<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>kültür &#8211; Yaşlıyım Haklıyım</title>
	<atom:link href="https://www.yasliyimhakliyim.com/tag/kultur/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yasliyimhakliyim.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sat, 13 Feb 2021 21:25:28 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.1</generator>
	<item>
		<title>Yetiştirme Yurdunun Kayıp Masalı</title>
		<link>https://www.yasliyimhakliyim.com/yetistirme-yurdunun-kayip-masali/</link>
					<comments>https://www.yasliyimhakliyim.com/yetistirme-yurdunun-kayip-masali/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şadiye Dönümcü]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 22 Oct 2019 23:02:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[yetiştirme]]></category>
		<category><![CDATA[yurdu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yasliyimhakliyim.com/?p=3148</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">			<link rel="stylesheet" id="wd-section-title-style-under-and-over-css" href="https://www.yasliyimhakliyim.com/wp-content/themes/woodmart/css/parts/el-section-title-style-under-and-over.min.css?ver=8.4.0" type="text/css" media="all" /> 			
		<div id="wd-5daf8947cc6e2" class="title-wrapper wd-wpb wd-set-mb reset-last-child  wd-rs-5daf8947cc6e2 wd-title-color-primary wd-title-style-underlined-2 text-center  wd-underline-colored">
			
			<div class="liner-continer">
				<h4 class="woodmart-title-container title  wd-font-weight- wd-fontsize-xl" >Yetiştirme Yurdunun Kayıp Masalı</h4>
							</div>
			
			
			
		</div>
		
		</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p><b>Yıl 1984. Bir Danimarka masalını filme çekmek isteyen yönetmen Wielopolska&#8217;ya, Yakacık Yetiştirme Yurdu&#8217;ndan seçtiği çocuklara rol veriyor. O filmde oynayan çocukların belgeseli yıllar sonra çekildi.</b></p>
<p>“Bugün 23 Nisan; neşe dolmalı insan;  hangi yaşta olursa olsun” diye başlayan ama gelişme ve sonucunda neler yazacağımı bilmediğim bir yazı dolanıyordu kafamda. Derken e-posta kutumda meslektaşım <strong>Hülya</strong>’nın gönderdiği e-postayı görünce okudum: “Yakacık Yetiştirme Yurdunda kalan çocuklara dair çekilen belgesel filmin linkini gönderiyorum; ilgini çekeceği düşüncesiyle.”</p>
<p>“<a href="http://web.archive.org/web/20150426141144/http://www.hayatsende.org/portal/video.asp?videoID=12">Yetiştirme Yurdunun Kayıp Masalı”</a>ydı  filmin adı. İzledim; bazı bölümlerini ise bir daha izledim.</p>
<p>Danimarka çocuk edebiyatının önemli eserlerinden biri;  <strong>Piyordlu Küçük Hoca</strong>. Yıl: 1984. Danimarkalı yönetmen <strong>Brita Wielopolska</strong> bu fantastik masalı filme çekmek istiyor ancak mekan sıkıntısı var. Fransa’da görüştüğü <strong>Yılmaz Güney</strong> filmi Türkiye’de çekmesini önerince sözünü dinleyip İstanbul’a geliyor ama ülke hassas bir dönemde; kaygıları var.</p>
<p><strong>Ayşe Kulin</strong> ve <strong>Sarl Berger Şahbaz</strong>’la birlikte çalışan yönetmen; yeri, mekanı ve zamanı olmayan filmin bir bölümünü Kapodokya’da çekiyor. Kalanı İstanbul’da Süleymaniye, Yerebatan civarında çekilecek. Yaşlı bir kadınla beraber yaşayan yoksul kimsesiz çocuklar rolünü oynayacak 20’ye yakın figürana ihtiyaç var. Ve bu figüranlar bir şekilde Yakacık Yetiştirme Yurdu’ndaki 250 çocuk arasından seçiliyor. Çocuklar başarıyla oynuyor &#8211;<em>aslında bir şekilde de kendi hayatlarını</em>&#8211; filmde.</p>
<p align="center">***</p>
<p>Yıl 2012. Aradan 30 yıl geçmiş. O filmde figüran olan çocukların yer aldığı bir fotoğraftan; o çocuklardan biri olan İstanbul Şehir Tiyatroları Sanatçısı <strong>Nihat Alpteki</strong>’nin danışmanlığında yapımcı <strong>İbrahim Güldal</strong> ve yönetmen <a href="http://web.archive.org/web/20150426141144/http://xn--www-rp0a.bianet.org/biamag/yasam/143882-cocuklarin-dilinden-anlayan-yonetmen%20"><strong>Seyfettin Tokmak</strong></a> Yetiştirme Yurdunun Kayıp Masalı” belgeselini çekiyor.</p>
<p>Bir gerçeklik öyküsü ya da bir gerçeğin olan film; duygu sömürüsü yapılmadan kotarılmış.  Film ekibine danışmanlık yapan ve senaryo –<em>artı çok başarılı kurgu</em>&#8211; çerçevesinde o zamanki arkadaşlarına ulaşan Nihat Alpteki  “Piyordlu Küçük Hoca filmi yaşamsal anlamda dönüştürücü oldu benim için” diyor.</p>
<p>Belgeseli izleyip bitirdiğinizde; özelinde filmin ve genelinde Yetiştirme Yurdu’nda geçen çocukluğun Alpteki’nin arkadaşları açısından da dönüştürücü olduğu anlaşılıyor.</p>
<p align="center">***</p>
<p>“En temel travma olan ayrılık” mefhumuyla bebek yaşta tanışan, “50-70 kişiyle kardeşlik yaparak büyüyen”, “birlikte üreten, yaratan, yaşatan, paylaşan, tüketen”, aralarına yeni katılan arkadaş/kardeşlerini “yeni gelen/çorbayı delen” diye karşılayan, yemekhanede ekmek ve meyvesini ‘ya kalmazsa’ düşüncesiyle çarçabuk sağlama alan,  terlik savaşı stratejileri geliştiren, en az bir tane kankası olan, “kapatılmış bir hayat” sürdüklerinden bahçedeki çitlerin ötesindeki hayatı merak eden, yoksulluk değil ama türlü yoksunluklar çeken; 85’lerde 10-15 yaşlarında olan Murat’la, Serkan’la, Ercüment’le, Uğur’la, Zekeriya’yla tanışıyoruz fotoğraflarla ve filmden alıntı görüntülerle.</p>
<p>Aile mefhumunu bilmeyen, anasızlık- babasızlıkları için ağlayan, “Almanya’daki baban sana mektup göndermiş” diyen bakıcı anneden aldığı ve içeriğini şimdilerde pek hatırlamadığı o mektubun üzüntüsünü hafifletmek için <strong>Fatma Anne</strong> tarafından yazıldığını kısa süre sonra anlayan, okula askeri sırayla gitmekten utanan, karnesine zayıf olduğu için öğretmenden, müdürden korkup yurttan kaçan, birey takılamayıp hep grup oyunu oynayan, oyun kurucu olamasa bile kurulan oyunlara katılan, yurda geldiği ilk gün salıncaklara binince oyun parkına geldiğini sanan ama ardına dönünce annesinin gittiğini gören Olcay’la, Ufuk’la, Nevzat’la, Ümran’la ve Murat’la tanışıyoruz fotoğraflarla ve filmden alıntı görüntülerle.</p>
<p>Sonra onların 40’lı yaşlarındaki haliyle tanışıyoruz; bazılarının eşleri ve çocuklarıyla da.</p>
<p>Onlar artık tiyatro oyuncusu, yazar, balet-koreograf, öğretmen, minibüs şoförü, memur, bilgisayar mühendisi, spor kulübü yöneticisi.</p>
<p>Dahası onlar dahil sair 240 çocuğa da annelik yapan Fatma Anneyle ve onlara titizlikle kurduğu arşivinden belgeler sunan Fikret Canpolat öğretmenle de tanışıyoruz. Dahası onların büyüdüğü Yakacık Yetiştirme Yurduna yaptıkları ziyaret sayesinde mekanı da tanıyoruz.</p>
<p>Filmi daha anlatmayacağım ama ABD-Iowa’da balet-koreograf olan ve eşiyle birlikte dans okulu işleten Serkan Hasanusta’nın 9 yaşındaki kızının söylediklerini aktaracağım: “Ben yetiştirme yurdunda kalacak olsam çok üzgün olurdum; annemi babamı özlerdim”.</p>
<p>Ha bir de Fatma Annenin söylediklerini: “250 çocuğun hepsi anne diyordu; hangisine yetebilirsin ki”.</p>
<div class="item">
<p>“Bugün 23 Nisan; neşe dolmalı insan;  hangi yaşta olursa olsun” diye başlayan bir yazı olacaktı; ama içeriği belli değildi ya…Teşekkürler Hülya. Sayende tanıştım Olcay’la, Ufuk’la,  Nevzat’la, Ümran’la, Murat’larla, Serkan’la, Ercüment’le, Uğur’la, Zekeriya’yla.</p>
<p>Sevgili Hülya sayende ve bu belgesel sayesinde hatırladım çocuk yuvasında ve yetiştirme yurtlarında çalışırken tanıdığım Filiz’i, Ceylan’ı, Yeliz’i, Ayşegül’ü ve ille de Ceyhun’u ve arkadaşlarını.</p>
<p>Belgeseli emeği geçen başta yönetmen Seyfettin Tokmak olmak üzere herkesin ellerine sağlık.</p>
<p>Ve iyi bayramlar olsun her yaştaki çocuğa.</p>
<p>Ve hediyem olsun her yaştaki çocuğa “<strong>Yetiştirme Yurdunun Kayıp Masalı</strong>” belgeselinin <a href="http://web.archive.org/web/20150426141144/http://www.hayatsende.org/portal/video.asp?videoID=12">linki</a>; izleyin sevdiklerinizle birlikte. İzletin çevrenizdekilere.</p>
<p>Bu belgesel vesile olsun; biraz çocuk halimize dönmek; biraz sahip olduklarımızın değerini bilmek; biraz devlet korumasındaki çocukları anlamak; çokça hayatın anlamını kavramak; çokça hayatta anlaşılmak denilen şeyin önemini kavramak için.</p>
<p>İyi bayramlar olsun bir kez daha; hepinize. (ŞD/HK)</p>
</div>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p style="text-align: center;"><strong>Not: Bu Yazı <a href="http://bianet.org/yazar/sadiye-donumcu?sec=biamag">bianet.org</a> Sitesinde Yayınlanmaktadır.</strong></p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yasliyimhakliyim.com/yetistirme-yurdunun-kayip-masali/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dibek Gayfesi Yanındaki Sakız Lokumu Tadında Bir Film</title>
		<link>https://www.yasliyimhakliyim.com/dibek-gayfesi-yanindaki-sakiz-lokumu-tadinda-bir-film/</link>
					<comments>https://www.yasliyimhakliyim.com/dibek-gayfesi-yanindaki-sakiz-lokumu-tadinda-bir-film/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şadiye Dönümcü]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 22 Oct 2019 22:56:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[dedemin insanları]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlı]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşlılık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yasliyimhakliyim.com/?p=3145</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
		<div id="wd-5daf8883b51ec" class="title-wrapper wd-wpb wd-set-mb reset-last-child  wd-rs-5daf8883b51ec wd-title-color-primary wd-title-style-underlined-2 text-center  wd-underline-colored">
			
			<div class="liner-continer">
				<h4 class="woodmart-title-container title  wd-font-weight- wd-fontsize-xl" >Dibek Gayfesi Yanındaki Sakız Lokumu Tadında Bir Film</h4>
							</div>
			
			
			
		</div>
		
		</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p><span style="font-family: Tahoma; font-size: small;"> </span><b>Çağan Irmak, &#8220;Dedemin İnsanları&#8221; filmiyle dram ötesi bir olguyu, tehcir gerçeğini &#8220;yedinci sanat&#8221; aracılığıyla bize, gelecek kuşaklara anlatımında; çakır gözlü maacır annemin öyküsünün bir bölümüne de yer vermiş sanki.</b></p>
<p>İkinci kuşak mübadilim; 1925 yılında Drama&#8217;dan 3 yaşında Gülcemal vapuruyla önce Samsun&#8217;a, ardından Manisa-Akhisar&#8217;a, daha sonra da Söke&#8217;ye gelen annemden ötürü.</p>
<p>Annem sadece Drama Çayı&#8217;nın içinden karşıya yalınayak geçtiklerini hatırlıyordu. Dedeme yetişemedim. Nenem yaşarken de, ben muhacereti sorgulayacak yaşta değildim.</p>
<p>Muhacir olanlara &#8220;a&#8221; harfi uzatılarak &#8220;<strong>maacır&#8221;</strong> denir bizim oralarda. Ben maacır kültürüyle büyüdüm. Genetik miras fiziki özelliklerim her dem &#8220;<em>suyun öte yanı</em>&#8220;na ait olduğumun kanıtı oldu. Beslenme alışkanlıklarım, konuşma şeklim, beden dilim, değerlerim hatta müzik zevkim bu kültürle yoğruldu.</p>
<p><strong>*****</strong></p>
<p>12 Eylül döneminde güven içinde yaşamak üzere başka ülkelere iltica edenlere dair öyküleri okuduğum, gerçek yaşam öykülerini dinlediğim zamanlara denk gelir; annem özelinde<strong> </strong>maacır<strong>&#8216;</strong>ların dramının ayrımına varmam.</p>
<p>Zorlu koşullardan kurtulmak için kendi isteğinle bir başka yere sığınmada yani iltica ettiğinde; oradaki koşullar da zorlayıcıdır çoğu kez. Ama bu senin tercihindir.</p>
<p>Muhaceret yani &#8220;<strong>tehcir</strong>&#8221; öyle mi? Zorunluluk var. Birileri, hiçbir talebin olmadığı halde alır bu kararı. Malını, mülkünü, atalarından kalan her şeyi, çocukluğuna, gençliğine dair tüm anılarını bıraktırtıp başka topraklara sürer seni. Oradakileri de senin boşalttığın yerlere. Geldiğin toprağa, oturduğun eve kendi kokunun sinmesi zaman alır.</p>
<p>İltica da, tehcir de dramdır. Ancak mübadil mutsuz, mülteci mutsuz ama umutludur.</p>
<p><strong>*****</strong></p>
<p>Darmadağınık yazdığımı fark ettim; yukarıdaki satırları okuduğumda. Özür dilerim ey okur! İnan olsun; ben değil Çağan Irmak suçlu; aslında. Dedesinin insanlarıyla tanıştırdı beni; sinemada. Dağıttı; darmadağınık etti beni.</p>
<p>Dışarıya çıkıp da, Ankara ayazında akşamın karanlığında evime doğru yol alırken önce küçük Ozan ve onun dedesi, an&#8217;anesi, annesi, babası, kardeşi, komşuları yanıma katıldı. Sonra Söke&#8217;de, eski bir Rum Mahallesi olan Kemalpaşa Mahallesinin bol irimli, bol yokuşlu sokaklarında sürdürdük yürüyüşümüzü; bize katılan büyük aile üyelerimle ve komşularımızla. Cümbür cemaat yürürken sadece Apdül Dedem yoktu aramızda.</p>
<p><strong>*****</strong></p>
<p>Çağan Irmak büyük sinema adamı. Bir kez daha kıskandım onun sinema dilini, sinema gözünü, kulağını, elini. Ve galiba en çok da belleğini. Bu adam 41 yaşında. Nazar değmesin; &#8220;<em>41 kere maşallah</em>&#8221; diyelim bilvesile. Diğer filmlerini, dizi filmlerini izlediğimde de hep çok sevmiştim. Ama bu filmi başka. Ve ben bambaşka sevdim bu filmini.</p>
<p>Yanlışım varsa; düzeltile. Barışçı, insani, sevgi dolu, doğru yöne bakan, mantıklı ve sıcacık, sorgularken sorgulatmayı da başaran bu film; mübadele üzerine ilk uzun metrajlı film; bildiğim.</p>
<p>Çağan Irmak, &#8220;<strong>Dedemin İnsanları</strong>&#8221; filmiyle dram ötesi bir olguyu, tehcir gerçeğini &#8220;<em>yedinci sanat</em>&#8221; aracılığıyla bize, gelecek kuşaklara anlatımında; çakır gözlü maacır annemin öyküsünün bir bölümüne de yer vermiş sanki. Annem sıkış tepiş bindikleri Gülcemal gemisinde sağ kalmayı becermiş ama ölenler adına Çağan&#8217;ın dedesinin annesi rolündeki Ezgi Mola&#8217;nın attığı çığlık mahvetti beni.</p>
<p><strong>*****</strong></p>
<p>Filmi anlatmaya niyetim yok. Gidip izleyen; yorumlar nasılsa kendince. Bu film çok konuşulacak, nasılsa.</p>
<p>Sıradan bir sinema izleyicisi olmam bu filmin iyi bir film olduğunu söylememe engel değil. Hiçbir ayrım yapmaksızın emeği geçen herkesi yürekten selamlıyorum. Çağan Irmak&#8217;a ayrıcalık yapıp bir de teşekkür ediyorum.</p>
<p>Beni tehcir üzerine bir kez daha düşündürdüğü için.</p>
<p>Bizim oraların havasını koklattığı, yöremin şivesinin güzelliğini ve çoğunu unuttuğum küfür ve ilenmeleri bana hatırlattığı için. Unuttuğum kokuları hissettirdiği için İlkokulda her akşam üzeri gittiğim Söke Halk Kütüphanesi&#8217;ni filmde belediye binası mekanı olarak kullanarak beni çocukluğuma götürdüğü için. Benzerini yıllarca bir sürü evin duvarında gördüğüm fotoğraflar aracılığıyla beni yolculuğa çıkardığı için.</p>
<p>Zamane insanlarının süslemesiz tavırlarını sergilediği, insan ilişkilerinin dümura uğrama nedenlerini ilan ettiği için. Hüzünde coşkunun, coşkuda hüznün saklı olduğunun ayrımına vardırttığı için. Kefenliğini alan yaşlı özelinde ölüme bile hazırlanmak gerektiğini söylediği için. Seni acıtanın aslında senin tarafından anlaşılmayı beklediğini aktardığı için.</p>
<p>Çağan&#8217;ı kıskandım böylesine güzel bir dedesi olduğu için. Benim hiç dedem olmadı çünkü.</p>
<p>Çağan&#8217;a kızdım; bana yoksunluklarımı işaret ettiği, yitirdiklerimi işaret ettiği için.</p>
<p>&#8220;<em>Umut&#8230; İlle de umut&#8221; </em>diyen<em> </em>Çağan&#8217;a söz verdim: bundan sonra ki yaşamımda &#8220;<em>Umut&#8230; İlle de umut&#8221; </em>diyeceğime.</p>
<p>Ve kendime söz verdim; olmasını istediğim şeyler için önce kendime sonra da sevdiklerime potkallar göndereceğime.</p>
<p><strong>*****</strong></p>
<p>Darmadağınıktım ya&#8230; Bizim oraların dibekte dövülmüş gayfesinden bir fincan gayfe yaptım kendime. Bir sakız lokumu attım ağzıma. Toparlanırım herhalde. (ŞD/NV)</p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p style="text-align: center;"><strong>Not: Bu Yazı <a href="http://bianet.org/yazar/sadiye-donumcu?sec=biamag">bianet.org</a> Sitesinde Yayınlanmaktadır.</strong></p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yasliyimhakliyim.com/dibek-gayfesi-yanindaki-sakiz-lokumu-tadinda-bir-film/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
