Basında Yaşlılık

Stres ve Nöron Bağlantısı

STRES VE NÖRON BAĞLANTISI

Stres ve Nöron Bağlantısı

Sinir sisteminin sağlıklı ve düzgün çalışması ile beynin gelen verileri değerlendirmesi bize hareket, duygu, düşünme olarak geri dönüyor. Beyin sağlıklı çalıştıkça bizi yönlendirmesi de sağlıklı olacaktır. Beynin son noktayı koyan bir liderdir.

Beynimizin etkinliğini sağlayan ise nöronların kendi içlerindeki iletişim ağıdır. Şöyle düşünebilirsiniz nöron ağları ve bağlantıları arttıkça deneyimin, yorumlamaların, duyguların ve reaksiyonların da değişecek. Görmüş geçirmiş insan dediğimizde bir sürü nöron ve bağlantısını düşünebiliriz bence.

Bununla ilgili yapılmış bir örnekten bahseder David Eagleman “Beyin” adlı kitabında. Araştırmada Londra’da bir grup dört yıllık bir çalışma ve eğitim sürecinden geçtiler.”Londra Bilgisi” adlı sınavda, Londra’nın tüm yol haritasını zihinsel şablonlarına yerleştirmeleri gerekiyor. Bunu İstanbul sokakları için düşünsene. Çoğu sokağın haritada yeri yokken bunları bir sisteme oturtmak zor olsa gerek. Neyse, çalışmanın sonunda dikkat çeken nokta ise diğer gruba göre taksi şoförlerinin hipokampüsünün arka kısmının daha büyük olduğu ortaya çıktı. Buradan çıkışla eğitimli beyinlerin gelişim ve değişiminin daha hızlı olduğunu belirtir Eagleman. Bu da bizi nöronlar arası bağlantıların çeşitliliğine götürür…

Yine Eagleman’ın kitabında okuduğum bir diğer ilginç çalışmayı da paylaşmak istiyorum. ABD’DE 1994 yılı itibariyle 1100 din görevlisi ile çalışılmıştır. Çalışmanın hedefi yaşlanmanın beyin üzerindeki etkisini ve Alzheimer hastalığının risk faktörlerini tespit etmektir. Bu grupta dikkat edilen nokta ki bana göre hassas bir ayrıntı, katılımcıların benzer yaşam standartlarına sahip olmalarıdır. Katılımcılar çalışma boyunca her yıl düzenli testlere tabi tutuldular.

Çalışma ekibi Alzheimer, Parkinson ve felcin bilişsel gerilemelerle bağlantısı olduğu sonucuna varmayı beklemişlerdi. Ama çıkan sonuç her zaman bilişsel sorun yaşanmayacağı bulgusunu ortaya çıkardı. Kabul edilmeli ki ilginç bir sonuç. Nedeni araştırıldığında ise bilişsel kaybın yaşanma ya da yaşanmama durumunu etkileyenin yaşantılar ve psikolojik etkenler olduğu sonucu ortaya çıktı. Bulmacalar,okuma, yeni yeteneklere sahip olma, öğrenme ..vs.nin olumlu etkisi olduğu anlaşıldı. Stres ve keder gibi olumsuz düşüncelerin bilişsel süreci yavaşlattığı ve geriye düşürdüğü ama şefkat , vicdan ve meşguliyetin kişiyi bilişsel düzeyde daha zinde,sağlıklı tuttuğu anlaşıldı.

Özet ne biliyor musunuz beynimizi zinde tuttukça oluşan nöronlar ve ağlarının beynimizi geliştirmesi. Yani bizi biz yapan “Nöronlar”  mı dersin?

Not: Bu Yazı trhaberler.com Sitesinde Yayınlanmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir