Aktif Yaşlanma, Basında Yaşlılık, Fiziki Çevre, Yaşlı Nüfus, Yaşlılıkta Bakım

Yasak olanı özlemek..!

Yasak olanı özlemek..!

65 Yaş Üstü Büyüklerimiz Kendilerini Neden Yalnız Hissediyor.?Çağın Salgını nedeni ile 65 yaş üstü büyüklerimizi koruma ve sağlıklı yaşatma adına alınan tedbir ve kararların, önemini geçen zaman içerisinde daha iyi anladık. Tabii bu süreç içerisinde doğru alınan kararların uygulanmasında , yanlış tutum ve ihmâllerede tanık olundu. Konunun öneminin zamanında kavranamayışı, yanlış anlama ve anlamlandırmalar bir takım serzenişleri, kırgınlık ve küskünlükleri beraberinde getirdi.

En tehlikeli yanlış, doğruya yakın olandır…!

Alt yapısı, oturacağı zemin, vereceği psikolojik zararlar düşünülmeden, acil eylem plânı gereği alınan kararlar her zaman sorgulanmaya mahkümdur. Son derecede doğaldır bu sorgulama. Toplum içinde bulunduğu psikoloji gereği ani değişikliklere direnç gösterecek,  yasaklanan olgu ve olaylara daha duyarlı olacaktır. Yasaklanan konu bir anda tek gündemi , önceliği ve özlediği olacaktır.  Salgın öncesi haftada bir veya iki kez parkta yürüyüş yapan, markete, dost ziyaretine v.s. giden kişi; yasaklama sonrasında daha önce arada bir yapmış olduğu eylemleri her gün yapma azusuna kapılacaktır..

Çünkü Yaratılışımızda yatan gizli bir sır vardır. Yasak olanı özlemek.!

Bu psikoloji ve yeterli bilgiye ulaşamayan bazı bireyler zaman zaman önerilen tedbirlere uymada yeterli olamadı.

Doğal olarak tedbir ve yasaklar dahada artırılarak denetlenir duruma geldi.

Dünya Ülkelerinin bir çoğunda Salgının verdiği zararlar , çok kötü sonuçlara neden olduğu gözlenirken , Ülkemizde daha hafif ve kontrollü devam etmektedir.

Peki 65 yaş üstü insanımız bu süreçte ne yaptı .?

Kırsal kesimde yaşayanlar bu olaydan çok fazla etkilenmedi.Sadece Camii’ye ve Kentte yaşayan yakınlarına gidemedi. Normal yaşantısında var olan bağı, bahçesi, tarlası , sokağı, komşuları ve bakkalı ile olan ilişkiler aynen devam etti.

Kente geldiğimizde her şey çok farklı seyretti. Çok katlı binalardaki yaşam , kırsal kesimdeki özgürlüğü sunmuyordu.

Market, banka, pazar, fırın, sağlık kontrolleri   gibi hizmet alanlarını kaybeden büyüklerimiz , zor ve kısıtlı bir sürece adım atmış oldu.

Sürecin devamında akraba ve dost ilişkilerini de kaybeden büyüklerimiz daraldı ve bunaldı…

Bunlar yetmezmiş gibi, sokakta da bir kampanya sürüyordu.

” Riskli gurup, aciz ,direnci düşük..v.s”

Dahada ötesi: Market, fırın, banka ve diğer kuruluşlar , kapılarının girişlerine  şöyle yazıyorlardı;

………..65 YAŞ ÜSTÜ GİREMEZ.!!!

İşte incitici,kırıcı olan bu cümlede giźli idi…!

Milletine ömrünü adayan, Ünüversitede görevli Prof, Emekli Öğretmen, Doktor  , Emniyet Mensubu, Mühendis, Hemşire, Anne ve Babalar, Dede ve Ninelerin gönüllerinin incinebileceği düşünülmemişti…! İşte Doğru Kararın yanında yeşeren en tehlikeli yanlış bu idi.!

Yaşlı diye vasıflandırılan, BİLGE BÜYÜKLERİMİZ MİLLETİMİZİN HAFIZASI olup; dünün değerlerini bugüne taşıyan , yarınları plânlamamızda yol gösteren Rehberlerimizdir.

Ve vazgeçilmezimizdir…!

2019 yılında, Avrupa İstatistik Ofisinin

(EUROSTAT) yapmış olduğu araştırmaya göre Avrupa Ülkelerinin yaşlılık ortalaması % 20, İtalya % 22 ile başı çeker iken; Türkiye 41 Ülke içerisinde 40. sırada ve yaşlılık oranı % 8.8 olarak ifade ediliyor.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre ise, Ülkemizde 65 yaş üstü nüfusumuzun toplam nüfusa oranı % 9.1 olarak açıklanıyor.

Avrupa ve ABD’nin yaşlı nüfusa bakış açısı herkes tarafından çok iyi bilinmektedir. Vicdan ve Merhametten yoksun hallerinin bedelini, gün gelecek kendileri ödeyecektir elbet.

Bizi ilgilendiren nüfusumuzun %9.1’ni  teşkil eden BİLGE BÜYÜKLERİMİZE  hak ettikleri saygın konumu vermektir.

Olağanüstü bir zaman tünelinden geçtiğimiz şu günlerde, her ne kadar Dünya ülkelerinden etkileniyor olsakta, biz Anadolu luyuz.!

Yorumlarımızı ve uygulamalarımızı Türk Milletine has değerler ışığında yapmak zorundayız.

Doğruya yakın yanlışların tuzağına düşmeden, büyüklerimizin , fiziksel ve ruhsal durumlarına göre gerekli hizmet anlayışı geliştirmek durumundayız.

Onları anlamak, hoşgörü , saygı ve sevgi gösterme zorunluluğu unutulmamalıdır.

Tersi bir uygulama, Türk Milletinin hafızasında ve vicdanında derin izler bırakır. Ve yapılan uygulamaların doğruluğu vicdanlarda sorgulanır hale gelir.

İnanıyorum ki, çok kısa bir süre sonunda

Büyüklerimizinde  kademeli olarak normal yaşama geçişi sağlanacaktır.

Yaşanılan süreç içerisinde ve sonrasında, genç evlâtlarımıza büyük görev düşmektedir.

Büyüklerimize sunulacak her türlü hizmet, gösterilecek merhamet, saygı ve sevgi gençlerimizin aydınlık yarınlarını hazırlayacak en temel unsur olacaktır..Zira büyüklerin bulunduğu ortamda bereket ve huzur vardır…!

 

Tüm Büyüklerine sevgi ve saygılarımla….

Not: Bu Yazı konyaekspres.com Sitesinde Yayınlanmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir