Kültür Sanat

Nejat İşler’den “Gerçek Hesap Bu”

Nejat İşler'den "Gerçek Hesap Bu"

Nejat İşler'den ``Gerçek Hesap Bu``

İlk satırından başlayarak akıp gidiverdi elimdeki kitap; kurşun kalemle derkenar yazarak üstelik.

Nejat İşler, ”Gerçek Hesap Bu” adlı kitabında “kahramanları uydurma” olan gerçek 28 hikaye anlatıyor; gerçekleri kendisi gibi yaşayanlara…

Konservatuar mezunu bir aktör İşler. İki ayrı tiyatro grubunun kurucusu. Dizi filmlerden ve sinema filmlerinden tanıyıp sevdik onu. Bodrum Gümüşlük mukimi, dahası Gümüşlükspor başkanı. Ve uzun yıllardır tezgah sahibi. Amentüsü: “Hayat kısa, sanat uzun, zaman geçirme, zamanını değerlendir, hayatının anlamı olsun.

“Eğitimini almadığım hiçbir şeyde iddiam yok. Allaha şükür, sıtkı sadakatle uğraştığım bir mesleğim var. Yazarlık benim için yan bir uğraş.” diyor ve yazıyor epeydir dergilerde. Yüzüne dağılan gülümsemesini, gözlerini kısarak bakışını, kendine özgülüğünü pek bir sevdiğim, girdiği her rolü fazlacana iyi taşıyan İşler’in kendiyle bir çeşit hesaplaşmasına dair kitabı çok okunası.

“Sus ve dinle… her şey akıp, gidiyor…”

Anne-babası “Samanyolu” filmindeki jönün adından esinlenip ‘Nejat’ koyacakken adını, dedesi bi koşu Nüfus İdaresine gidip “Kandillerde ve özel günlerde okunan mevlid” anlamına gelen ‘Necat’ olarak kaydettirmiş torununu. Resmi işlemlerde Necat’ı, diğerlerinde Nejat’ı kullanıyor.

“Dedemin Ramazanı” hikayesi çocukluğumun iftar ve sahur sofralarına götürüyor beni. Annesi ve babaannesinin rekabet hissiyle uçurduğu bu sofralarda dedesinin habire patlattığı manilere gülmekten ölüyor, bir yandan yemeklere yumulurken. İşler, sabaha karşı TRT’de yayınlanan Muhammed Ali maçları kadar seviyor sahurları. Geceleri yemek yiyip uyuduğu için yıllar sonra reflü oluyor, hatta.

Yazarın “Bazı Erkekleri Anlama kılavuzu” hikayesinden öğreniyoruz; “Sidikliler Kurtuluş Örgütü” üyesi olduğunu. Acayip psikolojik savaş veriyor diğer üyelerle birlikte kendine sidikli etiketi yapıştırtmamak için. Altına işeyene iyi gelir diye, kurbanlık koyunların taşaklarını yedirtiyorlar ona.

Kadınların dünyanın en eski gizli örgütü olduğunu küçük yaşta öğreniyor. Erkek olması için yaptırılan ‘uzuv küçültme’ ya da ‘itibarsızlaştırma’ ameliyatı sonucu yanlış budanmış bir ağaç gibi güdük kaldığını; kız arkadaşlarını ise aşılı gül ağaçları gibi serpildiğini söylüyor.

Cinsel birikimini televizyondaki artistik buz pateni yarışmalarından, ‘Salata’ ve ‘Fırt’ gibi erotik mizah dergilerindeki “Yavrunuzun Sayfası”ndan, Almanya’dan gelen ‘Miki’ filmlerinden yapıyor. Konuya dair “atölye çalışmaları”nı, manitacılık devri izliyor. Evrenin en güzel kızına aşık olmasını en büyük salaklık; bu memlekette kadın olmayı bizatihi devrimci bir durum olarak niteliyor.

”Acılar yaşanmadan değeri anlaşılmıyor galiba”

İşler, bize 12 Eylül günlere götürüyor. Sendikacı olan babası polis tarafından evden götürülünce ‘Türk, Sünni, Hanefi” olan aile ve babası, bu durumu halk düşmanı olma ile bir tutuyor. Sonra anlaşılıyor ki; babasının 1966’da, askerlik sonrası polis olmak için verdiği dilekçeye, devlet babanın 15 yıl sonra verdiği “Sizi yaş haddinden alamıyoruz” yanıtının tebliği için götürüldüğü.

Oyuncu-yazar “Sadece nefesini sevdiğim birinin yakınlarda olması beni rahatlatır. Bencilce bir şey biliyorum. Ama birbirimize ihtiyacımız olduğunu hissediyorum ve bunu değerli buluyorum“ diyor. Nefesini sevdiği iki dostunu anlattığı “Doktor” ve “Akusta” hikayelerindeki o güzelim insanları ben de çok sevdim. Hele ki Tuncel Kurtiz’i öyle bir yazmış ki… “Zamansız bir adamsın Tuncel Abi, biz seni sakladık.” diyor. İşler, hepimizin de hayatına dokunan Sezen Aksu’ya dair söyledikleri süslemesiz, içinden geldiği gibi ve çok sahici.

Nejat İşler’in çalışma yaşamına dair denemeleri küçük yaşta başlıyor. Tezgahcılığı ise berdevam ve kitaptaki tezgah öyküleri de çok hoş. Hayatındaki tek tartışılmaz şeyin Fenerbahçe olduğunu, darağacında olsa bile, son sözünün Fenerbahçe olacağını söylüyor. Gümüşlükspor macerasını anlattığı “Amatör Güzeldir” hikayesinde amatör spor kulüplerinde ter döken herkese selam gönderiyor.

“Neden Gümüşlük” hikayesi, yazarın “Atının çatladığı yere evini yap, dinlen. Kalmak istiyorsan kal, gitmek istiyorsan yeni bir at al ve böyle devam etsin. Gitmek istediğin kadar“ amentüsünün genişletilmiş hali, bence. “Neden oyunculuk” bölümünde mesleğe girişini anlatıyor.

Rol aldığı “Yumurta”, “Barda” ve “Kaybedenler Kulübü” filmlerinin çekim öyküsünü okuyoruz, ayrı ayrı. “Behzat Ç. Bir Ankara Tesadüfü” dizisinde ‘kötü’yü oynadığı “Ercüment Çözer”i yazmış. İyi ve kötüyü yorumluyor: “Biçimsel bir kötülük var. Bunu uygulamak çok kolay bir şey. O sebeple de kötüyü oynamak genelde çok kolaydır. Esas zor olan iyiyi oynamak. Çünkü iyinin oyuncağı yok. İyi işte. O kadar. İyi sümsüktür. “

Allah –hepimize– zihin açıklığı versin!

Nejat İşler kitabın “Başlarken” bölümünü “Umarım (bu kitap) her okuyana ilham verir, okuyan kalem tutmaya başlar ve umarım bana olduğu gibi şahane dostlarla buluşur. Allah zihin açıklığı versin…” diyor ya.

Umarım ilk kitabı Nejat İşler’in ilhamını arttırır, eli daha çok kalem tutar. Allah ona zihin açıklığı versin, ha bi de sağlık… (ŞD/NV)

Not: Bu Yazı bianet.org Sitesinde Yayınlanmaktadır.

Bir cevap yazın