Kültür Sanat, Yaşlılık

Dokunsan Kırılan Dokunmasan Kuruyan İnsanlar

Sevgili Sayfa Editörü
Değil yaşlılığı, otuzlu kırklı yaşlarımızı görebileceğimizi tahayyül edemeyen bir kuşaktık…
Bizler on sekiz yirmi yaşlarındaydık… Günler ise ateş çemberi…
Oysa ne çok gün geçti üzerinden… Ne çok gün ne çok yıl ne çok ölüm ne çok doğum ne çok ayrılık ne çok hastalık ne çok kayıp ne çok buluşma ne çok film ne çok düğün ne çok yılbaşı…
Yaşlanıyoruz… Ve sen epeydir yaşlılık üzerine yazıyorsun…
Uzmanlık alanın yaşlılık olduğundan mı? Yaşlıları sevdiğinden mi? Bir gün yaşlanacağımız ve yazdıklarına çok ihtiyaç duyacağımızdan mı? Büyük ihtimalle hepsi…
Yaşlılık alanından ne çok şey paylaşmışsın?
Dipnot’tan çıkan, “Dokunsan Kırılan Dokunmasan Kırılan İnsanlar” adıyla yayımlanan o güzel o hüzünlü o acı ve o kahkahalarla güldüren aktardığı anılar… Çemişgezek Huzurevi portreleri… İnsan yanımız… İnsan telaşımız…
Şimdi de bir online paylaşımla tutuyorsun yaşlılığı elinden… Başta hakları… Belki en önemlisi… Başvurulabilecek kaynaklar. Sosyal devletten kalan kırıntılardan bir demet oluşturup sunmaya çalıştığım buketler… Dans, şarkı, film ve şiirle zenginleştirme çalıştığın hayatlar… Özgür daha doğrusu bağımsız, hareketli, verimli ve üretkenlikle geçmesine katkıda bulunmaya çalıştığın dönemler dönemeçler…
Annemi bilirsin. Sen onu seversin o da seni… Şimdi seksen yediklerine… Mahallede herkes sever onu. Bu yıl en iyi arkadaşlarını ardarda yitirdi. Artık sadece küçük bir yürüyüş için çıkabiliyor dışarıya. Şu korona geldiğinden bu yana da kapıdan dışarı çıkmadı… Apartman komşumuz, genç, iki tatlı kızı, herkesin yardımına koşan bir kocası olan Figen… Annemin Figen ile özel bir bağı var. Seninle olduğu gibi. Evlat gibi… Figen dışarı çıktığı bazı zamanlarda, mevsimine göre, çevremizde olanlardan kimi gün papatya kimi gün mor salkım kimi gün leylak, bahar dalı, ıhlamur çiçegi, karşısına ne çıkarsa artık… Küçük bir dal koparır ve dönüşte gelip, bizim daire kapısının çıngırağına takar… Ben de Figen için, evde bulduğum keçeden ve boncuklu bir kalp astım, gelip geçerken görsün de çiçeklerinin görüldüğünü, kıymetini bilindiğini, sevildiğini anlasın diye… İşte bu fotoğraf onun bu salgın günlerinde alelacele markete çıkıp döndüğü bir gün, tam da Hıdırellezde annemin kapısına astığı zambak…
Sen de bu mektubumu senin kapının çıngırak halkasına takılmış çiçek say… Gönlümden öyle geçiyor…
YaşlıyımHaklıyım iyi bir yayın olmuş kutluyorum seni…
Bir de teşekkürüm var… Yaş aldıkça bizlere de bir resmi kurumun sunacağından çok daha kapsamlı ve sivil yollar gösteriyor. Bir yaşlılık kılavuzu gibi rehberlik ediyor…
Asi yaşlılara selam olsun.
Yolun açık olsun.
Sevgiyle.
Sevgili Arkadaşım Sosyal Hizmet Uzmanı ve Yazar Güven Tunç’un Kaleminden

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir