Hayata Dair

Paltoya Karışan Hayatlar

"Hoş geldin abi? Paltonu alayım!", diyen garsona "Almadan önce ötekini vermelisin!" dedim, anlamadı. Hüseyin geldi yanıma: "Abi benim hatam. Kemal Bey eski müşterimiz. Öğlen bıraktı seninkini. Gece kitabı okumuş. Kiraya saysın!" dedi. Şef garson Hüseyin'in yardımıyla paltomu giyip, meyhaneden çıktım. Ayaz, sokakları taksilere teslim etmişti. El ettim, sıradaki geldi: "Seyran, Umut sokak", dedim şoföre. Ev...
Okumaya devam et
Hayata Dair

Fıstık Yeşili, Mor, Turuncu Battaniyeler

Gebelik testi için tek başına eczaneye giden Yurdan, eczacının "Maalesef pozitif" demesi üzerine çığlık atmış. Biz de öyle yaptık. Herkes durumdan vazife çıkardı. Feylesof ve potansiyel teyze Türkan kendini dadı ilan etti. Ben de battaniye örücü başı... Feylesof (!) arkadaşım Türkan; "Üç karar zor verilir: İkinci çocuğu doğurmak, boşanmak ve emekli olmak" derdi. Kardeşi Yurdan, çocuk doğurmaya...
Okumaya devam et
Fiziki Çevre

Kentler Yaşlılarındır

"Özgür" kent; yaşlının da erişebilirliğini ve toplumla bütünleşmelsini engellemez, kentsel yaşama dahil olmasını ve kentteki aktivitelerden yararlanmasını sağlayarak, baston, tekerlekli sandalye, yürüteç kullanan kentli yaşlının yaşamını kolaylaştırır.   Yaşanılan kente, mekanlara süreç içerisinde yabancılaşıldığını biliyordum ama, kendimin bu denli yabancılaştığımın ayrımında değildim. Yaşamını yalnız sürdüren, emekli bankacı 73 yaşındaki eski komşum Mukadder Hanım,...
Okumaya devam et
Hayata Dair

Babaları Değişimden Geçerken, Değişenlere

Kaybettiklerimiz karşısında varlığımızı sürdürebilmek, yaşadığımız hayata, evrene iz bırakabilmek için "çocuklarımızın çocukları" olacağımız zamana denk gelen bu süreçte; girdiğimiz bu farklı arayışların yol açtığı "değişim" harika bir şey olmalı? Yaşamda bize uygun görülen rolleri karşılıklı oynarken, zorlandığımız olur çoğu kez. Anne/baba - çocuk ilişkisi; özellikle çocuğun ergenlik, "biraz da edepsizlik" ve...
Okumaya devam et
Rengahenk Yaşlılar

Ragıp Bey: Şarkılar Söyle İçinden, Boş Ver!

Ragıpcada 'yaşlılık=yalnızlık' demekmiş. "Ben yaşlanmam!" diyen Ragıp Bey bir gün yaşlanıverdiğini anlayınca!.."Hep senin yüzünden!" derdi bana, "Niye bu gül bahçesini daha önce vaad etmedin? Yoksa ettin de, ben mi duymadım kalabalıkların içinde!" Çemişkezek(!) Huzurevi binasının iç avlusu, her mevsim başka güzellikler sunardı insana. Salkımsöğüt havuzu gölgelerdi, çamlar oturma yerlerini, pergole oyun...
Okumaya devam et
Rengahenk Yaşlılar

Eminnoş: Kum Taneleri Arasındaki Havuz İncisi

Yirmi iki yıldır yaşamını sürdürdüğü 'huzurevi'ne, 'muzurevi', 'muzurevi'ndekilere de "kendini bilmez insanlar" derdi. Önünde açılmayan paketten sigara almazdı. Eminnoş'un yıldızların oralarda, bence okyanusta- 'karayağız'ın gönlünü hoş ettiğini öğrendim. Başında gevşekçe bağladığı eşarbı, yakasız bluzları, bol cepli yeleği, beli lastikli eteği, kışın devetüyü renkli kabanı, baharda Komser Kolombo pardesüsü, plastik çantası, spor...
Okumaya devam et
Rengahenk Yaşlılar

Menekşe Hanım: Huzurevinde Bir Leydi

Karanfilli sigarası, asaletine uygunsuz (!) kelle zevki, makinede yıkanabilirliğiyle övündüğü plastik oyun kağıtları, acı badem losyonu, 'swan' marka pudriyeri, giysisine uysun-uymasın taktığı fularıyla 'efenimm'leriyle huzurevi mozaiğindeki ebruli... Limonata kokan yazdan kalma bir ekim öğlesinde, kafamı toplamak için çıktığım bahçedeki bankta oturmuş kahvemi içerken, ilişivermişti yanıma. Söz döndü, dolaştı, derken... "Birinci dünya savaşıyla...
Okumaya devam et
Hayata Dair

Yeni Bir Hayata Bodoslama

Yıllardır taptığım tanrılaştırdığım güç, mevki, eşya, sevgili, çocuk, kardeşlerim, arkadaşlarım İskeledeki araba ve insan kalabalığı bilindik bir telaşla vapura akıyor. Zor yürüyoruz vapurun içinde Hülya’yla. Sırtımda çanta, elimin birinde şapka, gazete ve torba, diğer elimle de valizimi çekerken şalım yere düştü. Arkadan ittirdikleri için durup, alamıyorum da. Bir el, “Buyrun“ diyerek şalımı...
Okumaya devam et
Rengahenk Yaşlılar

Erkan: Yüreği Spastik Olmayan Adam

Sinirlendiğinde ve üzüldüğünde kolayca ağlar, yatakta zorunlu ikamete tabii tutulmaktan nefret ederdi. O, kendi gerçekleri ve sınırları paralelinde mutlu, üretken, başarılı ve doyumlu, yalnızlığının kalabalığında yüreği spastik olmayan bir adamdı. Onunla ilk kez özel bakım katındaki pencereli köşkünde karşılaştığımızda; ayaklarını sandalye basamaklarına vurarak yaptığı tapırtıya eşlik eden boğuntu benzeri yüksek perdeli...
Okumaya devam et
Rengahenk Yaşlılar

Yüreğindeki Yumağı Çözmeye Başlayan Kadın

Şiddet evin içine sinmişti. Mekan yatak odasındaki banyo, dayak adresi görünmeyen yerler, kaba etlerdi. Evlenirlerken aşkları dillerdeydi. Sonra, adam dövdü, dövdü ve kadına "menopoz öncesi" dendi. Oysa durum farklıydı. Şimdi, dayak atma sırası kadında!Evimizin içine sinmişti şiddet. Annemin dayak yediği günlerin ertesinde okuldan ayrılmak istemezdik: yüz ifadesi yüreğimizi burktuğundan. Akşam yemeğinde...
Okumaya devam et