<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ruhsal sorunlar &#8211; Yaşlıyım Haklıyım</title>
	<atom:link href="https://www.yasliyimhakliyim.com/tag/ruhsal-sorunlar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yasliyimhakliyim.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sat, 13 Feb 2021 21:27:51 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.1</generator>
	<item>
		<title>Bedensel Hastalıkların Ruhsal Nedenleri</title>
		<link>https://www.yasliyimhakliyim.com/bedensel-hastaliklarin-ruhsal-nedenleri/</link>
					<comments>https://www.yasliyimhakliyim.com/bedensel-hastaliklarin-ruhsal-nedenleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[alıntıdır]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2020 22:27:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basında Yaşlılık]]></category>
		<category><![CDATA[Fiziksel Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[ruhsal sorunlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yasliyimhakliyim.com/?p=7899</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">			<link rel="stylesheet" id="wd-section-title-style-simple-and-brd-css" href="https://www.yasliyimhakliyim.com/wp-content/themes/woodmart/css/parts/el-section-title-style-simple-and-brd.min.css?ver=8.4.0" type="text/css" media="all" /> 			
		<div id="wd-5ef675352feba" class="title-wrapper wd-wpb wd-set-mb reset-last-child  wd-rs-5ef675352feba wd-title-color-primary wd-title-style-simple text-center  wd-underline-colored">
			
			<div class="liner-continer">
				<h4 class="woodmart-title-container title  wd-font-weight- wd-fontsize-xl" >Bedensel Hastalıkların Ruhsal Nedenleri</h4>
							</div>
			
			
			
		</div>
		
		</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p>En son ne zaman bir habere çok sevindiğinizi hatırlayın. Göz bebeklerinizde parlayan ışık, midenizde uçuşan kelebekler, birden hızlanan kalp atışlarınız… Bütün bedeniniz bir anda yaşadığınız bu sevince ortak olmuştur. Böylesi zamanlarda çok iyi anlaşıldığı gibi; insan bedeni ruha tutulan bir ayna gibidir. İçinizde taşıdığınız duygular, adeta damarlarınızı takip ederek tüm varlığınızı dolaşır. Hisleriniz, tek bir hücrenizi bile atlamadan bedeniniz boyunca serpilir.</p>
<p>Mutluluğun bedende bölünerek çoğalması elbette güzeldir. Ancak ne yazık ki; kaygı, endişe, korku, mutsuzluk, umutsuzluk gibi olumsuz duygularda da bu durum değişmez. Sınav öncesi başlayan karın ağrıları, hastane koridorlarında durmaksızın titreyen eller ya da topluluk önünde konuşurken ter içinde kalınan durumlar; hiçbiri için tesadüf denemez. Bu rahatsızlıklar her yaşandığında bedeniniz üzerinden aslında ruhunuz alarm verir.</p>
<p>Hastalıklara yol açabilen fizyolojik süreçleri, genetik ve çevre gibi faktörlerin etkisini asla yabana atmamak lazım; ama hastalıkların zihinsel nedenleri de yok sayılamayacak kadar fazladır. Hangi duygularla yol arkadaşlığı ettiğinize, damarlarınızda neyin dolaşmasına izin verdiğinize bu nedenle dikkat etmelisiniz. Bedeniniz ruhunuzu dışa vurur. Bir türlü çözemediğiniz kronik sağlık sorunlarının temelinde ruhsal nedenler yatıyor olabilir.</p>
<p>Anne veya babasından şiddet gördüğü için altını ıslatan çocukların hikayelerine mutlaka rastlamışsınızdır. Korku, vücutta tersine bir gidişatı tetikleyen çok güçlü bir duygudur. Yetişkin insanların da korkuyla imtihanının bittiği söylenemez. Hayata dair yaşanılan korku dolu süreçler; kronik ishallere, hazımsızlığa, kusmaya, iştahsızlığa ve geçmeyen <strong>baş ağrısına</strong> yol açabilir. Vücut yaşadığı adrenalin seviyesiyle başa çıkamazsa kendini kapatabilir; dolayısıyla bayılmalar meydana gelir. Boyundan başlayıp sırt ve bel bölgesine kadar devam edebilen kasılmalar ve tutulmalar da korkuyla ilişkili olabilir. Yaşadığınız korku halinden sıyrılamazsanız vücudunuz büyük ölçüde kasılıp kalacaktır. Kendinize başka yolların var olduğunu inandırmak için çaba göstermelisiniz.</p>
<p>Öfkenin ve kızgınlığın bedendeki ifadesinin ateş olduğu ifade edilir. Söze dökülmeyen, dile getirilemeyen kızgınlıklar bir yolunu bulup vücuttan dışarı taşacaktır, bunun bir yolu da kişinin <strong>ateşin</strong> yükselmesidir. Birikmiş öfkenin etkisiyle birlikte kişi bilinçsizce kendisine ve çevresine zarar verebilir. Çoğu zaman dikkatsizlik ya da sakarlık denilip geçilse de; gün içinde yaşanan ev kazalarının, yaralanmaların, yanıkların ve kanamaların temelinde bastırılmış öfke olabilir. Öfkenin yol açabildiği diğer bir rahatsızlık ise kaşıntı hissi ve vücutta beliren kabarmalardır. Öfkeyi ve kızgınlığı bastırmaya çalışmak bu hisleri daha da büyütür; çok geçmeden sizi rahatsız edenin ne olduğunu saptamalısınız.</p>
<p>Vücuttaki kronik ağrılar mutlaka hekim kontrolünde araştırılmalıdır; arkasında çok çeşitli sağlık sebepleri olabilir. Ancak özellikle derinlere gömülen suçluluk duygusunun vücutta kendisine baş ağrısı, mide ağrısı gibi çeşitli ağrılar aracılığıyla ceza yarattığı bilinmektedir. <strong>Migren</strong> gibi uzun vadeli olarak hayat kalitesini aşağı çeken, adeta insanı süründüren sağlık sorunlarını aşmak için ilk adım olarak kalbinizde kendinizi bağışlayabilirsiniz. Bunun için olumlama yapmanın gücünden yararlanabilirsiniz. Kendinize hatırlatın: “Suçluluk duygusu hissetmeden iyi olan her şeyi kabul ediyorum. Kendimle ve dünyayla bir bütünüm. Küçük şeylerle mutlu oluyorum.”</p>
<p>Korunmaya ve güvende hissetmeye ihtiyacı olmayan insan yok denecek kadar azdır. Herhangi bir çevresel nedenle mutluluğunuzun tehdit altında olduğunu hissettiğinizde yemeğe sarılıyorsanız yaşadığınız fazla kilo probleminin temelini iyi araştırmanız gerekir. Her başı sıkıştığında kendini buzdolabının karşısında bulan yetişkinler için bu ruhsal problemin sonu obeziteye kadar varabilir. Kültürel etkenlerin de bu sorunu tetiklediğini söylemek yanlış olmaz. Bebeklik çağından itibaren her ağladığında kendisine yemek teklif edilen çocukların büyüyünce sorunlarla başa çıkmanın yolunu yemek zannetmesi kaçınılmazdır.</p>
<p>Karar verip harekete geçmeyi “yeni bir işe adım atmak” olarak ifade ederiz. Geleceğe dair kararsızlığın ya da inanmadan bir işin içine girmenin sonucunda da bundan etkilenen ayaklar ve bacaklardır. Varis gibi bacakları saran, yürümeyi zorlaştıran problemleri sık sık yaşıyorsanız, ayaklarınızın sizi eve, okula ya da işe giderken neden geri geri götürdüğünü sorgulayabilirsiniz. Geleceğe dair inançlı adımlar atılmadığında ayakların fonksiyonunu yitireceğinin en güzel kanıtı yaşlı insanlardır. Kimi yaşlılar arkasında fizyolojik bir neden olmaksızın yatağa bağımlı hale gelir. Çocukların bitmek tükenmek bilmez enerjisinin yanında yaşlıların giderek adım bile atamayacak hale gelmesi hayatın bu konu hakkında verdiği bir ipucudur.</p>
<p>Eğer hayatınızda sürekli kişilik çatışması yaşadığınız bir ya da birden fazla insan varsa bunun bedelini alerji ile ödüyor olabilirsiniz. <strong>Alerji</strong> olmanın sürekli yaşattığı kaşınma, hapşırma, burun çekme gibi rahatsız edici semptomları bir arada düşünün. Zihninizin içinde sürekli devam eden çatışma haline çok benzer şekilde bedeninizde de bir kaosu yaşamaya başlamışsınızdır. Sadece bahara, polene ya da çileğe değil bazı insanlara da deyim yerindeyse alerji besliyor olabilirsiniz. Eğer iş arkadaşlığı gibi mecburi bir ilişkinin içerisinde değilseniz çatışma ortamını mümkün olduğu ölçüde terk etmeye çalışın.</p>
<p>Yalnız hissetmekle sırt problemleri arasındaki ilişki çok da sürpriz değildir. “Arkasında durmak”, “sırtında elini hissetmek” derken hep destek olmaktan, yalnız bırakmamaktan bahsedilir. Yalnız kalan insanda ise özellikle üst sırt olmak üzere sırt ağrıları devreye girer. Eş, aile, işveren ya da arkadaş tarafından desteklenmemenin yükü sırta ve omuzlara binecektir. Böylesi durumlarda desteğin aslında kişilerden değil hayattan ve evrenden geldiğini bilmek ruh sağlığı için faydalıdır. Hayatla bir bütün olduğunuzu ve bu döngüde her şeyin zamanla yoluna gireceğini aklınızdan çıkarmamalısınız.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kelimeler dudaklardan dökülene kadar vücutta kısa sayılamayacak bir yol izler. Duyguların rahatça kelimelere dönüşemediği durumlarda ise bütün bu sistem üzerinde çeşitli rahatsızlıklar görülebilir. Vücudunuzda boğaz, bademcikler, dil, diş, dudaklar, ses telleri gibi bölgelerde kronik sorunlar yaşıyorsanız; bunun için kendinizi ifade edemediğiniz ortamları suçlayabilirsiniz. Öksürük de aynı nedenlerle gelip boğazınıza yerleşebilir, zamanla kronik bir hal alabilir. Rahatça konuşamamanıza neyin sebep olduğunu bulup üzerine gitmelisiniz. Otorite korkusu, kabullenilme ihtiyacı, cesaret kaybı ve çatışma ortamı; ifade bozukluğunun ilk akla gelen sebepleridir.</p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p style="text-align: center;"><strong>Not: Bu Yazı <a href="https://www.medyapress.com.tr/saglik/metabolizmayi-hizlandirma-yollari/">medyapress.com.tr</a> Sitesinde Yayınlanmaktadır.</strong></p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yasliyimhakliyim.com/bedensel-hastaliklarin-ruhsal-nedenleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akortsuz Bırakılan Enstrümanlar Orkestradaki Senkronu Bozar</title>
		<link>https://www.yasliyimhakliyim.com/akortsuz-birakilan-enstrumanlar-orkestradaki-senkronu-bozar/</link>
					<comments>https://www.yasliyimhakliyim.com/akortsuz-birakilan-enstrumanlar-orkestradaki-senkronu-bozar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şadiye Dönümcü]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 22 Oct 2019 22:35:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sosyal Hizmetler]]></category>
		<category><![CDATA[ruhsal sorunlar]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yasliyimhakliyim.com/?p=3132</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">			<link rel="stylesheet" id="wd-section-title-style-under-and-over-css" href="https://www.yasliyimhakliyim.com/wp-content/themes/woodmart/css/parts/el-section-title-style-under-and-over.min.css?ver=8.4.0" type="text/css" media="all" /> 			
		<div id="wd-5daf83383e3dd" class="title-wrapper wd-wpb wd-set-mb reset-last-child  wd-rs-5daf83383e3dd wd-title-color-primary wd-title-style-underlined-2 text-center  wd-underline-colored">
			
			<div class="liner-continer">
				<h4 class="woodmart-title-container title  wd-font-weight- wd-fontsize-xl" >Akortsuz Bırakılan Enstrümanlar Orkestradaki Senkronu Bozar</h4>
							</div>
			
			
			
		</div>
		
		</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<div class="spot"><b>Eğer toplumu da oluşturan aile üyelerinin ruh sağlığını koruma -gerektiğinde tedavi ettirme- konusu ihmal edilmemeye devam edilirse gazetelerde aile içi şiddet haberlerinin ardı arkası kesilmeyecek gibi.</b></div>
<p align="left">Aile içi şiddet, “eşe, çocuklara, anne-babaya, kardeşlere, yakın akrabalara, eski eşe, kız-erkek arkadaşa, nişanlıya yönelik fiziksel, ekonomik, cinsel, sözel/duygusal ve sosyal, her türlü saldırgan davranış” olarak tanımlanıyor.</p>
<p>Aile içindeki güçsüz (!) üyelerden birine –veya tümüne-  fiziksel güç ya da baskı uygulayarak zarar -bedensel ya da ruhsal- veren, onun acı çekmesine ve korkmasına neden olan güçlü (!) aile üyesinin ruh sağlığının yerinde olduğunu söylemek mümkün mü?</p>
<p>Aile içinde şiddet uyguladığı kişinin tepkilerini oku(ya)mayıp, şiddet dozunu ya da uygulama sıklığını giderek arttırarak sürdüren güçlü (!) aile üyesinin ruh sağlığının yerinde olduğu söylenebilir mi?</p>
<p>Güçlü (!) aile üyesi şiddete dayalı her türlü davranışını düzeltmeyip şiddet uygulamayı sürdürüyorsa, bu durumdan rahatsız olmadığı için uyguladığı şiddeti sonlandırmak, öfkesini denetim altına almak istemediğinden tedavi olmaktan kaçınıyorsa ve ailede ruh sağlığı tehlikeye giren kişi sayısı artıyorsa, sonuç giderek daha vahimleşebilir.</p>
<p>Vehameti engellemek adına yapılacak başka şeyler yok mu?</p>
<p>Şiddet konuşulabilmeli; evin duvarları arasına sıkışık kalmamalı. Aile içindeki hiçbir üyenin şiddet görmeyi hak etmediği bilinmeli. Aile içindeki hiçbir üyenin bir başka üyeye şiddet uygulama hakkı olmadığı da  belletilmeli.</p>
<p>Sert ve saldırgan davranış geliştiren kişinin güçlü değil; aciz olduğu bilinmeli. Utanç verici olan şiddete maruz kalmak değil, asıl şiddet uygulamak olduğundan şiddet gerçeği yok sayılmamalı.</p>
<p>Bir evde şiddet yoluna sıkça başvuruluyorsa, her an yeni şiddet olaylarının yaşanması mümkün. Evdeki daimi gerginlik bulutlarının kişileri tedirgin kıldığı, şiddete tanık olmanın da en az uğramak kadar etki bıraktığı unutulmamalı.</p>
<p>Yukarıdaki satırları niye yazdım?</p>
<p>Şiddetin her türüne karşı bir insan olarak, uzun süredir aile içi şiddetin önlenmesine yönelik çalışmalarda gönüllü eğitici olarak görev yapıyorum. Mesleki kimliğimle ve bir anne olarak son zamanlarda medyada yer alan çocuktan anneye yöneltilen ve ölümle sonuçlanan;</p>
<ul>
<li>Bursa, Osmangazi’de 17 yaşındaki bir genç, tartıştığı 46 yaşındaki annesini bıçakladıktan sonra boğarak öldürdükten sonra cesedi satırla parçaladı.</li>
<li>Eskişehir’de 18 yaşındaki işitme engelli genç kız kendisi gibi işitme engelli olan sevgilisiyle evlenmesine karşı çıktığı için kavga ettiği öğretmen annesini sevgilisi ve arkadaşının desteğiyle bıçaklayarak öldürdü.</li>
<li>Ankara’da üniversite öğrencisi 21 yaşındaki genç kız, profesör olan annesinin boğazını keserek öldürdü.</li>
<li>Konya, Ereğli’de 33 yaşındaki kadın 64 yaşındaki annesini bıçaklayarak öldürüp ardından cesedi parçaladı.</li>
<li>Bursa,Osmangazi’de kronik şizofreni hastası 25 yaşındaki genç kız, evlenememesinden sorumlu tuttuğu 57 yaşındaki annesini bıçaklayarak öldürdü.</li>
<li>Zonguldak’ta 16 yaşındaki genç kız 34 yaşındaki evli ve çocuklu sevgilisine karşı çıkan 37 yaşındaki annesine önce ilaçlı ayran içirdi. Ardından sevgilisiyle beraber bıçaklayarak öldürerek cesedi tinerle yakarken kendileri de yandı.</li>
</ul>
<p>gibi -sadece başlıklarını okumakla yetindiğim- haberler beni irkiltip ürpertiyor.</p>
<p>Annelerine bu denli ağır şiddet yöneltenlerin ruh sağlığının yerinde olduğunu söylemek olası değil. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)’nün 2001 yılında <a href="http://web.archive.org/web/20150426024839/http://195.142.135.65/who/bulten/turk/bulten5ruhyili.HTM">açıkladığı;</a></p>
<ul>
<li>450 milyon kişinin ruhsal, nörolojik bozukluklar, alkol ve illegal ilaç kullanımına dayalı psiko-sosyal problemlerden dolayı sıkıntı çektiği,</li>
<li>bu kişilerin bir çoğunun sıkıntılarını sessizce ve yalnız yaşadığı, tedavi imkanlarının aranmamasının ardında damgalanma, utanç, dışlanma ve ölüm yattığını,</li>
<li>küresel hastalık yüküne sebep olan 10 hastalığın dördüncü sırasında yer alan &#8220;depresyon&#8221;un 20 sene içinde ikinci sırayı alacağı,</li>
<li>Küresel olarak, 70 milyon kişinin alkol bağımlılığı, 50 milyon kişinin epilepsi, 24 milyon kişinin de şizofreni yüzünden sıkıntı çektiği,</li>
<li>Her sene bir milyon kişinin intihar ettiği, 10-20 milyon kişinin de intihara teşebbüs ettiği,</li>
<li>Çok az ailenin ruhsal bozukluklarla karşı karşıya olmadığı,</li>
<li>Her dört kişiden birinin hayatlarının herhangi bir evresinde ruhsal bozukluk yaşadığı,</li>
<li>Ruhsal bozuklukların sosyal ve ekonomik yükünün çok büyük olduğu,</li>
<li>Bir çok ruhsal ve fiziksel hastalığın biyolojik, psikolojik ve sosyal faktörlerin bir araya gelmesiyle oluştuğu,</li>
<li>Ruhsal ve fiziksel sağlık arasındaki ilişkinin her geçen gün arttığı,</li>
<li>Her an herkesin ruhsal hasta olabileceği,</li>
<li>Ruhsal hastalıkların çoğunlukla tedavi edilebildiği,</li>
<li>Depresyon, şizofren, zihinsel özür, ilaç ve alkol bağımlılığı, Alzheimer ve epilepsi (ruhsal bozukluk değilse de) hastalarının damgalama, korku ve vurdum duymazlıkla karşı karşıya olduğu,</li>
<li>Ruh hastalıkların etkili bir şekilde  önlenmesi için tedavi imkanlarına ulaşabilirliğin sağlanması gerektiği,</li>
<li>Damgalamayı ve ayrımcılığı önleyecek, etkin bir önleme ve tedavinin ortaya konması ve gerekli bütçenin ayrılmasını sağlayacak politikalar yapılması gerektiği,</li>
</ul>
<p>gibi verilerin oluşturduğu fotoğraf yukarıdaki haber başlıkları kadar irkiltici. Eğer toplumu da oluşturan aile üyelerinin ruh sağlığını koruma -gerektiğinde tedavi ettirme- konusu ihmal edilmeye devam edilirse gazetelerde benzeri haberlerin ardı arkası kesilmeyecek gibi.</p>
<p>Ailemiz eğer bir orkestra ise bu orkestradaki bazı enstrümanların akortu yapılırken bazı notaların akordu unutulduysa veya ihmal edildiyse ya da bazı notalar akort tutmuyorsa o çalgı onartılmalı ki senkron bozulmasın, ileride de o orkestra dağılmasın.(ŞD/EÜ)<span style="font-family: verdana; font-size: xx-small;"> </span></p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p style="text-align: center;"><strong>Not: Bu Yazı <a href="http://bianet.org/yazar/sadiye-donumcu?sec=biamag">bianet.org</a> Sitesinde Yayınlanmaktadır.</strong></p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yasliyimhakliyim.com/akortsuz-birakilan-enstrumanlar-orkestradaki-senkronu-bozar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
