Hayata Dair

“Ben Büyürken, ‘Benim’ Ankara’m Küçüldü”

“Ben Büyürken, ‘Benim’ Ankara’m Küçüldü”

“Ben Büyürken, ‘Benim’ Ankara’m Küçüldü”

Nilgün Kurtuluş Çelen 60 yıl önce dopdolu kentte, Ankara’da yaşıyor ve tüm bir yaşamını geçirdiği bu kenti çok seviyor. Daldan dala atlayarak sorduğum sorular Ankara’ya, sorunlar da Ankaralıya yönelikti.

“Kalenin oralarda geçtiği çocukluğum. Ben büyüdükçe ‘benim’ Ankara’m küçüldü”, diye söze başlayan Nilgün Kurtuluş Çelen’i dinliyoruz.

Çocukluğumda

Çocukluğumda açıkhava sineması vardı bolca bu kentte. Gençlik Parkına giderdik sıkça. Samanpazarı’nda aileler için eğlence mekanları vardı.

Şimdilerde ise kadın ve erkeklerin ayrı ayrı gideceği mekanlar var; çünkü ailelerin çocuklarıyla birlikte zaman geçireceği yerler azaldı. Artık bazı aileler AVM’lerin kapalı mekanlarında bir arada oluyor.

Ankara geçmişi itibarıyla başkent olmanın avantajıyla sinema, tiyatro, opera-bale gibi kültürel olanaklara sahip oldu hep. Ancak bu var olanların ötesine geçemedi; örneğin butik müzeler açılamadı bir türlü burada.

Ankara’nın bazı eski bölgelerinde girmek artık son derece güvensiz; hatta gündüz saatlerinde bile. Oralar benim yaşam alanım olan yerler değilse de kentteki varlığı önemli. Son aylarda dilenci sayısı çok arttı.

Çankaya-Ayrancı’da

Çöpler hala sınıflanarak toplanamıyor Ankara’da. Çöp ayrışımı sadece sokaklara ayrışım kutuları koymanın ötesine geçemedi. Halkın bilinç düzeyi arttırılamadı çöp konusunda.

Taşıt sayısında inanılmaz artış var. Otopark sorunu içinden çıkılmaz halde. Geçmişten bu yana yapılanlarla Ankara, yeşil ama yeni yeşil alanlar pek eklenmedi, kanımca. Bir tane bile ağaç kesen bir bedel, bir ceza ödemeli.

Çankaya-Ayrancı’da yaşıyorum, ben. Burada kaldırımlar basamaklı hale getirildiğinde, ilkin hoşuma gitti. Aradan zaman geçip de basamaklar yer yer kalkıp taşlar oynar olunca güvensiz oldu. İnsan yokuş aşağı inerken nereye basacağını bilemiyor.

Bu kent planlı gelişemedi. Her gelen yönetim kendine göre bir şeyler yapıyor, ancak ortak bir plan olmadığı için kopukluk ve eklektik bir yapı, durum çıkıyor ortaya.

Bir kadın olarak…

“Ankara’nın en temel sorunu ne” demiştin ya… Aklıma ilk gelen sorunlar bunlar oldu. Bu son beş yıllık dönemde kentin hangi sorunu mu çözümlendi? Çankaya’daki Çağdaş Sanatlar Merkezi yetersiz kaldığından yenisi, daha büyüğü yapılıyor. Ben TODAM adı altında açılan toplum merkezlerinin sayısının ve işlevinin artmasından da memnunum.

Bir kadın olarak yaşadığım kentte fikrimin alınmadığını düşünüyorum. Öyle bir örgütlenme yok. Varsa da bilmiyorum. Bir kentte yaşayan herkesin isteklerinin dikkate alınacağı ve katkı verebileceği bir örgütlenme yaratılmalı. Muhtarlıklar bu anlamda önemli evet ama kaşe basmaktan öte geçemiyorlar çoğu kez.

Rengi?

Ankara’nın rengi bence, şaşırtıcı gelecek ama, yeşil. Evim Dikmen Vadisine, Seymenler Parkına, Kuğulu Parka yakın.

Ayrancı sokaklarında ve apartman bahçelerinde bolca ağaç var. Eğer Ankara’nın yeni gelişen bir bölgesinde, ağaçsız sokaklardan geçip bahçesiz ama abartılı dış cephe boyası kullanılmış bir kule-apartmanda oturuyor olsaydım apartman rengi derdim. (ŞD/BA)

* 2014 Yerel Seçim Videorama Dosyası’na desteği için Friedrich Ebert Stiftung Derneği’ne teşekkürlerle…

Not: Bu Yazı bianet.org Sitesinde Yayınlanmaktadır.

Bir cevap yazın