, sıkıntılarımıza ve umutsuzluklarımıza rağmen hep söylediğimiz aynı şey: yaşam devam ediyor ve yaşamak güzel. Evet, yaşam güzel de inkar edemediğimiz bir gerçek var; gitmek. Ancak giderken şairin dediği gibi, bu kubbede hoş bir seda bırakarak gitmek var.”</p>
<p>Sevgili Hocam; sizi özlediğimi hissettiğimde içimden hep “Gesi Bağları” türküsünü söyleyeceğim. (ŞD/ÇT)</p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p style="text-align: center;"><strong>Not: Bu Yazı <a href="http://bianet.org/yazar/sadiye-donumcu?sec=biamag">bianet.org</a> Sitesinde Yayınlanmaktadır.</strong></p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yasliyimhakliyim.com/yasamini-sosyal-hizmete-adamis-bir-kadin-sema-kut/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zor Çiçekler</title>
		<link>https://www.yasliyimhakliyim.com/zor-cicekler/</link>
					<comments>https://www.yasliyimhakliyim.com/zor-cicekler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şadiye Dönümcü]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 Nov 2019 00:57:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Hizmetler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yasliyimhakliyim.com/?p=4373</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
		<div id="wd-5dc0c8da5b9c8" class="title-wrapper wd-wpb wd-set-mb reset-last-child  wd-rs-5dc0c8da5b9c8 wd-title-color-primary wd-title-style-underlined-2 text-center  wd-underline-colored">
			
			<div class="liner-continer">
				<h4 class="woodmart-title-container title  wd-font-weight- wd-fontsize-xl" >Zor Çiçekler</h4>
							</div>
			
			
			
		</div>
		
		</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p>Yer, çocuk yuvası bahçesi. Mevsim bahar. Günlerden arife. Papatya bezeli çimenlerin üzerinde, iki kız çocuğu papatya falı bakıyor; gelecek, gelmeyecek diye. Son yaprak gelmeyecek.</p>
<p>Onları uzaktan izleyen &#8220;müdür baba&#8221; sesleniyor: “<strong>Kim gelmeyecek kızlar</strong>?”</p>
<p>“Annemiz… O gelmeyecek.”</p>
<p>“<strong>Fallar her zaman doğru çıkmaz. Belki gelir</strong>”, deyip uzaklaşıyor müdür baba.</p>
<p>Yuva kayıtlarından çocukların annesinin telefonunu buluyor. Eşi ölünce yeniden evlenen, eşi istemediği için yuvaya yerleştirdiği çocuklarını ziyaret bile gelmeyen anneyi, müdür baba ikna ediyor; yuvaya gelmesi için. Bayram günü kızlarını görmeye gelen anne, hatta onları eve de götürüyor.</p>
<p>&#8220;Müdür Baba&#8221;ya “<strong>Keşke çocuklarımızın masum hayallerini(fallarını) istedikleri gibi çıkarabilsek. Keşke bütün iyi fallar doğru çıksa</strong>!” dedirtiyor bu yaşanmışlık.</p>
<p align="center">*****</p>
<p>Meslektaşım, sosyal hizmet uzmanı (SHU) Hulusi Armağan Yıldırım, mülga Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğünde (<strong>SHÇEK</strong>) yönetici, taşra teşkilatında il müdürü, kuruluş müdürü ve SHU olarak görev yapmış. Halen Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığında daire başkanı olarak görev yapan Yıldırım’ın yetiştirme yurdunda çalışırken “yetişmesine katkı verdiği ve kendisine ‘baba’ ya da ‘hocam’ diye hitap eden yüzlerce çocuğu” var.</p>
<p>Hulusi Armağan Yıldırım, <strong>“Zor Çiçekler: Bir SHU’nun Anıları</strong>&#8220;adlı kitabında yetiştirdiği çocukların ve mesai arkadaşlarının bazılarını anlatmış. Otuz altı anı/öykü bulunan kitabı okuyup bitirdiğinizde bir ‘<em>sosyal hizmet alanı</em>’ olan  ‘<em>Korunmaya Muhtaç Çocuklar’</em> ile onlara bakım hizmeti veren kuruluşlara dair;  gözlemci ve uygulayıcı gözünden ve yüreğinden beyninden anlamlı bilgi ediniyorsunuz, biraz hüzünlü olsa da.</p>
<p>Kitabın sunu yazılarından birinde SHU İlyas Ali Daştan’ın yazar ve kitap için “<em>Bandığı tabaktan damıttığı ve tatmamız için bize sunduğu birer lokma öyküler karnımızı değil gönlümüzü fazlasıyla doyuracaktır.</em>” cümlesindeki ‘<em>bandığı tabaktan’</em> sözcüklerini <strong>“<em>Bir lokma çok şey değiştirir</em></strong>” öykü/anısını okuyunca anlamlandırdım.</p>
<p>“(Özetle) :”Yurtlarda yemek saatleri, geçit töreni gibidir. Yemek kuyruğundaki çocuklarla göz teması kurmayı, yüzlerindeki ifadelerden o günkü ruh hallerini öğrenmeyi çok severdim. Soru sorar, bir şeyler söyler, espri yapar; yanıtlarına göre o günkü ruh hallerini tahmin ederdim. Değişiklik sezinlediğim çocuklarla yemeğini alıp masasına oturduğunda daha yakından ilgilenir, konuşarak bana açılmasını sağlardım. Bazen masaların arasında ‘<em>afiyet olsun’</em> diye gezinir,  konuşmak istediğim çocuğun tabağındaki yemeğin suyuna ekmek banardım. O bi lokma ekmek o çocuğu çok mutlu ederdi, yüzündeki durgunluk yerini tebessüme bırakırdı. Çalışma arkadaşlarımdan biri ‘<em>Çocuklar biz söyleyince yapmıyorlar, siz söyleyince yapıyorlar. Neden?’ diye sorduğunda ‘Bazen bi lokma çok şeyi değiştirir; iş, o tabağa ekmeğini banabilmekte</em> ‘ demiştim.&#8221;</p>
<p>Kuruluşlardaki çocuklarımız erkek müdürlere ‘müdür baba’ ya da ‘hocam’ , SHU’lara da ‘uzman abi/abla der.</p>
<p>Hulusi -yetiştirilmesi zor olan- çiçekleri seven bir SHU olarak yurdun ‘sosyal servis’indeyken bir çocuk girer içeri.</p>
<p>* Hocam, niye bazı çiçekler çabuk büyürken, bazıları zor büyüyor?</p>
<p>* Bazı çiçekler zor çiçeklerdir evlat. Bakması, büyütmesi yetiştirmesi zordur. Zor çiçek/meyve verir; tıpkı insan gibi.</p>
<p>*  İnsan da zor çiçek midir, hocam?</p>
<p>* Evet insan da zor çiçektir; hele gençler. Onlar en zor çiçeklerdir. Zor çiçekler kolay yetişmediğinden zordur ve sayıca daha azdır.  Fakat iyi yetiştirilirse nadir ve daha değerli çiçek olurlar.</p>
<p>Hulusi’nin anılarından derlediği kitabı okurken ‘Zor çiçekler’in barındığı kuruluşlarda görevli meslektaşlarımın, SHU’ların yani, çocukların psiko- sosyal gelişimine yaptığı katkının ne denli kıymetli olduğunu düşündüm.</p>
<p>“Yuva ve yurtlarda bakım gören &#8211;<em>korunmaya muhtaç</em>&#8211; çocuklar, ayrılığı sarsıcı şekilde yaşar. Terk edilen çocuk terk edenden, kocası ölen kadın bakamadığı çocuğunu yuvaya verirken, boşanan çift bakıma muhtaç çocuğunu kurum bakımına verirken, öksüz ve/veya yetim kalan çocuk akrabaları bakmakta zorlandığı için ayrılık yaşar” diyen Yıldırım,  “Ayrılık sancısı” ve “Ben senin babanım oğlum” adlı öyküleri ayrılığa dair.</p>
<p>Yurtta görevli kadın öğretmenle tartışan, Hulusi’nin yönlendirmesiyle  elindeki gülle öğretmeninden özür dileyen Yavuz;  ”<em>Elini öptüğümde beni bir anne gibi bağrına basarak ağladı, sevinçten mi, yoksa üzüntüden mi ağladı anlayamadım. Bana tıpkı en son yıllar önce sarıldığım annem gibi sarıldı</em>” dediğinde Hulusi Hocasından “Oğlum o hem öğretmen, hem anne. Anneler bazen sevinçten, bazen üzüntüden ağlar. Bazen de sebepsiz yere ağlar. Onu biz erkeklere bilemeyiz” diyecektir.</p>
<p>Kitaptaki “<strong>Bir fotoğrafın önemi</strong>” başlıklı öyküde (<em>özetle</em>); “Yuva/ yurtlardaki çocukların kişisel dosyalarında resmi evrak bulunur. Çocuk kurumdan ayrıldığında elinde hiç fotoğraf olmaz. Ben bu dosyalara çocukların fotoğraflarını da koydurturdum. Bir gün &#8211;<em>yaşı benden büyük</em>&#8211; bir adam geldi, kuruluşa. Yıllar önce buradan ayrılmış. Dosyasında bulunması olası sağlık raporuna gereksinimi varmış. Zor oldu ama dosyada, istenilen evrak da bulundu. Adamın sevinci ve ağlaması çok etkileyiciydi. Ama asıl dosyadaki bir zarfın içinden çıkan siyah-beyaz foto. Annesi ölünce babası tarafından yuvaya yerleştirilen, hiç tanımadığı kardeşi evlatlık verilen, yuvada büyük güçlükler yaşayan, çocukluk arkadaşlarını hatırlayınca ağlayan adam; Belçika’da işçi olarak çalışan evli ve iki çocuklu biri. Çocuklarının ‘<em>Baba senin hiç fotoğrafın yok mu?’ sorusunu yanıtlayamazmış. ‘</em>Bu foto benim yaşadığımın ispatı.”  dediğini anlatıyor meslektaşım.  “Bu olay sonrası çalıştığım çocuk-genç-yaşlı-engelli kuruluşlarında çocukların dosyalarına, zarf içinde fotoğraflarını  vb. koydum.” diye de ekliyor.</p>
<p><strong>Kitapta her bir anı/öykü anlamlı. Hulusi’nin her birinden çıkardığı ders daha da anlamlı ve bizler için öğretici. </strong>Yurttaki çocukların sevgilisi sevimli Köpek Bati için cenaze töreni düzenleyerek çocukları teselli etmek, güvercini ölen çocuğa taziyede bulunmak, “<em>Bu akşam eve gidince siz ne yiyeceksiniz&#8221; </em>diye soran çoçuğa &#8220;<em>eşimden fırça yiyeceğim çok geç kaldığım için&#8221;</em> yanıtı vermek,  gibi daha bir sürü anı var kitapta.</p>
<p>“<a href="http://bianet.org/biamag/yasam/186840-yasamini-sosyal-hizmete-adamis-bir-kadin-sema-kut" target="_blank" rel="noopener noreferrer">SHU; </a><em>hayatı sevmeli, mücadeleden kaçınmamalı, duygulu ama duygularını kontrol altına alabilmeli, sıcak fakat gerçekçi olmalı,  ön yargısız olmalı, insan  ayırmamalı, ırk-dil-din vb. ayrımı yapmamalı, insanların yaşam hakkı olduğunu çok iyi algılamalı, pesimist değil optimist olmalı, toplumun sesini iyi dinlemeli, toplum tarafından zor kabul edilen bireylerle çalışırken onlara ‘ben seninle ilgiliyim, sana önem veriyorum’, mesajı verebilmeli, müracaatçısıyla sıcak ilişki kurmalı ve ona dokunabilmeli, kullanacağı sözcüklere, hitap şekline dikkat etmeli, bilgisini aktarmalı, gerçekçi olmalı ve olmayacak şeyler için müracaatçısına umut vermemeli, vb.</em>” dir ya…</p>
<p>Hulusi Armağan Yıldırım’ın “<strong>Zor Çiçekler: Bir SHU’nun Anıları” </strong>kitabında <strong>bu özelliklerin her birinin örneği ve dahası var. Yüreğine sağlık…</strong>(ŞD/NV)</p>
<p><em>* &#8220;Zor Çiçekler: Bir SHU&#8217;nun Anıları&#8221;, Hulusi Armağan Yıldırım, Trend yayınları, 2. Baskı, 2017<strong>.</strong></em></p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p style="text-align: center;"><strong>Not: Bu Yazı <a href="http://bianet.org/yazar/sadiye-donumcu?sec=biamag">bianet.org</a> Sitesinde Yayınlanmaktadır.</strong></p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yasliyimhakliyim.com/zor-cicekler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tecavüze “Olan Olmuş” Denir mi?</title>
		<link>https://www.yasliyimhakliyim.com/tecavuze-olan-olmus-denir-mi/</link>
					<comments>https://www.yasliyimhakliyim.com/tecavuze-olan-olmus-denir-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şadiye Dönümcü]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 Nov 2019 00:28:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sosyal Hizmetler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yasliyimhakliyim.com/?p=4349</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
		<div id="wd-5dc0c1f39c3f4" class="title-wrapper wd-wpb wd-set-mb reset-last-child  wd-rs-5dc0c1f39c3f4 wd-title-color-primary wd-title-style-underlined-2 text-center  wd-underline-colored">
			
			<div class="liner-continer">
				<h4 class="woodmart-title-container title  wd-font-weight- wd-fontsize-xl" >Tecavüze “Olan Olmuş” Denir mi?</h4>
							</div>
			
			
			
		</div>
		
		</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p><strong>Yer:</strong> Afyon-Çay- Pınarkaya Köyü.</p>
<p><strong>Tarih</strong>: Aralık: 2013.</p>
<p><strong>Aİ</strong>: 12 yaşında bir çocuk ve BD. tarafından cinsel tacize uğruyor.</p>
<p><strong>BD</strong>: 16 yaşında bir çocuk ve Aİ.yi cinsel yönden taciz ediyor.</p>
<p><strong>Aİ</strong>. olayı ailesine anlatınca <strong>baba A</strong>.  önce jandarmaya sonra savcılığa başvurup <strong>BD.’</strong>yişikayet ediyor. <strong>BD.</strong> göz altına alınıyor. Ve olaylar sonra aşağıdaki gibi gelişiyor.</p>
<h2><strong>Savcı: “Olan olmuş” </strong></h2>
<p><strong>Baba A.</strong> çocuğuna heyet raporu verilmesi için hastaneye başvurduğunda normal sağlık raporu düzenlenince bu kez heyet raporu için Afyon Eğitim ve Araştırma Hastanesi&#8217;ne başvuruyor. Rapor savcılığa gönderiliyor ancak aileye rapor içeriği hakkında bilgi verilmiyor. Ailenin savcılık aracılığıyla psikolojik destek alma talepleri de uygun görülmediği gibi <strong>BD.</strong> 24 saat sonra serbest bırakılıyor.</p>
<p><strong>Baba A.</strong> olayın peşini bırakmayıp sıkça savcılığa gidiyor hem raporun sonucunu öğrenmek hem de tacizcinin yargılanması için. Ve savcı <strong>Baba A</strong>.ya &#8220;<em>Olan olmuş; daha neyi araştırmamı istiyorsun</em>&#8220;,  <a href="http://www.bestanuce1.com/haber/77092/afyon-da-12-yasindaki-cocuk-tacize-ugradi-savci-olan-olmus-dedi#sthash.6mODw9iB.dpuf" target="_blank" rel="noopener noreferrer">diyor</a>.</p>
<h2><strong>Savcı farkında değil; Aİ. ve ailesinde olan-bitenin</strong></h2>
<p>Çocuğunun taciz olayı sonrası psikolojisinin bozulduğunu ve okulda arkadaşlarının baskısına maruz kaldığını; çocuğuna herhangi bir psikolojik destek verilmediğini; ailece psikolojilerinin kötü olduğunu; herkesin kendilerine bakışının değiştiğini söyleyen baba A. ve ailesinin durumu “olan olmuş” ile özetlenebilecek gibi değil aslında savcının da çok iyi bildiği gibi.</p>
<h2><strong>Baba A. cesur ama…</strong></h2>
<p>Her toplumda cinsel taciz mağduru – <em>özellikle çocuk ise</em>&#8211; kişi ve ailesinin bu durumla baş etmesinin güç olduğunu biliyoruz. Yukarıda özetlediğimiz taciz vakasındaki ailenin bir köyde oturduğunu hatırlarsak durumun vahameti daha da artıyor.  Çocuğun aileye açılması; ailenin olayı saklamayıp üzerine gitmesi; babanın karakol ve savcılığa başvurması; mağdur çocuğa –<em>bence kendi dahil ailenin diğer üyelerinin de- </em>psikolojik destek verilmesini istemesi; çocuğunun hayatını karartanın cezalandırmasını istediğinden olayı takip etmesi önemli; küçük bir yerleşim yerinde yaşam sürdürdüklerini düşündüğümüzde.</p>
<h2><strong>Kurban çocuğun hayatını karartma hakkı yok</strong></h2>
<p>Savcı; bu çocuğun bu tacizden etkilenmeyeceğini nasıl düşünebilir? Savcı; bu çocuğun hayatının her döneminde ya da her hangi bir döneminde bu olayın izlerini taşımayacağından nasıl emin olabilir? Savcı; bu çocuğun olaydan etkilenme derecesini nasıl ölçebilir ve bu olayı ‘olan olmuş’ diyerek nasıl bu kadar basite indirebilir? Savcı; bu çocuğun ileride çok yönlü cinsel bazlı sorunlar yaşamayacağını, hemcinsleriyle sağlıklı iletişim kurmada zorlanmayacağını, karşı cinsle iletişiminde de sorunlar yaşayacağını, hayata ve insanlara güvensiz olacağını vb. nasıl düşünemez?</p>
<h2><strong>Kurban ve saldırgan psikolojik destek almalı</strong></h2>
<p>Kurban 12, saldırgan 16 yaşında; ikisi de çocuk ve hemcins ikisi de. Savcı; dosyayı kapatmak yerine kurbanın -ve saldırganın da- bu olay ve akabinde yaşananlardan sonra psikolojik destek alması gerektiğini bilmiyor olabilir mi?</p>
<h2><strong>Çocuk ve ergen olgularına dair bir araştırma</strong></h2>
<p>Onur Burak Dursun ve arkadaşları; çocukların, adli değerlendir(il)me esnasında yaşadıkları sorunlar nedeniyle ikincil bir travmaya maruz kaldıklarından hareketle hâkim ve savcıların çocuk ve ergen olgularını değerlendirirken yaşadıkları sorunları, sorunların nedenlerini ve muhtemel çözüm yollarının incelemeyi, ayrıca hâkim ve savcıların ruh sağlığı çalışanlarıyla işbirliği yapma konusunda yaşadıkları sorunları değerlendirmeyi hedefledikleri bir çalışma <a href="http://www.dusunenadamdergisi.org/tr/MakaleDetay.aspx?MkID=969" target="_blank" rel="noopener noreferrer">yapıyor</a>. Çalışmanın sonucunda <strong>her 10 hakim ve savcıdan</strong> (yaklaşık);</p>
<p><strong>* 9</strong>’unun çocuk-ergen olgularını değerlendirirken sorun yaşadığı,</p>
<p><strong>* 10</strong>’unun, yani tümü, hukuk eğitimi sırasında çocukların değerlendirilmesi konusunda bir eğitim almadığı,</p>
<p><strong>* 2</strong>’sinin bu konuda mezuniyet sonrasında bir eğitim programına katıldığı;</p>
<p><strong>* 6</strong>’sının mevcut yasal düzenlemelerin uygulama zorlukları bulunduğu</p>
<p>saptanmış.</p>
<h2><strong>Adli değerlendirme ikincil travma yaratmamalı</strong></h2>
<p>Araştırmacı Dursun ve arkadaşları “çocuk ve ergen ruh sağlığı alanında mahkeme kaynaklı travmaların önemli bir sorun olduğu; hâkim ve savcıların bu konudaki bilgileri, becerileri ve ruh sağlığı çalışanlarıyla işbirlikleri adli değerlendirme kalitesini doğrudan etkileyebileceğinden hareketle meslek içi eğitim programları düzenlenmesi, ruh sağlığı profesyonellerine direk ulaşımını sağlayacak kanallar oluşturulmasını, hukuku eğitimi müfredatının bu konuyu kapsayacak şekilde yeniden düzenlenmesinin ikincil travmaların önlenmesi açısından faydalı olabileceğini söylüyor.</p>
<h2><strong>“Olan olmuş” tavrı tecavüzü destekliyor</strong></h2>
<p>Dönelim tekrar bu yazıya konu olan habere. Hangi nedenle olursa olsun savcının “<strong>olan olmuş”</strong> tavrını taciz ve tecavüzü destekleyen bir tavır olarak okumak mümkün.</p>
<p>Taciz ve tecavüz bir insanlık suçu. Kurban psikolojik olarak kesinlikle desteklenmeli. Kesinlikle savcı ve hakimler mahkeme sürecinde zaten travma yaşayan kurbanı tutum, tavır ve kararları nedeniyle ikincil bir travmaya yol açmamalı.</p>
<p>Ayrıca çocuk ve ergenle çalışan tüm savcı ve hakimler bilmeli ki; “cinsel taciz kurbanı her çocuk – <em>aslında</em> <em>her yaştaki insan</em>&#8211; tacizden etkilenir ve hayatının her / bir döneminde bu olayın izlerini taşır”.  Çocuk ve ergenle çalışan tüm savcı ve hakimler; “kurbanın tacizden etkilenmesine ilişkin olarak ruh sağlığı ve sosyal hizmet çalışanlarıyla iletişim kurmalı ki; çocuk ileride çok yönlü cinsel bazlı sorunlara gark olmasın, hayata ve insanlara güvensiz olmasın”.</p>
<h2><strong>Taciz ve tecavüze sessiz kalma</strong></h2>
<p>Ve –<em>hakim ve savcılar, avukatlar ve de çocuk ve hukuk alanında çalışan tüm görevliler dahil</em>&#8211;  hepimizin taciz ve tecavüze –<em>tür, yaş ve cinsiyet gözetmeksizin</em>&#8211; karşı sessiz kalmama, ses verme görev ve sorumluluğumuz var.</p>
<p>İnsan olmaktan kaynaklı bu görev ve sorumluluk çerçevesinde &#8211;<em>özellikle – çocuğun</em> çıkaramadığı ses olmak zorundayız. Bu yazıya kaynaklık eden haberdeki Aİ. ve ailesi gibi “ses çıkardığında” ise o(n-lar)a çok yönlü destek vermek zorundayız.</p>
<p>* <strong>Şadiye Dönümcü</strong>. sosyal hizmet uzmanı.</p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p style="text-align: center;"><strong>Not: Bu Yazı <a href="http://bianet.org/yazar/sadiye-donumcu?sec=biamag">bianet.org</a> Sitesinde Yayınlanmaktadır.</strong></p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yasliyimhakliyim.com/tecavuze-olan-olmus-denir-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sokaklar “Adı Konulmamış Şehir Hastaları”yla Dolu</title>
		<link>https://www.yasliyimhakliyim.com/sokaklar-adi-konulmamis-sehir-hastalariyla-dolu/</link>
					<comments>https://www.yasliyimhakliyim.com/sokaklar-adi-konulmamis-sehir-hastalariyla-dolu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şadiye Dönümcü]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 Nov 2019 00:26:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sosyal Hizmetler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yasliyimhakliyim.com/?p=4346</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
		<div id="wd-5dc0c13f1bbb5" class="title-wrapper wd-wpb wd-set-mb reset-last-child  wd-rs-5dc0c13f1bbb5 wd-title-color-primary wd-title-style-underlined-2 text-center  wd-underline-colored">
			
			<div class="liner-continer">
				<h4 class="woodmart-title-container title  wd-font-weight- wd-fontsize-xl" >Sokaklar “Adı Konulmamış Şehir Hastaları”yla Dolu</h4>
							</div>
			
			
			
		</div>
		
		</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p>Çocuklar yoksulluk ve yoksunluk yüzünden; evdeki fiziksel-psikolojik-duygusal-sözel-cinsel şiddet yüzünden; okula gidemedikleri ya da okulda başarısız oldukları için; sevgisizlik, iletişim eksikliği, etkileşim yetersizliği ve sosyal destek sistemleri işlemediği için sokakta yaşıyor ya da çalış(tırıl)ıyor.</p>
<p>Çocuklar ana-babalarının eğitimsizliği ya da bakamayacakları kadar çocuk doğur(t)maları yüzünden sokakta yaşıyor ya da çalış(tırıl)ıyor. Çocuklar aile bütçesine katkıda bulunması için yaşına uygun olmayan ruhsal ve fiziksel sağlığını tehlikeye sokan işlerde, uyuşturucu ve uçucu madde kullanılan işlerde çalış(tırıl)mak için sokağa itiliyor.</p>
<p>Çocuklar korunma beklentisi duyduğu yetişkinlere ilişkin güvenini kaybettiği; yetişkin birinin yol göstericiliğinden uzak kaldığı; sokağın ikramı olan sınırsız ve sorumsuz özgürlüğün tadını aldığı; akranları orada olduğu; tüm tehlikelerine rağmen cazip olduğu için sokakta.</p>
<p>Dünyanın her yerinde sokaklar çocukla; çocuklar sokakla; sokaklar sorunla dolu. İşte bu yüzden sokakta yaşayan ya da çalış(tırıl)an çocuklar korumasız, her türlü sosyal destekten yoksun, şiddetin envai türüne açık, çok yönlü risk altında.</p>
<p>Sokakta yaşayan ya da çalış(tırıl)an çocuklar için dünyanın her yerinde bir “şey”ler yapılıyor. Nedir bu ‘şey”ler? Mesela giyim, sağlık, eğitim, barınma, beslenme gibi gereksinimleri gideriliyor; madde bağımlısı olanlar tedavi ettiriliyor. Çocukları çok yönlü iyileştirmeye tabi tutmadaki amaç ne? Elbette yeniden toplumla bütünleşmelerini sağlamak. Çocukları sokaktan almak için yapılan/yapılacak çok yönlü çalışmalar salt çocukla sınırlı olamaz; aile ve toplum ayağıyla da çalışmak zorunlu. Konu uluslar arası hassasiyet taşıyor; ILO ve UNICEF; çocukların sokakta çalıştırılması, dilendirilmesi ve çocuk işçiliği konusunda toplumsal farkındalık, duyarlılık ve bilinç ağırlıklı çalışmalar yapıyor.</p>
<p>Her sosyal sorun gibi sokakta yaşayan ve çalış(tırıl)an çocuklar sorunu çok boyutlu. Bu boyutların her birine ilişkin yapılacak çalışmalar her türlü çalışma değerli.</p>
<p>İşte insanın içini karartan haberlere maruz kaldığımız günümüzde insanın içini ısıtan bir haber; hem de sokakta yaşayan ve çalış(tırıl)an çocuklara ilişkin insanın içini ışıtan bir haber (<a href="http://www.radikal.com.tr/dunya/sokak_cocuklari_banka_kurdu-1169650" target="_blank" rel="noopener noreferrer">özetle</a>).</p>
<p>Hindistan’ın başkenti Yeni Delhi’nin Fatehpuri semtinde ‘Butterflies’ (<em>Kelebekler)</em> adlı çocuk hakları örgütü; sokakta çalışan/yaşayan çocuklar için “Khazana: Çocuk Kalkınma Bankası”nı kurmuş. Çocuklara eğitim, barınma, geçim desteği sunan örgütün koordinatörü Sabnavis; “Çocukların kimisinin parasını kaybettiği, kimisinin parasını çarçur ettiğini gözleyince örgüt olarak onlar için banka kurma projesini geliştirdik”, diyor.</p>
<p>9-18 yaş arasındaki çocukların üye olduğu bankada ‘kural koyma, karar verme yetkisi de onlarda. Yetişkinlerin gerekirse ‘lojistik’ destek verdiği çocuklar; bankaya yüzde 3.5 faizle 1 Pound (2.5 TL.) bile yatırılabiliyor. Banka haftanın 7 günü açık. Çocuklar gereksinimi olduğunda bankadaki paralarını çekebiliyor.</p>
<p>Evden kaçıp sokaklarda çay satmaya başlayan ve tanıştığı Butterflies gönüllülerinden projeyi öğrenen <strong>Sonu</strong> şimdi 13 yaşında hem banka müdürü hem de öğrenci. Garda su satan ve banka üyesi olan 14 yaşındaki <strong>Sheru</strong>, “Kazandığımı hesabımda biriktiriyorum; Bir gün fotoğraf makinesi alabilme umuduyla. Çünkü büyüyünce fotoğrafçı olmak istiyorum”, diyor.</p>
<p align="center">* * *</p>
<p>Dünyanın her yerinde –<em>elbette</em> <em>Hindistan ve Türkiye de dahil</em>&#8211;  sokaklar çocukla; çocuklar sokakla; sokaklar sorunla dolu demiştik ya. Dünyanın her yerinde –<em>elbette Hindistan ve Türkiye de dahil</em>&#8211; sokakta yaşayan ya da çalış(tırıl)an çocuklar için bir “şey”ler yapılıyor demiştik ya.</p>
<p>Hindistan’da, bir çocuk hakları örgütünün gönülden desteğiyle kurulan “Çocuk Kalkınma Bankası” projesi gerçekten iç ısıtıcı ve iç ışıtıcı bir “şey”. Genel müdür “Sonu” ve üye “Sheru’lar”ın da değerlendirdiği bir fırsat bu.</p>
<p>Hindistan sokaklarındaki Sonu ve Sherular; Türkiye’deki Suat ve Suna’lar ve dünyanın diğer yerlerindeki sokaktaki çocukların kalkınması için yapılacak çok şey var. Şair diyor ki: &#8220;<em>Doktorlar farkında değil / kangren oluyor kentlerimiz / sokağa çıkamazsınız / caddelerde son model arabalarınız yarışamaz bizimle / çoğalır sokak çocukluğu / suskunluğuma bakma / mendille sarılmayan hep kanayan / yarayım ben/  bulaşıcı / doktorlar farkında değil / adı konulmamış bir şehir hastalığı / bizimkisi / babamın işsizliği, anamın hastalığı / bir de /dayak ve şiddet besler beni / ve arabesk düşlerle çoğalırım sokağa / doktorlar farkında değil / adı konulmamış bir şehir hastalığı / bizimkisi //</em> “</p>
<p>Evet herkesin bir yerinden tutup yapabileceği çok şey var; bu adı konulmamış şehir hastalığına ilişkin. (ŞD/HK)</p>
<p><em>* Şadiye Dönümcü, sosyal hizmet uzmanı.</em></p>
<p><em>** Cengiz Kaplan’ın &#8220;Sokaktan Gelen Mektup&#8221; adlı şiir kitabındaki “Farkında Değil” şiirinden.  </em></p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p style="text-align: center;"><strong>Not: Bu Yazı <a href="http://bianet.org/yazar/sadiye-donumcu?sec=biamag">bianet.org</a> Sitesinde Yayınlanmaktadır.</strong></p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yasliyimhakliyim.com/sokaklar-adi-konulmamis-sehir-hastalariyla-dolu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
