Yaş Yaşam Yaşlılık Derleme

ALINTILAR

ALINTILAR

“Aslında idam mahkumlarıdır, yaşlılar…”A.İLHAN

• “ Brigette Bordot’a bir gazeteci “ yüzünüz kırıştı ” deyince ünlü ve güzel yıldızın yanıtı:” Yüreğim kırışmadı ! “

• “Ömür dediğin sınırlı bir zaman..İçini doldur.Yaşadığın her ana zenginlik,bir değer,bir duygu kat! Doğadaki, kentindeki, semtindeki harikulade güzelliklerin farkında ol! …………değil, insan ol !”

• “…….Ve düşünüyorum ki ,hayat diye bence kalanlar ya da şunca çiğnenmiş ömrün bakiyesi işte üç beş soluk hafıza resmi, üç beş özlemle bir kokudan ibaret.Bunca yıl dön dolan ,baş döndürücü bir koşuşturmaya zamanlarını cömertçe hibe et.Zaman ha! Zaman ne! Zaman bir yalan… Demişler ya, “ var biraz da sen oyalan ! “
Mehmet TAŞDİKEN

• “Etin gevşemesine bir başka tabir gerek,
Zira ki ihtiyarlama:kendinden başka kimseyi sevmemek demek.”

Nazım HİKMET

• “Yaşamın bütün telaşı ortasında zihne fotoğraf olmaya değmez her şeyi hatırlıyoruz ama kendimizi daima unutuyoruz…”
Mehmet TAŞDİKEN

• “Doğduğunda sen ağlamıştın ,herkes bayram etmişti.Öyle bir hayatın olsun ki; öldüğünde herkes ağlasın, sen bayram et.”

• “Birlikte yaşanabileceği, yaşlı bir hayatı da bütün yönleriyle paylaşabileceği bir kadın olmalı bu.Gasset “üzerine açık seçik düşünceler geliştirebildiğimiz oranda hayatımız bizimdir”diyor.İnsan hayatının tümüne sahip çıkması için eminim ki yaşlılıkta ilişkisinin alacağı boyutları da mutlaka göz önüne alması gerekiyor.”

• “İnsan yaşlandıkça ürkütücü bir sakınımı ve tahammül edilemez bir tevekkülü yaşama biçimine dönüştürüyor. “”Kemal GÖKHAN

• “Gözlerin etrafı çizgilerle doluyor, göz eski pırıltısını kaybediyor, boyun kırışıyor, narin vücut giderek eğiliyor, yaşlılık yağları eski güzel vücut hatalarını yok ediyor.Geriye bir tek şey kalıyor:Akıl ve konuşma yeteneği.Eğer birlikte olduğunuz kadın sizi bu özelliği ile etkilememişse asıl dram yaşlılıkla birlikte ortaya çıkıyor. Tercihe temel olan bütün özellikler yıllarla birlikte bir bir giderken geriye büyük bir boşluk kalıyor. Birbirleriyle konuşamayan insanların içine düştükleri bu büyük boşluğun ne kadar öldürücü olduğunu düşünebiliyorsunuz umarım.Artık şöyle düşünüyorum: Bir erkek , hayatının kadınını seçerken plastikle değil başka şeylerle ilgilenmeli.(Elbette aynı şey kadınlar için de geçerli.)Birlikte yaşlanabileceği,yaşlı bir hayatı da bütün yönleriyle paylaşabileceği bir kadın olmalı bu. Gasset “üzerine açık seçik düşünceler geliştirebildiğimiz oranda hayatımız bizimdir” diyor. İnsan hayatının tümüne sahip çıkması için eminim ki yaşlılıkla ilişkisinin alacağı boyutları da mutlaka göz önüne alması gerekiyor.”

• Bu yaştan sonra beni assanız bile umurumda değil !.CAHİT KÜLEBİ

• “Tek başına olduğu kadar,toplum içinde ufacık bir nokta olduğunu hatırlayabilen kişi, konuk olduğu bu yaşam sahasında,mutlu olduğu sürece yaşar. Başka bir deyişle, insanın ömrü yaşadığı süreyle ölçülemez. Gerçek yaşam ömrü,mutlu yaşadığı yıllar,günler ve hatta saatlerle değerlendirilir. “
CÜNEYT E. KORYÜREK

• “Hayat dediğimiz sadece bir sürecin adıdır ve kim ne ahkam keserse kessin inanmayın; sadece sizinle başlar ve sizinle biter…..Eğer siz azıcık güçlü olursanız ve tavır koyarsanız hayata,hemen pes eder,dizginleri size bırakır!Haydi; kurallarınızı kendiniz koyun ve kendiniz yaşayın hayatınızı!
Mustafa MUTLU

• “Bir posta tatarıymış dedem…Zigana’dan geçerken lale sümbül derleyen! Trabzon’a inince , Karadeniz’i görmüş masmavi gözleriyle yeşilliğin içinde.
C.ÇAPAN
• Sabah bembeyaz sessizliğin terkisinde / Kars tan Çıldır’ a doğru yol alıyor./ Ömrüm, ki önü açık bir heyelan / ve yolların kapalı bütün kapıları…. R.DURBAŞ

• “Ancak aptallar yaşlandıkça daha genç görünmeye çalışır.Erkekler kellerini saklar, kadınlar estetik olur. Ben böyle endişeler hiç duymadım hayatta .Yanlışlık bir fetihdir, Şans; çünkü alternatif mezardır.Gençken özgürce yaşadığınızı yaşar sanırsanız ama yaşlanınca gerçekten özgür olursun siyasi yada sosyal özgürlükle,psikolojik özgürlüğün farkı bu. Yaşlılık bir katarsis.Hiçbir şey,hiçbir kimse seni korkutamaz. Gençken her şey tahminden ibarettir.Her hatalı bildiğini sanırsın ama hiçbir şeyden haberin yoktur.Yaşlanınca ise ne kadar az şey bildiğini fark edersin Sokrates gibi ;Birde hayatın ne kadar kısa olduğunu anlıyor insan…”
Derleyen : Mehmet TEZ

• “ Bu dinozor öyle bir yaşa geldi ki artık,bunca genç bunca çocuk ölürken,daha fazla yaşamak biraz ayıp gelmeye başladı ona.İsteği,çevresine ve kendisine bir baş elası haline gelmeden,bu dünyadan göçüp gitmek.Kalanlara sonsuz sevgiler. Mina URGAN (Bir dinozorun gezileri)

• “ Yılların hızla geçmesine karşın hala yapacak çok şeyim var.Yeni yıla girerken oturdum ve önümüzdeki on yılda yapacaklarımı sıraladım.Yarından tezi yok,işlerime koyulacağım.iki binli yıllarda görüşmek dileğiyle….”

(90 yaşındaki bir alman vatandaşının bir dostuna gönderdiği karttan)
Aktaran :Ümit ONAT

• “Geçti ömrün nevbaharı,ihtiyar oldum bugün. ”

ANLAŞILMAK İÇİN ANLAMAK GEREK”

En sevdiğimiz dostlarımız bize en çok zaman ayıran, bizi en çok dinleyen kişilerdir. Malum; tango yapmak için tek kişi yetmiyor. Başkalarının bizi iyi anlaması için bizimde onları dinlememizde, anlamaya uğraşmamızda yarar var. Yani, omlet yapmak için yumurtaları kırmak gerek.
Analarımızın, babalarımızın, sevgililerimizin, eşlerimizin, çocuklarımızın, torunlarımızın, üstlerimizin, altlarımızın, tanıdık tanımadık herkesin bizi anlamasını mı istiyoruz, onların dediklerine candan bir kulak versek mi ? Anlaşıldıkları ölçüde onlarda bizi anlayacaklardır. Haydi biraz çaba gösterelim yeter ki. Artun ÜNSAL

“GÜLERKEN ÖLECEĞİM”

Resmi istatiklerde dünyanın en yaşlı kadını olan Jeanne COLMENT 122 yaşında film, telefon, otomobil, uçak ve televizyon gibi bir sürü kavramdan önce doğmuş şu anda kör ve sağır olan ve de bir tekerlekli sandalye üzerinde yaşayan Jeanne, Güney Fransa’nın Arles yöresinde Maisondu Lac yaşlılar evinde yaşamını sürdürmekte. Tüm yaşamı da Arles yöresinde geçmiş Bn. Colment genç bir kız olarak Van GOGH ile tanışmış ve bu bölgedeki şöhretini uzun yaşama değil, her zaman sahip olduğu espri gücüne borçlu. Çok uzun zamandan beri sigara içen, iyi bir şaraba her zaman hazır olan Jeanne, uzun yaşamanın sırrını da “gülme” olarak yorumluyor, yaşamının nasıl sonuçlanacağı konusunda da bir tahmin yapıyor : “Gülerken öleceğim!”. Jeanne tüm zor koşullara, sağırve kör olmasına rağmen etrafındakileri kırıp geçiriyor.

Bir gazete köşe yazısı

“Huzurevinde gördüğüm allıklı ve rujlu kadını yadırgamıştım, “ kime poz atıyor” diye.
Sonra düşündüm, teyze hayata poz atıyordu: Bir zamanlar o’na her şeyi veren ve artık ondan her şeyi alan hayata…..”

Ekin BİROL Öğrenci 14 yaşında

YAŞLANDIĞIM ANLAŞILIYOR

“İnsan, gençken bugünü yaşar.Geçmişe, anılara takılmaz.Daha yapacağı çok şey,tadacağı çok lezzet, gideceği çok yer, yazacağı çok kitap vardır.Sonra bir gün bilinen lezzetleri,gidilen yerleri,yazılmış kitapları konuşmaya başlarsınız.Yaşlandınız demektir.Ne yapalım! Kural böyle .
Sevgi ve sevincin acılarımızı dindireceği günlerin yakın olması umudu ile……”
Asaf Savaş AKAT 25.11.2003 Vatan Gazetesi

YAŞAMANIN DAHA İYİ YOLU

“Sahip olduğumuz nimetleri bir bir sayın – elinizde ne çok nimet bulunduğunu, ne kadar değerli olduğunuzu bir kez daha fark ettiğinizde, tüm gülücükler geri dönecek, güneş bulutların arasından sıyrılacak, müzik çalmaya başlayacaktır.
Ve siz artık tanrının sizin için layık gördüğü hayata doğru emin adımlarla yüreklilik ve güç dolu olarak ilerlemeye başlayacaksınızdır….”

Og Magdino A better Way to live

“ Fıkrayı bilirsiniz. Azrail, adamın canını almaya gelince bizimki su koyvermiş.

-Böyle selamsız sabahsız, habersiz, pattadanak olur mu yav, demiş. İşim var, gücüm var. Şunları bir yoluna koyayım. Sen şimdi git, sonra gel. Gelmeden önce de haber ver.
Azrail’in iyi tarafına denk gelmiş. Gülümsemiş:
-Peki demiş, Şimdi gidiyorum. Gelmeden önce de haber veririm. Ama o zaman sen de hazır ol.
Adam “Tamam, anlaştık” deyip ferahlamış. Azrail’i kandırdığını sanıp keyiflenmiş. Yıllar geçmesine rağmen Azrail’den ses soluk çıkmayınca iyiden iyiye rahatlamış. Yıllar, on yıllar geçmiş ve bir gece yarısı adamın kapısı çalınmış. Kapıda Azrail.
-Haydı bakalım, demiş. Vakittir. Gidiyoruz.
Bizim pişkin gene yaygaraya başlamış:

-Olur mu yav, demiş. Kavlimiz böyle miydi? Hani gelmeden haber verecektin?
Azrail’in tepesi atmış:
-Ulan demiş. Gözlerin çukura kaçtı; dizlerin tutmaz oldu; bir kalp, iki mide, bir prostat ameliyatı geçirdin; kulakların duymuyor; ellerin titriyor; çişini tutamaz oldun. Söylesene, vadenin dolduğunu başka nasıl haber verecektim sana?

AKTARAN: Ayşe Naciye ÖZDİLEK

Ziya Osman SABA

“ ….Yaşamak ,
daha tatlı
daha güzelken dünya….. “

Cahit Sıtkı TARANCI
“….Her mihnet kabulüm, yeter ki
Gün eksilmesin penceremden !

Cahit Sıtkı TARANCI

“…….Kulak ver, dolaşan ruhumuzu tel tel;
Dallardaki tomurcukları ürperten
Bir türkü söylemede kendiliğinden;
Dinledikçe ömrüm artar, öyle güzel!…

Cahit Sıtkı TARANCI

“Yaşadığım iyi kötü günleri
Değişmem hiçbir cennet masalına.”

Mina URGAN
( Bir dinazorun anıları )
“Eskimoların, ihtiyarları buzlar arasında ölüme terk etmeleri ya da eskiden Japonların yaşlı annelerini karlı bir ormanda bırakmaları da fena değildir.

O Japon filminde olduğu gibi,
Onu kucağına alıp sevgiyle ölüme taşıyacak
Bir oğul bulunmadığından,
Yaşlı kadın elini tutmuş ölümün.
Uslu bir çocuk gibi
Tırmanıyor dağın doruğuna
Ak saçlarına kar yağarken…”

(YAZARI BİLİNMİYOR)
GİDENE MİDİR? ŞİKAYET…
Hiç olmazsa eskiden, arada bir uğrar hal hatır sorarlardı,
Hani yasak savmak kabilinden diyelim,
senden sonra evin yolunu unuttu çocuklar.
Geçenlerde kapıdan şöyle bir göründü küçük oğlun.
Bir sitem, bir sitem,
“Uğraşamamış diyor üçbuçuk emekli maaşınla senin,
banka kuyruklarında iş güç arası…”

Büyük oğlan desen, bana hala dargın
Getirdiği müteahhite vermemişim diye evi,
habire söylenip duruyormuş.
“Yok babamın anıları varmış, yok elleriyle dikmiş bahçedeki sardunyaları…bıraksın o eski hulyaları” diyormuş.
“Ne babamdan, ne ondan anı kalır, bilsin ki öldüğü gün o ev satılır…”
Bu çocuklar kime çekti bilmiyorum ki canım,
Son günlerde dalıp dalıp gidiyorum, canım sıkılıyor, canım.

Kız, daha kırkın çıkmamıştı ki evlendi,
iki çocuklu o para göz adamla…
Geçenlerde ayak üstü şöyle bir uğradılar,
adam hem saygısız hem de aşırı şişman
Sana birşey söyleyeyim mi canım,
kız pek mutlu değil, yani bin pişman, dokunsan ağlayacak…

Ayrılırken elimi öptü, bu kış havalar soğuk geçecekmiş.
“Aman kendine iyi bak, sakın hastalanma bu yaşında,
sabah akşam mutlaka al o ilaçlarını,
biliyorsun artık babam da yok başında” dedi.
O gitti, oturup bir güzel ağladım.

Artık ne telefonum çalıyor, ne de kapım,
mektup desen, kimden gelecek be canım?
Son günlerde zaten karşı kaldırımlarda dolaşıyor postacı.
Yok sakın aklından geçireyim deme, inan ki kırgın değilim
Biraz burukluk işte biraz hüzün,
hüzün bilirsin en doğal halimdir.
Hani bir de kahve yapmak zor gelmese,
taşırmasam hani her defasında
Şiişşttttt ! kimse duymasın;
ilaçlarımı da almıyorum artık son zamanlarda
Kokunu öyle özledim ki canım,
dün gece kahverengi paltona sarılıp uyudum
Hayalimde okşadım o güzel saçlarını.
Hani, sana da kızmıyor değilim ara sıra,
Benden önce gittin de sanki sultan mi ettiler seni Mısır’a..

İlgili Mesajlar

Bir cevap yazın