<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Yaşlılık &#8211; Yaşlıyım Haklıyım</title>
	<atom:link href="https://www.yasliyimhakliyim.com/category/yaslilik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yasliyimhakliyim.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Sep 2021 11:09:18 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.1</generator>
	<item>
		<title>Babamın terekesinin düşündürdükleri</title>
		<link>https://www.yasliyimhakliyim.com/babamin-terekesinin-dusundurdukleri/</link>
					<comments>https://www.yasliyimhakliyim.com/babamin-terekesinin-dusundurdukleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şadiye Dönümcü]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Sep 2021 11:09:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yaşlılık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yasliyimhakliyim.com/?p=11720</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
		<div id="wd-6137464dc9c14" class="title-wrapper wd-wpb wd-set-mb reset-last-child  wd-rs-6137464dc9c14 wd-title-color-default wd-title-style-default text-center  wd-underline-colored">
			
			<div class="liner-continer">
				<h4 class="woodmart-title-container title  wd-font-weight- wd-fontsize-xl" >Babamın terekesinin düşündürdükleri<br />
</h4>
							</div>
			
			
			
		</div>
		
		</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<header>
<h4>Ebeveynimizi ebeveynlik rollerinden sıyırıp birey olarak görmeye çalışmak çok zor. Hele ki aile bağlarının her şeyden üstün tutulduğu, belli bir yaş üstü grubun yaşamın içinde başka rollerde aktif olmasına yönelik eleştirinin hakim olduğu ve ebeveynlik kimliğinin kutsallaştırıldığı bir kültürde. Ben başka bir mercekle, babamın annemi kaybettikten sonraki yaşam seyrini izlemeye çalışıyordum bir süredir.</h4>
</header>
<div class="content-side">
<div class="info"></div>
</div>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p>Erwin Goffman <em>Günlük Yaşamda Benliğin Sunumu</em> başlıklı çalışmasında, günlük hayat içindeki varoluşumuzu performans kavramıyla tarif eder. Tabiri caizse hep birileri bizi izliyor fikriyle hareket eder, bedenimizle, tepkilerimizle, aksesuarlarımız ve en çok değer verdiğimiz objelerle benliğimizi teşhir ederiz başkalarına. William Lowell Randall ise <em>Bizi Biz Yapan Hikayeler</em>’le Goffman’ın tezini destekleyen bir argüman ortaya atar: Kendimizi başkasının bakışına, yorumuna sunarken kurduğumuz birçok hikâyenin kahramanı (veya mahkûmu) oluruz. Bu hikayeler biricik değildir, zamanla değişir ve dışsal itkilerle de kurulur. Bazıları kalıcı olurken, bazıları hiç yazılmamış gibi unutuluşa terk edilir.</p>
<p>Hem kendimizi başkasının nazarına sunarken seçtiğimiz işaretler, hem de hikayelerimizi yazarken öne çıkardığımız, bize atanan veya kendimize atadığımız roller, kimlikler, olaylar, kişiler, dönüm noktaları bazen kim olmaya zorlandığımızı, bazen de kim olmak istediğimizi, hangi yönümüzle öne çıkmak istediğimizi gösterir. İçinde yaşadığımız sosyal ağlar, hangi ülkenin vatandaşı olduğumuz, hangi dinî cemaatin mensubu olduğumuz, düzene uyum gösterme veya teslim olma potansiyelimiz kurguyu zorunlu bir menzile doğru yönlendirse de, hayaller, beklentiler, direniş pratikleri de temsiliyet biçimlerinde ve yaşam kurgularında belirleyici olur.</p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p>2017 yılından beri Gazete Duvar’a düzenli olarak yazdığım yazılarda aile bireylerimden sıklıkla söz ediyorum. Bazen bu konuda eleştiri de alıyorum. Mahrem sayılan ilişkilerin, yaşantıların anonim bir kitleyle paylaşılması bizim kültürümüzde sık rastlanan bir durum değil. Fakat hem “özel olan politiktir” savına, hem de kişisel yaşantıdan yola çıkarak toplumsal analiz yapmanın isabetli olduğuna yürekten inanan biri olarak bu eleştirileri kulak arkası ediyorum. Bu yazıda, başka birçok yazımda sözünü ettiğim babamın yakın zamandaki vefatının ardından, ondan kalan eşyaların düşündüklerinden bahsetmek istiyorum. Yukarıdaki girizgahı da neden başkaları değil de bu objelerin, hayatının son yıllarında ona eşlik ettiğini anlamaya çalışırken bana yardımcı olsun diye yaptım. Ondan kalanların bana, ona dair bildiğim ve bilmediğim birçok hikaye anlattığını, onun hayatının çeşitli evrelerinde kendini nasıl konumlandırdığını, yabancı nazara karşı nasıl bir profil çizmeye çalıştığını, hülasa, onun kim olduğunu ya da kim olmak istediğini anlattığını düşünüyorum. Bu anlama çabası babamla sınırlı imiş gibi görünse de, hepimizin hayatı kuşanış hikayemize ve kimliklenme sürecimize yönelik.</p>
<p>Ebeveynimizi ebeveynlik rollerinden sıyırıp birey olarak görmeye çalışmak çok zor. Hele ki aile bağlarının her şeyden üstün tutulduğu, belli bir yaş üstü grubun yaşamın içinde başka rollerde aktif olmasına yönelik eleştirinin hakim olduğu ve ebeveynlik kimliğinin kutsallaştırıldığı bir kültürde. Ben başka bir mercekle, babamın annemi kaybettikten sonraki yaşam seyrini izlemeye çalışıyordum bir süredir. Bir babaya bakar gibi değil de, taşrada yetişip kendini yoktan var etmiş, Cumhuriyet değerlerine ve devlet otoritesine bağlı olmasına ve bu bağlılığın onu öteki ve düşman sayılanla mesafelendirmesine rağmen kendini demokrat, hatta solcu olarak nitelendiren orta yaş üstü bir erkeğe bakar gibi bakmaya zorladım hep kendimi. Bütünüyle mümkün olmadığını tahmin edersiniz. Ama bir gayret başka bir zaviyeden bakmaya çalışınca farklı şeyler görülebiliyor. Bir yandan da, Türkiye’de dulluğa, yaşlılığa ve yalnızlığa cinsiyet, sınıf, kültür, gelenek, ahlak değişkenleri hesaba katılarak nasıl yaklaşıldığını görebiliyorsunuz.</p>
<p>Babam annemden sonra yaşıtlarının arasında, huzurevinde yaşamak istediğini açıklamıştı. Önce bize afallatıcı görünen bu tercih, seçtiği ve çoktan başvuru yaptığı huzurevinin, dünyada benzerine az rastlanır konfora sahip, İzmir Körfezi manzaralı odalardan, geniş ve yeşil bir kampüsten oluşan, sayısız etkinlikle neredeyse sakinlerinin yalnız kalmasına imkan vermeyen bir yer olduğunu anlayınca makul hale gelmişti. Fakat bakım hizmetleri söz konusu olduğunda aile çevresi ve sosyal çevre, aklı başında yetişkin bireyin kararına saygı duymaya yanaşmıyordu. Dul bir erkek ya yeniden evlenmeli ya da çocukları ona “bakmalıydı”. Bakıma ihtiyaç duyup duymadığı, duysa da bunu aile bireylerinden değil profesyonellerden almak isteyip istemediği sorusu yetişkin bireye sorulmuyordu bile. Babam huzurevine yerleştikten ve orada çok huzurlu ve keyifli olduğunu her vesileyle beyan etmeye başladıktan sonra bile, aile çevresi ve komşulardan tutun da birlikte bindiğimiz taksinin şoförüne kadar birçok kişinin tacize varan sitemine, ayıplayan sözüne maruz kaldık. İlginç olan, halinden memnun olduğunu dile getiren babamın yanında, o orada değilmiş gibi, onun bakıma ihtiyaç duyan düşkün bir ihtiyar olduğunu ve bizim evlatlık vazifemizi yerine getirmediğimizi ima eden, hatta düpedüz beyan eden tanıdık ve yabancılarla muhatap oluyorduk.</p>
<p>Babam o huzurevinde uzun yıllar yaşadı. Yaşıtlarıyla birlikte güzel günler geçirdi, halinden hiç şikayet etmedi ve geçtiğimiz günlerde orada hastalanarak, hiç acı çekmeden, bizimle vedalaşma şansı da bulup sessiz sedasız aramızdan ayrıldı. Kısa hastane sürecine başlamadan önce, iyileşeceği inancıyla en gerekli eşyalarını toplamak için huzurevindeki küçük odasına girmiştik. Dolapları, çekmeceleri karıştırmak, onun mahremini oluşturan eşyaları, aceleden de olsa hoyratça elden geçirmek çok dokundu bana. Ölüme hazırlıksız yakalananların kaderi, kendilerine saklamak istediklerini zamanında yok edememek olsa gerek. Okuduğum anı kitaplarında ve çevremde sık rast geldiğim, yaşla veya ölümcül bir hastalığa yakalanarak ölüme yakınlaştığını anladığında fotoğraf albümlerini ve hatıra niteliği taşıyan özel eşyaları yok etmek, varsa günlükleri, ufak tefek notları yakmak kişinin kendine sakladığı hikayelerinin en yakınları tarafından bile bilinmemesini istemelerinden kaynaklanıyor olsa gerek. Anne-baba, evlat, hala-teyze, dayı-amca gibi ailevi rol ve kimliklerinden, öğretmen, hekim, mühendis, sanatçı gibi mesleği olanlardan, heteronormativitenin atadığı cinsel kimliklerden ve statü atayan diğer kimliklerinden farklı, kendine sakladığın, umulmadık bir benlik hikayesi.</p>
<p>İşte ben de babamın huzurevine giderken yanında götürdüklerini tek tek elden geçirirken, 90 yıla yaklaşan ömrünü kim olarak yaşamaya zorlandığını veya yaşamayı tercih ettiğini, içine doğduğu coğrafya ve ailenin, okuduğu okulların, tanıştığı insanların, yaptığı mesleğin, kurduğu ailenin ve evin onu nasıl biçimlendirdiğini anlamaya çalıştım. Ankara’da hâlâ kullanıma açık bir evi ve orada çok sayıda eşyası varken, hangi objeleri, kıyafetleri, belgeleri yanında götürdüğünü tespit ettim önce. Çünkü yanında götürdükleri, gittiği yerde karşılaşacağı muhtemel insan topluluğuna onun hakkında bir büyük hikaye anlatacaktı. Kamusal alanda daha az aktif, bedensel fonksiyonları eskisine göre çok daha yavaş, ailesinden uzakta -ki bu uzaklık hayırsız evlat söylemiyle birlikte karşılık bulabilirdi- artık kimsenin sorumluluğunu alamayacağı, hiçbir işe yaramayacağı düşünülen bir erkek olarak, kendi altın çağını, geçmişinin ışıltılı bulduğu kesitini götürmüştü yanında. Sosyal medya yokken benliğimizi nasıl sunuyorsak, sosyal medya kullanamayan, kullanmayı tercih etmeyen biri olarak babam da o şekilde sunuyordu. Duvarlara mutlu ve geniş aile fotoğrafları, diplomalar, başarı belgeleri asarak, yeri geldiğinde göstermek üzere mezuniyet yıllıklarını, incelikle tasarlayıp yaptığı maketlerin eskizlerini, askerlik terhis ve terfi belgelerini el altında bir yerlerde tutarak…</p>
<p>Devlet otoritesine koşulsuz denecek kadar bağlı babam, haksızlığa uğramaya hiç gelemezdi. O kadar bağlı olduğu “devlet”e yaşamının bir döneminde isyan etmiş ve onunla ilgili vesikaları da hayatının geri kalanının hikayelerinden biri olarak yanında götürmüştü. Birçok erken Cumhuriyet kurumu gibi bugün işlevsizleştirilmiş olan Hıfzıssıhha Enstitüsü’nün aşı laboratuvarında başladığı çalışma hayatında, disiplini ve iş idaresindeki dürüstlüğüyle yükseldiğini, yönetici kadrosuna da bu özelliklerinden dolayı seçildiğini söylerdi. Onu o yapan hikayelerden biri olarak, uzun yıllar önemli bir kurumun vazgeçilmezi, neredeyse onu ayakta tutan kişi olduğuna inanır ve bunu yeni tanıştığı kişilere bile anlatırdı. 12 Eylül’le birlikte gelen askerî nizam, onu da etkilemiş, yöneticilikten uzaklaştırılıp Erzincan’da bir sağlık ocağında sağlık memuru olarak “sürgüne” gönderilmişti. Onun kadar enerjik ve çalışkan bir adamın erken emekliliğine ve birçok özlük hakkının ihlal edilmesine sebep olan bu tecrübe ölene kadar aklından çıkmayan bir haksızlık hikayesiydi. Bu alacaklılık hikayesi yıllar süren hukuk mücadelesine rağmen olumsuz sonuçlanmıştı. Mağduriyetten de bir zafer devşirirdi babam o günleri anarken. “Dürüstlüğün, çalışkanlığın ödülü budur bu memlekette, kızım” derdi. Bu kötü anılara dair belgeleri, tutanakları da yanında götürmüştü babam. Sorgulamaksızın bağlı olduğu babasının yüz çevirdiği bir çocuk gibi sitemli ve kahırlı anlatırdı o süreci. Eminim yeni sosyal çevresiyle de paylaşmıştır bu hikâyeyi.</p>
<p>Fakat onun devletle, resmî ideolojiyle kavgası bununla sınırlıydı. Politik duruşumuzun ters düştüğü her durumda yaşadığımız gerilim, onun geçmişle hesaplaşmayı reddetmesinden kaynaklanıyordu. Büyüme sürecimizde ona yönelik kırgınlıklarımızı, hayal kırıklıklarımızı açacak olsak, ya “o zamanlar öyleydi” deyip geçer ya da inkâr yoluna başvururdu. Aynı tavır, kolektif travmalar ve politik eleştiri söz konusu olduğunda da geçerliydi. Ailevi gerilimlerle nasıl hesaplaşamıyorsa, toplumsal travmalarla da hesaplaşamıyordu. Bunu yaparsa kendini ve inandığı düzeni sorgulaması, sosyal dışlanmayı göze alması, konforunu bozması ve özdüşünümsellik yoluyla kendini dönüştürmesi gerekecekti çünkü. Bu anlamda çok sıradandı. Birden çok kuşağın ebeveynlik ve yurttaşlık kalıplarını yineliyordu. Devlete zeval gelmemeli, vatana millete hayırlı evlatlar yetişmeliydi. Bir kız çocuğu edep ve ahlak kurallarına uygun yetişmeliydi.</p>
<p>Bu olumsuz özelliklerini bir yana bırakacak olursak, eşyalarının arasından neşeli, hayalci, meraklı ve el becerileri gelişkin kavruk bir çocuk; erken yaşta çalışma hayatına atılmış, yatılı okullarda hemen büyüyüvermiş, duyguları ve hayalleri bastırılmış acemi bir ergen ve insanları sevmeye, dert ortağı olmaya hazır bir yetişkin; geçmiş hikayelerin bir kısmını tahrif etmek pahasını tümünü güzellemeye dönüştüren bir yaşlı çıktı karşıma. Huzur içinde yat baba, boşuna çiğnemedin. Hep söylendiği gibi, seni tanıyan son kişi dünyadan göçene kadar yaşayacaksın.</p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p style="text-align: center;"><strong>Not: Bu Yazı <a href="https://www.gazeteduvar.com.tr/babamin-terekesinin-dusundurdukleri-makale-1533673?__twitter_impression=true&amp;s=03">gazeteduvar.com.tr</a> Sitesinde Yayınlanmaktadır.</strong></p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yasliyimhakliyim.com/babamin-terekesinin-dusundurdukleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaşam Mekânlarımız Nasıl Değişecek?</title>
		<link>https://www.yasliyimhakliyim.com/yasam-mekanlarimiz-nasil-degisecek/</link>
					<comments>https://www.yasliyimhakliyim.com/yasam-mekanlarimiz-nasil-degisecek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[alıntıdır]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 05 Jul 2020 21:15:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basında Yaşlılık]]></category>
		<category><![CDATA[Fiziki Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Hayata Dair]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yasliyimhakliyim.com/?p=8079</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">			<link rel="stylesheet" id="wd-section-title-style-simple-and-brd-css" href="https://www.yasliyimhakliyim.com/wp-content/themes/woodmart/css/parts/el-section-title-style-simple-and-brd.min.css?ver=8.4.0" type="text/css" media="all" /> 			
		<div id="wd-5f02415047641" class="title-wrapper wd-wpb wd-set-mb reset-last-child  wd-rs-5f02415047641 wd-title-color-primary wd-title-style-simple text-center  wd-underline-colored">
			
			<div class="liner-continer">
				<h4 class="woodmart-title-container title  wd-font-weight- wd-fontsize-xl" >Yaşam Mekânlarımız Nasıl Değişecek?<br />
</h4>
							</div>
			
			
			
		</div>
		
		</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p>“Eskiden her şey ne güzeldi”cilerden değilim. Ancak hızlı kapitalist yaşam ve üretim biçimleri bizleri esir almadan önce ülkemizde mimarlık ve planlama ilkeleri evrensel standartlarda öğretiliyor ve uygulanmaya çalışılıyordu. Ne zaman ki yapsatçılık, daha sonra kamu ve özel sektör eliyle büyük ölçekli ve çok adetli konutlar üretilir oldu, okullarda öğretilenin (ve bazı okullarda ise hiç öğretilmeyenin) tam tersi planlama ve tasarımlar piyasaya egemen oldu.</p>
<p>Covid-19 salgınında yönetimlerce getirilen kısıtlar evde kalabilenleri evlerinde kalmaya ve çalışmaya sevk etti. Evlerde geçirilen ilk bir ay, hatta ilk bir hafta sonundan sonra anlaşıldı ki konutlarımız <strong>yaşama alanları</strong> olarak pek de uygun değilmiş.</p>
<p>Salgın öncesine kadar sabah çıkılıp akşam girilen mekânları 7/24 kullanınca, anlaşıldı ki planlaması, mekân dağılımı, esnek kullanıma yatkın olmayışı, içinde yaşayanları boğacak hale gelen boyutta ve ölçekteymiş. Sağlıklı ve konforlu yaşamın başlıca unsurlarından olan temiz hava ve günışığı kriterlerini de göz önünde tutarak mevcutları incelemek isterim:</p>
<p><strong>* Planlama:</strong> Bir yerleşim veya yerleşke planlanırken ana yola mesafesi, ulaşım ilk kriterlerden biri. Ancak her yolu taşıt yolu haline getirmek konutlardaki insanlara ne denli korkunç bir gürültü rahatsızlığı vermekteymiş. Özellikle kısıt günlerinin bir önceki geceleri 12’ye kadar telaşlı bir hareketlilik gürültünün salgın öncesini aratır boyutlara varmasına neden olmaktaymış.  Konut alanlarının taşıt trafiğinin uzağında yer almasına ne kadar ihtiyacımız olduğunu, kısıt günlerinde sabah balkona çıkıp serçe, kumru seslerini kayda aldığımda anladım. Araçsız, trafik gürültüsüz bir ortam ne dinlendiriciymiş, doğanın seslerini dinlemek ne iyi geliyormuş. Hafta sonu 65 yaş üzeri sokağa çıktığında kendini sakınmadan kah kaldırımda, kah araç yolunda etrafa bakınarak rahatça yürüyebiliyormuş.</p>
<p>O zaman <strong>madde 1</strong>: Trafiği yavaşlatılmış veya arındırılmış konut bölgeleri planlamalı.</p>
<p><strong>* Mekân dağılımı:</strong> Çocuklar site bahçesinde oynayabildi. Gençler köşelere çekilip sohbet edebildi. Yaşlılar tur atıp bacaklarını açabildi. Elbette bunları bahçesi olan şanslılar yapabildi; Kadıköy ve Yeşilköy gibi semtlerde oturanlar. Şişli, Kurtuluş gibi bitişik nizam, bahçesiz semtlerde oturanlar ise bundan yoksun kaldılar.</p>
<p>O zaman <strong>madde 2: </strong> Bahçesi, yeşil alanı olmayan konut alanları planlanmamalı.</p>
<p><strong>* Tasarım: </strong>İlk apartmanlarda var olan daire giriş nişi, paspas yeri nerede? Ortak hacim kabul edilen bu mekâncıklar dolaşım koridorları üzerinde kaldıkları için başkaları tarafından çiğnenen alanlar oldular. Salgın sonrası pek çok kişi internetten alışveriş ederek aldıklarının kargo şirketi veya kurye tarafından paspasa bırakılmasını istedi. Kapıyı açmadan bir alışverişin güvenli olduğu düşünüldü. Peki bıraktıkları yer: yarım veya 1 metrekare size ait bir yer miydi, yoksa gelen geçenin ayağının takıldığı bir paspas mıydı? Alanı çok küçük de olsa size özel bir kapı önü girişi ne kadar önemliymiş değil mi? Bu detaylar planlı alanlar tip yönetmeliğinde bulunmuyor.</p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div  class="wpb_single_image wpb_content_element vc_align_center">
		
		<figure class="wpb_wrapper vc_figure">
			<a class="" data-lightbox="lightbox[rel-8079-1942869708]" href="https://www.yasliyimhakliyim.com/wp-content/uploads/2020/07/1-resim-1.jpg" target="_self" class="vc_single_image-wrapper vc_box_shadow_3d  vc_box_border_grey"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="492" height="875" src="https://www.yasliyimhakliyim.com/wp-content/uploads/2020/07/1-resim-1.jpg" class="vc_single_image-img attachment-full" alt="" srcset="https://www.yasliyimhakliyim.com/wp-content/uploads/2020/07/1-resim-1.jpg 492w, https://www.yasliyimhakliyim.com/wp-content/uploads/2020/07/1-resim-1-169x300.jpg 169w" sizes="(max-width: 492px) 100vw, 492px" /></a>
		</figure>
	</div>
</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<div id="attachment_18339" class="wp-caption aligncenter">
<p class="wp-caption-text">Kentsel dönüşüme uğramış yapı bloklarından birisi. Bu yapının yıkılıp dönüştürülmeden önce 3 adet balkonu vardı. Klima balkonuna küçük çamaşırları sığdırdık diyelim, çarşaflar nerede kuruyacak? (Fotoğraf: R. Tuna)</p>
</div>
<p>O zaman <strong>madde 3:  </strong>Bina ve daire girişlerimize eski itibarını geri verelim.</p>
<p><strong>* İçeri girdik:</strong> İlk konutlarımızda var olan antreler yani giriş holleri nerede? Sokaktan geleceksiniz, ayakkabı ve giysilerinizi bırakıp temiz ev kıyafetlerinize döneceksiniz. Alışveriş arabanızı torbalarınızı bir süreliğine nereye koyacaksınız?  Doğrudan salona açılan daire kapılarıyla yapılmış bir tasarımda bu hijyen eşikleri mümkün mü? Demek ki giriş holü şart. Eşyalar ve ayakkabılar bırakıldı, hiç bir yere değmeden suya sabuna ulaşmanız gerek. Nasıl? Koridor sonunda ulaşılan banyoya mı, yoksa en yakındaki tuvalete mi? Demek ki giriş holünde bir ıslak hacim de şart.</p>
<p>O zaman <strong>madde 4: </strong>Fonksiyon dağılımı ve sıralaması yapılırken giriş holünü ve tuvaleti geri getirmeli.</p>
<p><strong>* Mutfak:</strong> Artık günde 3 öğünün ve hatta ara öğünlerle birlikte 5-6 öğünün üretildiği yer. Acaba bu kadar küçük mü tasarlanmalıydı? Yoksa kahvaltı gibi ilk öğünün yapılabildiği bir masayı barındıracak büyüklükte mi olmalıydı? Elbette olsa ne iyi olurdu, değil mi? Ebeveynler yemek yaparken belki çocuklar da o masada ders çalışırdı. Hatta mutfaktan geçilen küçük bir yarı açık balkonu da tasarlanmış olsaydı, mevsiminde ne güzel kullanılırdı, değil mi?</p>
<p>O zaman <strong>madde 5: </strong>Mutfaklara yemek köşeleri ve balkonları geri getirilmeli.</p>
<p><strong>* Salonlar:</strong> Kentsel dönüşümle birlikte 22 m<sup>2</sup>’ye kadar küçülmüş odalara salon ismi vermek pek uygun kaçmıyor. Bu odalarda yemek masası duvara itilmiş, kanepeler 2 adede indirilerek yerleşim gerçekleşebilmiş gibi oluyor. Büyükçe bir vaktin televizyon karşısında geçirildiği bu alanlar illaki köşelerde yer almalı. Böylelikle iki farklı duvardan çapraz havalandırma sağlanabilir.</p>
<p>O zaman <strong>madde 6: </strong>Salon, yani günlük oda, yaşama odasının ölçeği büyümeli, yeri köşeye alınmalı, çapraz havalandırmaya olanak sağlanmalı.</p>
<p><strong>* Yatak odaları:</strong> Ebeveyn odaları bazen yatağın bazen dolabın odası ölçüsüne inmiş durumda. Bu uygun olmayan ölçeği gizlemek ve lüksmüş gibi göstermek üzere küçük banyolar da ilave etmek moda oldu. Bunu zorlayan durumlara da şahit olduk. Kentsel dönüşüm projelerinde yangın merdiveni çıkışlarına (sonradan) ebeveyn banyosu iliştirmek için gider bırakılmış uygulamaları bizzat gördüm. Salgın sırasında ve sonrasında da devam edeceği öngörülen evden çalışma (home office) uygulaması için ebeveyn odalarının boyutları büyütülmelidir.</p>
<p>Pencere önünde günışığı alan bir yer, altyapısı ile birlikte: elektrik ve internet bağlantıları projelendirilerek evden çalışma için ayrılmalıdır. Evden çalışma konusu on yıllardır bina sertifika sistemlerinde var olan, yapıldığı zaman puan toplanan uygulamalardır. Örneğin BRE (Building Researh Establishment – Yapı Araştırma Kurumu) Sürdürülebilir Konutlar Yönetmeliğinde (CSH – Code for Sustainable Homes) 2009 yılından beri yer almaktadır. BREEAM, LEED, DGNB ve diğer sertifika sistemlerinde de bu kriterler bulunmaktadır. Bu kriterlerin amacı işle ev arasındaki ulaşımda kullanılacak fosil yakıtlardan çıkan karbon salımlarını azaltmaktır. Zorunlu olarak evden çalışılan iki ayda havanın nasıl temizlendiğini hep beraber hissettik.</p>
<p>O zaman <strong>madde 7: </strong>Evden çalışma için ayrı bir çalışma odası yapılamıyorsa, ebeveyn yatak odaları tasarımına çalışma köşesi eklenmeli.</p>
<p><strong>* Çocuk yatak odaları:</strong> Yine kentsel dönüşüm projelerinde, yönetmelikte eni 2,25’m.den az, alanı 8,0 m<sup>2</sup>’den az olamaz dendiği için 8,25 m<sup>2</sup> (8 metrekare, 25 santimetrekare – bir yüklük ölçüsünde yani) çocuk yatak odaları tasarlandığını gördüm. Çocukların evde ders çalışıp oyun oynamaya, alana ve açık alana ihtiyacı var. Oyun oynayabilecekleri yarı açık balkon ve teraslar ne kadar gerekli! Komşumun çocuğunun salonda tenis oynamaya, bir diğerinin şeytan uçurtması uçurmaya çalıştığını görüyorum.</p>
<p>O zaman <strong>madde 8: </strong>Çocuk odaları büyütülmeli, balkonsuz çocuk odası tasarlanmamalı.</p>
<p><strong>* Servis hacimleri, yüklükler, kilerler, çamaşır odaları:</strong> Hepsi ne kadar gerekliymiş değil mi? Aldığımız gıdaları bozulmadan saklayabilmek, atıkları biriktirebilmek, ayrıştırabilmek için de alana ihtiyacımız var. Her gün yıkanan çamaşırları asabilmek için çamaşır odasından geçilebilen bir kurutma balkonuna da ihtiyaç var. (Yeri gelmişken belirteyim, “kurutma alanı” kriteri de Sürdürülebilir Konutlar Yönetmeliğinde yer almaktadır)</p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div  class="wpb_single_image wpb_content_element vc_align_center">
		
		<figure class="wpb_wrapper vc_figure">
			<a class="" data-lightbox="lightbox[rel-8079-3217671257]" href="https://www.yasliyimhakliyim.com/wp-content/uploads/2020/07/3-resim-1.jpg" target="_self" class="vc_single_image-wrapper vc_box_shadow_3d  vc_box_border_grey"><img decoding="async" width="559" height="746" src="https://www.yasliyimhakliyim.com/wp-content/uploads/2020/07/3-resim-1.jpg" class="vc_single_image-img attachment-full" alt="" srcset="https://www.yasliyimhakliyim.com/wp-content/uploads/2020/07/3-resim-1.jpg 559w, https://www.yasliyimhakliyim.com/wp-content/uploads/2020/07/3-resim-1-225x300.jpg 225w" sizes="(max-width: 559px) 100vw, 559px" /></a>
		</figure>
	</div>
</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p><strong>* Kat yüksekliği:</strong> Alınan temiz havanın miktarı kat yüksekliğine bağlı olarak artar, biliyoruz.  Eski köşklerimiz 3,50 – 3,60 m yüksekliğindeydiler. İmar yönetmelikleri kat adedini artırırken kat yüksekliğini de azalttı. Bu yıllar sonra temiz hava yoksunluğuna bağlı olarak astımlar, alerjiler, depresyon olarak  geri döndü. Bilir misiniz sertifika sistemlerinde “Gökyüzü bakışı” kriteri vardır, sağlık ve konfor başlıklarında geçer. Bilgisayara bakmaktan yorulan gözlerinizi uzaklara, manzaraya ve gökyüzüne çevirerek dinlendireceğiniz açıklığın tasarlanması gerekir. Bu da kat yüksekliğine bağlıdır.</p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div  class="wpb_single_image wpb_content_element vc_align_center">
		
		<figure class="wpb_wrapper vc_figure">
			<a class="" data-lightbox="lightbox[rel-8079-1984546584]" href="https://www.yasliyimhakliyim.com/wp-content/uploads/2020/07/4-resim.jpg" target="_self" class="vc_single_image-wrapper vc_box_shadow_3d  vc_box_border_grey"><img decoding="async" width="630" height="420" src="https://www.yasliyimhakliyim.com/wp-content/uploads/2020/07/4-resim.jpg" class="vc_single_image-img attachment-full" alt="" srcset="https://www.yasliyimhakliyim.com/wp-content/uploads/2020/07/4-resim.jpg 630w, https://www.yasliyimhakliyim.com/wp-content/uploads/2020/07/4-resim-300x200.jpg 300w" sizes="(max-width: 630px) 100vw, 630px" /></a>
		</figure>
	</div>
</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p>O zaman <strong>madde 9</strong>:  Konutlardaki kat yükseklikleri artırılmalıdır.</p>
<p><strong>* Pencere açıklıkları:</strong> Kat yüksekliğine bağlı olarak pencere boyut ve açılımları değişmeli, sabit ve kanat açılım gibi tek tipleşmeden geri döndürülmelidir. Kentsel dönüşüm bu ve benzeri iyileştirmeler, yeşil ve sürdürülebilir dönüşüm için tarihi bir fırsattı, kaçtı.</p>
<p>O zaman <strong>madde 10</strong>: Tepe açılımı, yatay ve düşey pivot açılımlar, giyotinler ve iç-dış vasistas açılımlar rüzgâr yönüne uygun olarak tasarıma ve uygulama sektörüne geri dönmelidir.</p>
<p>Yukarda sayılan 10 basit madde aslında sağlıklı modern konutlarda bir zamanlar var olan, küreselleşmeyle birlikte yapılan inşaatlarda uygulamasından vazgeçilen, okullarda öğretilen planlama ve tasarım ilkelerinde ise unutulan noktalardır. Salgınlar var olmaya devam edecek. Salgın sırasında ve sonrasında sağlıklı yaşamak ve barınmak istiyorsak bunların hatırlanması ve geri getirilmesi gerekmektedir.</p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p style="text-align: center;"><strong>Not: Bu Yazı <a href="http://www.mimarist.org/yasam-mekanlarimiz-nasil-degisecek/">mimarist.org</a> Sitesinde Yayınlanmaktadır.</strong></p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yasliyimhakliyim.com/yasam-mekanlarimiz-nasil-degisecek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaşlılarda Sık Görülen Cilt Sorunları</title>
		<link>https://www.yasliyimhakliyim.com/yaslilarda-sik-gorulen-cilt-sorunlari/</link>
					<comments>https://www.yasliyimhakliyim.com/yaslilarda-sik-gorulen-cilt-sorunlari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[alıntıdır]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 Jun 2020 22:00:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basında Yaşlılık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşlı Nüfus]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yasliyimhakliyim.com/?p=7999</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
		<div id="wd-5efbb4f494e95" class="title-wrapper wd-wpb wd-set-mb reset-last-child  wd-rs-5efbb4f494e95 wd-title-color-primary wd-title-style-simple text-center  wd-underline-colored">
			
			<div class="liner-continer">
				<h4 class="woodmart-title-container title  wd-font-weight- wd-fontsize-xl" >Yaşlılarda Sık Görülen Cilt Sorunları</h4>
							</div>
			
			
			
		</div>
		
		</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p>Cilt yaşlandıkça, kısmen yaşam tarzı faktörleri ve kısmen de yaşlanma sürecinin kendisi nedeniyle doğal olarak değişir. Güneşe maruz kalmak ve sigara içmek cildin yaşlanmasına katkıda bulunan başlıca faktörlerden ikisidir. Pürüzlü cilt, lezyonlar ve iyi huylu tümörler dâhil deride yüzey değişiklikleri oluşabilir. Yaşlılarda damarlar ve kemikler kolay görünür hale gelebilir, çizikler, kesikler veya çarpmaların iyileşmesi daha uzun sürebilir. Çoğu cilt değişikliği normal olmakla birlikte bazıları daha ciddi bir sağlık sorununa işaret edebilir. İşte yaşlılarda oluşabilecek bazı yaygın cilt değişiklikleri:</p>
<p><strong>Aktinik keratoz:</strong> Güneşten veya solaryum gibi yapay bir kaynaktan gelen ultraviyole ışık, bu kabarık, kabuklu büyümelere neden olur. Çoğu kırmızıya döner fakat bazıları bronz veya pembemsi olabilir. Cildinde bu problemi tespit edenler doktora görünmelidir çünkü tedavi edilmezse kansere dönüşebilirler. Doktor bir krem reçete edebilir, ameliyatla çıkarabilir, dondurabilir veya yakabilir.<br />
<strong>Seboreik keratoz:</strong> Bu bronz veya kahverengi lekeler vücudun hemen her yerinde, özellikle orta yaştan sonra ortaya çıkabilir. Zararsızdırlar ama ön kanser büyümeleri veya cilt kanseri gibi görünebilirler, bu yüzden bir doktorun kontrol etmesi gerekir. Çoğu kişide tedaviye ihtiyaç duyulmaz fakat rahatsız ediyorsa veya kanser hücrelerini test etmek için doktor bunları çıkarabilir ya da uzaklaştırabilir.<br />
<strong>Yaşlılık lekeleri:</strong> Karaciğer lekeleri olarak da adlandırılan bu küçük kahverengi düz lekeler genellikle çillerden daha büyüktürler, vücudun eller, yüz, omuzlar ve kollar gibi çok fazla güneş alan kısımlarında görülürler. 50 yaşın üzerinde olan kişilerde daha yaygındırlar fakat daha genç olan ve dışarıda çok fazla zaman geçiren kişilerde de görülebilirler. Tedavi gerektirmezler fakat cilt doktoru kanser olmadığından emin olmak için bir örnek alabilir. Beyazlatıcı ürünlerle hafifletilebilir veya kişi isterse doktor tarafından ortadan kaldırılabilir. İki tür güneş ışınına (UVA ve UVB) karşı korumaya yardımcı olabilen geniş spektrumlu güneş kremleri kullanmak yaşlanma lekelerinin artışını önleyebilir, ayrıca güneşten kaçınılmalıdır.<br />
<strong>Et Benleri:</strong> Et benleri, kabartılı ya da çıkıntılı bir yüzeye sahip küçük, genellikle ten rengi cilt büyümeleridir. Bu küçük sarkık doku parçaları cilde bir tür sapla asılıdır. İnsanlar yaşlandıkça, özellikle kadınlarda et benleri yaygın hale gelir. Çoğu zaman boyun, göğüs, koltuk altı, kasık, göz kapağı gibi kıvrımlı kısımlarda bulunurlar. Tehlikeli olmasalar da kıyafetler veya takılar onlara sürtünürse tahriş olabilirler. Kişiyi rahatsız eden herhangi bir et benini doktor kesebilir, dondurabilir, elektrik akımı veya lazerle yakabilir.<br />
<strong>Kiraz Anjiyomu:</strong> Bu küçük, kırmızı yumrular veya benler vücudun herhangi bir yerinde görülebilir fakat göğüste, karında ve sırtta daha yaygındır. Zarar vermezler fakat üzerine vurulur veya kazınırlarsa kanayabilirler. Genellikle tek kalırlar ancak görünüşünden hoşlanmayanlar için cilt doktoru bunları bir lazerle yok edebilir.</p>
<p>Güneş Elastozu: Uzun süreli güneş hasarı cildi sarıya çevirebilir, çıkıntılara ve derin izlere neden olabilir. Tüm cilt tonlarındaki insanları etkiler ama açık tenlilerde daha belirgindir. Sigara içenlerin durumu daha kötüleşir. Güneş sadece cildin üst tabakasını etkiler fakat tütün dumanı daha derinlere zarar verir. Güneşten uzak durulmalı ya da korunmak için elden ne geliyorsa yapılmalıdır.<br />
<strong>Varisli Damarlar:</strong> Zayıflamış kan damarları kabarmaya, bükülmeye veya çıkıntı oluşturmaya başlayabilir. Çoğunlukla bacaklarda ve ayaklarda görülürler, sıklıkla ağrırlar. Genellikle ciddi bir soruna işaret etmezler fakat yüzeysel kan pıhtıları ile sonuçlanan iltihaplı damarlarla ilişkili olabilirler. Doktor onlardan kurtulmaya yardımcı olmak için hastaya bir çift varis çorabı verebilir veya işe yaramazsa r ameliyat edilmesini önerebilir.<br />
<strong>Örümcek damarlar:</strong> Bu küçük bozulmuş kan damarı yığınları genellikle bacaklarda, ayak bileklerinde, ayaklarda ve hatta yüzde ortaya çıkar. Nedenleri arasında kanın geri gelmesi, hormon değişiklikleri veya yaralanma bulunur. Önemli bir sağlık sorununa işaret etmezler ancak şişebilir, kaşınabilir, yorgunluk, yanma ve ağrı gibi bazı belirtiler de verebilir.Bu kılcal varisleri sıkıştırmak için doktorlar sıkı kompresyon çorapları veya işe yaramıyorsa, küçük bir cerrahi prosedür önerilebilir.<br />
<strong>Kuru ve Kaşıntı Cilt:</strong> Yaşlanan cilt yağ bezlerinin kaybından dolayı daha kuru olur, kuruluk ise kaşıntıya neden olabilir. Birçok yaşlı insanda deride, genellikle alt bacaklarda, dirseklerde ve alt kollarda kuru lekeler oluşabilir. Kuru deri lekeleri pürüzlü ve pullu hissedilir. Kuru ciltlerin aşağıda belirtilenler gibi birden çok sebebi olabilir:<br />
*Yeterince sıvı içmemek<br />
*Güneşte bronzlaşmak veya güneş altında fazla kalmak<br />
*Fazla kuru havalı ortamda bulunmak<br />
*Sigara içmek<br />
*Yaşla birlikte yağ ve ter bezlerinin kaybedilmesi<br />
*Stres hissetmek<br />
Kuru ciltler böbrek hastalığı, diyabet gibi bazı sağlık durumlarından da kaynaklanıyor olabilir. Sabun, parfüm, ter önleyiciler gibi maddelerim fazla kullanılması, sıcak suyla banyo yapılması da cildin kurumasını artırabilir. Bazı ilaçların kullanımı da cildi kaşıntılı hale getirebilir. Kaşıntılı cilt ayrıca böbrek hastalığı, demir eksikliği, tiroid veya karaciğer problemleri gibi daha ciddi bir hastalığın belirtisi olabilir. Yaşlı insanların ciltleri daha ince olduğundan kaşımak kanamalara ve enfeksiyona sebep olabilir. Cilt kaşıntılı ve çok kuruysa kaşıntı iki haftadan fazla sürerse veya vücudu kaplarsa doktora danışılmalıdır. Doktor kişiyi muayene edecek, nedenini ve tedavisi için en iyi olanı anlamaya yardımcı olmak için kan alınmasını ve test edilmesini isteyebilir.<br />
Aşağıdaki yollarla kuru, kaşıntılı cilde yardımcı olunabilir:<br />
*Her gün losyon, krem veya merhem gibi nemlendiricilerin kullanılması<br />
*Daha az ve daha ılık suyla banyo veya duş alınması ve daha yumuşak sabun kullanılması<br />
*Odaya nem veren bir cihaz kullanılması<br />
<strong>Bacak Ülserleri:</strong> Kan akışı sorunları alt bacaklardaki ve ayaklardaki cildin yaralanmasını kolaylaştırır. Bakteriler çatlak ya da bozulmuş cilde girerse, tüm bölge enfekte olabilir. Diyabet gibi daha yavaş iyileşmeyi sağlayan bir sağlık sorunu varsa açık bir yaraya veya ülsere dönüşebilir. Doktor yaranın temiz tutulmasını, hareket etmeye devam edilmesini, bacakların yukarı kaldırılmasını ve bazı durumlarda bölgeye baskı uygulanmasını isteyecektir. İyileşmeyen durumların ameliyat edilmesi gerekebilir.</p>
<p><strong>Kontakt dermatit:</strong> Bu kaşıntılı, ağrılı durum iki şekilde oluşabilir:<img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-65847 alignright" src="https://www.bilgiustam.com/resimler/2020/06/16948_yaz_aylarinda_gunesten_korunmak_gerekir-300x200.jpg" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" srcset="https://www.bilgiustam.com/resimler/2020/06/16948_yaz_aylarinda_gunesten_korunmak_gerekir-300x200.jpg 300w, https://www.bilgiustam.com/resimler/2020/06/16948_yaz_aylarinda_gunesten_korunmak_gerekir-640x427.jpg 640w, https://www.bilgiustam.com/resimler/2020/06/16948_yaz_aylarinda_gunesten_korunmak_gerekir.jpg 648w" alt="" width="300" height="200" /><br />
*Alerjik, zehirli sarmaşık yaprağı gibi bir şeye dokunduktan veya kokulu bir çamaşır ürünü kullandıktan sonra<br />
*Tahriş edici, nem gibi cildi rahatsız edici şeyler (örneğin bebeklerde pişik )nedeniyle<br />
Yaşlandıkça durum normal tedavilere de yanıt vermeyebilir. Yaşa bağlı cilt problemleri için kullanılan ilaçlı kremler de reaksiyona neden olabilir. Doktor nedenini anlayacak, muhtemelen kaşıntıyı yatıştırmak için ilaçlar reçete edecektir.<br />
<strong>Morarma:</strong> Yaşlılıkta deri, dermisteki (alt deri) kan damarı duvarlarının incelmesi nedeniyle morarmaya daha duyarlıdır. Cildin yüzeyine yakın küçük kan damarları çatladığında çürükler ya da morarmalar olur. Yaşlandıkça, cilt incelir ve yağ kaybeder, bu da morarmayı kolaylaştırabilir ayrıca çürükler daha uzun sürede iyileşir. Genellikle endişelenecek bir şey değildir ama daha ciddi bir şeyin habercisi olabilir. Bazı kan inceltici ilaçlar, bazı hastalıklar da derinin morarmasına neden olabilir. Çürükler görülürse ve nasıl olduğu bilinmiyorsa, özellikle de vücudun genellikle giysilerle örtülü kısımlarında bulunuyorsa doktorla konuşulmalı, görüşme sırasında alınan ilaçlar varsa mutlaka bildirilmelidir.<br />
Kırışıklıklar: Kırışıklıklar en gözle görülür yaşlanma belirtileridir. İnce yüzey çizgileri veya derin oluklar şeklindeki kırışıklıklar çoğunlukla güneşe maruz kalma, kalıtım ve cilt tipinden kaynaklanır. Yüz hareketi ya da gülme çizgileri cildin elastikiyetini kaybettiği 40’lı ve 50’li yaşlarda daha görünür hale gelir. Ayrıca epidermisin incelmesinden (cildin dış tabakası) dolayı cilt şeffaflaşabilir. Yaşlandıkça ortaya çıkan kırışıklıkların oluşum süreci sağlıklı yiyecekler, bol miktarda uyku ve düzenli egzersizle yavaşlatılabilir. Güneşten korunmalı ve ciltten doğal yağları uzaklaştıran güçlü sabunların kullanımına dikkat edilmelidir. Sigara içmek kırışıklıkları daha da kötüleştirir. Kırışıklıklar kötü değildir ancak çoğu insan görünüşünden hoşnut değildir. Kırışıklıkların ortadan kaldırılmasıyla ilgili iddiaların çoğu işe yaramaz. Kimyasal peeling, enjeksiyonlar, lazer tedavileri ve ameliyat bazı kırışıklıklardan kurtarabilir. Yöntemlerin bazıları ağrılı ve tehlikeli olabileceği için bir uzman doktor tarafından yapılması gerekir. Kırışıklıklarla ilgili endişeleri olanlar özellikle cilt sorunları konusunda özel olarak eğitim almış, dermatolog adı verilen bir doktor ile konuşmalıdır.<br />
<strong>Sarkık Cilt:</strong> Güneşten gelen UV (ultraviyole) ışınları ve ortamdaki başka şeyler cildin <img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-65848 alignleft" src="https://www.bilgiustam.com/resimler/2020/06/16948_yaslilardaki_bazi_degisimler-300x482.jpg" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" srcset="https://www.bilgiustam.com/resimler/2020/06/16948_yaslilardaki_bazi_degisimler-300x482.jpg 300w, https://www.bilgiustam.com/resimler/2020/06/16948_yaslilardaki_bazi_degisimler.jpg 311w" alt="" width="300" height="482" />esnekliğini azaltabilir. Yerçekimi de cildin hem sarkmasına hem de kırışmasına sebep olabilir. Sarkık cildin ilk fark edildiği yer genellikle çene hattı ve boyundur. Güneş koruyucu ve nemlendirici kullanmak sarkmaları geciktirmeye ya da uzak tutmaya yardımcı olabilir. Boyun, çene ve boğaz kasları için egzersizler de yardımcı olabilir. Cerrahi ve diğer tedaviler cilt sarkmalarından kurtulmaya yardımcı olabilir.<br />
<strong>Cilt kanseri:</strong> Hasarlı cilt hücreleri kontrolden çıkabilir ve kanserli hale gelebilir. Cilt kanserinin en yaygın nedeni güneşten gelen UV radyasyonudur. Ultraviyole lambaları ve solaryum odaları da cilt kanserine sebep olabilir. Güneşin parlamadığı yerlerde de cilt kanseri oluşabilir. Bu, genlerin ve çevredeki toksinlerin de bir rol oynadığı anlamına gelir. Herhangi bir cilt rengine sahip herkeste cilt kanseri gelişebilir. Açık tenli, kolayca çil oluşan olan insanlarda risk daha büyüktür. Cilt kanseri, vücuda yayılmadan fark edilirse tedavisi yapılabilir. Kanser belirtilerinin fark edilebilmesi için herkes ayda bir kez cildini kontrol etmelidir. Cilt kanserinin ağrı yapması nadirdir. Yeni bir cilt büyümesi, boyut veya şekil değiştiren mevcut bir ben fark edilirse dermatologa danışılmalıdır. Doktor kanserli lezyonları kremler, enjeksiyonlar, haplar, ameliyat, lazer veya radyasyon ile tedavi edebilir. Cilt kanseri türüne bağlı olarak, kemoterapiye veya diğer tedavilere de ihtiyaç olabilir.<br />
<strong>Yatak yaraları:</strong> Yaşlanma sürecinde ortaya çıkabilen yukarıdaki cilt sorunlarından başka uzun süre yatakta yatmak veya oturmak zorunda kalan ve kendi başlarına hareket etme problemi olan yaşlılarda yatak yaraları da denilen cilt ülserleri (basınç ülserleri) oluşabilir. Hastanın sık döndürülmesi veya yeniden konumlandırılması ile önlenebilirler.</p>
<div class="8hrm8CWS"></div>
<h3>Cildin Sağlıklı Tutulması</h3>
<p>Cilt yaşla beraber incelir, yağını kaybeder ve eskisi gibi pürüzsüz ve dolgun görünmez. <img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-65849 alignleft" src="https://www.bilgiustam.com/resimler/2020/06/16948_yaslanmanin_ilk_goruldugu_yer_deridir-1-300x198.jpg" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" srcset="https://www.bilgiustam.com/resimler/2020/06/16948_yaslanmanin_ilk_goruldugu_yer_deridir-1-300x198.jpg 300w, https://www.bilgiustam.com/resimler/2020/06/16948_yaslanmanin_ilk_goruldugu_yer_deridir-1.jpg 633w" alt="" width="300" height="198" />Yıllarca güneşte bronzlaşmak veya güneş ışığında uzun süre dışarıda kalmak kırışıklıklara, yaşlılık lekelerine, kuruluğa hatta deri kansere neden olabilir fakat cildi korumak, daha iyi hissetmek ve iyi görünebilmek için yapılabilecek şeyler vardır. Güneş sağlık için iyi olabilir ancak dikkatli olunmalıdır, aşağıdaki yollarla cilt sağlıklı tutulabilir:<br />
Güneşte kalınan zamanın sınırlanması: Gündüzleri dışarıya çıkmak iyidir fakat güneş ışınlarının çok güçlü olduğu zaman aralıklarında güneş altında kalınmamalıdır. Örneğin, yazın sabahları saat 10’dan öğleden sonra 16’ya kadar güneş altında kalmamaya çalışılmalıdır. Bulutlu havalar da aldatıcıdır çünkü güneş ışınları bulutların arasından geçebilir. Sudayken de güneş yanığı olabilir, bu nedenle havuz, göl veya denizde iken dikkatli olmak gerekir.<br />
Bronzlaşmaktan kaçınılması: Ultraviyole lambaları veya solaryum kabinleri kullanılmamalıdır. Bronzlaşma hapları FDA (ABD Gıda ve İlaç İdaresi) tarafından onaylanmadığından güvenli olmayabileceği unutulmamalıdır.<br />
Güneş kremi kullanılması: SPF veya güneş koruma faktörü 30 ya da daha büyük olan bir güneş kremi kullanılmalıdır. Etiketinde “geniş spektrumlu” yazan güneş koruyucu ürünler seçmek daha iyidir. Güneş kremi dışarı çıkılmadan 15 ya da 30 dakika önceden sürülmelidir. Güneş koruyucu krem yaklaşık 2 saat arayla tekrar uygulanmalıdır. Yüzerken, terlerken veya cilt bir havluyla ovulduğunda güneş kremi daha sık uygulanmalıdır.<br />
Koruyucu elbise giyilmesi: Güneş ışınlarını yüzde 99- 100 oranında engelleyebilen güneş gözlüğü kullanılmalıdır. Cildin örtülmesi UV ışınlarından koruyabilir. Güneşte olmak gerekiyorsa, vücudu tamamen kaplayan gevşek, hafif, uzun kollu gömlekler ve uzun pantolonlar veya uzun etekler giyilmelidir. Daha bol, rahat giysiler cildin nefes almasına ve sıcak çarpmasını engellemeye yardımcı olurlar. Giysi satın alınırken daha açık renkli pamuklu kumaşlardan yapılmış olanlar seçilmelidir. Açık renkli kumaşlar güneşi vücuttan uzaklaştıracak ve kişiyi daha serin tutmaya yardımcı olacaktır. Şapka kullanmak da gereklidir. Geniş kenarlı bir şapka boynu, kulakları, gözleri ve başı gölgeleyebilir. Hasır şapkalar en iyi seçenektir. Bunlar sadece geniş değil aynı zamanda daha hafiftirler.<br />
Yaraların tedavi edilmesi: Cilt yaralanmalarının uygun şekilde tedavi edilmesi bir yaşlıyı mutlu, sağlıklı ve aktif tutabilir. Bakterilerin yaraya girmesini önlemek için yaraların tamamen iyileşene kadar kapalı tutulması önerilmektedir. Yara iltihaplanır, ateşlenir veya akıntı olursa derhal bir doktora gösterilmelidir.<br />
Sulu kalmak: Gün boyunca bol su içmek, kafeinden kaçınmak ve nemlendirici kullanmak önemlidir. Nemlendirici uygulamak için en iyi zaman bir duş veya banyodan hemen sonrasıdır. Cilt kurulanmalı (fakat ovulmamalı) ve nemi hapsetmek için cilt hala nemli iken losyon veya krem uygulanmalıdır.<img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-65850 alignright" src="https://www.bilgiustam.com/resimler/2020/06/16948_yaslilik_lekeleri-300x203.jpg" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" srcset="https://www.bilgiustam.com/resimler/2020/06/16948_yaslilik_lekeleri-300x203.jpg 300w, https://www.bilgiustam.com/resimler/2020/06/16948_yaslilik_lekeleri-640x432.jpg 640w, https://www.bilgiustam.com/resimler/2020/06/16948_yaslilik_lekeleri.jpg 665w" alt="" width="300" height="203" /><br />
Sağlıklı beslenmek: Kötü beslenme, hijyen ve güneş ışığına maruz kalmak zaman geçtikçe cildi önemli ölçüde yaşlandırabilir. Bu, cildin enfeksiyonla mücadele etme ve kendini iyileştirme yeteneğini azaltır. Vücuda bol miktarda vitamin ve besin, hidrasyon ve hijyen sağlamak cildin zarar görmesini önlemeye yardımcı olabilir.<br />
Doktora danışmak: Cilt yaşlandıkça değişebilir fakat unutulmamalıdır ki yapılabilecek şeyler vardır. Cilt sık sık kontrol edilmeli, endişelendiren herhangi bir değişiklik görüldüğünde, doktora danışılmalıdır. Doktorla konuşmak, vücudun özel ihtiyaçları hakkında daha fazla bilgilenmeye yardımcı olabilir ve bu doğal süreçte kişiler ciltlerine özen gösterme konusunda doğru yola olduğundan emin olabilir.</p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p style="text-align: center;"><strong>Not: Bu Yazı <a href="https://www.bilgiustam.com/yaslilarda-sik-gorulen-cilt-sorunlari/">bilgiustam.com</a> Sitesinde Yayınlanmaktadır.</strong></p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yasliyimhakliyim.com/yaslilarda-sik-gorulen-cilt-sorunlari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Pokemon Go Dede</title>
		<link>https://www.yasliyimhakliyim.com/pokemon-go-dede/</link>
					<comments>https://www.yasliyimhakliyim.com/pokemon-go-dede/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[alıntıdır]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 29 Jun 2020 14:38:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basında Yaşlılık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşlı Nüfus]]></category>
		<category><![CDATA[64 telefon ile pokemon go]]></category>
		<category><![CDATA[pokemon]]></category>
		<category><![CDATA[pokemon go]]></category>
		<category><![CDATA[pokemon go dede]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yasliyimhakliyim.com/?p=7948</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
		<div id="wd-5ef9fc42b1330" class="title-wrapper wd-wpb wd-set-mb reset-last-child  wd-rs-5ef9fc42b1330 wd-title-color-primary wd-title-style-simple text-center  wd-underline-colored">
			
			<div class="liner-continer">
				<h4 class="woodmart-title-container title  wd-font-weight- wd-fontsize-xl" >Pokemon Go Dede 64 Telefonuyla Oyun Oynuyor</h4>
							</div>
			
			
			
		</div>
		
		</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div  class="wpb_single_image wpb_content_element vc_align_center">
		
		<figure class="wpb_wrapper vc_figure">
			<div class="vc_single_image-wrapper vc_box_shadow_3d  vc_box_border_grey"><img loading="lazy" decoding="async" width="1750" height="533" src="https://www.yasliyimhakliyim.com/wp-content/uploads/2020/06/image-23.png" class="vc_single_image-img attachment-full" alt="" srcset="https://www.yasliyimhakliyim.com/wp-content/uploads/2020/06/image-23.png 1750w, https://www.yasliyimhakliyim.com/wp-content/uploads/2020/06/image-23-300x91.png 300w, https://www.yasliyimhakliyim.com/wp-content/uploads/2020/06/image-23-1024x312.png 1024w, https://www.yasliyimhakliyim.com/wp-content/uploads/2020/06/image-23-768x234.png 768w, https://www.yasliyimhakliyim.com/wp-content/uploads/2020/06/image-23-1536x468.png 1536w" sizes="auto, (max-width: 1750px) 100vw, 1750px" /></div>
		</figure>
	</div>
</div></div></div></div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yasliyimhakliyim.com/pokemon-go-dede/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaşlılarda işitme kaybına dikkat!</title>
		<link>https://www.yasliyimhakliyim.com/yaslilarda-isitme-kaybina-dikkat/</link>
					<comments>https://www.yasliyimhakliyim.com/yaslilarda-isitme-kaybina-dikkat/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[alıntıdır]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2020 23:36:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basında Yaşlılık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşlı Nüfus]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yasliyimhakliyim.com/?p=7942</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
		<div id="wd-5ef685f176b1c" class="title-wrapper wd-wpb wd-set-mb reset-last-child  wd-rs-5ef685f176b1c wd-title-color-primary wd-title-style-simple text-center  wd-underline-colored">
			
			<div class="liner-continer">
				<h4 class="woodmart-title-container title  wd-font-weight- wd-fontsize-xl" >Yaşlılarda işitme kaybına dikkat!</h4>
							</div>
			
			
			
		</div>
		
		</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p>Yaşlanan her organ gibi kulakların da zamanla eski gücünü kaybetmeye başladığını belirten Özel Esentepe Hastanesi Kulak Burun Boğaz Bölümü’nden Op. Dr. Mehmet Beşer, işitme kaybının genellikle 60 yaş üstünde başladığını söyledi. Beşer, belirtilerin dikkate alınması gerektiğinin altını çizerek, “İşitme kaybı odyolojik olarak belirlendikten sonra tanıya göre tedavi yöntemi belirlenir. Uygun olması durumunda işitme cihazı takılabilir” dedi.<br />
İnsanlarda yaş ilerledikçe tüm organlarda yaşlanma belirtileri ortaya çıkar. Bu belirtiler aynı şekilde işitme organında da görülür ve gün geçtikçe işitme duyusu zayıflar.<br />
Yaşlılarda görülen işitme kayıpları hakkında açıklamalarda bulunan Özel Esentepe Hastanesi Kulak Burun Boğaz Bölümü’nden Op. Dr. Mehmet Beşer, bu durumun genel olarak kulağa giden damarların özelliklerini yitirip eskisi gibi kan taşıyamaması, işitme sinirinin ve beyindeki işitme merkezinin yaşa bağlı olarak özelliğini kaybetmesi gibi nedenlerden kaynaklandığını söyledi.<br />
İşitme kaybının genellikle 60 yaş üstünde başladığını ifade eden Beşer, “Kayıp her iki kulakta olabilir. Genel olarak rahatsızlığa çınlama da eşlik eder. Başlangıç aşamasında konuşmayı anlamada zorluk yaşanmaz. Ancak ilerleyen evrede konuşmayı anlama eşiğinde düşme ortaya çıkar. Her iki kulakta birden aynı anda görülmesi ve kademeli olarak ilerlemesi nedeniyle yaşlılık tipi işitme kaybı sorunu yaşayanlar, işitme duyularını kaybettiklerini fark edemeyebilirler. Bu nedenle belirtilerin dikkate alınması gerekmektedir” dedi.<br />
Doktora danışılmalı<br />
İşitme kaybının genetik olabileceğini dile getiren Beşer, buna bağlı olarak bazı ailelerde daha erken yaşlarda işitme sorununun ortaya çıkabildiği kaydetti. Beşer, kişinin daha önce yaptığı işin de bu tür kayıplarda etkili olabildiğini belirterek, “Yıllarca gürültülü ortamlarda çalışmış kişi işitme kaybına uğrayabilir. Ayrıca çocukluk yıllarında orta kulak iltihabı geçirilmesi, yapılan operasyonlar, geçmişte kullanılan ilaçlar, kafa yaralanmaları da işitmenin daha kolay yitirilmesine yol açabilir” diye konuştu.<br />
İşitme kayıplarında mutlaka doktora danışılması gerektiğinin altını çizen Beşer, ayrıntılı muayene ve işitme testlerinin yapılmasının önemini vurguladı.<br />
İşitme cihazı takılabilir<br />
Muayeneden sonra kulakta oluşan kir varsa bunun doktor tarafından temizlendiğini ifade eden Op. Dr. Beşer, “Bu uygulamada doktor dikkatli olmalı. Çünkü dış kulak yolunun zedelenmemesi gerekir. İşitme kaybı odyolojik olarak belirlendikten sonra tanıya göre tedavi yöntemi belirlenir. Uygun olması durumunda işitme cihazı takılabilir” dedi.<br />
Teknolojinin gelişmesine bağlı olarak kullanılan işitme cihazlarının da modernleştiğini dile getiren Beşer, cihazların oldukça küçük ve işlevli bir konuma getirildiğini, bu nedenle kolaylıkla kullanılabildiğini söyledi.</p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p style="text-align: center;"><strong>Not: Bu Yazı <a href="https://www.bursasoylem.com/2020/06/26/yaslilarda-isitme-kaybina-dikkat/">bursasoylem.com</a> Sitesinde Yayınlanmaktadır.</strong></p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yasliyimhakliyim.com/yaslilarda-isitme-kaybina-dikkat/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>65 Yaş üzeri vatandaşlar izin belgesi ile tatil yapabilecek</title>
		<link>https://www.yasliyimhakliyim.com/65-yas-uzeri-vatandaslar-izin-belgesi-ile-tatil-yapabilecek/</link>
					<comments>https://www.yasliyimhakliyim.com/65-yas-uzeri-vatandaslar-izin-belgesi-ile-tatil-yapabilecek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[alıntıdır]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2020 23:21:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aktif Yaşlanma]]></category>
		<category><![CDATA[Basında Yaşlılık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşlı Nüfus]]></category>
		<category><![CDATA[coronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[İzin]]></category>
		<category><![CDATA[Tatil]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yasliyimhakliyim.com/?p=7932</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">			<link rel="stylesheet" id="wd-section-title-style-under-and-over-css" href="https://www.yasliyimhakliyim.com/wp-content/themes/woodmart/css/parts/el-section-title-style-under-and-over.min.css?ver=8.4.0" type="text/css" media="all" /> 			
		<div id="wd-5ef68212723eb" class="title-wrapper wd-wpb wd-set-mb reset-last-child  wd-rs-5ef68212723eb wd-title-color-primary wd-title-style-underlined-2 text-center  wd-underline-colored">
			
			<div class="liner-continer">
				<h4 class="woodmart-title-container title  wd-font-weight- wd-fontsize-xl" >65 Yaş üzeri vatandaşlar izin belgesi ile tatil yapabilecek</h4>
							</div>
			
			
			
		</div>
		
		</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<h2 class="title-medium-dark mi-news-desc size-m-i-20">65 yaş ve üzerindeki vatandaşlara, izin belgesi almak şartıyla turizm amaçlı seyahat yapabilme izni çıktı. İçişleri Bakanlığı&#8217;nın yaşlılara tatil müjdesiyle ilgili olarak 81 il valiliğine genelge gönderdi.</h2>
<div class="row">65 yaş ve üzerindeki vatandaşlara, izin belgesi almak şartıyla turizm amaçlı seyahat yapabilme izni çıktı. İçişleri Bakanlığı&#8217;nın yaşlılara tatil müjdesiyle ilgili olarak 81 il valiliğine genelge gönderdi.<br />
Bakanlık genelgesinde, koronavirüsün yayılma ve bulaşma hızının azalması, vaka artış hızının düşüşteolması ve turizm sezonunun açılması sebebiyle 65 yaş ve üzeri vatandaşların turizm amaçlı seyahatlerine izin verilmesinin uygun olacağının değerlendirildiği ifade edildi.<br />
ORGAN NAKİL OLAN VE DİYALİZE GİDENLERE KÖTÜ HABER<br />
İçişleri Bakanlığı&#8217;nın genelgesinde, 65 yaş ve üzeri vatandaşlar (son üç yıl içinde organ ve kemik iliği nakli olanlar, immün yetmezliği olanlar ile böbrek yetmezliği nedeniyle diyalize giren hastalar hariç) turizm amacıyla yapacakları yolculuklarda &#8220;Turizm Amaçlı Seyahat İzin Belgesi&#8221; almak şartıyla istedikleri yerleşim yerine gidebilecek.<br />
BAŞVURU ALO 199&#8217;A YAPILACAK<br />
65 yaş ve üzeri vatandaşlar, Turizm Amaçlı Seyahat İzin Belgesi almak üzere, Alo 199 Vefa Sosyal Destek Hattı üzerinden veya elektronik ortamda e-Devlet kapısından İçişleri Bakanlığı e-başvuru sistemine girerek seyahat izin işlemleri başlığının altında yer alacak Turizm Amaçlı Seyahat İzin Belgesi verilmesi alt başlığını seçerek başvurularını gerçekleştirebilecek.</div>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p style="text-align: center;"><strong>Not: Bu Yazı <a href="https://malatyacadde.com/65-yas-uzeri-vatandaslar-izin-belgesi-ile-tatil-yapabilecek/51719">malatyacadde.com</a> Sitesinde Yayınlanmaktadır.</strong></p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yasliyimhakliyim.com/65-yas-uzeri-vatandaslar-izin-belgesi-ile-tatil-yapabilecek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanlardan yaşlılara uyarı: Tokalaşma ve kucaklaşma yapılmamalı</title>
		<link>https://www.yasliyimhakliyim.com/uzmanlardan-yaslilara-uyari-tokalasma-ve-kucaklasma-yapilmamali/</link>
					<comments>https://www.yasliyimhakliyim.com/uzmanlardan-yaslilara-uyari-tokalasma-ve-kucaklasma-yapilmamali/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[alıntıdır]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2020 23:15:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basında Yaşlılık]]></category>
		<category><![CDATA[Fiziki Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[coronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<category><![CDATA[sosyalleşme]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşlı Nüfus]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yasliyimhakliyim.com/?p=7929</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
		<div id="wd-5ef680bd0465e" class="title-wrapper wd-wpb wd-set-mb reset-last-child  wd-rs-5ef680bd0465e wd-title-color-primary wd-title-style-simple text-center  wd-underline-colored">
			
			<div class="liner-continer">
				<h4 class="woodmart-title-container title  wd-font-weight- wd-fontsize-xl" >Uzmanlardan yaşlılara uyarı: Tokalaşma ve kucaklaşma yapılmamalı<br />
</h4>
							</div>
			
			
			
		</div>
		
		</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<h2 id="trtspot1" class="detOzet">Uzmanlar, normalleşmeyle birlikte ileri yaş grubundaki bireylerin koruyucu önlemlere devam etmesi gerektiğini hatırlattı. Ev dışında mutlak suretle maske takılması gerektiği belirtilerek, sarılma ve tokalaşmadan uzak durulması uyarısında bulunuldu.</h2>
<div class="detYazi cf">
<div id="trtdty" class="editorPart blackle">
<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Geriatri Uzmanı Prof. Dr. Mehmet İlkin Naharcı, kısıtlamaların gevşetilerek yeni normalle adım atılan süreçte, ileri yaş grubundaki bireylerin koruyucu önlemlere mutlak surette uymaya devam etmesi gerektiğini bildirdi.</p>
<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Geriatri Uzmanı Prof. Dr. Mehmet İlkin Naharcı, yeni tip koronavirüsün (Covid-19) küresel ölçekte birçok ülkeyi etkilediğini ve bu mücadelede hastalığın oluşturduğu sorunlar açısından en önemli risk grubunun özellikle 65 yaş ve üzeri bireyler olduğunun bilindiğini söyledi.</p>
<div class="related-news-container">
<p><strong>&#8220;Hastalık bulaşma riskinde artış mutlak suretle maske takmakla azaltılabilir&#8221;</strong></p>
<p>Pandemi sürecinin ilk döneminde olduğu gibi yeni normalle geçiş sürecinde de sağlıklı kalabilmek için bu yaş grubundaki bireylerin koruyucu önlemlere dikkatle uymaya devam etmesi gerektiğine işaret eden Naharcı, bu dönemde koruyucu önlemlerin, sosyal mesafe-maske kullanımı-hijyen tedbirleri olarak özetlenebileceğini aktardı.</p>
<p>Prof. Dr. Naharcı, &#8220;Ülke genelinde sosyal izolasyon kısıtlamalarının kaldırılması ile toplum içindeki temasımızın tekrar başlaması neticesinde oluşan hastalık bulaşma riskinde artış; en az 2 metre mesafeye dikkat edilerek sosyal teması azaltmak ve kapalı ortamlardan mümkün olduğunca uzak durmakla, ev dışında mutlak suretle maske takmakla azaltılabilir&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>&#8220;Tokalaşma ve kucaklaşma yapılmamalı&#8221;</strong></p>
<p>Bu dönemde yine ellerin en az 20 saniye bol su ve sabunla yıkanması gerektiğini belirten Naharcı, kolonya kullanılmasına devam etmenin bulaşma riskini ciddi anlamda düşürüceğini dile getirerek, şu bilgileri verdi:</p>
<p>&#8220;Tokalaşma ve kucaklaşma yapılmamalı, uzaktan selamlaşmaya devam edilmelidir. Pandemi boyunca evde kalan büyüklerimiz, yeni normal ile birlikte 3 altın kurala dikkat ederek günlük yürüyüş ve egzersizlerini açık havada yapabilir. Günlük düzenli fiziksel aktivite ile beraber sağlıklı ve dengeli beslenme ve düzenli uyku da güçlü bağışıklık sisteminde önemli rol oynamaktadır. Sağlıklı beslenme için seçilecek gıdalar protein, lif, vitamin, mineral ve antioksidanlardan zengin olmalı ve günlük yeterli su tüketimi de ihmal edilmemelidir. &#8221;</p>
<p><strong>Psikososyal problemlerin yönetimine dikkat</strong></p>
<p>Yeni normalleşme döneminde diğer vurgulanması gereken bir noktanın da psikososyal problemlerin yönetimi olduğuna işaret eden Naharcı, şunları kaydetti:</p>
<p>&#8220;Özellikle ölüm korkusu, yaygın endişe nedeniyle salgın başlangıcında akut stres bozukluğu ve sonrasında travma sonrası stres bozukluğu yaşanabilmektedir. Bu durumda yaşlı bireylerde huzursuzluk, gerginlik, uykusuzluk, kabus görme gibi belirtiler görülebilmektedir. Ruhsal sorunlara bağlı olarak fizyolojik sorunlar da sıklıkla bu dönemde ortaya çıkmaktadır. Uykuya dalmakta ve sürdürmekte zorluklar yaşanabilmekte ya da uyku yeterince dinlendirici olmamaktadır. İştah azalmakta ya da artmakta ve buna bağlı olarak mide bağırsak sisteminde sorunlar oluşabilmektedir. Bu dönemde böyle belirtiler gösteren bireylerin sağlık kuruluşlarına başvurması faydalı olacaktır.&#8221;</p>
<p>Prof. Dr. Naharcı, ayrıca, salgın ile ilgili televizyondaki olumsuz haberlerden uzak durmanın ve bilgi kirliliğinden korunmanın psikososyal problemlerin yönetiminde olumlu katkı sağlayabileceğini vurgulayarak, &#8220;Sonuç olarak, kısıtlamaların gevşetilerek yeni normalleşme dönemine adım attığımız bu süreçte ileri yaş grubundaki bireylerimiz koruyucu önlemlere mutlak surette uymaya devam etmelidirler. Bunun yanında, bedensel veya ruhsal problemler yaşadıklarında sağlık kuruluşlarına başvurmaktan çekinmemelidirler&#8221; dedi.</p>
</div>
</div>
</div>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p style="text-align: center;"><strong>Not: Bu Yazı <a href="https://www.trthaber.com/haber/saglik/uzmanlardan-yaslilara-uyari-tokalasma-ve-kucaklasma-yapilmamali-496064.html">trthaber.com</a> Sitesinde Yayınlanmaktadır.</strong></p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yasliyimhakliyim.com/uzmanlardan-yaslilara-uyari-tokalasma-ve-kucaklasma-yapilmamali/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Normalleşme Sürecinde Psikolojik Dayanıklılık Nasıl Artırılır?</title>
		<link>https://www.yasliyimhakliyim.com/normallesme-surecinde-psikolojik-dayaniklilik-nasil-artirilir/</link>
					<comments>https://www.yasliyimhakliyim.com/normallesme-surecinde-psikolojik-dayaniklilik-nasil-artirilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[alıntıdır]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Jun 2020 11:47:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aktif Yaşlanma]]></category>
		<category><![CDATA[Basında Yaşlılık]]></category>
		<category><![CDATA[Fiziki Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşlı Nüfus]]></category>
		<category><![CDATA[bunalım]]></category>
		<category><![CDATA[coronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[Normalleşme]]></category>
		<category><![CDATA[priskolojik Sıkıntı]]></category>
		<category><![CDATA[Psikolojik dayanıklılık]]></category>
		<category><![CDATA[sosyalleşme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yasliyimhakliyim.com/?p=7726</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
		<div id="wd-5ee8afb4281e3" class="title-wrapper wd-wpb wd-set-mb reset-last-child  wd-rs-5ee8afb4281e3 wd-title-color-primary wd-title-style-simple text-center  wd-underline-colored">
			
			<div class="liner-continer">
				<h4 class="woodmart-title-container title  wd-font-weight- wd-fontsize-xl" >Normalleşme Sürecinde Psikolojik Dayanıklılık Nasıl Artırılır?</h4>
							</div>
			
			
			
		</div>
		
		</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p><em>Karantina döneminin ardından normalleşme sürecine girdiğimiz bu günlerde, psikolojik dayanıklılığı arttırmanın yollarını Profesör Dr. Sibel Çakır anlattı.</em></p>

		</div>
	</div>

	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<h4><strong>Yaşadığımız pandemi sürecinden psikolojik olarak sağlıklı bir şekilde çıkmak için neler yapmalıyız?</strong></h4>
<p>Yaklaşık üç ay süren karantina günlerinden çıkış için kapının aralandığı günlerdeyiz. Yol haritamız ve güvenliğimiz hala belirsizliklerle dolu. Umarız dinmesini beklediğimiz fırtına tekrar şiddetlenip savurmaz. Yorgun, heyecanlı, gergin ve umutla karışık duygular yaşıyoruz. Çoğumuz nereden başlayacağını, önce hangi adımı atması gerektiğini bilmiyor. Tabi herkeste farklı renkte olan duyguları belirleyen biraz da, bu trafik kazasını ne kadar hasarla atlattığımız&#8230;</p>
<p>Trafik kazası metaforu ile devam edelim; ilk yapılacak olan hasar tespit çalışması. Hasarı ortadan kaldırırken, yaraları sarmak için biraz dinlenmek, ara vermek ve yola yeniden, biraz değişmiş biçimde devam etmek gerekir. İnsanın en güçlü ve en şaşırtıcı yanlarından biri hayatta kalma dürtüsünün güçlülüğü, hızlı uyum ve değişim kapasitesidir. Bu süreçte en zorlandığımız noktalardan biri, hala devam eden belirsizlik karşısında dayanıklı kalmak.</p>
<p class="pos-r"><img decoding="async" class="aligncenter" src="https://www.oggusto.com/UserFiles/Image/images/haziran2020/normallesme-sureci.jpg" alt="" /></p>
<h3><strong>Peki, dayanıklı kalmanın sırrı nedir?</strong></h3>
<ul>
<li>Bu salgın gösterdi ki, dayanıklılık bireysel değil toplumsal olduğunda virüsten korunabiliyoruz. Hem ekonomi, üretim, iş yaşamı ve günlük yaşam alışageldiğimize yakın akıyor, hem de duygusal ve vicdani olarak daha huzurlu oluyoruz. O zaman çevremizdeki en zayıf halkaları korumak güçlendirmek, bireysel ve aile olarak en zayıf halkamıza ilgi göstermek durumundayız.</li>
<li>İleri yaşın hastalığa karşı daha hassas ve kırılgan olması nedeniyle, sokağa çıkma yasağı ile yaşlılar haftalarca evlerinde tutuldu. Konuştuğumuz çoğu 65 yaş üzeri kişi kendini güvende hissetmediğini, bir yanıyla işe yaramaz ve toplumun zayıf kesimi olduğunun hissettirildiğini belirtti. Gerçekten de ölüm korkusu ile sınanmak, yalnızlığa mecbur olmak, özgürlüğünü kaybetmek, yardıma ve ilgiye muhtaç durumda bırakılmak kolay üstesinden gelinecek bir travma değil. Yaşlı bireyleri fiziksel, duygusal olarak desteklemek kırılgan halkayı güçlendirme çalışmalarında başta gelmelidir. Psikolojik olarak bu tür toplumsal ölçekli kriz durumunda, yaşlılar, çocuk ve gençler, azınlıklar, yoksullar, sağlık çalışanları, engelliler ve daha önce psikolojik sorun yaşayanlar risk grubudur. Toplumun her ölçekteki alt birimlerinde, bu kırılgan grupları koruyup gözetmek, dayanıklılığı arttıracaktır. Ayrıca bu faaliyetler sırasında dayanışma ve aidiyet duygusunu sağlamlaştırmak her kesime iyi gelecektir.</li>
<li>Hasar yeri çalışmalarımızda her şeyi tek başına düzeltmeye çalışırken fark etmeden ağır bir yükün altına girebilirsiniz. Unutmayın ki, salgın sizin suçunuz değil. Getirdiklerini iş ve ailenizde hep birlikte göğüsleyeceksiniz. Takıldığınız ve durduğunuz yerlerde çevrenizdeki kişilerden ve kurumlardan yardım isteyin, sorumluluk paylaşın. Yaşamsal ihtiyaçları en öne koyup, diğer yapılması gerekenlere gerçekçi bir ajanda belirleyin ve paylaşın. Herkes beklediğini değil, mümkün olanı benimsemek zorunda.</li>
</ul>

		</div>
	</div>

	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<ul>
<li>Yaşamakta olduğumuz kriz, sorunlarımızın çok farklı çevrelerin, disiplinlerin bir araya gelerek çalışması gerektiğini, bu sorunların ancak geniş ittifaklarla aşılabileceğini gösterdi. Bilmediğimiz alanlarla, tanımadığımız dillerle ve düşünce sistemleriyle, iyi niyet çerçevesinde konuşma zamanı. Bu yolla etkin çözümler, zengin fikir ve eylem birlikleri yaratabiliriz. O zaman daha önce konuşmadığımız kişi, disiplin, kurumlarla diyalog ve fikir alışverişi, belki de ortaklıklar başlatmalıyız.</li>
<li>Evinizde, işinizde, çevrenizde barış var mı? Geçmiş kırgınlıkları, çatışmaları buzdolabına kaldırmayı deneyelim. Coşkuyu körükleyelim, herkesin buna ihtiyacı var. Önyargıları kaldırmayı, demokrasiyi ve huzuru sağlamayı önemseyelim. Kutuplaşmadan, gerilimden uzak duralım, ayrımcı olmayalım. İnsanlarla ilgili olumsuz düşüncelerinizi ve öfkemizi eritelim. Enerjimiz huzurla, ortak amaçlarla, heyecanla artar, şiddetli çatışma ile tükenir. Empati anahtardır, açıp açmayacağına kilidi denemeden karar vermeyin.</li>
<li>Dayanışma ilacına inanın, en yakınlarınız ile başlayın. Fiziksel mesafe olsa da sosyal yakınlığı, diyaloğu arttırın. Yardımseverlik, iyilik ve gönüllülüğün bilimsel olarak hem fizyolojimize hem psikolojimize faydaları gösterildi. Bu treni bu krizde kaçırmamalıyız.</li>
</ul>
<p class="pos-r"><img decoding="async" class="aligncenter" src="https://www.oggusto.com/UserFiles/Image/images/haziran2020/normallesme-sureci-2.jpg" alt="" /></p>
<h4><strong>Bu süreçte yaşadığımız korku ve özlem psikolojimizde hasar bırakmış olabilir mi? Bu hasarı nasıl düzeltebiliriz?</strong></h4>
<p>Korku ve özlemleriniz, tepki ve davranışlarınızı etkileyebilir. Stresin sizi yönetmesi değil, sizin stresi yönetmeniz gerek. Zihninize sıkça mümkün olanı, şimdiki anı ve mekânı hatırlatın. Geleceği kontrol edemeyeceğinizi ve sizin de sağlıklı, zinde kalmanızın önemli olduğunu unutmayın. Dengede ve sakin olmak, esnek kalabilmek, alışkanlıklarımızı, ön yargıları gevşetebilmek hepimize iyi gelecektir.</p>
<p>Ne siz bir kurtarıcısınız ne de bir kurtarıcı gelip her şeyi düzeltecek. Ne kendinizi aşırı sorumluluk ve çaba ile tüketmek, ne de tembelliğe, çaresizliğe, edilgenliğe bırakmak doğru değil. Hayatımız değişecekse, izleyicisi değil elimizdeki malzeme ile aktif oyuncusu ve mimarı olmaya çalışalım.</p>

		</div>
	</div>

	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<h4><strong>Eski yaşama olan özlemi ve can sıkıntısını aşmak için ne yapmalıyız?</strong></h4>
<p>Eski yaşamınızı, alışkanlıklarınızı özlüyor olabilirsiniz. Acaba onlar gerçekten istediklerimiz, ihtiyacımız olanlar mıydı, toplumun ya da çevremizin dayatmaları mıydı?  Belki de bu mola, bizi gerçekten mutlu eden şeyleri ve ihtiyaçlarımızı yeniden değerlendirmemize fırsat verir.</p>
<p>Can sıkıntısını aşmak ve dayanıklılığı arttırmanın bir yolu da duygularımıza, amatör tarafımıza ve ihtiyaçlarımıza yüz çevirmemek. Uyku, dinlenmek, eğlenmek gibi temel insani ihtiyaçlarımızı sadece bir süre erteleyebiliriz. Onları güvenilir dostlar, amatör uğraşlar, sağlıklı yaşam alışkanlıkları ve hep öğrenme, gelişme azmi ile besleyebiliriz, paylaşıp model olabiliriz.</p>
<p>Sanat, mizah, oyun ya da spor, sıkıntılara ve acılara dayanmamızı sağlar, bunları ajandanızdan eksik etmeyin. Zevk aldığınız aktiviteleri düzenli biçimde yapın. Zevk veren eylemler duygu durumunuzu olumlu etkiler, ruh halinizin olumlu biçimde değiştirip, enerjinizi yükseltir.</p>
<p class="pos-r"><img decoding="async" class="aligncenter" src="https://www.oggusto.com/UserFiles/Image/images/haziran2020/normallesme-sureci-4.jpg" alt="" /></p>
<div class="postpin 411fdbeb9e229f62937e1ef71b2833a4"></div>
<p>Salgın deneyimlerimizin bizi güçlendirip, geliştirdiği ümidiyle, sağlıkla kalın.</p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p style="text-align: center;"><strong>Not: Bu Yazı <a href="https://www.oggusto.com/blog/detay/3115/normallesme-surecinde-psikolojik-dayaniklilik-nasil-artirilir-.html">oggusto.com</a> Sitesinde Yayınlanmaktadır.</strong></p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yasliyimhakliyim.com/normallesme-surecinde-psikolojik-dayaniklilik-nasil-artirilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Huzurevinde Normalleşme 15 Haziran&#8217;da Başlıyor</title>
		<link>https://www.yasliyimhakliyim.com/huzurevinde-normellesme-15-haziranda-basliyor/</link>
					<comments>https://www.yasliyimhakliyim.com/huzurevinde-normellesme-15-haziranda-basliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[alıntıdır]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 14 Jun 2020 18:09:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basında Yaşlılık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşlı Nüfus]]></category>
		<category><![CDATA[coronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşlılık]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlılıkta bakım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yasliyimhakliyim.com/?p=7708</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
		<div id="wd-5ee6684abedfc" class="title-wrapper wd-wpb wd-set-mb reset-last-child  wd-rs-5ee6684abedfc wd-title-color-primary wd-title-style-simple text-center  wd-underline-colored">
			
			<div class="liner-continer">
				<h4 class="woodmart-title-container title  wd-font-weight- wd-fontsize-xl" >Huzurevinde Normelleşme 15 Haziran'da Başlıyor</h4>
							</div>
			
			
			
		</div>
		
		</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div  class="wpb_single_image wpb_content_element vc_align_center">
		
		<figure class="wpb_wrapper vc_figure">
			<a class="" data-lightbox="lightbox[rel-7708-3018835233]" href="https://www.yasliyimhakliyim.com/wp-content/uploads/2020/06/image-10-1024x792.png" target="_self" class="vc_single_image-wrapper vc_box_shadow_3d  vc_box_border_grey"><img loading="lazy" decoding="async" width="1375" height="1064" src="https://www.yasliyimhakliyim.com/wp-content/uploads/2020/06/image-10.png" class="vc_single_image-img attachment-full" alt="" srcset="https://www.yasliyimhakliyim.com/wp-content/uploads/2020/06/image-10.png 1375w, https://www.yasliyimhakliyim.com/wp-content/uploads/2020/06/image-10-300x232.png 300w, https://www.yasliyimhakliyim.com/wp-content/uploads/2020/06/image-10-1024x792.png 1024w, https://www.yasliyimhakliyim.com/wp-content/uploads/2020/06/image-10-768x594.png 768w" sizes="auto, (max-width: 1375px) 100vw, 1375px" /></a>
		</figure>
	</div>
</div></div></div></div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yasliyimhakliyim.com/huzurevinde-normellesme-15-haziranda-basliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Emekli iken vefat edenlerin son aylıklarının geri alınması</title>
		<link>https://www.yasliyimhakliyim.com/emekli-iken-vefat-edenlerin-son-ayliklarinin-geri-alinmasi/</link>
					<comments>https://www.yasliyimhakliyim.com/emekli-iken-vefat-edenlerin-son-ayliklarinin-geri-alinmasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[alıntıdır]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Jun 2020 13:29:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basında Yaşlılık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşlı Nüfus]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşlılıkta Bakım]]></category>
		<category><![CDATA[Emeklilik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yasliyimhakliyim.com/?p=7684</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
		<div id="wd-5ee0df3512cef" class="title-wrapper wd-wpb wd-set-mb reset-last-child  wd-rs-5ee0df3512cef wd-title-color-primary wd-title-style-underlined-2 text-center  wd-underline-colored">
			
			<div class="liner-continer">
				<h4 class="woodmart-title-container title  wd-font-weight- wd-fontsize-xl" >Emekli iken vefat edenlerin son aylıklarının geri alınması</h4>
							</div>
			
			
			
		</div>
		
		</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p>5510 sayılı Sosyal sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunumuz gereğince gerekli şartları sağlayan çalışanlara yaşlılık aylığı bağlanmakta ve bu kişilerin vefatı halinde, varsa hak sahiplerine gerekli şartları sağlamaları koşulu ile dul veya yetim aylığı bağlanmaktadır.<br />
Yaşlılık aylığı alırken vefat eden sigortalıların son aylıkları bazı durumlarda yersiz ödeme olmakta ve hak sahiplerinden tahsil edilmektedir. Bu yazımda vefat eden sigortalının son aylığının hangi durumda yersiz ödeme olduğu hakkında bilgiler vereceğim.<br />
Bildiğiniz üzere sigortalıya ve hak sahiplerine bağlanan gelir ve aylıklar, Sosyal Güvenlik Kurumunca belirlenen dönem ve tarihlerde her ay <strong>peşin</strong> <strong>olarak ödenir</strong>. Ödeme günü cumartesi gününe rastlayan grubun ödemesi cuma, pazar gününe rastlayan grubun ödemesi pazartesi günkü grup ile birleştirilerek yapılır. Ödeme tarihi belirlenirken emeklilerin tahsis numaralarının son hanesine bakılır. 4/A kapsamında emekli olan kişiler tahsis numarasının son hanesine göre aylıklarını her ayın 17&#8217;si ile 26&#8217;sı arasında almaktadırlar.</p>
<p><strong>TAHSİS NUMARASININ SON HANESİNE GÖRE</strong><br />
Yukarıda da bahsettiğim gibi gelir ve aylıklar sigortalı ve hak sahiplerine peşin olarak ödenmektedir.<br />
Örneğin 01.03.2020 tarihi itibarı ile yaşlılık aylığını hak eden bir kişinin tahsis numarasının son hanesine göre aylık ödeme günü her ayın 17&#8217;sine denk geldiyse ilk aylığı gönderilirken 01.03.2020 &#8211; 16.03.2020 tarihleri arası için 16 günlük bir kısıt ödeme ve 17.03.2020 &#8211; 16.04.2020 tarihleri arası için de 1 aylık maaş peşin olarak ödenmektedir.<br />
Sigortalıların aylıklarını peşin olarak nasıl aldıklarına açıklık getirdikten sonra vefat halinde aylıkların nasıl yersiz ödeme halini aldığını açıklamaya çalışalım. Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğine göre ödeme günü öne alınanlar ile durum değişikliği veya ölüm hâlinde sigortalı ve hak sahiplerine durum değişikliği veya ölüm tarihine ait Kanunda belirtilen ödeme döneminde peşin ödenen gelir ve aylıklar geri alınmamaktadır. Burada dikkat edilmesi gereken husus sigortalının aylık ödeme tarihinde (tahsis numarasının son rakamına göre belirlenen tarih) peşin ödenen aylığı hak etmiş olmasıdır. Yine örnek üzerinden açıklamaya çalışalım.<br />
4/A emeklisi bir kişinin emeklilik numarasının son rakamı &#8220;4&#8221; olup, aylıklarını her ayın 24&#8217;ünde almakta olsun. Bu kişi, 2020/Mart dönemi aylığını 24/3/2020 tarihinde almış ve 26/3/2020 tarihinde vefat etmiş ise hak sahiplerine ölüm tarihini takip eden ay başından yani 1/4/2020 tarihinden itibaren ölüm aylığı bağlanacaktır.<br />
Müteveffaya 24/3/2020 tarihinde ödenen aylık 2020/ Mart aylığı olup, süre olarak 24/3/2020-23/4/2020 süresini kapsamaktadır. Bu durumda 1/4/2020-23/4/2020 süresinde yapılan ödeme ilgili yönetmelik gereğince sahiplerinden geri alınmayacaktır.<br />
Yukarıdaki örnekteki emeklinin aylığını almadan 15/3/2020 tarihinde vefat etmesi halinde, hak sahiplerinin ölüm aylığı yine ölüm tarihini takip eden ay başından yani 1/4/2020&#8217;den başlatılacak ancak, en son hak edilen aylık 24/2/2020-23/3/2020 süresine ait 2020/Şubat dönemi aylığı olup, 2020/Mart dönemine ait (24/3/2020-23/4/2020) aylıktan ölüm aylığının başlangıç tarihine kadar geçen süreye ilişkin 24/3/2020-1/4/2020 süresi için herhangi bir ödeme yapılmamaktadır.</p>
<p><strong>FAZLA VE YERSİZ ÖDEME OLUŞMUYOR</strong><br />
Ancak burada yaşanan asıl sorun; ilgili mevzuatlar ve yapılan anlaşmalar gereğince emeklilerin aylıklarının ilgili aybaşından itibaren sisteme aktarılması ve vefat eden sigortalının ölüm tarihinin nüfus sistemine işlenmesi aşamalarında geçen süreden kaynaklanmaktadır.<br />
Uygulamaya bakıldığında örneğin her ayın 17&#8217;sinde maaşını hak eden emeklinin aylığı bu tarihten en az 5 gün önce bankaya gönderilmekte olup bu kişinin ayın 15&#8217;inde vefat etmesi halinde, hak sahipleri bu aylığı banka hesaplarında gördüklerinde hak edilmiş aylık olarak düşünmektedirler.<br />
Ancak yukarıda açıkladığım üzere bu aylık hak edilmiş aylık olmayıp bu paranın ilgili maaş hesabından çekilmesi halinde yersiz ödeme olarak hak sahiplerinden geri alınmaktadır. Hak sahiplerinin bu parayı çekmeyip hesapta bırakmaları halinde ise ölüm kaydının nüfus kayıtlarına işlenmesine müteakip bu aylık sistem tarafından Kurum hesaplarına geri alınmakta böylelikle fazla ve yersiz ödeme oluşmamaktadır.<br />
Özetleyecek olursak; eğer emekli kişi tahsis numarasının son hanesine göre belirlenen aylık ödeme tarihinden önce vefat ederse o ay hesaba yatan <strong>aylık hak edilmemiş, </strong>ödeme tarihinde yada daha sonra vefat edilmesi halinde ise <strong>aylık</strong> <strong>hak edilmiş </strong>olmaktadır.</p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yasliyimhakliyim.com/emekli-iken-vefat-edenlerin-son-ayliklarinin-geri-alinmasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
