<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>tedavi &#8211; Yaşlıyım Haklıyım</title>
	<atom:link href="https://www.yasliyimhakliyim.com/tag/tedavi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yasliyimhakliyim.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sat, 13 Feb 2021 21:27:51 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.1</generator>
	<item>
		<title>Koronavirüsün psikolojik etkilerine dikkat!</title>
		<link>https://www.yasliyimhakliyim.com/koronavirusun-psikolojik-etkilerine-dikkat-2/</link>
					<comments>https://www.yasliyimhakliyim.com/koronavirusun-psikolojik-etkilerine-dikkat-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[alıntıdır]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Aug 2020 19:58:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basında Yaşlılık]]></category>
		<category><![CDATA[coronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[terapi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yasliyimhakliyim.com/?p=8552</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">			<link rel="stylesheet" id="wd-section-title-style-simple-and-brd-css" href="https://www.yasliyimhakliyim.com/wp-content/themes/woodmart/css/parts/el-section-title-style-simple-and-brd.min.css?ver=8.4.0" type="text/css" media="all" /> 			
		<div id="wd-5f3ed4f5337c3" class="title-wrapper wd-wpb wd-set-mb reset-last-child  wd-rs-5f3ed4f5337c3 wd-title-color-primary wd-title-style-simple text-center  wd-underline-colored">
			
			<div class="liner-continer">
				<h4 class="woodmart-title-container title  wd-font-weight- wd-fontsize-xl" >Koronavirüsün psikolojik etkilerine dikkat!<br />
</h4>
							</div>
			
			
			
		</div>
		
		</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p>Bugüne dek Türkiye&#8217;de COVID-19 benzeri bir pandemi yaşanmamıştı. Küresel koronavirüs pandemisi günlük yaşamımızı büyük oranda değiştirdi; işletmeler, okullar, insanların bir araya gelebileceği pek çok yerin kapanmasıyla birlikte bizler de karantina sürecine girdik. Virüsün yayılma hızının azalmaya başladığı zaman ise &#8220;yeni normal&#8221; ile bu sosyal izolasyon sürecinden çıkmaya başladık.</p>
<p>Tüm bu zorlu süreçler hepimizi birçok konuda olumsuz etkiledi. Bu olumsuzluklardan biri var ki etkisi çok daha sonra gösteriyor. Aniden veya yavaş yavaş ortaya çıkan bu sorunların kaynağı psikolojik olabilir. Klinik Psikolog Esra Ceco, &#8220;Koronavirüsün Psikolojik Etkilerine&#8221; dikkat çekti.</p>
<p><strong>Koronavirüs depresyona neden olabilir!</strong></p>
<p>Pandemi sürecinde alışkanlıklarımız, günlük yaşamımızın rutinleri değişti; ofise gitmek yerine evden çalışmalar başladı, mali nedenlerle bazı iş yerleri kapandı, sosyalleşmek için bir araya gelmek imkânsız hale geldi. Sosyal izolasyon, çaresizlik ve değersizlik duyguları, gelecekle ilgili umutsuzluk ve rutin olmama depresyondeneyimine yol açan unsurlardan. Çinli psikologların yaptığı bir araştırmada, koronavirüs pandemisi nedeniyle işini bırakmak zorunda kalan kişilerin fiziksel ve psikolojik sağlıklarının kötü etkilendiği ortaya çıkarıldı. Pandemiden dört ay sonra yapılan bir çalışmadaki veriler ise insanların %27&#8217;sinin orta ila şiddetli depresyonbelirtileri olduğunu gösteriyor. Bu oranın koronavirüs öncesinden 3 kat daha fazla olduğu söyleniyor.</p>
<p><strong>Koronavirüs Obsesif-Kompulsif Bozukluk (OKB) hastalığına neden olabilir!</strong></p>
<p>OKB&#8217;li bireyler, rahatsız edici düşünceleri (takıntıları) hafifletmek için genellikle aşırı davranış kalıpları (zorlantılar) kullanırlar. Bu pandemi dönemi, OKB&#8217;si olan insanlar için &#8220;kişisel bir kâbus&#8221; olarak tanımlanabilir. Virüsün bulaşma korkusu gerçek dışı bir korku değildir fakat OKB&#8217;si olan insanlar, belirsizliği tolere etmek yerine, kontrol etmek ve güvence aramak için saatlerini harcarlar; aşırı el yıkayabilir, her şeye hazırlıklı olma çabasıyla malzemeleri istifleyebilirler.</p>
<p><strong>Yalnızlık işi zorlaştırıyor!</strong></p>
<p>İnsanlar sosyal varlıklardır. Hayatta kalmak için başkalarıyla bağ kurmaya ihtiyacımız var. Yalnızlık, bağışıklık sisteminin zayıflamasından kalp sorunlarına kadar sağlıkla ilgili pek çok soruna yol açabiliyor. Sevdiklerimize yakınlaşmanın zor olduğu bu zamanlarda sosyal izolasyon ile birlikte ise yalnızlık üst seviyelere çıktı. Koronavirüs öncesi kamusal yaşamdan büyük ölçüde dışlanmış bir nüfus olan yaşlılar ise yalnızlıktan en çok etkilenenler arasında.</p>
<p><strong>Madde bağımlılığı arttı!</strong></p>
<p>Alkol veya uyuşturucuya yönelmek, iç veya dış stresi &#8220;uyuşturmak&#8221; için hızlı bir çözüm olabilir.&#8221; Fakat stresle uyuşturucu ve alkol bağımlılığı yoluyla başa çıkmanın uzun vadeli sonuçları vardır. Madde bağımlılığı kişiler arası çatışmalara, umursamaz davranışlara yol açabilir ve bu da üzüntü, yalnızlık veya depresyon hissini yoğunlaştırabilir.</p>
<p>Bazı bireyler için COVID-19 ile ilişkili psikolojik belirtiler uzun süreli olabilir ve kişisel, sosyal veya akademik/mesleki işlevsellikte önemli bozulmalara yol açabilir. Korkularınızın hayatınızı normalin üzerinde kısıtladığını düşünüyorsanız bir uzmana başvurabilirsiniz.</p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p style="text-align: center;"><strong>Not: Bu Yazı <a href="http://www.enbursa.com/haber/koronavirusun-psikolojik-etkilerine-dikkat-134049.html">enbursa.com</a> Sitesinde Yayınlanmaktadır.</strong></p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yasliyimhakliyim.com/koronavirusun-psikolojik-etkilerine-dikkat-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye’de ilk kez doktor kontrolünde egzersiz “eve” geldi</title>
		<link>https://www.yasliyimhakliyim.com/turkiyede-ilk-kez-doktor-kontrolunde-egzersiz-eve-geldi/</link>
					<comments>https://www.yasliyimhakliyim.com/turkiyede-ilk-kez-doktor-kontrolunde-egzersiz-eve-geldi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[alıntıdır]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Aug 2020 19:49:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basında Yaşlılık]]></category>
		<category><![CDATA[coronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[Hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yasliyimhakliyim.com/?p=8549</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
		<div id="wd-5f3ed2bf9ab6f" class="title-wrapper wd-wpb wd-set-mb reset-last-child  wd-rs-5f3ed2bf9ab6f wd-title-color-primary wd-title-style-simple text-center  wd-underline-colored">
			
			<div class="liner-continer">
				<h4 class="woodmart-title-container title  wd-font-weight- wd-fontsize-xl" >Türkiye’de ilk kez doktor kontrolünde egzersiz “eve” geldi</h4>
							</div>
			
			
			
		</div>
		
		</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p><strong>İSTANBUL İl Sağlık Müdürlüğü’nün “Egzersiz Eve Sığar” sloganıyla gerçekleştirdiği “Koronavirus Tele Rehabilitasyon Destek Programı (KOREH)” sayesinde, fizyoterapist ya da doktor kontrolünde kişiye özel oluşturulan egzersizler, bir telefonla hastanın ayağına geliyor.</strong></p>
<p>İSTANBUL İl Sağlık Müdürlüğü’nün “Egzersiz Eve Sığar” sloganıyla gerçekleştirdiği “Koronavirus Tele Rehabilitasyon Destek Programı (KOREH)” sayesinde, fizyoterapist ya da doktor kontrolünde kişiye özel oluşturulan egzersizler, bir telefonla hastanın ayağına geliyor. Kovid-19 salgını nedeniyle evde kalmak zorunda olan ve hastaneye ulaşamayan genç, yaşlı, engelli ya da trafik kazası, felç gibi travmalara maruz kalan hastalar, 0850 305 5667 KOREH ücretsiz hattını arayarak, salgın döneminde dahi fizik tedavi ve rehabilitasyon imkanlarından mahrum kalmadı. Türkiye’de başka örneği olmayan projede bir sonraki adım, Zoom üzerinden online sınıflarda hastalara, canlı olarak fizyoterapi seansları verilmesi.</p>
<p>Salgının başladığı ilk haftalarda temelleri atılan ve Mayıs ayından bu yana aktif olarak çağrı almaya başlayan Koronavirus Tele Rehabilitasyon Destek Programı KOREH sayesinde, 0850 305 5667 numaralı ücretsiz hattı arayan vatandaşların ayağına, doktor veya fizyoterapist kontrolünde egzersiz programları geliyor. İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü Koordinatörlüğünde, Erenköy Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi, İstanbul Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Fatih Sultan Mehmet Eğitim ve Araştırma Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Eğitim Kliniği işbirliğiyle kurulan KOREH çağrı merkezindeki fizyoterapistler, şimdiye dek 2 bin çağrıya yanıt verdi, 312 hastaya SMS yoluyla gönderilen bir link üzerinden sağlık ihtiyaçlarına özel oluşturulan egzersiz videolarını ulaştırdı. Bu sayede pekçok engelli ya da acil fizik tedavi alması gereken hastaların tedavileri de aksamadan sürdürüldü. Hatta acil ameliyat geçirmesi gereken bazı hastaların pandemi döneminde bile hastanelere yönlendirilmesi sağlandı. Çağrı hattını arayan hastalar, önce fizyoterapist tarafından değerlendiriliyor, hekime yönlendirilmesi gerekiyorsa fizik tedavi uzman hekimi tarafından hasta aranıyor ve tedavisiyle ilgili yönlendirmeler hekim tarafından yapılıyor.</p>
<p>SADECE FİZİK TEDAVİ DEĞİL YOGA, PİLATES BİLE VAR</p>
<p>Kuvvetlendirme, germe egzersizleri, aerobik egzersizler, solunum egzersizleri, yoga, pilates, meditatif solunum egzersizleri, farklı yaş gruplarının evde yapabileceği aktif kalma egzersizlerinin yanı sıra bel fıtığı, skolyoz, inme, spastisite, yüz felci, lenf ödem gibi özellikli hastalıklar için egzersiz föyleri ve videolar oluşturuldu. Bu sayede “kişiye özel” terapiler oluşturuldu. Ayrıca Kovid 19 hastalığının solunum sisteminde oluşturduğu komplikasyonlar da solunum egzersizleri aracılığıyla önlendi.</p>
<p>EGZERSİZ PROGRAMLARI VİDEO OLARAK ULAŞTIRILIYOR</p>
<p>İstanbul İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’nun yönlendirmesiyle pandemi nedeniyle fizik tedaviye ulaşamayan hastalar için böyle bir projeye başladıklarını anlatan Erenköy Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi Başhekimi ve Proje Yöneticisi Doç. Dr. Başak Bilir Kaya, “KOREH’in amacı salgın ilk başladığında evde rehabilitasyon tedavileri yarım kalan hastalar ve koronavirüs geçirip akciğerlerinde problem yaşayan hastalarımıza ulaşmaktı. Ayrıca evde hareketsiz kalan yaşlılarımız, çocuklarımız gençlerimize de fiziksel egzersiz rehberliği yapmak hedeflendi. Tele rehabilitasyon programına bir telefon hattı üzerinden ulaşılıyor. Arayan hastalarımızı fizyoterapistlerimiz karşılıyor. Akademisyenler tarafından yapılmış tedavi algoritmalarımız çerçevesinde hastalarımızı ya doktora yönlendiriyorlar ya da daha önceden oluşturduğumuz videolardan onlara özel egzersiz programı oluşturarak bir SMS ile linki gönderiyorlar. Hasta o linke tıkladığında kendisine özel planlanmış olan egzersiz videoları ya da föylerine ulaşıyor ve egzersizini yapabiliyor” dedi.</p>
<p>ENGELLİ ÇOCUĞU OLAN ANNEDEN, SIRT AĞRISI OLAN YAŞLILARA</p>
<p>Şimdiye dek gelen 2 bin çağrı içerisinden 312 hastaya egzersiz videoları ile yardımcı olduklarını anlatan Doç. Dr. Kaya, “5 ve 10 yaşında engelli çocuğu olan annelerimizden 89 yaşında sırt ağrısı için arayan amcamıza kadar çok geniş bir hasta profiline hizmet verdik. En çok ağrı şikayeti ile ilgili çağrı alıyoruz. 65 yaş üstü bireylere sokağa çıkma izni ilk verildiğinde, bu kişilerin de çoğu bizi aradı. İki adım atıp dinlemek zorunda kalıyorlardı, çünkü evde oturmaktan kas kitleleri azalmış, hareket ve ağrı sorunu yaşamaya başlamışlardı. Rehberlerimizi hem çocuklar için, hem 55 yaş altı kesim için, hem de 55 yaş üstü bireyler için ayrı ayrı hazırladık. Pandemi döneminde hastaların hangi semptomları var, pandemiye rağmen durumu ciddi olup hastaneye gitmesi gerekenler, bunların çözümünün de parçası olduk” diye konuştu.</p>
<p>“FİZİK TEDAVİDE DEVAMLILIK ÇOK ÖNEMLİ”</p>
<p>Fizik tedavi ve rehabilitasyonda devamlılığın esas olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Kaya, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Kronik hastalığı olan bir hasta grubu, alması gereken fizik tedaviye araya giren herhangi bir engel nedeniyle ulaşamazsa, o hastada o zamana kadarki tüm kazanımlarımız geriye gider. Dolayısıyla biz bu dönemde özellikle risk grubundaki hastalarımıza aksatılmaması gereken egzersizlerini evde yürütebilmeleri konusunda yol göstericilik yaptık. Bir de Koronavirüs tedavisi görüp hastalığı atlatmış olan hastalarımızdaki solunum sorunları için doktorlarımız hangi hastaların pulmoner rehabilitasyon için hastaneye gitmesi gerektiği, hangi hastaların solunum egzersizi yaparak Kovid’in akciğerlerde oluşturabileceği olası hasarı minimale indirebileceğine yönelik de uzman olarak danışmanlık verdi. Özellikle engelli çocuklarımız, felç geçiren vatandaşlarımız ya da trafik kazası, yüksekten düşme gibi travmalar nedeniyle belden aşağısı boyundan aşağısı felç olan hastalarımızın veya yakınlarının evde yaptırması gereken bazı egzersizleri de aksatmadan yapabilmelerini sağladık. Doktorlarımızın yönlendirmesiyle bazıları acil olarak hastaneye başvurdu.”</p>
<p>ARAYAN HASTALARIN TAKİBİ DE YAPILIYOR”</p>
<p>Tele rehabilitasyondan faydalanan hastaların takibinin de düzenli yapıldığının altını çizen Doç. Dr. Başak Kaya Bilir, sözlerini şöyle noktaladı: “Bizden egzersiz alan hastalarımıza iki hafta sonra tekrar dönüp süreci yakından takip ediyoruz. Şimdi vatandaşlarımızdan yoğun olarak online rehabilitasyon isteği alıyoruz. Özellikle bel fıtığından mustarip ağrı hastalarından. Projemizin yeni ayağında ağrılı hastalarımıza kendi yaş gruplarına ve klinik semptomlarına uygun olarak Zoom destekli egzersiz sınıfları ile canlı yayınla ‘Bel Okulu’ gibi bazı rehabilitasyon programları başlatmayı düşünüyoruz.”</p>
<p>SAYILARLA KOREH</p>
<p>Bugüne kadar KOREH’e yaklaşık 2 bin çağrı kabul edildi. Akademisyeninden aşçısına, esnafından işçisine, ev hanımından öğretim üyesine çeşitli meslek gruplarından vatandaşlar bu hizmetten faydalandı. Vatandaşların en sık başvuru nedenleri arasında evde aktif kalma, ağrı, hastalığa özgü egzersiz, solunum egzersizi, denge sorunları ve düşme korkusu, yoga, pilates ve pulmoner rehabilitasyon yer aldı. Video izlemeye imkanı olmayan vatandaşlara da egzersiz programları broşür halinde gönderilebiliyor.</p>
<p>107 kişiye ağrılı bireylere egzersiz programı</p>
<p>25 kişiye; 50 yaş üzeri sağlıklı bireye aktif kalma egzersizleri</p>
<p>36 kişiye 50 yaş üzeri sağlık sorunu olan bireye egzersiz</p>
<p>12 kişiye 50 yaş altı sağlıklı bireye egzersiz</p>
<p>9 kişiye 50 yaş altı sağlık sorunu olan bireye egzersiz</p>
<p>3 kişiye 50 yaş altı düşkün bireye egzersiz</p>
<p>79 kişiye solunum egzersizleri</p>
<p>16 kişiye beslenme ve bakım rehberi</p>
<p>12 kişiye yoga/pilates videoları</p>
<p>62 kişiye kişiye özel egzersiz programları düzenlendi.</p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p style="text-align: center;"><strong>Not: Bu Yazı <a href="https://sondakika.cc/2020/08/19/turkiyede-ilk-kez-doktor-kontrolunde-egzersiz-eve-geldi-2/">sondakika.cc</a> Sitesinde Yayınlanmaktadır.</strong></p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yasliyimhakliyim.com/turkiyede-ilk-kez-doktor-kontrolunde-egzersiz-eve-geldi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sağlıklı kişiler için grip, risk grubundakiler için hem grip hem zatürre aşısı öneriliyor</title>
		<link>https://www.yasliyimhakliyim.com/saglikli-kisiler-icin-grip-risk-grubundakiler-icin-hem-grip-hem-zaturre-asisi-oneriliyor/</link>
					<comments>https://www.yasliyimhakliyim.com/saglikli-kisiler-icin-grip-risk-grubundakiler-icin-hem-grip-hem-zaturre-asisi-oneriliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[alıntıdır]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Aug 2020 19:05:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basında Yaşlılık]]></category>
		<category><![CDATA[coronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yasliyimhakliyim.com/?p=8465</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
		<div id="wd-5f36df39ad6e3" class="title-wrapper wd-wpb wd-set-mb reset-last-child  wd-rs-5f36df39ad6e3 wd-title-color-primary wd-title-style-simple text-center  wd-underline-colored">
			
			<div class="liner-continer">
				<h4 class="woodmart-title-container title  wd-font-weight- wd-fontsize-xl" >Sağlıklı kişiler için grip, risk grubundakiler için hem grip hem zatürre aşısı öneriliyor</h4>
							</div>
			
			
			
		</div>
		
		</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<div class="detayUstKisim">
<h4 class="baslik">İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. İlker İnanç Balkan, sağlıklı kişilerin de grip aşısı yaptırmasının önerildiğini, Kovid-19 pandemisi sürecinde grip aşısının daha fazla rağbet görmesinin beklendiğini dile getirerek, zatürre aşısı yaptırmanın risk grubundaki kişilerin grip ve Kovid-19 enfeksiyonunu daha sorunsuz atlatmasına katkıda bulunduğunu belirtti.</h4>
<p>Balkan, influenza (grip) virüsünün çok hızlı mutasyon geçiren bir virüs olduğu için her yıl yenilendiğini anlatarak, geçen yıl grip aşısı yaptıranların da bu yıl aşı olmasının önerildiğini söyledi.</p>
<p>Aşı ile oluşan antikorların koruyucu etkisi zamanla azaldığı için grip aşısının, mevsimsel grip salgınından hemen önce, Türkiye için kasım ayı içinde yapılmasının en uygun zamanlama olacağına işaret eden Balkan, şu bilgileri verdi:</p>
<p>&#8220;Grip aşısı, 6 ayını doldurmuş çocuklar dahil, salgın zamanlarında herkese ve risk grubunda olan kişilere yıllık olarak önerilmektedir. Kronik hastalıkları bulunanlar, kronik hasta ve yaşlılara bakım verenler, sağlık çalışanları, salgın açısından riskli kapalı ve kalabalık alanlarda çalışanlar için grip aşısı özellikle önerilmektedir. Grip aşısı inaktif (ölü) aşı olduğu için bağışıklığı baskılanmış kişilere, hatta (ilk 3 ayını geçmiş olan) gebelere de uygulanabilmekte, uygulanması önerilmektedir. Grip aşısının koruyuculuğu sadece gribe karşıdır ve yüzde 100 koruyucu değildir. Bazı yıllarda koruyuculuk yüzde 50&#8217;nin altında kalabilmektedir. Bununla birlikte Kovid-19 pandemisi sürecinde, birbirine klinik olarak benzeyen iki virüsten hiç olmazsa birine karşı, hiç olmazsa belli düzeyde korunma sağlamak amacıyla bu yıl grip aşısının daha fazla rağbet görmesi beklenmektedir ki bu doğru bir yaklaşımdır.&#8221;</p>
<p><strong>&#8211; &#8220;Risk grubunda yer almayanların zatürre aşısı yaptırmasına gerek yok&#8221;</strong></p>
<p>Balkan, zatürre aşısının (konjuge pnomokok aşısı) ise belirli risk grubunda bulunan kişilere ömür boyunca bir kez veya polisakkarit zatürre aşısının da ek olarak 5 yıl arayla iki kez uygulanmasıyla toplam üç kez uygulandığını belirtti.</p>
<p>Zatürre aşısının, 65 yaş ve üstü kişilere, KOAH, astım, diyabet, böbrek yetmezliği, kanser, organ nakli alıcısı, bağışıklık baskılayıcı tedavi gören, kronik HIV enfeksiyonu gibi kronik hastalıkları olan kişilere ve dalağı alınmış kişilere önerildiğini anlatan Balkan, &#8220;Bu gruplarda yer almayan kişilerin -sağlık çalışanları ve toplu bulunulan kapalı alanlarda çalışan kişiler dahil- zatürre aşısı yaptırmasına gerek yoktur. Mevcut aşı önerileri bilimsel rehberlerde bu şekilde yer almaktadır.&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Balkan, aşı ile önlenen zatürrenin etkeni olan pnömokok bakterisinin, hastalardan yayılarak salgın yapan grip ve Kovid-19 etkeni virüslerden farklı olarak üst solunum yolunda zaten bulunduğunu, kişinin yaş ve kronik hastalıklara bağlı olarak bağışıklık yanıtının bozulması sonucunda alt solunum yoluna inerek zatürreye yol açtığını belirterek, şunları söyledi:</p>
<p>&#8220;Gerek grip gerekse Kovid-19 hastalığı seyrinde görülen ölümlerin bir kısmı, viral enfeksiyona ikincil olarak gelişen bakteriyel enfeksiyon (zatürre) nedeniyle ortaya çıktığı için zatürre aşısı yaptırmış olmak, risk grubundaki kişilerin grip ve Kovid-19 enfeksiyonunu daha sorunsuz atlatmasına katkıda bulunmaktadır. Bununla birlikte bağışıklık sorununa yol açan bir kronik hastalığı veya altta yatan bir kronik akciğer hastalığı bulunmayan kişilerin pandemi sürecinde zatürre aşısı yaptırması yönünde bir öneri bulunmamaktadır.&#8221;</p>
<p>Grip veya zatürre geçirenlerde akciğer grafisi bulguları ve klinik bulgular Kovid-19&#8217;a benzediği için bu hastaların bazen yanlışlıkla Kovid-19 tanısı ve tedavisi aldığını ve yanlışlıkla Kovid-19 pandemi servislerine yatırıldığını dile getiren Balkan, &#8220;Bu da hastaların doğru tedavilerinin gecikmesine, tanılarının gecikmesine, tanı karışıklığına yol açmakta. Bu nedenle Kovid-19 pandemisi sürecinde risk grubundakilerin mutlaka grip ve zatürre aşılarını tamamlamaları, tanının gecikmesini, tanı karışıklığını ve pandemi servislerine yanlışlıkla yatırılmayı önlemek için de öneriliyor.&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>&#8211; &#8220;Sağlıklı kişilerin de grip aşısı yaptırması öneriliyor&#8221;</strong></p>
<p>Doç. Dr. İlker İnanç Balkan, sağlıklı kişilerin bu aşıları yaptırmasında sakınca olup olmadığı konusunda, &#8220;Grip, çevreden bulaşan ve salgın yapan bir enfeksiyon olduğu için sağlıklı kişilerin de grip aşısı yaptırması önerilir. Ancak bu risk pnömokok bakterisi ile gelişen zatürre için geçerli olmadığından, risk grubunda yer alanların zatürre aşısı yaptırması yeterlidir.&#8221; dedi.</p>
<p>Grip aşısı belirli bir takvime göre (kıştan önce) yapılırken, zatürre aşısı için bir zaman sınırlaması bulunmadığını vurgulayan Balkan, çocuklara, çocukluk aşı takvimi içinde ülke genelinde ücretsiz uygulanan zatürre aşısının, risk grubundaki erişkinler için de hastanelerin &#8220;erişkin aşı&#8221; birimlerinde ücretsiz uygulandığını hatırlattı.</p>
<p>Balkan, grip aşısının da belirli risk grubunda yer alan kişiler ve sağlık çalışanları ile sınırlı olarak il sağlık müdürlükleri tarafından tedarik edilip erişkin aşı birimlerinde ücretsiz yapıldığını söyledi.</p>
</div>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p style="text-align: center;"><strong>Not: Bu Yazı <a href="https://www.konhaber.com/haber-saglikli_kisiler_icin_grip_risk_grubundakiler_icin_hem_grip_hem_zaturre_asisi_oneriliyor-1417399.html">konhaber.com</a> Sitesinde Yayınlanmaktadır.</strong></p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yasliyimhakliyim.com/saglikli-kisiler-icin-grip-risk-grubundakiler-icin-hem-grip-hem-zaturre-asisi-oneriliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ağız Kuruluğu Neden Olur? Nasıl Önlenir ve Tedavi Edilir?</title>
		<link>https://www.yasliyimhakliyim.com/agiz-kurulugu-neden-olur-nasil-onlenir-ve-tedavi-edilir/</link>
					<comments>https://www.yasliyimhakliyim.com/agiz-kurulugu-neden-olur-nasil-onlenir-ve-tedavi-edilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[alıntıdır]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2020 22:37:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basında Yaşlılık]]></category>
		<category><![CDATA[Ağız Kuruluğu]]></category>
		<category><![CDATA[Nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yasliyimhakliyim.com/?p=7902</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
		<div id="wd-5ef676959e10d" class="title-wrapper wd-wpb wd-set-mb reset-last-child  wd-rs-5ef676959e10d wd-title-color-primary wd-title-style-simple text-center  wd-underline-colored">
			
			<div class="liner-continer">
				<h4 class="woodmart-title-container title  wd-font-weight- wd-fontsize-xl" >Ağız Kuruluğu Neden Olur? Nasıl Önlenir ve Tedavi Edilir?</h4>
							</div>
			
			
			
		</div>
		
		</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p>Ağız içerisinde bulunan yararlı bakteriler, hastalık üretmeye çalışan mikroorganizmalarla savaşır. Bu yararlı bakterilerin üretimi için ise tükürük, önemli bir yere sahiptir ve ağızda bir savunma mekanizması rolü üstlenir. Aynı zamanda sindirim sisteminin işlevlerini destekler ve birçok bakteriyi henüz yemek borusu üzerindeyken yok eder.</p>
<p>Ağız kuruluğu problemiyle karşılaşıldığında, bu durum hemen fark edilir. Uzmanlar tarafından ağız kuruluğu bir hastalık olarak nitelendirilmez. İlk etapta tüketilen bir besine ya da kullanılan bir ilaca bağlı olarak bu problemin meydana geldiği düşünülür. <strong>Ancak ağız kuruluğu uzun süre devam ederse tedavi süreci planlanır.</strong></p>
<h2>Ağız Kuruluğu Nedir?</h2>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-7906 aligncenter" src="https://www.yasliyimhakliyim.com/wp-content/uploads/2020/06/640xauto-36-300x167.jpg" alt="" width="569" height="317" srcset="https://www.yasliyimhakliyim.com/wp-content/uploads/2020/06/640xauto-36-300x167.jpg 300w, https://www.yasliyimhakliyim.com/wp-content/uploads/2020/06/640xauto-36.jpg 640w" sizes="(max-width: 569px) 100vw, 569px" /></p>
<div class="detail-content-inner">
<p>Ağız kuruluğu, tükürük bezlerinin yeterli miktarda çalışmamasına bağlı olarak ağız içinin nemsiz kalması sonucu oluşur. Önüne geçilemediği takdirde çeşitli sorunlara yol açan yaygın bir problemdir. Tıp dilinde, kserostomi olarak geçer. Yaşlanmaya bağlı olarak görülebileceği gibi bazı ilaçların yan etkilerine bağlı olarak da ortaya çıkabilir.</p>
</div>
<div class="detail-content-inner">
<h3>Ağız Kuruması Hangi Sağlık Sorunlarına Yol Açar?</h3>
<ul>
<li>Genelde tehlikeli olmasa da yutkunmayı zorlaştırdığından yaşamı olumsuz yönde etkiler. Ağız kuruluğuna çatlamış dudaklar, ağız kokusu, kuru bir dil ve <strong>boğaz ağrısı</strong> da eşlik edebilir.</li>
<li>Çiğneme ve yutma problemleri, tat almada zorluk ve sindirim sistemi sorunlarına yol açabilir.</li>
<li>Tükürük salgısı azaldığından ağız dokuları kalıcı hasarlar görebilir.</li>
<li>Ağız içindeki pH seviyesi bu durumdan etkilenir. Diş çürümeleri artar.</li>
<li>Ağız kuruluğuna bağlı olarak damakta da çekilme problemi yaşanabilir. Damaktaki et, sıvı kaybı yaşandığından zamanla küçülür.</li>
<li>Ağız kuruluğu pek çok hastalığın belirtisi olarak ortaya çıktığından, ağız kuruluğu ve halsizlik aynı zaman dilimi içerisinde meydana gelebilir.</li>
<li>Ayrıca kullanılan tansiyon ilaçları da ağızda kurumaya yol açtığından, ağız kuruluğu ve tansiyon düzensizliklerinin de birlikte görülmesi olasıdır.</li>
</ul>
<h2>Ağız Kuruluğu Neden Olur?</h2>
<p><img decoding="async" class="wp-image-7905 aligncenter" src="https://www.yasliyimhakliyim.com/wp-content/uploads/2020/06/640xauto-37-300x218.jpg" alt="" width="567" height="412" srcset="https://www.yasliyimhakliyim.com/wp-content/uploads/2020/06/640xauto-37-300x218.jpg 300w, https://www.yasliyimhakliyim.com/wp-content/uploads/2020/06/640xauto-37.jpg 640w" sizes="(max-width: 567px) 100vw, 567px" /></p>
<div class="detail-content-inner">
<p>Ağız kuruluğu tükürük bezlerinin yeterli miktarda salgı üretemediğinin bir göstergesidir. Bu soruna yol açabilecek faktörler için yöneltilen <strong>ağız kuruması neyin belirtisi</strong> sorusu aşağıdaki şekillerde cevaplanabilir.</p>
<h3>1. Dekonjestan kullanımı</h3>
<p>Dekonjestanlar, mukoza zarlarındaki iltihaplanmanın azaltılması, kan damarlarının küçültülmesi ve rahat nefes alınabilmesi için kullanılan ilaçlardır. Kullanılan ilacın etkisine bağlı olarak dolaşım yollarındaki sıvı burun boşluğuna doğru ilerler. Bu, kısa süreliğine hastanın rahatlamasını sağlasa da, uzun süre kullanıldığında ciddi ağız ve burun kuruluğuna neden olur ve rahatsızlık hissi verir.</p>
<h3>2. Hormonal değişiklikler</h3>
<p>Menopoz, kalıcı ağız kuruluğunun tetikleyicisi olarak bilinir. Çünkü hormonal dengedeki değişim, tüm mukoza hücrelerin zarlarında kurumaya neden olur.</p>
<h3>3. Mide asidi</h3>
<p>Halk arasında mide ekşimesi olarak da bilinen reflü hastalığına bağlı olarak, sıklıkla ağız kuruluğu problemi görülür. Mide asidinin yemek borusundan boğaza doğru gelmesi tahrişe, ağzın ve boğazın kurumasına neden olur.</p>
<p><strong>Reflü hastalığıyla alakalı detaylı bilgi için: Reflü: Nedenleri, Belirtileri, Tedavisi</strong></p>
</div>
<div class="detail-content-inner">
<h3>4. Diyabet</h3>
<p>Şeker hastalığına bağlı olarak yükselen kan seviyesi, ağızda kurumaya yol açabilir. Hiperglisemi belirtilerinden olan çok sık idrara çıkma isteği, vücuttaki kuruluğa etki eder. Kandaki glikoz seviyesindeki yükseklik, böbreklerin sıvıyı geri emme potansiyelini kaybetmesine neden olduğundan idrarla vücuttan atılır. Ayrıca diyabet ilaçları da ağız kuruluğuna neden olabilir.</p>
<p><strong>Diyabet hastalığıyla alakalı detaylı bilgi için: Diyabet: Nedenleri, Belirtileri, Tedavisi</strong></p>
<h3>5. Kafa travmaları</h3>
<p>Tükürük bezleri, kafatasında bulunan temporal kemiklerin arasından geçen iki yüz siniriyle uyarılır. Saldırılar, trafik kazaları ve bisikletten düşme gibi durumlarda başa alınan darbeler temporal kemiklerde kırıklara yol açabilir. Temporal kemiklerdeki herhangi bir darbe nedeniyle yüz sinirine zarar gelirse, ağız kuruluğu ortaya çıkabilir.</p>
<h3>6. Kafein tüketimi</h3>
<p>Kafeinli içeceklerin çok fazla tüketimi, vücutta sıvı kaybına yol açar. Kafeinin az da olsa idrar söktürücü özelliği bulunur. Bu özelliğinden dolayı, çok sık idrara çıkmaya neden olur. Ayrıca içeriğindeki tanenler de, ağız kuruluğuna yol açabilir.</p>
</div>
<div class="detail-content-inner">
<h3>7. Sinirlenmek</h3>
<p>Sinirlenince ağız kuruması oluşabilir. Bu gayet normal bir durumdur. Çünkü yaşanılan stres ve kaygı nedeniyle ağızdan nefes alışlar artar. Bu da tükürüğün hızlı bir şekilde buharlaşmasına yol açar.</p>
<h3>Gece Ağız Kuruluğu Neden Olur?</h3>
<p>Gece uyurken ağız içinde kuruma meydana gelebilir. Bu duruma, <strong>akşam yemeğinde tüketilen turşu, soğan, sarımsak ve limon gibi besinlerin</strong> yol açma ihtimali yüksektir. Bu besinler, tükürük bezlerini ciddi derecede etkilediğinden ağzın kurumasına ve susuzluk hissine neden olurlar. Akşamları bu tür besinlerden uzak durmak geceleri meydana gelen ağız kuruluğunu önlemeye yardımcı olur.</p>
<h3>Ağız Kuruluğu Yapan Hastalıklar Hangileridir?</h3>
<p>Yapılan araştırmalara göre bazı hastalıklar tükürük bezlerinin çalışmasını olumsuz yönde etkiler. Diyabet, parkinson, HIV, anemi ve alzheimer gibi hastalıkların tükürük salgısının azalmasına yol açtığı düşünülüyor. Vücudun su kaybetmesine yol açan ishal ve böbrek rahatsızlıkları da ağız kuruluğuna neden olabilir.</p>
<h3>Ağız Kuruluğu Yapan İlaçlar Nelerdir?</h3>
<p>Yapılan araştırmalara göre eczanelerde reçeteli ve reçetesiz olarak satılan <strong>400&#8217;den fazla ilacın yan etkisinin ağız kuruluğuna yol açtığı belirlenmiştir.</strong> Bu ilaçlar, tükürük bezlerinde salgılama işlevini yavaşlatır. Ağız kuruluğuna yol açan ilaçlardan bazıları;</p>
</div>
<div class="detail-content-inner">
<ul>
<li>Astım, ishal, soğuk algınlığı, hipertansiyon ilaçları ve</li>
<li>Ağrı kesiciler, antidepresanlar, kas gevşeticiler ve antihistaminik şeklindedir.</li>
</ul>
<p>Kanser tedavisinde uygulanan kemoterapi ve radyoterapi gibi yöntemler ile kullanılan ilaçların da ağız kuruluğunu artırarak tat almayı olumsuz yönde etkilediği biliniyor.</p>
<h2>Ağız Kuruluğunun Belirtileri Nelerdir?</h2>
<p><img decoding="async" class="wp-image-7904 aligncenter" src="https://www.yasliyimhakliyim.com/wp-content/uploads/2020/06/640xauto-38-300x169.jpg" alt="" width="582" height="328" srcset="https://www.yasliyimhakliyim.com/wp-content/uploads/2020/06/640xauto-38-300x169.jpg 300w, https://www.yasliyimhakliyim.com/wp-content/uploads/2020/06/640xauto-38.jpg 640w" sizes="(max-width: 582px) 100vw, 582px" /></p>
<p>İlk etapta ağız kuruluğunun belirtisi kuruma olarak kendini belli etse de daha pek çok belirtisinin ortaya çıkması muhtemeldir.</p>
<ul>
<li>Nefesin kötü kokması</li>
<li>Yutkunma, çiğneme ve konuşmada zorluk</li>
<li>Tükürüğün yoğun ve kalın olmasına bağlı ağızda yapışkanlık hissi</li>
<li>Diş çürüklerinde artış</li>
<li>Ağız ülserleri</li>
<li>Kaba ve kuru dil</li>
<li>Ağızda yanma hissi ve dil ağrısı</li>
<li>Takma dişlerin takılmasında zorluk</li>
<li>Boğazda kuruluk hissi</li>
<li>Çok sık susama</li>
<li>Kuru ve çatlamış dudaklar</li>
<li>Öksürüklü enfeksiyonlara yatkınlık</li>
</ul>
<h2>Ağız Kuruluğu Tanısı Nasıl Konur?</h2>
<p>Ağız kuruluğunun tanısı için öncelikle hastaya şu sorular yöneltilir:</p>
<ul>
<li>Konuşurken ağzınızda kuruluk hissi oluşuyor mu?</li>
<li>Bisküvi, ekmek gibi kuru yiyecekleri içecek kullanmadan yutmak zor geliyor mu?</li>
<li>Geceleri ağzınızı ıslatmanız gerekiyor mu?</li>
</ul>
<p>Bu soruların ardından hastanın tükürük akış oranı hesaplanır.</p>
<h3>Tükürük Akış Oranının Hesaplanması</h3>
<p>Oral hijyenist ya da diş hekimi tarafından gerçekleştirilir. Tükürük akış oranının ölçümü için en yaygın ve kolay yöntem, bir parça parafinle yapılır. Bir parça parafin alınarak 5 dakika kadar çiğnenir. Bunun sonucunda oluşan tükürük miktarı ölçülür. Tükürüğün normal değeri 5 ml&#8217;yi aşar. Tükürüğün uyarılmış akış hızının 5 dakikada 2,5 ml&#8217;den az olması ağız kuruluğunu tanımlar. Temel tükürük akış oranının 5 dakikada en az 0,5 ml olması gerekir. Dinlenme esnasındaki tükürüğün akış oranı aynı şekilde çiğneme yapılmadan önce ölçülmesi gerekir.</p>
<h2>Ağız Kuruluğu Tedavisi Nasıl Yapılır?</h2>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-7903 aligncenter" src="https://www.yasliyimhakliyim.com/wp-content/uploads/2020/06/640xauto-39-300x254.jpg" alt="" width="592" height="501" srcset="https://www.yasliyimhakliyim.com/wp-content/uploads/2020/06/640xauto-39-300x254.jpg 300w, https://www.yasliyimhakliyim.com/wp-content/uploads/2020/06/640xauto-39.jpg 640w" sizes="auto, (max-width: 592px) 100vw, 592px" /></p>
<div class="detail-content-inner">
<p><strong>Ağız kuruluğu geçer mi</strong> sorusunu evet olarak cevaplamak mümkündür. Ağız kuruluğu tedavisinde öncelikle ağız kuruluğuna yol açan nedenler tespit edilir ve buna göre bir tedavi programı planlanır.</p>
</div>
<div class="detail-content-inner">
<h3>1. Diş çürümesinin önlenmesi</h3>
<p>Tükürük, yiyecekleri çiğneyip sindirme görevine katkıda bulunma görevinin yanı sıra doğal ağız temizleyicisi olarak da bilinir. Tükürük bezi az salgılandığında diş eti hastalıkları ve dişlerde çürüme daha çok olur. Ağız kuruluğu problemi yaşıyorsanız ağız temizliğiniz için şunlara dikkat etmeniz gerekir:</p>
<ul>
<li>Her gün diş ipi kullanın.</li>
<li>Dişlerinizi günde en az iki defa fırçalayın. Yemeklerden sonra ve özellikle yatmadan önce dişlerinizi fırçalamanız daha iyi sonuç verir.</li>
<li>Diş macunu alırken florür içermesine dikkat edin</li>
<li>Yılda 2 defa diş hekiminize giderek dişlerinizin genel temizliğini yaptırın. Diş hekimi, dişlerinizi daha sağlıklı tutmanız için florür jölesi ya da florür içeren durulama suları kullanmanızı tavsiye edebilir.</li>
</ul>
<h3>2. Altta yatan tıbbi durumların tedavisi</h3>
<p>Ağız kuruluğunun nedeni, sağlıkla ilgili bir problemden kaynaklanıyorsa, doktorunuz ya da diş hekiminiz kullandığınız ilaçlarda değişiklik yapabilir. Örneğin ağız kuruluğu; diyare, inkontinans, <strong>alerji</strong>, hipertansiyon, ankisiyete, depresyon, parkinson ve üriner hastalıklarının tedavisinde kullanılan ilaçların ortak yan etkisine bağlı olarak oluşabilir. Doktorunuz, bu hastalıklar için kullandığınız ilaçların dozajını yeniden ayarlayabilir ya da ilacınızı değiştirebilir.</p>
<p>Ağız kuruluğuna yol açan tıbbi durumun tedavisinin gerçekleştirilmediği durumlarda ise tükürük akışını doğal yollarla artırmaya odaklanılır. Örneğin kemoterapi ve radyasyon tedavileri tükürük bezlerini etkiler. Yani buna bağlı olarak oluşan ağız kuruluğu tedavinin kendisinden kaynaklıdır. Alzheimer, sjögren sendromu ve inme gibi hastalıklarda ise ağız kuruluğu bu hastalıkların bir sonucu olarak ortaya çıkabilir.</p>
</div>
<div class="detail-content-inner">
<h3>3. Tükürük üretiminin artırılması</h3>
<p>Damak kuruması nasıl geçer şikayetiyle doktora başvuranlara ağız kuruluğunu önleyen suni tükürük ürünleri kullanmaları tavsiye edilebilir. Bu ürünler ağız gargaraları, özel olarak formüle edilmiş olan nemlendirme jöleleri ve diş macunları şeklindedir. D</p>
<h2>Ağız Kuruluğu Nasıl Giderilir?</h2>
<p>Ağız kuruluğundan kurtulabilmek için alınabilecek bazı önlemler sayesinde ağız kuruluğunun geçmesi ve ağız kuruluğunun oluşumunun önlenmesi mümkündür.</p>
<ul>
<li>Bol bol su içilmesi gerekir. Çok fazla su tüketimi ağzı nemli tutar ve mukusun gevşemesini sağlar. Suyun ağızda biraz bekletilerek içilmesi, tükürük bezi salgılanmasını artırır.</li>
<li>Kuru ve tuzlu gıdalar ile şeker içeriği yüksek olan gıda ve içeceklerin çok fazla tüketilmemesi gerekir.</li>
<li>Alkol ve kafein türü içeceklerden uzak durulması gerekir. Alkol idrara çıkmayı artırdığından vücutta su kaybı yaşanmasına yol açar. Kafein de ağzı kurutur. Ayrıca elma, greyfurt, üzüm ve portakal gibi meyve suları ile domates suyu gibi asitli olan içeceklerden kaçınılması gerekir.</li>
<li>Şekersiz sakız çiğnemek tükürük salgısını artırarak tükürük akışını uyarmayı sağlar.</li>
</ul>
</div>
</div>
</div>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p style="text-align: center;"><strong>Not: Bu Yazı <a href="https://www.mynet.com/agiz-kurulugu-110106540206">mynet.com</a> Sitesinde Yayınlanmaktadır.</strong></p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yasliyimhakliyim.com/agiz-kurulugu-neden-olur-nasil-onlenir-ve-tedavi-edilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnsanımızın Ruhsal Tedavisi İçin Bir Büyük Proje!..</title>
		<link>https://www.yasliyimhakliyim.com/insanimizin-ruhsal-tedavisi-icin-bir-buyuk-proje/</link>
					<comments>https://www.yasliyimhakliyim.com/insanimizin-ruhsal-tedavisi-icin-bir-buyuk-proje/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[alıntıdır]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 20 Jun 2020 21:34:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basında Yaşlılık]]></category>
		<category><![CDATA[Bahçe Terapisi]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[terapi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yasliyimhakliyim.com/?p=7822</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
		<div id="wd-5eee7ef3a6b50" class="title-wrapper wd-wpb wd-set-mb reset-last-child  wd-rs-5eee7ef3a6b50 wd-title-color-default wd-title-style-default text-center  wd-underline-colored">
			
			<div class="liner-continer">
				<h4 class="woodmart-title-container title  wd-font-weight- wd-fontsize-xl" >İnsanımızın Ruhsal Tedavisi İçin Bir Büyük Proje!..</h4>
							</div>
			
			
			
		</div>
		
		</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p>“Bahçe Terapisi” nedir? Bu soruya cevabı, bakın önümdeki haber bülteni nasıl veriyor; &#8220;Diğer adıyla ‘Hortikültürel Terapi’ özel ve kanıtlanmış tedavi hedeflerine ulaşmak için terapistler tarafından kolaylaştırılmış bahçecilik faaliyetlerini içeren bir yöntem. Düşük maliyetli, etkili ve çok yönlü bu yöntem kişinin fiziksel, zihinsel ve kişisel gelişimi için canlı malzeme olarak bitkilerle yapılan aktiviteleri içeriyor. Her yaş grubundan insanların faydalanabildiği iyi planlanmış bir bahçe terapisi programından, Demans ve Alzheimer hastaları, günlük tedavi ve rehabilitasyon programlarındaki engelli bireyler, risk altındaki bireyler, madde bağımlısı bireyler, psikiyatri hastaları ve özel gelişimli bireyler yararlanabiliyor.&#8221;</p>
<p>Anladığım kadarı ile &#8220;küçücük hazırlanmış bir toprak parçası üzerinde bitki, fidan, çiçek ekebilmek, onu bakmak. Dünyanın birçok ülkesinde yerel yönetimlerin öncülüğünde planlanan ve uygulanan bir “ruhsal rehabilitasyon ve  tedavi!..&#8221;</p>
<p>Bültenden &#8220;aynen&#8221; alıyorum; &#8220;Kent parklarında, yapı yüzeylerinde, terk edilmiş atıl alanlarda, refüjlerde, okul bahçeleri ve üniversite kampüslerinde yeşil alanlar oluşturulacak, terapi bahçeleri geliştirilecek. Gönüllü katılımı ile fidanlık üretim alanları yaratılacak, üniversiteler ile işbirliği yapılacak. Farklı yaş, cinsiyet ve yetiye sahip yurttaşların bir araya geleceği terapi bahçelerinde çocuklar ile yetişkinlerin de birlikte vakit geçirmesi sağlanacak.&#8221;</p>
<p>Zira bilim diyor ki; &#8220;Bahçecilik faaliyetleri stresli yaşam koşulları ile yaşamaya ve onlarla başa çıkmaya, insanların yaşam sevincini yükseltmeye, bazı hastalıkların ilerlemesini durdurmaya ya da tedavi sürelerini hızlandırmaya büyük ölçüde katkı sağlıyor.&#8221;</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin, başta Tunç Soyer başkan olmak üzere, bu projeye ve uygulamasına katkı veren / verecek olan çalışanlarını kutlarım ve İzmir’de yaşayan &#8220;65+&#8221; bir TC vatandaşı olarak teşekkür ederim.</p>
<p>Ve de &#8220;bir önerim&#8221; var; keşke bu proje ülkenin her tarafında yayılsa ve de &#8220;bazı siyasetçilerimiz ile birçok gazetecimiz de bu projeden faydalansa&#8221;; inanıyorum ki, &#8220;insanlarımızın ruhsal gerilimi&#8221; çok ama çok azalacaktır!..</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Sözün Özü</strong></p>
<p>Bu hafta &#8220;Sözün Özü&#8221; Mahmut Tolon Hocamdan:</p>
<p>“65 yaş üstü vatandaşlarımız haftanın her günü 10:00 ila 20:00 saatleri arasında dışarı çıkabilecektir.  Yatılı okul mu yönetiliyor?”</p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p style="text-align: center;"><strong>Not: Bu Yazı <a href="https://www.gozlemgazetesi.com/HaberDetay/251/1125641/insanimizin-ruhsal-tedavisi-icin-bir-buyuk-proje.html">gozlemgazetesi.com</a> Sitesinde Yayınlanmaktadır.</strong></p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yasliyimhakliyim.com/insanimizin-ruhsal-tedavisi-icin-bir-buyuk-proje/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akortsuz Bırakılan Enstrümanlar Orkestradaki Senkronu Bozar</title>
		<link>https://www.yasliyimhakliyim.com/akortsuz-birakilan-enstrumanlar-orkestradaki-senkronu-bozar/</link>
					<comments>https://www.yasliyimhakliyim.com/akortsuz-birakilan-enstrumanlar-orkestradaki-senkronu-bozar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şadiye Dönümcü]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 22 Oct 2019 22:35:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sosyal Hizmetler]]></category>
		<category><![CDATA[ruhsal sorunlar]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yasliyimhakliyim.com/?p=3132</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">			<link rel="stylesheet" id="wd-section-title-style-under-and-over-css" href="https://www.yasliyimhakliyim.com/wp-content/themes/woodmart/css/parts/el-section-title-style-under-and-over.min.css?ver=8.4.0" type="text/css" media="all" /> 			
		<div id="wd-5daf83383e3dd" class="title-wrapper wd-wpb wd-set-mb reset-last-child  wd-rs-5daf83383e3dd wd-title-color-primary wd-title-style-underlined-2 text-center  wd-underline-colored">
			
			<div class="liner-continer">
				<h4 class="woodmart-title-container title  wd-font-weight- wd-fontsize-xl" >Akortsuz Bırakılan Enstrümanlar Orkestradaki Senkronu Bozar</h4>
							</div>
			
			
			
		</div>
		
		</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<div class="spot"><b>Eğer toplumu da oluşturan aile üyelerinin ruh sağlığını koruma -gerektiğinde tedavi ettirme- konusu ihmal edilmemeye devam edilirse gazetelerde aile içi şiddet haberlerinin ardı arkası kesilmeyecek gibi.</b></div>
<p align="left">Aile içi şiddet, “eşe, çocuklara, anne-babaya, kardeşlere, yakın akrabalara, eski eşe, kız-erkek arkadaşa, nişanlıya yönelik fiziksel, ekonomik, cinsel, sözel/duygusal ve sosyal, her türlü saldırgan davranış” olarak tanımlanıyor.</p>
<p>Aile içindeki güçsüz (!) üyelerden birine –veya tümüne-  fiziksel güç ya da baskı uygulayarak zarar -bedensel ya da ruhsal- veren, onun acı çekmesine ve korkmasına neden olan güçlü (!) aile üyesinin ruh sağlığının yerinde olduğunu söylemek mümkün mü?</p>
<p>Aile içinde şiddet uyguladığı kişinin tepkilerini oku(ya)mayıp, şiddet dozunu ya da uygulama sıklığını giderek arttırarak sürdüren güçlü (!) aile üyesinin ruh sağlığının yerinde olduğu söylenebilir mi?</p>
<p>Güçlü (!) aile üyesi şiddete dayalı her türlü davranışını düzeltmeyip şiddet uygulamayı sürdürüyorsa, bu durumdan rahatsız olmadığı için uyguladığı şiddeti sonlandırmak, öfkesini denetim altına almak istemediğinden tedavi olmaktan kaçınıyorsa ve ailede ruh sağlığı tehlikeye giren kişi sayısı artıyorsa, sonuç giderek daha vahimleşebilir.</p>
<p>Vehameti engellemek adına yapılacak başka şeyler yok mu?</p>
<p>Şiddet konuşulabilmeli; evin duvarları arasına sıkışık kalmamalı. Aile içindeki hiçbir üyenin şiddet görmeyi hak etmediği bilinmeli. Aile içindeki hiçbir üyenin bir başka üyeye şiddet uygulama hakkı olmadığı da  belletilmeli.</p>
<p>Sert ve saldırgan davranış geliştiren kişinin güçlü değil; aciz olduğu bilinmeli. Utanç verici olan şiddete maruz kalmak değil, asıl şiddet uygulamak olduğundan şiddet gerçeği yok sayılmamalı.</p>
<p>Bir evde şiddet yoluna sıkça başvuruluyorsa, her an yeni şiddet olaylarının yaşanması mümkün. Evdeki daimi gerginlik bulutlarının kişileri tedirgin kıldığı, şiddete tanık olmanın da en az uğramak kadar etki bıraktığı unutulmamalı.</p>
<p>Yukarıdaki satırları niye yazdım?</p>
<p>Şiddetin her türüne karşı bir insan olarak, uzun süredir aile içi şiddetin önlenmesine yönelik çalışmalarda gönüllü eğitici olarak görev yapıyorum. Mesleki kimliğimle ve bir anne olarak son zamanlarda medyada yer alan çocuktan anneye yöneltilen ve ölümle sonuçlanan;</p>
<ul>
<li>Bursa, Osmangazi’de 17 yaşındaki bir genç, tartıştığı 46 yaşındaki annesini bıçakladıktan sonra boğarak öldürdükten sonra cesedi satırla parçaladı.</li>
<li>Eskişehir’de 18 yaşındaki işitme engelli genç kız kendisi gibi işitme engelli olan sevgilisiyle evlenmesine karşı çıktığı için kavga ettiği öğretmen annesini sevgilisi ve arkadaşının desteğiyle bıçaklayarak öldürdü.</li>
<li>Ankara’da üniversite öğrencisi 21 yaşındaki genç kız, profesör olan annesinin boğazını keserek öldürdü.</li>
<li>Konya, Ereğli’de 33 yaşındaki kadın 64 yaşındaki annesini bıçaklayarak öldürüp ardından cesedi parçaladı.</li>
<li>Bursa,Osmangazi’de kronik şizofreni hastası 25 yaşındaki genç kız, evlenememesinden sorumlu tuttuğu 57 yaşındaki annesini bıçaklayarak öldürdü.</li>
<li>Zonguldak’ta 16 yaşındaki genç kız 34 yaşındaki evli ve çocuklu sevgilisine karşı çıkan 37 yaşındaki annesine önce ilaçlı ayran içirdi. Ardından sevgilisiyle beraber bıçaklayarak öldürerek cesedi tinerle yakarken kendileri de yandı.</li>
</ul>
<p>gibi -sadece başlıklarını okumakla yetindiğim- haberler beni irkiltip ürpertiyor.</p>
<p>Annelerine bu denli ağır şiddet yöneltenlerin ruh sağlığının yerinde olduğunu söylemek olası değil. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)’nün 2001 yılında <a href="http://web.archive.org/web/20150426024839/http://195.142.135.65/who/bulten/turk/bulten5ruhyili.HTM">açıkladığı;</a></p>
<ul>
<li>450 milyon kişinin ruhsal, nörolojik bozukluklar, alkol ve illegal ilaç kullanımına dayalı psiko-sosyal problemlerden dolayı sıkıntı çektiği,</li>
<li>bu kişilerin bir çoğunun sıkıntılarını sessizce ve yalnız yaşadığı, tedavi imkanlarının aranmamasının ardında damgalanma, utanç, dışlanma ve ölüm yattığını,</li>
<li>küresel hastalık yüküne sebep olan 10 hastalığın dördüncü sırasında yer alan &#8220;depresyon&#8221;un 20 sene içinde ikinci sırayı alacağı,</li>
<li>Küresel olarak, 70 milyon kişinin alkol bağımlılığı, 50 milyon kişinin epilepsi, 24 milyon kişinin de şizofreni yüzünden sıkıntı çektiği,</li>
<li>Her sene bir milyon kişinin intihar ettiği, 10-20 milyon kişinin de intihara teşebbüs ettiği,</li>
<li>Çok az ailenin ruhsal bozukluklarla karşı karşıya olmadığı,</li>
<li>Her dört kişiden birinin hayatlarının herhangi bir evresinde ruhsal bozukluk yaşadığı,</li>
<li>Ruhsal bozuklukların sosyal ve ekonomik yükünün çok büyük olduğu,</li>
<li>Bir çok ruhsal ve fiziksel hastalığın biyolojik, psikolojik ve sosyal faktörlerin bir araya gelmesiyle oluştuğu,</li>
<li>Ruhsal ve fiziksel sağlık arasındaki ilişkinin her geçen gün arttığı,</li>
<li>Her an herkesin ruhsal hasta olabileceği,</li>
<li>Ruhsal hastalıkların çoğunlukla tedavi edilebildiği,</li>
<li>Depresyon, şizofren, zihinsel özür, ilaç ve alkol bağımlılığı, Alzheimer ve epilepsi (ruhsal bozukluk değilse de) hastalarının damgalama, korku ve vurdum duymazlıkla karşı karşıya olduğu,</li>
<li>Ruh hastalıkların etkili bir şekilde  önlenmesi için tedavi imkanlarına ulaşabilirliğin sağlanması gerektiği,</li>
<li>Damgalamayı ve ayrımcılığı önleyecek, etkin bir önleme ve tedavinin ortaya konması ve gerekli bütçenin ayrılmasını sağlayacak politikalar yapılması gerektiği,</li>
</ul>
<p>gibi verilerin oluşturduğu fotoğraf yukarıdaki haber başlıkları kadar irkiltici. Eğer toplumu da oluşturan aile üyelerinin ruh sağlığını koruma -gerektiğinde tedavi ettirme- konusu ihmal edilmeye devam edilirse gazetelerde benzeri haberlerin ardı arkası kesilmeyecek gibi.</p>
<p>Ailemiz eğer bir orkestra ise bu orkestradaki bazı enstrümanların akortu yapılırken bazı notaların akordu unutulduysa veya ihmal edildiyse ya da bazı notalar akort tutmuyorsa o çalgı onartılmalı ki senkron bozulmasın, ileride de o orkestra dağılmasın.(ŞD/EÜ)<span style="font-family: verdana; font-size: xx-small;"> </span></p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p style="text-align: center;"><strong>Not: Bu Yazı <a href="http://bianet.org/yazar/sadiye-donumcu?sec=biamag">bianet.org</a> Sitesinde Yayınlanmaktadır.</strong></p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yasliyimhakliyim.com/akortsuz-birakilan-enstrumanlar-orkestradaki-senkronu-bozar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
