Kültür Sanat

Müzede Canavar Yokmuş’ Ama Neler Varmış!

Müzede Canavar Yokmuş' Ama Neler Varmış!

Müzede Canavar Yokmuş' Ama Neler Varmış!

Tüm iyilikler kalbinde büyük mutluluklara, tüm kötülükler de büyük üzüntülere sebep olabilen, kendini ifade edemediğinde ağlama nöbetleri tutan ya da öksürük krizine giren Leyla adlı kız çocuğunun, ilham perilerinin evinde, modern sanat müzesinde, ‘müz’ adlı -kimsenin göremediği- ilham perisiyle ya da orada çalışan teyzesiyle geçirdiği bir günün hikayesini, Müzede Canavar Yokmuş(*)’ta yazmış, Hüsne Rhea Çiğdem.

Bir solukta okunan kitabın hedefi, alt başlığında belirtildiği gibi, meraklı çocukları sanat yolculuğuna çıkarmak. Sade, anlaşılır ve akıcı bir dille, müze gezecek çocuklara bazı temel bilgiler ve kavramları anlatan Çiğdem, zor bir iş başarmış, aslında.

Müz, Leyla’ya müze gezme kurallarını anlatıyor

  • Diğer ziyaretçileri rahatsız etmemek için sessiz olmak.
  • Sanat çalışmalarına zarar görmesin diye onlara dokunmamak.
  • Müzenin içinde sakin, yavaş, dikkatli adımlarla yürümek.
  • Etrafımızdaki sanat çalışmalarına gözlerimizi dört açarak bakmak.

Müzelerin içinde ne var? Ressamın yaptığı resimde kişinin sadece yüzünü ve vücudunun belden yukarısını görülüyorsa o resme ne denir? Ressamın kendi portresini yapmasına ne denir? Konusu olmayan resim olur mu?

Gerçek bir elma ya da çanakta duran meyveler resmedilirse, adı ne olur?

Bazı çağdaş sanatçıların bir şeye bakarak onu birebir resmetmek yerine bambaşka bir arayışla, deneyimledikleri, hissettikleri ya da gördükleri şeyleri şekil, çizgi ve fırça darbeleriyle resme dönüştürmesine ne ad verilir?

Bir fikir ya da kavramdan yola çıkarak bu kavramı en iyi anlatabileceği malzemeleri bulup bir araya getirerek üretilen –ilginç- çalışmalara ne ad verilir?

Müze koleksiyonlarında bulunan ya da sergiler için ödünç aldıkları sanat çalışmalarını en iyi şekilde izleyiciyle buluşturabilmeyi araştıran insanlara ne denir? Kitapta, yukarıdaki bazılarına yer verdiğimiz soruların yanıtını alıyoruz: portre, oto portre, soyut resim, yerleştirme, küratör gibi.

Müz, Leyla’ya renkleri öğretiyor

  • 7 renk var: kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi, lacivert, mor
  • 3 ana renk var: Kırmızı, sarı, mavi.
  • İki ana renk bir araya gelip dans ettiğinde yeni bir renk doğar;
  • Kırmızı sarıyla dans edince turuncu,
  • Sarı maviyle dans edince yeşil,
  • Mavi kırmızıyla dans edince mor doğar.
  • Bir rengi koyulaştırmak için siyah, açmak için beyaz kullanılır.

Yazarın konuşturduğu Müz, “sanat çalışmalarının yanında bulunan bilgilendirme notlarına künye denir”, deyip künyeden sanatçıların isminin, tarihinin, çalışmaya koyduğu ismin, çalışmanın yapıldığı tarihi, hangi tekniği kullandıklarını ve çalışmanın kimin koleksiyonunda olduğunu öğrenebileceğimizi söylüyor, mesela.

Müz, Leyla’ya bilmece soruyor:

“Tahtanın üstüne gerilmiş bembeyazdır/
bu malzemeyi genellikle ressamlar kullanır/
üstüne akrilik ya da yağlı boya vurulur/
ressamlar tüm duygularını onun üzerine kondurur.”

Leyla bilmeceyi yanıtlıyor: Tuval

‘Müz, Leyla’ya hitaben(özetle)

“Düşünen ve sorgulayan insan olmak demek, aynı zamanda üreten ve yaratan insan olmak anlamına geliyor ki, bu da sanat için vazgeçilmez. Yaratmanın da ilk adımı hayal etmektir. Bir insanın hayal gücü olduğu sürece her şeyi yaratabilir, her şeye farklı bir gözle bakabilir. Yeter ki yaratıcılığını besleyen yerlerde ve insanların etrafında ol.” deyince Leyla’nın zaten büyük olan yüreği daha da büyümüş ve renklenmişti.

Gezi sonunda Leyla’nın, Müz’den (özetle) öğrendikleri:

  • Merak etmek yaşamın en büyük sihirlerinden biri.
  • İhtiyacımız olan tek şey hayal gücü,
  • İnsan, her şeyin üstesinden -öksürerek ya da ağlayarak değil-, yaratarak gelebilir.
  • İnsanın kendini sanat yoluyla ifade edebilmesi, büyük bir hediyedir.

Çiğdem’le, http://www.rheaworks.com/iimden-dklenler Namrun Yaylasında tanıştık. “Müzede Canavar Yokmuş”u Ankara’ya dönüşte okudum.

Kitabı çok sevdiğimi, çocuk ve sanat alanında bir eksikliği doldurmaya yardımcı olacağına inandığımı, başarılı bir kurgusu olduğunu, yerleştirme, küratör vb. gibi kavramları bile başarıyla tanımladığını, çocuklarla çalışmanın getirisi deneyiminin kitaba yoğun olarak sindiğini, satırların arasından güler yüzlü, sevecen, sakin kişiliğinin yansıdığını, kahramanı –aslında kendisi- ‘Müz gibi çok sık hayal kurmasını ve o hayalleri yazması durumunda her yaşta okurunun ‘turuncu renge bürüneceğini, kitabı resimleyen Onur Gülfidan’ın kitaba anlamlı ve çok renkli katkı verdiğini, hatta kendisinin işini bir nebze kolaylaştırdığını Çiğdem’e yüz yüze söyleyemeyince yazdım.

Hüsne Rhea Çiğdem kimdir?

1986-Adana doğumlu. İstanbul Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü mezunu.

Robert Kolej’de (2007- 2012) sanat koordinatörlüğü yaparken tasarladığı okul sonrası sanat programları sayesinde yüzlerce çocukla çalışır.

Bu süreçte yaptığı seyahatler (Avustralya, Amerika, Avrupa, Latin Amerika ve Hindistan) ile dünyayı deneyimler. Yoga ve meditasyon pratiğini hocalık eğitimiyle (2013) derinleştirir.

Müze Yönetimi yüksek lisansını (2013) tamamlar.

İstanbul Modern Sanat Müzesinde (2013-2017) sırasıyla gönüllü, eğitmen, içerik geliştirme uzmanı ve eğitim programları yöneticisi olarak çocuklar ve yetişkinler ile çalışır.

Nisan- 2017 itibarıyla çocuklar için hikayeler yazıyor, sergilere paralel eğitim programları tasarlıyor, yoga dersleri veriyor, inzivalar düzenliyor.

(*) Hüsne Rhea Çiğdem. Müzede Canavar Yokmuş. Resimleyen: Onur Gülfidan. Çınar Yayınları. Haziran-2018. (ŞD/PT)

Not: Bu Yazı bianet.org Sitesinde Yayınlanmaktadır.

Bir cevap yazın