<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>yaşlılıkta bakım &#8211; Yaşlıyım Haklıyım</title>
	<atom:link href="https://www.yasliyimhakliyim.com/tag/yaslilikta-bakim/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yasliyimhakliyim.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 12 Feb 2021 16:21:34 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.1</generator>
	<item>
		<title>&#8220;Türkiye’deki huzurevleri salgında Avrupa ve ABD’dekilerden daha iyi durumda&#8221;</title>
		<link>https://www.yasliyimhakliyim.com/turkiyedeki-huzurevleri-salginda-avrupa-ve-abddekilerden-daha-iyi-durumda/</link>
					<comments>https://www.yasliyimhakliyim.com/turkiyedeki-huzurevleri-salginda-avrupa-ve-abddekilerden-daha-iyi-durumda/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[alıntıdır]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Jul 2020 15:37:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basında Yaşlılık]]></category>
		<category><![CDATA[coronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[Fiziki Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[Huzurevi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlılıkta bakım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yasliyimhakliyim.com/?p=8326</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">			<link rel="stylesheet" id="wd-section-title-style-simple-and-brd-css" href="https://www.yasliyimhakliyim.com/wp-content/themes/woodmart/css/parts/el-section-title-style-simple-and-brd.min.css?ver=8.4.0" type="text/css" media="all" /> 			
		<div id="wd-5f20458a9d044" class="title-wrapper wd-wpb wd-set-mb reset-last-child  wd-rs-5f20458a9d044 wd-title-color-primary wd-title-style-simple text-center  wd-underline-colored">
			
			<div class="liner-continer">
				<h4 class="woodmart-title-container title  wd-font-weight- wd-fontsize-xl" >``Türkiye’deki huzurevleri salgında Avrupa ve ABD’dekilerden daha iyi durumda``<br />
</h4>
							</div>
			
			
			
		</div>
		
		</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p>Kadıköy Florence Nightingale Hastanesi Göğüs Hastalıkları bölümünden Doç. Dr. <strong>Osman Elbek</strong>, Türkiye’deki huzurevlerinin Covid-19 salgınında ölümler açısından Avrupa ve ABD’deki huzurevlerinden daha iyi durumda olduğunu ifade etti.</p>
<p>Doç. Dr. Elbek, Türk Tabipler Birliği Covid-19 İzleme Grubu 4. ay raporunda yer alan “COVID-19 Pandemisi’nde Gözardı Edilenler: Huzurevleri” başlıklı yazısında “huzurevlerinin Covid-19 açısından riskli yerler” olduğuna dikkat çekti. “Huzurevlerindeki kırılgan grupların bizatihi sağlık çalışanları ve ziyaretçilerden olumsuz etkilendiklerini” vurgulayan Doç. Dr. Elbek, salgının huzurevlerine etkisini şöyle değerlendirdi:</p>
<h3>&#8220;Kısıtlı bilgiye rağmen&#8221;</h3>
<p>&#8220;Türkiyenin huzurevlerindeki Covid-19 salgını konusunda detaylı ve düzenli bilgilendirme kamuoyuna yapılmamıştır. Ancak huzurevlerinin Kıta Avrupası ve ABD ile kıyaslandığında ölümler açısından çok daha iyi konumda olduğu görülmektedir. Konu hakkında kamuoyuna yapılan kısıtlı bilgilendirmelerde 30 Nisan 2020 tarihi itibariyle kurumsal bakım alan 55 bin 585 yaşlı ve engellinin 1030’una (yüzde 1,9) Covid-19 tanısı konulduğu ve 15 Mayıs tarihi itibariyle de bu grup hastalardaki toplam ölüm oranının yüzde 4 olduğu görülmektedir.</p>
<h3>&#8220;Darülaceze’de hiç ölüm olayı olmadı&#8221;</h3>
<p>&#8220;Öte yandan Türkiye’de yerel yönetimlere bağlı en büyük huzurevi kompleksi olan ve tüm ihtiyaçları İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından karşılanan İstanbul Darülaceze Müdürlüğü’ne bağlı bulunduğu huzurevlerinde 1 Mart – 31 Mayıs 2020 tarihleri arasında kesin COVID-19’a bağlı hiç ölüm olmaması da bu tür kurumların finansmanının kamu tarafından karşılanması ve yerel belediyeler aracılığıyla yönetilmesi halinde huzurevlerinde salgınların yaşanmayacağına işaret etmektedir. Huzurevlerindeki COVID-19 salgını ve ölümleri bir kez daha sağlık ve sosyal hizmet alanlarının özelleştirilmemesi ve kazanç eksenli bir bakış açısına mahkum edilmemesi gerektiğini göstermiştir.</p>
<h3>&#8220;Türkiye’de huzurevinde kalma oranı düşük&#8221;</h3>
<p>&#8220;Veriler, Kuzey Avrupa’da yüzde 6’larda olan 65 yaş ve üzeri yaş grubunda kurumsal bakım hizmeti alma oranının, Güney Avrupa’da yüzde 1’lere düştüğüne işaret etmektedir.</p>
<p>Türkiye’de 2015 yılı itibariyle 28 bin 433 kişi (yüzde 0,3) resmi ve özel olmak üzere kurumsal bakım hizmeti almakta, 12 bin 299 kişi (yüzde 0,1) ise Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın huzurevlerinde kalmaktadır.  Türkiye’de 63 ilde toplam 30 bin 571 kapasiteli 371 yaşlı bakım kuruluşu (huzurevi, huzurevi yaşlı bakım ve rehabilitasyon merkezi, özel yaşlı bakım evi/merkezi) bulunmaktadır.</p>
<h3>&#8220;Özel huzurevlerinde Covid-19 daha yüksek&#8221;</h3>
<p>&#8220;ABD’deki bir araştırmada kâr amacı gütmeyen huzurevlerinde COVID-19 saptanma olasılığının, kâr amacı olan huzurevlerine göre anlamlı oranda düşük olması dikkat çekicidir. Başka bir ifadeyle huzurevlerinde yaşanan COVID-19 salgınlarının temel nedeni tıbbi olmaktan ziyade ticari bakış açısıdır.</p>
<h3>&#8220;İspanya’da huzurevleri kamulaştırıldı&#8221;</h3>
<p>&#8220;Huzurevlerini yöneten şirketler daha fazla kâr sağlamak için bu kurumlara gerekli insan gücü ve alt yapı desteği sağlamamışlardır. Benzer durumda İspanya’da da geçerlidir. İspanya’daki huzurevlerinin büyük çoğunluğunu işleten şirketler, kamu idaresinin kontrol mekanizmasından kaçarak, daha fazla kazanç sağlamak için istihdam ettikleri personele yeterli eğitim vermeyerek ve çalışanlarına düşük ücretler verip onları birden fazla alanda gereğinden fazla çalıştırarak İspanya huzurevlerindeki ölümcül salgının nedenini oluşturmuşlardır. Zaten bu nedenle İspanya’daki özel huzurevleri 14 Mart’ta kamulaştırılmıştır.</p>
<h3>&#8220;Türkiye’de yaşlı nüfus artıyor&#8221;</h3>
<p>&#8220;Türkiye’de 2017 yılı itibariyle 10 milyon 266 bin 623 kişinin 60 yaş ve üzerinde olduğu 65 yaş ve üzeri kişi sayısının nüfusun yüzde 8.5’una ulaştığı ve halen 7,5 milyon civarında geriatrik olgu bulunduğu dikkate alındığında; önümüzdeki yıllarda benzer pandemiler karşısında kırılgan bir grup olarak huzurevi sakinlerinin durumu çok daha kritik önem taşıyacaktır.&#8221;</p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p style="text-align: center;"><strong>Not: Bu Yazı <a href="https://www.msn.com/tr-tr/haber/gundem/t%c3%bcrkiyedeki-huzurevleri-salg%c4%b1nda-avrupa-ve-abddekilerden-daha-iyi-durumda/ar-BB16Xz1P?li=BBpmdUa">msn.com/tr</a> Sitesinde Yayınlanmaktadır.</strong></p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yasliyimhakliyim.com/turkiyedeki-huzurevleri-salginda-avrupa-ve-abddekilerden-daha-iyi-durumda/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Koronavirüs’ün günah keçisi neden yaşlılar oldu?</title>
		<link>https://www.yasliyimhakliyim.com/koronavirusun-gunah-kecisi-neden-yaslilar-oldu/</link>
					<comments>https://www.yasliyimhakliyim.com/koronavirusun-gunah-kecisi-neden-yaslilar-oldu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[alıntıdır]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Jul 2020 21:49:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basında Yaşlılık]]></category>
		<category><![CDATA[coronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[Emeklilik]]></category>
		<category><![CDATA[Hayata Dair]]></category>
		<category><![CDATA[sosyalleşme]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlı]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşlı Nüfus]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlılara yönelik şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşlılık]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlılıkta bakım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yasliyimhakliyim.com/?p=8230</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
		<div id="wd-5f0e27010a79d" class="title-wrapper wd-wpb wd-set-mb reset-last-child  wd-rs-5f0e27010a79d wd-title-color-primary wd-title-style-simple text-center  wd-underline-colored">
			
			<div class="liner-continer">
				<h4 class="woodmart-title-container title  wd-font-weight- wd-fontsize-xl" >Koronavirüs’ün günah keçisi neden yaşlılar oldu?<br />
</h4>
							</div>
			
			
			
		</div>
		
		</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p><strong>Korona günlerinde yaşadığımız yaşlı faşizmine tanık olunca &#8216;Foucault’nun delileri şimdi yaşlılar mı?&#8217; diye soruyor insan. Deliler nasıl sanayileşmeyle dışlanmış hatta akıl hastanelerine kapatılarak adeta gözden uzak hale getirilmişse, bugün yaşlılar için de aynı toplumsal ötekileştirme ile karşı karşıyayız.</strong></p>

		</div>
	</div>

	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p>Çin’de başlayarak hızla dünyaya yayılan koronavirüs halen bir muamma olmaya devam ederken ilginç bir şekilde en çok öne çıkan-çıkarılan bilgi ölüm oranlarında yaşlı ve kronik hastaların risk hattında olmasıydı. Türkiye’de de ilk ölüm vakası Sağlık Bakanı tarafından duyurulduğunda tek paylaşılan bilgi hastanın yaşı oldu. Diğer ülkelerde hasta profilleri hakkında bilgiler verilirken de en çok vurgulanan bilgi hastaların yaşı oldu.  Televizyonlarda korona hakkında bilgi vermesi için bir araya gelen hekimlerin de en çok vurguladığı şey yaştı; adeta “koronadan yaşlılar ölüyor, çok korkmaya gerek yok” noktasına geldi, söylemler.  Sağlık Bakanı da her gece yarısı yaptığı vaka açıklamasında istisnasız, “hastalarımız yaşlı hastalardır” vurgusu yapmayı ihtimal etmedi. Hasta sayısı ve can kayıpları artmaya devam ettikçe alınan tedbirler de gün gün arttı. Risk grubu yaşlılar olarak adeta kodlandığı için de özellikle #EvdeKalTürkiye kampanyası, tam da bu arka planla, özellikle yaşlılar evden çıkmamalı şeklinde kurgulandı. Oysa yaşlılar hasta oluyor ama sürekli dolaşım halindeki gençler ve çocuklar taşıyıcıydı. Aynı evde genç bir bireyle veya torunuyla yaşayan yaşlı evden hiç çıkmasa da risk altındaydı. Keza ABD’de hiçbir kronik hastalığı olmayan 17 yaşında bir genç koronadan öldü. İtalya’da da 40-50 yaş arası birçok ağır hasta vardı.</p>
<div><strong>Yeni nesil faşizm</strong></div>
<div>
<p>Birçok uyarı yaşlılar üzerinden yapılırken yerel yönetimlerin de yaşlıların şehir merkezlerinde toplu vakit geçirdikleri alanlardan bankları kaldırması, zabıtaların yaşlıları tartaklaması gibi uygulamalar da ekranlara düştü. Sosyal medya ise bir anda bir yaşlı avı mahalline dönüştü. Yaşlılar adeta korona virüsün cadı avına maruz kalmış günah keçileri haline geldiler bir anda. Sokağa çıktıklarında kendileriyle alay edenler, maske takmaya çalışanlar, banka oturan yaşlılara su balonu atanlar, artık dozu iyice aşıp adeta bir hayvan avlarcasına yaşlıların üzerine ağ atanlar ve bir de bunu malzemeye dönüştürüp sosyal medyada yayan gençlerin paylaşımları gündem oldu.  Korona ile adeta yeni nesil bir faşizmimiz olmuştu; yaşlı faşizmi. Çinlileri suçlayıp turist olarak Türkiye’ye gelen Koreli turistleri sokak ortasında döven ülke insanın bu defa hedefinde yaşlılar vardı. Videolar oldukça yoğun tepki alınca önce Bakanlık can kayıplarına yaşlı demeyi bıraktı. Ardından kurumlar, yaşlıların hayata devam etmek için dışarı çıkmak zorunda kaldıkları yaşamsal rutinleri üstlenmeye başladı. Ama &#8216;cin şişeden bir kez çıktı&#8217;  durumu yaşanıyor ve aslında cin şişeden koronadan önce  çıkmıştı. Bu yaşlı düşmanlığı faşizmi mi demeli, ne ise aslında bir tesadüften daha fazlası… Koronavirüs en çok yaşlıların canını alıyor vurgusu ilk günden beri aklıma delileri getiriyor. Bugün tıp onlara akıl hastası diyor bu da ayrı bir söylem. Neden deliler derseniz buna cevabı ben değil Foucault versin derim. Toplumsal ötekileştirme ve delilerin ötekileştirilme sürecini anlattığı ‘Deliliğin Tarihi’ kitabında Michel Foucault, deliğin sıradan bir vakadan nasıl tıbbileştirilerek ötekileştirildiğini aktarır.  Bir bio-iktidar biçimi de denebilir. Toplumda delilerin yabancılaşma ve dışlama ile çemberin dışına itilmesini de adım adım izah eder. Ortaçağ ve Rönesans döneminde delilik toplumdan dışlanmadan kabul gören bir normaldir. 17. yüzyıl ve sonrasında ise giderek bir dışlanma unsuruna sebep gösterilmeye başlanmıştır.</p>
<p>Foucault’nun vurguladığı nokta, normal kabul edilen bir toplumsal nesnenin, modern sanayi toplumlarında üretim biçimlerinin yeniden kurgulanmasıyla zamanla marjinal bir karaktere dönüşümünü aktarır. Deliler artık üretim zincirinin parçası değildir. Ayrıca coğrafi açıdan olduğu kadar uluslaşma dönemine girilen bu dönemde hukuksal açıdan da marjinal bir nesnedirler; bir meslekleri yoktur,  mülkleri veya bir aidiyetleri&#8230; Foucault’ya  göre, Rönesans’a  kadarki  Ortaçağ  tiyatrosunda  delinin  taşıdığı öneme rastlanır. Bu dönem tiyatroda delinin çok ayrıcalıklı bir yerini çok iyi temsil eder. Tiyatro sahnesinde deli, hakikati önceden söyleyen kişidir, cesurdur, sözünü sakınmaz,  bu hakikati sıradan bireylerden daha iyi görendir ve üçüncü bir gözle donanmış kişidir. Bağımsızdır, özgürce var olur. Ortaçağ toplumları, ilginç biçimde delilik olgusu karşısında tamamen hoşgörülüdür, onlar adeta bir ayrıcalıklı insanlardır.Örneğin, her köyde köyün delisi vardı.  Köyün delisinin ya da delilerinin de marjinal bir statüsü vardır;  çalışmazlar, evlenmezler,  sisteminin parçası değildirler. Yine de kabul edilirler, ihtiyaçları görülür ve belli bir noktaya kadar destek gördükleri bir toplumun içinde hayat sürerler.Oysa 17.  yüzyıldan itibaren sanayi toplumu oluşur ve artık deliler dışlanmaya başlar. Eskinin tersine bu dönemde toplum,  delilik karşısında son derece hoşgörüsüz bir yapıya dönüşür. Bu yüzyıldan itibaren delinin aile, köy, şehir içindeki varlığına hoşgörü gösterilemez olur. Foucault, sanayileşme ile toplumların çalışma pratikleri, aile, dil ve organize kurallarınının güncellendiğini, bazı kişilerin ekonomik ve toplumsal üretimin dışında kalarak marjinal bir yer edindiğini belirtir. Artık toplumda ‘aylaklığa’ yer yoktur ve delilere. Böylece 18.  yüzyıl sonunda Avrupa’da ortaya Foucault’nun ‘disiplinci iktidar’  adını  verdiği yepyeni bir iktidar türü çıkmıştır. Sanayi toplumunda disiplini uygulayan ve sürekliliğini sağlayanlar,  “gözetmenler, hekimler,  psikiyatristler, eğitmenler”  gibi uzmanlardır. Deliliğin bir hastalık olduğu fikri tarihsel olarak yeni bir fikir olarak ortaya atılır. Aşağı yukarı on sekizinci yüzyıla kadar deli, hasta statüsünde değildir. Akıl hastanelerine de 18.yüzyılda kabul edilmeye başlanmaları bir tesadüf değildir.</p>
<p><strong>Yeni ötekiler</strong></p>
</div>
<div>
<p>Korona günlerinde yaşadığımız yaşlı faşizmine tanık olunca &#8216;Foucault’nun delileri şimdi yaşlılar mı?&#8217; diye soruyor insan. Deliler nasıl sanayileşmeyle dışlanmış hatta akıl hastanelerine kapatılarak adeta gözden uzak hale getirilmişse, düzen bozmamaları için dışlanmışsa,   bugün yaşlılar için de aynı toplumsal ötekileştirme ile karşı karşıyayız. Bunun da temelini modern üretim modelleri oluşturuyor. Köylerden kentlere göçen geleneksel aile dokusu yeniden inşa edilirken yaşlıların ailedeki konumları da yeniden belirlenmeye başladı. Hayatın parçası olan yaşlılar üretim ekonomisinin de zamanla dışına itildi. Kent mimarisi bile yaşlıları dışlarcasına kuruldu. Sosyal güvenceler, emeklilik sistemi gibi kavramlar da emeklileri hazırı yiyen, üretimin dışında kalan ve sadece tüketen bir sınıfsal grup olarak konumlandırdı. Sağlık harcamaları açısından da birçok devlet için yaşlı demek adeta yük demek anlamına geldi.   Avrupa için yaşlı politikası uzun zamandır tartışılan bir durum fakat hala genç nüfusla övünen Türkiye’de de işler aslında giderek değişiyor. 2020 itibariyle yaşlı nüfusumuz yüzde 10&#8217;a ulaştı. Dünya Yaşlanma Konseyi Başkanı Kemal Aydın, 2018 yılında yaptığı bir konuşmada  ‘’Dünya yaşlılık üssü Türkiye olacak”dedi.  Pek yakında, Avrupa’nın en büyük yaşlı nüfusuna sahip olacak Türkiye’de yaşlılar adeta gençlerin sosyal medya hesaplarının oyuncağına döndü korona vesilesiyle.</p>
<p><strong>Gençlik iksiri</strong></p>
</div>
<div>
<p>Yaşlılar toplumda sanayi toplumu ve sanayi sonrası toplumda adeta görünmez olması istenen bir noktaya bir anda gelmedi. Artık üretim ekonomisinden çekilen yaş grubun medyadaki temsilleri de bilinçli olarak ‘huysuz ihtiyar’, yeniliklere ‘ayak direyen’ kişi, en iyi ihtimalle ise inzivaya çekilmiş kendi halinde birey oldu. Ne de olsa medya sahipleri de birer sermayedardı artık. Onların gözü medya üretimlerine de yansıdı. Hayatın bir köşesinde sadece dekor olarak işlenen yaşlılar hayatın içine dahil olurken de dizilerde hep sakar, işleri eline yüzüne bulaştıran bir temsille sunuldu. Anadolu toplumunda birkaç nesil bir arada olan, yol gösteren, şefkatiyle kırgınları çözen yaşlılar daha çok masallarda kalmış gibi görünüyor. Zaten modern şehir hayatında büyük aile çoktan geride kalmıştır. Yaşlılara bu anlamda da ihtiyaç kalmamıştır. Bu açıdan yaşlıların kültür aktarımı rolleri de ellerinden alınmıştır. Modern toplumun çocukları ise bu açıdan daha çok kitle kültürüyle yetişmektedir. O yaşlıları bir oyuncak gibi kullanan gençleri bu yüzden çok da yadırgamamak lazım. O gençler kendi ailelerinin de çocukları değil. Onlar kitle medyasının ve kutsal gençlik iksirinin içildiği sosyal meydanın çocukları. Sürekli genç ol, güzel ol, sabahın 6’sında bile  iyi görün, spor  yap ama illa fitness salonuna  git, kasların olsun, yüzünde  tek bir kırışıklık olmasın diye yetişiyorlar. Avrupa’nın hiçbir ülkesinde yalnızca İstanbul’daki kadar güzellik merkezi ve fitness salonu yok. Çünkü burası bir tüketim toplumu. Yaşlılar da bu toplumda üretmeden tüketen bir nesneye olarak konumlandırıldı. Ders verdiğim üniversitede emekli olmuş birçok profesör hoca ile  çalışırken bazı  hocaların genç bir  arkadaşımdan çok daha vizyon sahibi olması beni hep mutlu etmiştir. Yaşça bizden büyük hocalarımızla iç içe çalışmak bana hep büyük zenginlik geldi. Buna babaannesi tarafından büyütülmüş olmanın da etkisi denebilir, bilemiyorum. Ama birarada olma ortamlarımız ayrıştıkça yaşlılar ve yeni kuşaklar arası ayrışma da derinleşecek.</p>
<p>Korona bize bu konuda düşünme fırsatı da verdi aslında. Yaşlı üssü olacak bir ülkede yaşlılardan nefret ederek sadece enerjisi kaybolan bir ülkeye dönüşeceğiz. Şu an en çok konuşulan şey, teknoloji ile yalnız ve yaşlılar arasında nasıl bir bağ kurulabilir? Bu arada medyada iyi örnekler de yok değil. The Intern filminde 70 yaşında dul bir emekli olan Ben Whittaker (Robert De Niro) hâlâ yapabileceği bir şeyler olduğunu göstermek için başarılı, hırslı ve genç girişimci Jules Ostin (Anne Hathaway) tarafından kurulmuş bir moda sitesine kıdemli stajyer olarak katılma öyküsünde, çok farklı bir yaşlı profili çiziyor. Hem yeniden öğrenen, hem de  işi çok iyi bilen bir kurucuya perspekif sunabilen yaşlı karakteri oldukça ilham verici. Örneğin babamın da öğretmenlikten emekli olduktan sonra kendi kurgu tekniklerini öğrenip 60 yaşında kendi mini filmlerini çektiğini söyleyebilirim. Hatta birlikte de video röportajlar yapıyoruz. İyi bir ekip olduk neredeyse. Bu örnekler artabilir…Yaşlılar toplumun bir parçası, birikimleri değerli,  bir arada yaşama kültürünü nasıl kurgulayacağımızı da bu geniş zamanlarda düşünmeli belki…</p>
</div>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p style="text-align: center;"><strong>Not: Bu Yazı <a href="http://www.agos.com.tr/tr/yazi/23872/koronavirusun-gunah-kecisi-neden-yaslilar-oldu">agos.com.tr</a> Sitesinde Yayınlanmaktadır.</strong></p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yasliyimhakliyim.com/koronavirusun-gunah-kecisi-neden-yaslilar-oldu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Huzurevlerimizle İlgili DSÖ ile Önemli Toplantı</title>
		<link>https://www.yasliyimhakliyim.com/huzurevlerimizle-ilgili-dso-ile-onemli-toplanti/</link>
					<comments>https://www.yasliyimhakliyim.com/huzurevlerimizle-ilgili-dso-ile-onemli-toplanti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[alıntıdır]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 Jun 2020 20:12:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basında Yaşlılık]]></category>
		<category><![CDATA[Cooronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[Huzurevi]]></category>
		<category><![CDATA[Korona]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlılıkta bakım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yasliyimhakliyim.com/?p=7966</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
		<div id="wd-5efb9aaa96a9e" class="title-wrapper wd-wpb wd-set-mb reset-last-child  wd-rs-5efb9aaa96a9e wd-title-color-primary wd-title-style-simple text-center  wd-underline-colored">
			
			<div class="liner-continer">
				<h4 class="woodmart-title-container title  wd-font-weight- wd-fontsize-xl" >Huzurevlerimizle İlgili DSÖ ile Önemli Toplantı</h4>
							</div>
			
			
			
		</div>
		
		</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<div>
<h2>Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) yetkileri “Türkiye’de Uzun Dönemli Bakım Kurumlarında COVID-19 Süreci Değerlendirme Toplantısı”nda bir araya geldi.</h2>
</div>
<div></div>

		</div>
	</div>

	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p><strong>DSÖ ile Yapılan Toplantıda Bakım Kuruluşlarındaki COVID-19 Tedbirleri Değerlendirildi </strong></p>
<p>Video konferans yöntemiyle gerçekleşen toplantıya Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü ve Sağlık Bakanlığı yetkilileri de katıldı. Yaklaşık 3 saat süren toplantıda Engeli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürü Uzman Dr. Orhan Koç, COVID-19 sürecinde yaşlılara verilen hizmetler hakkında detaylı bir sunum yaptı.</p>
<p><strong>“Tedarik Zincirimizi Takviye Ettik”</strong></p>
<p>Koç, Türkiye’de 7,5 milyon yaşlı olduğunu ve 27 bin 500’ünün kurum bakımında olduğunu söyledi. COVID-19 vakası henüz Türkiye’de görülmeden önce önlem aldıklarını hatırlatan Koç, “Huzurevlerine ve bakım evlerine ziyaretleri durdurduk, yaşlılarımızın da dışarı çıkışlarını kısıtladık. Ortam temizliğine dikkat etmenin yanı sıra dezenfektan gibi malzemelerle tedarik zincirimizi takviye ettik. Yaşlılarımız günübirlik tedaviye giderken de izolasyonu en üst seviyeye çıkardık. Adeta kuruluşlarımızı karantinaya aldık.” dedi.</p>
<h2>Mevcut Personele Yüzde 10 Takviye Yaptık</h2>
<p>Toplu etkinlikleri de yasakladıklarının altını çizen Koç, “Sayın Bakanımız Zehra Zümrüt Selçuk’un talimatlarıyla, metropollerdeki tedbirlerimizi sıkılaştırdık. Kuruluşlarda ihtiyaç duyacağımız izolasyon odaları, katları ve Türkiye’de 82 İzolasyon Kuruluşu oluşturduk. Yüzde 10 mevcut personele takviye yaparak kapasitemizi artırdık.” diye konuştu. Koç, tedbirler sonucunda vefat edenler arasında uzun dönem bakım merkezlerinde kalan yaşlıların oranının da yüzde 4 olduğunu kaydetti.</p>
<p><strong>“Personelin 14 Gün Kuruluşta Kaldığı Bir Modele Geçtik”</strong></p>
<p>Engeli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürü Koç, yurt dışından gelenlerle teması olan personelin takibini de yaptıklarını ve izolasyonun sağlanmasına önem verdiklerini vurguladı. 26 Mart’ta personelin 14 gün kuruluşta kaldığı bir modele geçtiklerini de belirten Koç, “Sabit vardiya sistemi bulaşı azaltıcı bir yöntem oldu. Sağlık Bakanlığımız ile işbirliği yaparak vardiya değişimlerinde personelin tümüne test yapıldı. Testler hastaneye gitmeden yapıldı ve pozitif vakaları kuruluşta bulaş riski oluşturmadan tespit etme şansı bulduk. Sabit vardiya sistemine halen devam ediyoruz.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>“Herkes Özveriyle Çalıştı”</strong></p>
<p>Koç, kuruluşlarda çalışanlara fazla mesai konusunda hassas davranıldığını ve 8 saatlik nöbet oluşturmaya özen gösterdiklerini vurguladı. Koç, ilave mesai olduğunda ücretlendirilerek veya izin vererek hakkaniyeti sağlamaya çalıştıklarını ifade ederek, “COVID-19 döneminde çalışanlarımızın moral ve motivasyonlarının normalden daha iyi olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü milli dayanışma ruhuyla çalıştılar. Özel kuruluşlarda çalışanlar dahil işten çekilme yaşanmadı. Herkes özveriyle çalıştı.” dedi.</p>
<p><strong>“Yüzde 6’lık Kısmı Yoğun Bakımda Tedavi Gördü”</strong></p>
<p>Genel Müdür Orhan Koç, hastaneden taburcu edilenleri de direkt kuruluşa alınmadığını, oluşturulan izolasyon kuruluşlarında müstakil tedavi sağlandığını kaydetti. Tüm vakaların hastanede bakıldığının altını çizen Koç, pozitif vakaların yalnızca yüzde 6’lık bir kısmının yoğun bakımda tedavi gördüğünü belirtti.</p>
<p><strong>“Müzik Eşliğinde Videolar Hazırladık”</strong></p>
<p>COVID-19 sürecinde özellikle yaşlılar için dijital okuryazarlığın önemine dikkat çeken Koç, yeni bir program hazırladıklarını ifade etti. Engellilere yönelik yapılan çalışmaları da ayrıntılı olarak anlatan Koç, şunları söyledi:</p>
<p>“Engellilerin ve ailelerinin bilgiye erişimini sağlamak önemli. Bu yılı Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, &#8216;Erişilebilirlik Yılı&#8217; ilan etti. Biz de Sayın Bakanımızın talimatıyla, kendi içeriklerimizi de erişilebilirlik standartlarına göre hazırlayıp paylaştık. Engelli bireyler ve ailelerinin bilgilenmesi için onları akademik uzmanları bir araya getirdiğimiz çalışma grupları oluşturduk. Özelikle otizm spektrum bozukluğu gibi özel vakaların takipçisi olduk. Engellilerimiz için maske takılması, elin 20 saniye yıkanması zor bir durum ama müzik eşliğinde videolar hazırladık ve o videolarda engellilerimiz yer aldı. Bu şekilde farkındalık oluşturmayı hedefledik.”</p>
<h2>DSÖ Yetkililerinden Türkiye’ye Övgü</h2>
<p>DSÖ yetkilileri de Türkiye’nin bu başarısının bilimsel anlamda dokümante edilmesi ve tüm dünyaya sunulmasının önemli olduğunun altını çizdi. Türkiye’nin önlemlerini erken aldığını ve bunun COVID-19 ile mücadele sürecinde önemli bir etken olduğunu vurgulayan yetkililer, “Özellikle Avrupa ülkelerinde görülen kişisel koruyucu ekipman sorunu Türkiye’de yaşanmadı. Kişisel koruyucu ekipman konusunda kendilerinin ihtiyaçlarını karşılamakla kalmayıp diğer ülkelere de yardım sağladılar.” ifadeleri kullanıldı.</p>
<h2>Veriler Raporlaştırılacak</h2>
<p>DSÖ Türkiye Ofisi ile ilk toplantı 30 Nisan’da yapılmıştı. “Huzurevlerinde Pandemi Süreci” başlıklı toplantıda ülkemizde alınan tedbirlerin örnek ülke uygulaması olarak raporlaştırılması kararı alınmıştı. Önümüzdeki günlerde üçüncü bir toplantı daha gerçekleştirilecek. Toplantılardan elde edilen veriler rapor haline getirilecek.</p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p style="text-align: center;"><strong>Not: Bu Yazı <a href="http://www.dunyaniz.com/huzurevlerimizle-ilgili-dso-ile-onemli-toplanti-4570h.html">dunyaniz.com</a> Sitesinde Yayınlanmaktadır.</strong></p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yasliyimhakliyim.com/huzurevlerimizle-ilgili-dso-ile-onemli-toplanti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hızlı yaşlandıran etkenlere dikkat!</title>
		<link>https://www.yasliyimhakliyim.com/hizli-yaslandiran-etkenlere-dikkat/</link>
					<comments>https://www.yasliyimhakliyim.com/hizli-yaslandiran-etkenlere-dikkat/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[alıntıdır]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Jun 2020 15:08:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basında Yaşlılık]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlı]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlı hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşlı Nüfus]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşlılık]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlılıkta bakım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yasliyimhakliyim.com/?p=7797</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
		<div id="wd-5eecd3cf330bc" class="title-wrapper wd-wpb wd-set-mb reset-last-child  wd-rs-5eecd3cf330bc wd-title-color-primary wd-title-style-simple text-center  wd-underline-colored">
			
			<div class="liner-continer">
				<h4 class="woodmart-title-container title  wd-font-weight- wd-fontsize-xl" >Hızlı yaşlandıran etkenlere dikkat!<br />
</h4>
							</div>
			
			
			
		</div>
		
		</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<div class="white-background-detail">
<div>
<div class="text_post_block paddingt">
<h2>Günümüzde estetik kaygılar kadın, erkek fark etmeksizin genç görünme isteği artmaya devam ediyor. Yaşlılık bulgularını gizleme ve daha genç görünme arzusu herkes için önemli olmaya başladı. Ancak bazı etkenler var ki hızlı yaşlanmaya zemin hazırlıyor.</h2>
</div>
</div>
</div>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p><strong>İşte bu etkenler;</strong><br />
Az su içmek: Su içmek çok klişe gelebilir ama yaşamamız için yemek yemekten daha da önemli. İçtiğimiz su da bedenimiz için çok önemli mineraller var ve bedenimizin yüzde 70’ i de su. Organlarımızın sağlıklı çalışması içinde sıvı ihtiyacının yaşa göre karşılanması gerekir. Orta yaşlardaki sağlıklı kişiler için günlük su tüketimini kilogram başına 40 cc. olarak hesaplayabiliriz.</p>
<p>Şeker tüketimi: İleri Glikasyon Ürünleri (AGEs), yaşlanmayı ve hastalanmayı hızlandırır. Basit şekerler proteinlere yapışıp yapılarını bozar, kollajende bir protein yapı olduğu için, bedenimizdeki inflamasyon arttıkça dokularımız, cildimiz, saçlarımız, gözlerimiz de yaşlanır.</p>
<p>Düzensiz Uyku: Uyku kalitesi tüm sağlığımızı etkiler. İmmün sistemimizi, hormonlarımızı, enerji seviyemizi, bilişsel faaliyetlerimizi etkiler. Gece biz uyurken salınan Growth Hormon ve Melatonin hormonu da hücrelerimizin genç kalmasını sağlar.</p>
<p>Güneş koruyucu kullanmak: Cilt yaşlanmasında ‘kamyon şoförü’ örneği verilir, güneş altında uzun saatler araba kullanan şoförün yüzünün bir tarafının diğer tarafına göre kuru, lekeli ve derin çizgileri olduğu farkedilir. Güneşten korunmanın yaşlanma da çok etkili olduğunu biliyoruz, güneşin nimetlerinden faydalanmalıyız, ancak en çok yaşlanan bölgelerimizi, yüz, el boyun, dekolte gibi bölgelerimizi korumayı ihmal etmemeliyiz.</p>
<p>Tekrarlayan mimik hareketleri: Kaşların arasındaki ‘11’ çizgisi denilen kırışıklıkların bazen çok fazla sinirlenme, kızma ile ilgili olabildiği gibi bazı göz bozukluklarından dolayı da oluşur. Yüzümüzde bazı kasları fazla kullandıkça o bölgelerde kollajen kayıpları oluşur ve kırışıklıklar derinleşir.</p>
<p>Yaşlanmaya karşı tedaviler; Antiaging uygulamalar, sağlıklı yaşam ve doğru spor ile desteklendiğinde yaş alsanız da yaşlanmamayı başarmak mümkün diyebiliriz. Elbette yaşlanma ve ölüm kaçınılmaz bir yaşam döngüsü, ancak 70 yaşında da sağlıklı eklemlere, gözlere sahip olmak, merdivenleri rahat çıkmak, günlük ihtiyaçlarımızı rahatlıkla karşılıyor olmak, yaşam standardımızın yüksek olması anlamına gelir. Ayrıca, Ameliyatsız Medikal Estetik yöntemleriyle cildiniz yaşınıza göre daha sıkı, daha formda görünebilir.</p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p style="text-align: center;"><strong>Not: Bu Yazı <a href="https://www.edirneninsesi.com.tr/hizli-yaslandiran-etkenlere-dikkat/11750">edirneninsesi.com.tr</a> Sitesinde Yayınlanmaktadır.</strong></p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yasliyimhakliyim.com/hizli-yaslandiran-etkenlere-dikkat/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ruhun Yaşlanmasın</title>
		<link>https://www.yasliyimhakliyim.com/ruhun-yaslanmasin/</link>
					<comments>https://www.yasliyimhakliyim.com/ruhun-yaslanmasin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[alıntıdır]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Jun 2020 15:01:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basında Yaşlılık]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlı]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlı hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşlı Nüfus]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşlılık]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlılıkta bakım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yasliyimhakliyim.com/?p=7795</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
		<div id="wd-5eecd279bf16e" class="title-wrapper wd-wpb wd-set-mb reset-last-child  wd-rs-5eecd279bf16e wd-title-color-primary wd-title-style-simple text-center  wd-underline-colored">
			
			<div class="liner-continer">
				<h4 class="woodmart-title-container title  wd-font-weight- wd-fontsize-xl" >Ruhun Yaşlanmasın</h4>
							</div>
			
			
			
		</div>
		
		</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p>Sabır, nezaket, sevgi, iyi niyet, neşe, akıl, mutluluk asla yaşlanmayacak değerlerdir. Kulak duymaz, gözler görmez olup, organlar yaşlanıyor. Adım adım sona yaklaşıyorsun.40 yaşından sonra her yıli150 gram kas kaybediyorsun. Vücut yağlanıyor. Bu , motor güç metabolizmanın yavaşlaması anlamına geliyor. Zamanla saç, cilt, eklem, kaslar kadar beyinde buruşup yaşlanıyor. Tıpkı deri gibi beynin kabuğu da inceliyor. Unutkanlık başlıyor..</p>
<p>Peygamber efendimiz kıyamet kopuyor olsa dahi, elindeki fideyi dik buyurmuş.</p>
<p>Nasrettin Hoca’ya ‘’ilahi hoca! Meyvesinden yemeye ömrünün yetmeyeceği ağacı neden dikiyorsun ki?’’ demişler.’’ Başkalarının diktiği ağaçlardan bolca yediğimi hatırlatırım’’ cevabını vermiş.</p>
<p>Ecel  elbette gizli. Elbet gaybı ancak Allah bilir. Nasıl yaşarsan, öyle öleceksin. Nasıl öldüysen, öyle dirileceksin. Başka bir hayat umup, hayatını ıskalama. Şu an yaşadığın harikulade hayatı gözden kaçırma. Gitme zamanı geldiğinde, gece yatağa girip uykuya dalabilir, huzur içinde bu gezegenden ayrılabilirsin. Ölümcül bir hastalığa yakalanmaya gerek yok. Makinelere bağlanmak şart değil.</p>
<p>Senin içindeki yaşlanma noktası nerede? Yaşlılık ,yılların uçup gitmesi değildir. Bilgeliğin şafak söküşüdür. Yaşlılık, Erciyes’in zirvesine çıkmak gibidir. Asıl yaşlılık ruh yaşlılığıdır.Su; geminin içinde olursa batmasına, altında olursa yüzmesine yarar!Dünü ve yarını düşünme!Ne yapacaksan şu an yapmaya çalış. Şu an ne yapacağını fark etmek acılara seyirci kalmamaktır.İnsanın sayılacak başka şeyi yoksa ,yaş sayılır.Düşündüğün yaştasın.Hayata karşı alakan kesilirse,hayal kurmayı bırakmışsan,yaşlanmaya başlanmışsındır.</p>
<p>BAKIŞ AÇISI</p>
<p>Hayatı zarar,kar,kontrol,uygun değer,avantaj noktasından bakarak yaşandığında,hayatın gerçek faydalarından vazgeçmek yanılgısı ile karşılaşırız.</p>
<p>‘‘Okyanusun dibinde yatan istiridye, su kendisinin üzerinden akıp geçsin diye kabuğunu açmış. Su içinden geçerken, solungaçlarını yiyecek toplayıp midesine gönderiyormuş. Aniden yakınındaki bir balık, bir kuyruk darbesi ile kum ve çamur fırtınası oluşturmuş. İstiridyede kumdan nefret edermiş; zira kum öylesine pürüzlüymüş ki kabuğunun içine kaçırsa son derece rahatsız olurmuş. İstiridye hemen kabuğunu kapatmış ama geç kalmış. Sert ve pürüzlü bir kum taneciği içeri girip, iç derisi ile kabuğun arasına yerleşmiş.</p>
<p>Kum tanesi çok rahatsız ediyormuş. Kabuğunun içini kaplaması için kendine verilmiş olan salgı hücresini hemen çalıştırıp, minik kum tanesinin üstünü kaplamaya başlamış. Ta ki parlak güzel bir örtü oluşana kadar. Yıllarca kum tanesinin üstüne katlar eklemeye devam etmiş ve sonunda müthiş o güzel değerli inci oluşmuş.</p>
<p>Karşı karşıya olduğumuz problemler bu kum taneciğine benzer. Rahatsız ederler. Azim cesaretle sorun ve zayıflıklarımızın üstesinden geliriz. Daha alçak gönüllü, isteklerimizde ısrarlı, çevremizdekilere daha yakın, problemlere karşı daha dayanıklı hale geliriz. Gizli gücümüzle, yaşamımızdaki kum taneciklerini, incilere dönüştürürüz.</p>
<p>Bakış açımız ile, kabuklarımız arasına sızan olumsuz hadiselere, kötü insanlara, olaylara, hatıra ve tecrübelere karşı koyabiliriz.</p>
<p>İnsanlara zarar veren olayların kendisinden çok,çoğu zaman olaylara getirdiğimiz bakış açımız.</p>
<p>‘’hiçbir şey ..’’diyor Shakespeare. ‘’İyi yada kötü değil,sadece kendi düşüncelerimiz var.’’</p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p style="text-align: center;"><strong>Not: Bu Yazı <a href="http://www.adapostasi.com/m-ruhun-yaslanmasin-4675.html">adapostasi.com</a> Sitesinde Yayınlanmaktadır.</strong></p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yasliyimhakliyim.com/ruhun-yaslanmasin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>60 yaş üstü her 6 kişiden biri istismardan muzdarip</title>
		<link>https://www.yasliyimhakliyim.com/60-yas-ustu-her-6-kisiden-biri-istismardan-muzdarip/</link>
					<comments>https://www.yasliyimhakliyim.com/60-yas-ustu-her-6-kisiden-biri-istismardan-muzdarip/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[alıntıdır]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Jun 2020 12:15:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basında Yaşlılık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşlılara Yönelik Şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[coronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlı hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşlı Nüfus]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlılara yönelik şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlılıkta bakım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yasliyimhakliyim.com/?p=7732</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
		<div id="wd-5ee8b44063f21" class="title-wrapper wd-wpb wd-set-mb reset-last-child  wd-rs-5ee8b44063f21 wd-title-color-primary wd-title-style-simple text-center  wd-underline-colored">
			
			<div class="liner-continer">
				<h4 class="woodmart-title-container title  wd-font-weight- wd-fontsize-xl" >60 yaş üstü her 6 kişiden biri istismardan muzdarip<br />
</h4>
							</div>
			
			
			
		</div>
		
		</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p>Ankara – Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nun 66/127 sayılı kararıyla 15 Haziran, “Dünya Yaşlı İstismarı Farkındalık Günü” olarak ilan edildi.<br />
Yaşlı istismarı, yaşlılara fiziksel, duygusal ya da psikolojik yönden kötü davranıp, zarar vererek acı çektirmek olarak tanımlanırken, ihmal ise yaşlının sosyal, fiziksel ve duygusal ihtiyaçlarını karşılamada bilinçli ya da bilinçsiz yetersizlik olarak biliniyor.<br />
Dünya Sağlık Örgütünün verilerine göre, 60 yaşın üzerindeki her 6 kişiden 1’i istismardan muzdarip ve bu oran dünya çapında yaklaşık 141 milyon insanın istismar mağduru olduğu anlamına geliyor.<br />
Öte yandan, yaşlı istismarının en gizli ve az bildirilen ihlallerden biri olması nedeniyle bu sayının çok daha yüksek olabileceği öngörülüyor.<br />
<strong>“Yaşlılar, kendilerine yönelik kullanılan kötü niyetli dil yoluyla damgalanıyor”</strong><br />
Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal İşler Dairesinin gün dolayısıyla yaptığı açıklamaya göre, uzun süreli bakım merkezlerinde kalan yaşlıların istismar ve ihmal durumlarına ilişkin ortaya konulan üzücü raporlar, özellikle yeni tip koronavirüs (Kovid-19) sürecinde dikkatleri bu kişilerin üzerine çekti.<br />
Çoğunluğunu yaşlıların oluşturduğu toplumlarda, yaşlı istismarının gerçek ölçeğine ilişkin güvenilir veri eksikliğine rağmen, ortaya çıkan raporlar, Kovid-19 salgınının hem istismar vakalarının yükselmesine hem de koruyucu önlemler ve hizmetlerin aksamasına büyük etkisi olduğuna işaret ediyor.<br />
Yaşlılar, sadece ciddi hastalık ve ölüm riski yüksek grup içerisinde yer almıyor, aynı zamanda hem geleneksel hem de sosyal medyada kendilerine yönelik kullanılan kötü niyetli dil nedeniyle damgalanıyor.<br />
<strong>“Kovid-19 süreci, yaşlılara yönelik daha fazla şiddeti tetikleyebilir”</strong><br />
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres de güne ilişkin yaptığı açıklamada, Kovid-19 nedeniyle hareketlerin kısıtlanmasına yönelik önlemlerin, yaşlılara karşı fiziksel, duygusal, finansal ve cinsel her türlü istismara karşı daha fazla şiddet olayını tetikleyebileceği konusunda uyardı.<br />
Guterres, yaşlıların haklarını korumak için ulusal düzeyde yeterli mevzuatın ve uluslararası kabul edilmiş yasal bir çerçevenin bulunmamasının, yaşlıların savunmasızlığına katkıda bulunduğunun altını çizdi.<br />
<strong>“2015-2030 yıllarında dünyadaki yaşlı nüfusta önemli artış bekleniyor”</strong><br />
Ankara Üniversitesi (AÜ) Yaşlılık Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (YAŞAM), yaşlı ihmal ve istismarı hakkında geçen yıl hazırladığı bilgi notunda, dünyada neredeyse tüm ülkelerde 2015-2030 yıllarında yaşlı nüfusunda önemli artış beklendiğine işaret etmişti.<br />
Gelişmekte olan bölgelerde, yaşlı nüfusundaki artışın daha hızlı olacağını kaydeden merkez, yaşlı nüfusun artmasıyla, yaşlıların haklarını ve sağlığını tehdit eden en önemli sosyal sorunlardan “yaşlı istismarı” oranının da artmasının öngörüldüğünü bildirmişti.<br />
Dünyada 65-69 yaş grubundaki kadınların yüzde 22’sinin fiziksel şiddete ya da cinsel tacize maruz kaldığını belirten merkez, düşük gelirli ülkelerde bu oranın daha da yükseldiğine dikkati çekiyor.</p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p style="text-align: center;"><strong>Not: Bu Yazı <a href="http://www.24saatgazetesi.com/60-yas-ustu-her-6-kisiden-biri-istismardan-muzdarip/">24saatgazetesi.com</a> Sitesinde Yayınlanmaktadır.</strong></p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yasliyimhakliyim.com/60-yas-ustu-her-6-kisiden-biri-istismardan-muzdarip/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Huzurevinde Normalleşme 15 Haziran&#8217;da Başlıyor</title>
		<link>https://www.yasliyimhakliyim.com/huzurevinde-normellesme-15-haziranda-basliyor/</link>
					<comments>https://www.yasliyimhakliyim.com/huzurevinde-normellesme-15-haziranda-basliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[alıntıdır]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 14 Jun 2020 18:09:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basında Yaşlılık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşlı Nüfus]]></category>
		<category><![CDATA[coronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşlılık]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlılıkta bakım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yasliyimhakliyim.com/?p=7708</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
		<div id="wd-5ee6684abedfc" class="title-wrapper wd-wpb wd-set-mb reset-last-child  wd-rs-5ee6684abedfc wd-title-color-primary wd-title-style-simple text-center  wd-underline-colored">
			
			<div class="liner-continer">
				<h4 class="woodmart-title-container title  wd-font-weight- wd-fontsize-xl" >Huzurevinde Normelleşme 15 Haziran'da Başlıyor</h4>
							</div>
			
			
			
		</div>
		
		</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div  class="wpb_single_image wpb_content_element vc_align_center">
		
		<figure class="wpb_wrapper vc_figure">
			<a class="" data-lightbox="lightbox[rel-7708-2791848561]" href="https://www.yasliyimhakliyim.com/wp-content/uploads/2020/06/image-10-1024x792.png" target="_self" class="vc_single_image-wrapper vc_box_shadow_3d  vc_box_border_grey"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="1375" height="1064" src="https://www.yasliyimhakliyim.com/wp-content/uploads/2020/06/image-10.png" class="vc_single_image-img attachment-full" alt="" srcset="https://www.yasliyimhakliyim.com/wp-content/uploads/2020/06/image-10.png 1375w, https://www.yasliyimhakliyim.com/wp-content/uploads/2020/06/image-10-300x232.png 300w, https://www.yasliyimhakliyim.com/wp-content/uploads/2020/06/image-10-1024x792.png 1024w, https://www.yasliyimhakliyim.com/wp-content/uploads/2020/06/image-10-768x594.png 768w" sizes="(max-width: 1375px) 100vw, 1375px" /></a>
		</figure>
	</div>
</div></div></div></div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yasliyimhakliyim.com/huzurevinde-normellesme-15-haziranda-basliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Çocuklar Gibi Saat 8&#8217;de Eve mi Gireceğiz?&#8221;</title>
		<link>https://www.yasliyimhakliyim.com/cocuklar-gibi-saat-8de-eve-mi-girecegiz/</link>
					<comments>https://www.yasliyimhakliyim.com/cocuklar-gibi-saat-8de-eve-mi-girecegiz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[alıntıdır]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Jun 2020 13:57:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basında Yaşlılık]]></category>
		<category><![CDATA[coronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlı hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşlı Nüfus]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlılara yönelik şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlılıkta bakım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yasliyimhakliyim.com/?p=7693</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">			<link rel="stylesheet" id="wd-section-title-style-under-and-over-css" href="https://www.yasliyimhakliyim.com/wp-content/themes/woodmart/css/parts/el-section-title-style-under-and-over.min.css?ver=8.4.0" type="text/css" media="all" /> 			
		<div id="wd-5ee0e606e07e8" class="title-wrapper wd-wpb wd-set-mb reset-last-child  wd-rs-5ee0e606e07e8 wd-title-color-primary wd-title-style-underlined-2 text-center  wd-underline-colored">
			
			<div class="liner-continer">
				<h4 class="woodmart-title-container title  wd-font-weight- wd-fontsize-xl" >``Çocuklar Gibi Saat 8'de Eve mi Gireceğiz?``<br />
</h4>
							</div>
			
			
			
		</div>
		
		</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p>&#8220;Üç ay sonra 65 yaş üstünün sokağa çıkmasına izin verilmesi haberine sevinenler var ama yine de kısıtlama olmaması lazım. Biz İzmir&#8217;de güne erken başlarız çünkü hava çok sıcak. Erkenden dışarı çıkıyoruz, saat 10 çok geç. Saat ksıtlaması çok saçma, yetişkin insanlar çocuklar gibi saat 8&#8217;de içeri mi girecek? Ayrıca virüs bu izin saatlerinden sonra mı çıkıyor ortaya?&#8221; diye itirazını dile getiriyor 71 yaşındaki Şadiye Atmaca.</p>
<p>İtirazı, koronavirüs nedeniyle yaklaşık dört aydır sadece pazar günleri sokağa çıkma yasağının dün Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından her gün 10.00-20.00 saatleri arasına çekilmesine. Şadiye Atmaca, Türkiye İstatistik Kurumu 2019 verilerine göre Türkiye&#8217;de yaşayan 65 yaş üstü 7 milyon 550 bin kişiden ve en azından üç aydır sokağa çıkma yasaklı olanlardan biri.</p>
<p>Ve yaklaşık üç aydır yedi buçuk milyon insanın beklediği sokak izni, nihayet dün akşam &#8220;yine sınırlı&#8221; olmak kaydıyla Cumhurbaşkanı tarafından açıklandı. Sadece pazar günleri sokağa çıkan 65 yaş üstü yurttaşlar artık her gün 10.00-20.00 saatleri arasında dışarı çıkabilecek.</p>
<p>TIKLAYIN &#8211; 65 Yaş Üstü Her Gün 10.00-20.00 Arası Sokağa Çıkabilecek</p>
<p>Şadiye Atmaca, &#8220;Yani yetişkinler çocuk gibi akşam 8&#8217;de eve mi girmek zorunda?&#8221; diye soruyor. 71 yaşındaki Atmaca, salgın önlemi nedeniyle 65 yaş üstüne getirilen sokak yasağının da artık geçerliliğinin kalmadığı görüşünde.</p>
<p>Dört ayın sonunda alınan bu karar için &#8220;Teşekkür etmeyeceğim çünkü olması gereken buydu&#8221; diyerek tepkisini gösteriyor Akın Evren de.</p>
<p>Bu süreçte sıkıntıdan başında egzama çıkan da var, kalp rahatsızlığı başlayan da gündelik hayat rutinlerine uyamayan hatta yaşam heyecanı gitgide azalan da&#8230;<br />
Her şey &#8220;normalleşmişken&#8221; üç aydır farklı kısıtlamalar ve kurallarla karşılaşan 65 yaş ve üstü anlattı.</p>
<p>TIKLAYIN &#8211; &#8220;65+ Tedbirlerinin Hukuken Haklı Bir Gerekçesi Kalmadı&#8221;</p>
<h2>&#8220;Bu yasak tamamen kaldırılmalı&#8221;</h2>
<p>71 yaşındaki emekli memur Şadiye Atmaca, İzmir&#8217;de yaşıyor. Her gün 10 bin adım yürüyüş yaptığını ama artık evde ancak 200 adım atabildiğini söylüyor. Bu süreçte otobüse bindikleri kartlarının iptal edildiğini ekliyor:</p>
<p>&#8220;Üç ay sonra bu izin haberine sevinenler var ama yine de kısıtlama olmaması lazım. Biz İzmir&#8217;de güne erken başlarız çünkü hava çok sıcak. Erkenden dışarı çıkıyoruz, saat 10 çok geç. Saat kısıtlaması çok saçma, yetişkin insanlar çocuklar gibi saat 8&#8217;de içeri mi girecek? Ayrıca virüs bu izin saatlerinden sonra mı çıkıyor ortaya?</p>
<p><img decoding="async" class="alignright" src="http://bianet.org/resim/olcekle/107220/200/187" width="200" height="187" align="right" /></p>
<p>&#8220;Bu yasak insan haklarına aykırı, sağlık açısından da bu yaşta evde oturup kilo aldık. Hiçbir işimizi yapamıyoruz. Sıkıntıdan başımda egzama oldu. Taksiyle özel doktora gitmek zorunda kaldım. Tedbirleri alacak bilinç ve yaştayız. Evde esir tutulmamız kabul edilemez.</p>
<p>Saygı göstermeleri lazım artık. 65 yaş üstü aşağılanmaya başladı. Gençler dikkat etmiyor ki, herkes sokaklarda. Bu yasağın tamamen kaldırılması taraftarıyım. Biz mahkum muyuz? 65 yaşı evde tutmanın hiçbir anlamı yok. Herkes normalleşirken 65 yaş üstünü anormal mi görüyorlar?&#8221;</p>
<h2>&#8220;Kimseye teşekkür etmeyeceğim, olması gereken buydu&#8221;</h2>
<p>İzini &#8220;hiç yoktan iyi&#8221; diye tanımlıyor Akın Evren. 73 yaşındaki Evren, bilgisayar sekretöründe yöneticlik yaptıktan sonra emekli olmuş. İznin, sosyal medyada kendi yaş grubunun ve bu uygulamayı yanlış bulanların sürekli dillendirmesi sonucu çıktığını söylüyor.</p>
<p>&#8220;Bence baskı gruplarının etkisi önemli bir etken oldu. Bunun için kimseye teşekkür etmeyeceğim, zaten olması gereken buydu. Ama saat kısıtlaması daha önceki uygulama gibi aynı derece saçma bir karar. Birdenbire adım atamayacakları için küçük ayrıntılarla ilerliyorlar tabii. Kamuoyu oluşturmak çok önemli. Bütün güç sahipleri bu tip tepkilerden çekinirler. Tabii ki dikkat göstermeye devam edeceğiz.&#8221;</p>
<p>&#8220;Üç ay sonunda huyumuz değişti&#8221; diyor Evren. Yasağın olumsuz yönde etkilerini gördüğünü aktarıyor:</p>
<p>&#8220;Kol ve bacak kaslarında erime oluyor. Ben kilo almamaya çalıştım ama depresif oldum. Hele ki benim gibi yalnız yaşıyorsanız, bir kat daha zor oluyor. Üç ay sonunda huyumuz değişti. Daha karamsar olduk. Çalışma disiplini de zayıflıyor insanın. Üç ay sonunda daha az çalışır ve okur hale geldim. Savsaklamaya başladım işlerimi. Bunlar da eve kapanmanın kötü yan ürünleri. Bizim gibi insanlar kendilerini koruyacak akla, iradeye sahip.&#8221;</p>
<p><img decoding="async" class="aligncenter" src="http://bianet.org/resim/olcekle/107222/475/360" width="475" height="360" /></p>
<h2>&#8220;Bu yasakla vesayet duygusu yaratıyorlar&#8221;</h2>
<p>&#8220;Televizyon başta olmak üzere size sürekli ölüme ne kadar yakın olduğunuz hatırlatılıyor&#8221; diyor dil bilimci, yazar 74 yaşındaki Necmiye Alpay da.</p>
<p>&#8220;Bu izin akla daha uygun bir formül, ama asıl problem psikolojik yaş ayrımcılığı ve bu yönde devam eden söylemler. Vesayetçi, ayrımcı söylemler devam edecek. Bu saat kısıtlamaları onu zorunlu kılmasa bile mümkün kılıyor. Her şey normalleşiyor ama 65+&#8217;lar için normale doğru adım atamamış olduk. Sadece daha makul saatler konmuş oldu.</p>
<p>&#8220;Fiziksel olarak birtakım kalp sıkıntıları hissettim, kahveyi azalttım. Yakın bir doktor arkadaşımı aradım, ki sağlığımdan söz etmekten hoşlanmam, o da aynı şikayetlerin çok geldiğini söyledi. Bende fiziksel sıkıntılardan çok haksızlığa uğramak duygusu var.</p>
<p>&#8220;Bu yasakla korumacılık, vesayet duygusu yaratıyorlar. &#8216;Hep başkalarına muhtaçsınız&#8217; gibi. &#8216;Tek başınıza düşünemeyeceksiniz, karar veremeyeceksiniz&#8217; gibi. Hukukta &#8216;kısıtlı&#8217; derler. Yaşlı birisi miras bırakmak için kısıtlıysa kendi başına veremez mesela. 65 artıya kısıtlı muamelesi yapıyorlar. İşin ironik tarafı, bunun adını da sokağa çıkma yasağı değil de &#8216;kısıtlaması&#8217; koydular.&#8221;</p>
<h2>&#8220;Sağlık kontrollerimiz için güvenli ortam sağlanmalı&#8221;</h2>
<p>75 yaşındaki emekli kimya yüksek mühendisi Erol Ercan&#8217;ın ise risk grubu olan 65 yaş üstü ile ilgili başka bir sorusu var:</p>
<p>&#8220;Risk grubunu uzun süreli hapsetmek yerine sağlık kontrollerini doğru şekilde yaptırmak ve güvenli bir şekilde açık havada yürümelerini sağlamaktır doğru olan. Benim merak ettiğim bir konu var: 65 yaş üstünün mutat sağlık kontrolleri nasıl yapılacak? Bu konuda ne öneriliyor? Güvenli bir ortam sağlanmalı.&#8221;</p>
<p>Ercan, sürekli yürüyüşlerinde daha çabuk yorulduğunu söylüyor.</p>
<p>&#8220;Demoralize olduk, karamsarlığa kapılmış olduk. Yaşam kalitemizi olumsuz yönde etkiliyor bu yasak&#8221; diyor ve ekliyor:</p>
<p>&#8220;Bu yaş grubu, aynı zamanda daha bilinçli sağlık açısından. Sağlık kontrollerini yaptırmış, kronik hastalıklarının farkında, doktorlarının tavsiyelerine uyma bilincinde olan insanlarız. Ayrıca iyi bir psikoloji ve yaşam heyecanımızın da sürdürülmesi lazım. Bu heyecan biterse bağışıklık sistemi de çökebilir.&#8221;</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter" src="http://bianet.org/resim/olcekle/107223/475/301" width="475" height="301" /></p>
<h2>&#8220;65+&#8217;ya sokak yasağı bir tek bizde var&#8221;</h2>
<p>Üniversitede öğretim üyesi olan 66 yaşındaki Saime Tuğrul ise 65 yaş üstü insanların daha dikkatli olduğunu, kimi görse hepsinde maske olduğunu söylerken yasağın saatlerle sınırlanmasını &#8220;irrasyonel&#8221; olarak tanımlıyor.</p>
<p>&#8220;Neden 8&#8217;de eve dönmemiz gerekiyor, lokantalar da mı yasak bize? Çok garip değil mi? Yasak tümden kaldırılmalı. Beni rahatsız eden vesayet altındaki insanlar gibi bize muamele ediyorlar. Devlet adeta &#8216;gözümüz, elimiz üzerinizde&#8217; diyor 65 yaş üstündekilere.</p>
<p>&#8220;Bu uygulama bir tek bizim ülkede var. Her ne kadar otoriteye riayet eden bir toplum olsak da ihlaller çok fazla oluyor. Bunun için de en rahat kontrol edebilecekleri grup 65 yaş üstüydü.</p>
<p>Üç aydır dışarı çıkmıyoruz aşağı yukarı. Geçenlerde Sağlık Bakanlığı istatistik açıkladı, ölenlerin yaş ortalaması ile ilgili. Son bir ayda yüzde 74,5 civarı deniyor. 65 yaş üstü insanlar madem bu kadar uzun dışarı çıkmıyor, bu hastalığı bulaştıranlar herhalde bu yaş grubu değil. Dışarıda olan gençler bulaştırmış. Aldıkların önlemlerin ne kadar da anlamsız olduğunu gösteriyor. Kontrol edemediklerini gösteriyor. Sivil davranışı da kontrol edememişler.&#8221;</p>
<table border="2">
<tbody>
<tr>
<td>
<h2>65+ Yaşlı Hakları Derneği:</h2>
<h2>&#8220;Tam serbestlik isteyenlerin itirazına saygılı, bu olumlu gelişmeye de memnunuz&#8221;</h2>
<p>65+ Yaşlı Hakları Derneği Başkanı Gülüstü Salur ise  10.00-20.00 arası sokak izni ile ilgili olara &#8220;Dün akşam 65 yaş üstünü rahatlatan bir haberle başladık&#8221; diyor.</p>
<p>&#8220;Belki kısıtlamanın tamamen kalkmasını bekleyenlere yetmeyecek olan bu açıklama, 65 yaş üstünün öncelikli ihtiyaçları ile ilgili taleplerinin duyulduğu ve gereğinin normalleşme süreci içinde yapılacağı mesajını verdi. Başından beri önce salgının dayattığı olağanüstü koşulların gölgesi altında herkes için evde kalmayı savunan ve öneren bir yerde durduk.</p>
<p>&#8220;Karantina sürecinin uzaması ile temel ihtiyaçların, hayatın olağan akışının aksaması eve kapananların üstüne yeni bir yük getirdi. Bu virüsten korunmasını dilediğimiz en risk altındaki grup psikolojik olarak, fiziksel olarak büyük bir yoksunluk ve baskı hissetmeye başladı.</p>
<p>&#8220;Önce çok sabırla kısıtlamaya uyan 65 yaş üstündekiler süreç uzayınca, toplu olarak talepkar oldular, kendilerini koruyabileceklerini söylediler. Normalde kendi yaşamlarını bağımsız birer yetişkin olarak sürdürme kapasiteleri varken, bir salgın nedeniyle bağımsız yaşama becerilerini çok sınırlayan ve umutlarını kıran, onları unutulmuş hissettiren bu yasaklar kalksın istediler.</p>
<p>&#8220;Üstelik de önce daha genç olanlardan ayrıştırılıp, sonra akranları arasında çalışanlardan ayrıştırılmış duruma düştüler. Bilim Kurulu değerlendirmeleri, uluslararası veriler ve detaylarına henüz vakıf olmasak da ülkemizden gelen veriler yaşlılar için büyük bir risk olduğunu ve Türkiye&#8217;de 65 yaş üstünün evde kalmasının koruyucu etkisini doğruladı. Hal böyle olunca tüm kısıtlamaların tek hamlede kalkmamış olması bir açıdan anlaşılabilir ve kabul edilebilir. Halen tam bir serbestlik isteyenlerin itirazına saygı ile, bu olumlu gelişmeye de memnun olabiliriz diye düşünüyorum.&#8221;</td>
<td></td>
</tr>
<tr>
<td></td>
<td></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>(AÖ)</p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yasliyimhakliyim.com/cocuklar-gibi-saat-8de-eve-mi-girecegiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>65 yaş üstü: Tecrit etkili oldu mu?</title>
		<link>https://www.yasliyimhakliyim.com/65-yas-ustu-tecrit-etkili-oldu-mu/</link>
					<comments>https://www.yasliyimhakliyim.com/65-yas-ustu-tecrit-etkili-oldu-mu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[alıntıdır]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Jun 2020 13:24:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aktif Yaşlanma]]></category>
		<category><![CDATA[Basında Yaşlılık]]></category>
		<category><![CDATA[Fiziki Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşlı Nüfus]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşlılıkta Bakım]]></category>
		<category><![CDATA[coronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[Emeklilik]]></category>
		<category><![CDATA[Hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlılıkta bakım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yasliyimhakliyim.com/?p=7681</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
		<div id="wd-5ee0ddfd9e8fb" class="title-wrapper wd-wpb wd-set-mb reset-last-child  wd-rs-5ee0ddfd9e8fb wd-title-color-primary wd-title-style-underlined-2 text-center  wd-underline-colored">
			
			<div class="liner-continer">
				<h4 class="woodmart-title-container title  wd-font-weight- wd-fontsize-xl" >65 yaş üstü: Tecrit etkili oldu mu?<br />
</h4>
							</div>
			
			
			
		</div>
		
		</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p class="intro">Türkiye&#8217;de koronavirüs salgını nedeniyle yaklaşık üç ay tecrit uygulanan 65 yaş ve üzerindekiler bu sürede gerçekten korundu mu? Uzmanlar, Sağlık Bakanlığının açıkladığı verileri yorumladı.</p>
<div id="sharing-bar" class="min"></div>

		</div>
	</div>

	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p>Uzun zamandır uygulanan tecrit işe yaradı mı, 65 yaşın üstündekiler bu sayede virüsten korunabildi mi? Bu soruların yanıtı bilinmiyor. Halk sağlığı ve epidemiyoloji uzmanları, ellerinde hiçbir veri olmadığı için gerçek durumu anlamanın imkânsız olduğu görüşünde.</p>
<p>Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, 5 Haziran’da yaptığı açıklamada, “Son bir ayda ölen vatandaşlarımızın yaş ortalaması 74.6. Toplam ölümlerin yüzde 93&#8217;ü 65 yaş üstü vatandaşlarımızdır” dedi.</p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü&#8217;nün Avrupa ofisi de bu kıtada ölenlerin yüzde 94&#8217;ünün 60 yaş üstü olduğunu bildirmişti.</p>

		</div>
	</div>

	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p>Halk sağlığı uzmanı ve Türk Tabipleri Birliği Covid-19 İzleme Grubu’ndan Prof. Kayıhan Pala, <a href="https://www.dw.com/tr/ya%C5%9Fam-hakk%C4%B1n%C4%B1n-korunmas%C4%B1-m%C4%B1-insan-haklar%C4%B1-ihlali-mi/a-53698306">Türkiye ve Avrupa ortalamalarıyla</a> ilgili iki hususa dikkat çekiyor:</p>
<p>&#8220;Türkiye’de 65 yaşın üstündeki nüfus yüzde 9.1, bu oran Almanya’da yüzde 22, İtalya’da yüzde 23. Yani bu yaş grubu nüfus daha düşük ama ölüm oranları benzer. İkincisi, biz dünyada hiç olmayan bir şey yaptık; uzun süre tecrit uyguladık. Fakat bu tecrit etkili oldu mu, bilmiyoruz. Bunu anlamak için yaş gruplarına göre ölüm hızlarını karşılaştırmalı olarak hesaplamak gerek. Yoksa bu benzerlik, sanki tecrit hiç işe yaramamış gibi algılanmasına yol açabilir.”</p>
<p>Türkiye&#8217;de ilk vaka tespitinden bu yana üç ay geçtiği halde Sağlık Bakanlığı ayrıntılı verileri açıklamadı. Bakan Koca’nın bahsettiği ölüm oranları sadece PCR testi pozitif olanları mı içeriyor, yoksa şüpheli vakalar da buna dahil mi; bilinmiyor. Bugüne kadar açıklanan beş bine yakın ölüme şüpheli vakaların dahil edilmediğini hatırlatan Prof. Tacettin İnandı, bakanın söylediği oranlar doğru olsa bile açıklanma şeklini yanlış buluyor:</p>
<p>&#8220;Hem hasta sayıları, hem de ölümlerin ayrıntılı biçimde verilmesi gerekir. Hangi yaş grubunda ne kadar hastamız var, ne kadarı iyileşti, ne kadarını kaybettik? Bunları bilmeden, içinden tek bir parça çekip verdiğinizde toplumda yanlış algılara yol açabilir. Örneğin sadece yaşlıları öldürüyor algısına yol açabilir. Yaşlılar üzerinde zaten var olan kaygı, korku daha da artabilir. Gençlerin de ‘hastalık yaşlıları öldürüyormuş’ diyerek bu işi daha da hafife almasına yol açabilir.”</p>
<div class="picBox medium rechts ">
<p>Tacettin İnandı</p>
</div>
<p>Pek çok ülkenin her gün düzenli olarak ayrıntılı verileri paylaştığını belirten Prof. İnandı, “Yaşa, cinsiyete, illere ve bölgelere dağılımı gösteren bir salgın raporunun vatandaşlar olarak, bilim camiası olarak hakkımız olduğunu düşünüyorum” diyor.</p>
<p>Halk sağlığı uzmanı İnandı, 65 yaş üstünün toplam hasta içindeki oranını bilmeden sadece ölümlerdeki payının hiçbir şey ifade etmediği görüşünde:</p>
<p>&#8220;Bu rakam doğruysa yaşlılarımızı yine de koruyamadığımız anlamına geliyor. Evde kalmaya zorladığımız halde koruyamamışız demektir. Ama bunu söylemek için de bu yaştaki hastaların sayısını bilmemiz lazım. Ölümlerin yüzde 93’ünü oluşturuyor, peki hastaların yüzde kaçını oluşturuyor? Yaşlılarımızda hastalık ne sıklıkta gözükmüş, bu hastalarımızdan ne kadarı ölmüş, yaşlılarda öldürme hızı ne olmuş? Bunları bilmeden koruyabildik mi, koruyamadık mı, söyleyemiyoruz.”</p>
<p>Bakanın açıklamasının ilk anda kafa karışıklığı yarattığını söyleyen Prof. Belgin Ünal ise bu durumun sebeplerine dikkat çekiyor:</p>
<p>&#8220;Kaç zamandır evde tutuyoruz, buna rağmen ölenler içinde payı çok yüksek diye bir tartışma var. Oysa bu bilgi çok şaşırtıcı değil. Çünkü salgın boyunca aileleriyle birlikte yaşayan yaşlılar, genç kesimler dışarıya gelip gittiği için, çalışma yaşamı devam ettiği için enfekte olmuş olabilir.”</p>
<p><strong>Huzurevlerinde durum</strong></p>
<p>Hayatını kaybedenlerden ne kadarının huzurevlerinde yaşayanlar olduğu da bilinmiyor. Dokuz Eylül Üniversitesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Ünal, bu konuda da bilgi eksikliğine vurgu yapıyor:</p>
<p>&#8220;Biz başka ülkelerin deneyimlerine bakarak diyoruz ki, huzurevlerinde salgın ortaya çıktığında oldukça öldürücü olabildi. Bizim ülkemizde ne kadarının huzurevlerinden kaynaklandığını bilmiyoruz. Aslında biz salgınla ilgili pek çok bilgiden habersiziz. Oysa hastanelerden Sağlık Bakanlığı’na çok detaylı ve günlük veri akışı var. Mesela illerde kaç olgu var, kaç ölüm oldu, bilmiyoruz. Yaş gruplarına göre nasıl değişiyor, bunu da hiç görmedik. Biz başka ülkelerin deneyimlerinden hep diyoruz ki 65 yaş üstünde öldürücülüğü yüksek, diyoruz. Ama bizim ülkemizde ne kadarı genç, ne kadarı 65 yaş üstü? Bunlara yönelik hiçbir veri paylaşılmadı.”</p>
<p>Halk sağlığı ve epidemiyoloji uzmanları, aylardır veriler paylaşılsın çağrısı yapıyor. Ancak Sağlık Bakanlığı sadece kamuoyuna değil, bilim insanlarına da bu bilgileri vermedi. Prof. Ünal, salgını anlamak, değerlendirmek ve önlem almak için bütün bilgilerin salgının başında, ortasında, sonunda her aşamasında rapor edilmesi gerektiğini vurguluyor.</p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p style="text-align: center;"><strong>Not: Bu Yazı <a href="https://www.dw.com/tr/65-ya%C5%9F-%C3%BCst%C3%BC-tecrit-etkili-oldu-mu/a-53754850">dw.com</a> Sitesinde Yayınlanmaktadır.</strong></p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yasliyimhakliyim.com/65-yas-ustu-tecrit-etkili-oldu-mu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Farklı dillerde bakım hizmeti veren huzur evlerinin önemi</title>
		<link>https://www.yasliyimhakliyim.com/farkli-dillerde-bakim-hizmeti-veren-huzur-evlerinin-onemi/</link>
					<comments>https://www.yasliyimhakliyim.com/farkli-dillerde-bakim-hizmeti-veren-huzur-evlerinin-onemi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[alıntıdır]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Jun 2020 13:18:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basında Yaşlılık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaş Yaşam Yaşlılık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşlı Nüfus]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşlılıkta Bakım]]></category>
		<category><![CDATA[coronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[Emeklilik]]></category>
		<category><![CDATA[Hayata Dair]]></category>
		<category><![CDATA[Huzurevi]]></category>
		<category><![CDATA[sosyalleşme]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlı hakları]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlılıkta bakım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yasliyimhakliyim.com/?p=7678</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
		<div id="wd-5ee0dcfe74037" class="title-wrapper wd-wpb wd-set-mb reset-last-child  wd-rs-5ee0dcfe74037 wd-title-color-primary wd-title-style-simple text-center  wd-underline-colored">
			
			<div class="liner-continer">
				<h4 class="woodmart-title-container title  wd-font-weight- wd-fontsize-xl" >Farklı dillerde bakım hizmeti veren huzur evlerinin önemi<br />
</h4>
							</div>
			
			
			
		</div>
		
		</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p>Bilindiği gibi Almanya&#8217;da yaşlılar için çok sayıda huzur evleri var. Bu huzur evleri Devlet, kiliseler sosyal toplum kuruluşları ve özel kişiler tarafindan yapıldı. Göçmenler için fazla olmayan ve yok denecek kadar az huzurevleri var.</p>
<p>Geçmişte birinci nesil yaşlı göçmenlere huzur evlerinde değilde aile içinde bakılmak isteniyordu. Değişen toplumsal yapılar gereği şimdi yeni nesil yaşlanınca huzur evlerine gitmeyi düşünüyor.</p>
<p>Burda doğup büyüyen göçmenler huzur evlerine karşı görüşleri değişmiştir.</p>
<p>Göçmenlerin kültürel geleneklerine uygun veya farklı kültürlere duyarlı çok az veya yok denecek kadar az huzur evleri vardır.</p>
<p>Göçmen azınlıklar uzun zamandır Almanya&#8217;da yaşamalarına rağmen, birçok konuda Alman toplumundan ayrı bir kültürel geleneğe sahiptir. Bu kültürel farklılık yaşamın her alanında dikkati nazara alınmalıdır. Hiçbir toplum homojen olmadığı gibi Alman toplumu da değildir.</p>
<p>Dünyanın çeşitli ülkelerinden gelmiş geniş bir nüfus yarım asır boyu bu ülkede yaşıyor. Göçmen azınlık içinde 4&#8217;cü ve 5&#8217;nci nesille bu toplumda barış içinde bir arada yıllarca yaşıyor ve bu toplumun ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Almanya&#8217;nın bir göçmen ülkesi olduğu gerçeği göz önünde bulundurularak, toplumla iç içe geçmiş bu insanlarin ikinci sınıf muamele görmeden eşit demokratik haklar verilerek yaşamlarını sürdürmeleri sağlanmalıdır.</p>
<p>Globalleşen dünya ve tekniğin baş döndürücü bir hızla gelişmesinden dolayı, göçmenlerin gelmiş oldukları ülkeler ile kopmaz bağları olduğu göz önünde bulundurulmalıdır.</p>
<p>Bu anlamda Almanya&#8217;nın bir göçmen ülkesi olduğu gerçeğinden yola çıkılarak tüm politikaları ve alınan kararları eşit şartlar altında, göçmen azınlığı nazari dikkata alınarak uygulanmalıdır. Bu görmezlikten gelindiği sürece sorunun çözümünün üstesinden gelinemez. Yıllarca da sorunun çözümünde yanlış ve geç kararlar alınmaktadır. Buna son verilmelidir.</p>
<p>Almanya gibi çok uluslu bir ülke için kültürler arası farklılığı dikkate almak gerekir.</p>
<p>Göçmen kökenli yaşlılar için huzur evleri, bir yandan rahat edecekleri bir ortam sağlamalı öte yandan ise, bütçelerine uygun bir şekilde hazırlanmalıdır.</p>
<p>Huzur evlerinde daha çok göçmen personele veya göçmen kökenli bakım hizmeti veren kuruluşlara ihtiyaç vardır.</p>
<p>Göçmenlerin kultürünü anlayan ve onların yaşam biçimine göre mutfak ihtiyaçlarını giderilmesinde onlara uygun şekilde ayarlanmalıdır. Belki de bunca yıllardan sonra dil zorluğunun olmayacağı düşünülürse diğer farklılıklar göz önünde tutulmalı.</p>
<p>Bakım muhtaç emeklilerin büyük çoğunluğunun gelir düzeyinin fazla olmadığı dikkate alınırsa onların maddi durumuna göre yeni huzur evleri yapılmalıdır.</p>
<p>Öte yandan bunların önemli bir kesimi toprağı ayrı ve gayrısı olmadığı gibi ölülerini de buradaki mezarlıklarda defnetmek isteyenlerin sayısı bir hayli yüksektir.</p>
<p>Almanya için kültürel zenginlik teşkil eden göçmen kökenli nesilin ailelerinin gelmiş olduğu kültürler ile bu toplumdan aldıkları ögeler yeni bir sentez oluşturuyor. Bundan dolayı da bu nesilleri Göçmen kültür ve Alman kültürüyle kıyaslarken, her iki kültürün de olumlu ve olumsuz yönleri ile mücadele içine girip günümüz gerçekleriyle uyum sağlayan bir bir sentez yakalayabiliyorlar.</p>
<p>İşte bu nesiller yaşamış oldukları toplumlarda yeni bir kültürel ayrılık ve yaşam biçimi geliştirebilirler. Bütün bunlar göz önünde tutularak Almanya da yeni bir göç politikası üretilmelidir.</p>
<p>Göçmen azınlığı bu toplumda bir problem grubu olarak değil de bu toplumun bir parçası olarak kabullenmek gerekir. Bu toplumun parçası olduğuna göre de eşit şartlar altında göçmen azınlığa her türlü demokratik haklar verilmelidir.</p>
<p>Huzur evleri de buna göre göçmenler için hazırlanmalı.</p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p style="text-align: center;"><strong>Not: Bu Yazı <a href="https://www.avrupa-postasi.com/farkli-dillerde-bakim-hizmeti-veren-huzur-evlerinin-onemi-makale,2686.html">avrupa-postasi.com</a> Sitesinde Yayınlanmaktadır.</strong></p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yasliyimhakliyim.com/farkli-dillerde-bakim-hizmeti-veren-huzur-evlerinin-onemi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
