Hayata Dair

Bu Yazı Artık “Rakı Şişesinde Balık” Olmak İstemeyenler İçin

Bu Yazı Artık "Rakı Şişesinde Balık" Olmak İstemeyenler İçin

Bu Yazı Artık ``Rakı Şişesinde Balık`` Olmak İstemeyenler İçin

Alkol-sever bir kadını anlattığım “Fasit Daire” başlıklı yazımı yazarken bir arkadaşım bana Ceylan Daş Tuğrul’un “Rakı Şişesinde Balık Olmadan” adlı kitabından(**) söz edince kitabı aldım.

Okurken tuttuğum aşağıdaki notları sizinle paylaşmak isterim.

Alkol bağımlısının iş performansı düşer

Doğru zaman ve miktarda alındığında zararsız olan alkol; sağlıklı bir yaşamın keyif verici bir parçası olabilir.

Alkol, sosyal ilişkileri başlatma ve sürdürmekte yararlı olabilir, yorucu ve stresli bir günün sonunda içenin kendini iyi hissetmesini sağlayabilir ancak alışkanlık ve bağımlılık yarattığı unutulmamalı.

Alkol, zarar verici konuma geçtiğinde kişi değişik sorunlar yaşar. Alkol bağımlılığı; vücudun normal çalışmasını engellediğinden tıbbi yardımla kırılabilir.

Alkol bağımlısı; alkol almadığında yoksunluk belirtileri (titreme, terleme, olmayan şeyleri görme, kendini çökkün/tedirgin/huzursuz hissetme, uyuyamama) gösterdiğinden bu belirtilerden kurtulabilmek için alkol alır (ve bağımlılığı artar).

Alkol bağımlısının iş performansı düşer: Sabah işe gitmekte zorlanır, akşamları alkole kavuşmak için acele eder. Parasını alkole ve alkollü yaşantılara harcadığından ekonomik sorunlar yaşar.

Alkol bağımlısı insanlar arası ilişkilerde, ailesine (eş/çocuk/ana-baba) karşı sorumluluklarını yerine getirmekte ve iletişim kurmakta zorlanır.

Ailesiyle sıkça kavga ve benzeri sorunlar yaşayan alkol bağımlısından aile üyeleri uzaklaşır ve iletişim tamamen kopar.

Alkol, sağlığa -bir çok biçimde- zarar verir, karaciğer ve beyin dahil bir sürü organı kalıcı biçimde etkiler, dikkat ve motor becerilerini direk olarak etkilediğinden yaralanma, sakatlanma ve ölüme yol açabilir, kaza yapma ve kazaya uğrama riskini arttırır.

Alkol, cinsel sorunlara yol açar.

Alkol, başka ilaçlarla alınmamalı. Yüksek dozda alındığında zehirlenmeğe yol açar. Çok kısa sürede ve çok fazla alındığında beynin solunum merkezini kontrol eden bölgeyi etkileyerek ölüme neden olabilir.

Alkol, kesinlikle uyku ilacı/tranklizan/zayıflama-alerji ilaçları/öksürük şuruplarıyla alınmamalı.

Alkol, kan yoluyla vücudun her köşesine yayılır, beyne ulaştığında uyuşturmağa başlar. Alınan miktar arttıkça uyuşma da arttığından davranışlar etkilenir. Alınan alkolün tamamen yakılması için gereken süre dolmadan ayılmak mümkün değildir.

Alkol aç karnına alındığında kana çok hızlı karışır. Şarap ve köpüklü içkiler kana daha çabuk karışır.Tok karnına alınmalı. Vitamin eksikliğine yol açar. Şişmanlatır.

Alkolün 1/10’u idrar ve nefesle, kalanı karaciğerde yakılarak atılır. Büyük bir birayı bir saatte yakan karaciğer çok yorulur.

Alkol alınan gecenin sabahı araba kullanılmamalı.

Aynı miktardaki alkol zayıf kişiyi şişmandan, kadını erkekten daha fazla etkiler.

Alkole karşı tolerans geliştirildiğinde, aynı etkiyi hissedebilmek için giderek daha fazla alınması gerekir. Bu kişilerin kandaki alkol düzeyi yüksek olduğundan daha fazla zarar görür.

Tolerans arttıkça bağımlılık riski artar…

Alkole tolerans arttıkça bağımlılık riski de artar.

“Ne kadar içersem içeyim sarhoş olmam?” demek; istenilen etkiyi sağlamak için daha fazla -para da harcayarak- alkol almak anlamıma gelir.

Kadınlar haftada 13 birimden, erkekler 20 birimden fazla alkol almamalı. (Dikkat: tehlike).

İçilen günün sabahında gece yapılanların hatırlanmaması, içmekten dolayı utanç duyulması veya suçlanılması, içmek işi etkiliyorsa-sorumlulukları yerine getirmeyi engellemesi, içmenin kontrol edilemediği zamanlar olması, “Acaba alkole bağımlı olmaya mı başladım?” diye endişelenilmesi, içmenin ekonomik sorunlara yol açması, içmek için ilgi duyulan uğraşlardan vazgeçilmesi, içilen miktarın saklanması, üst üste birkaç gün sarhoş olunması, içki sonrası şiddet uygulanması, aşırı alkol nedeniyle polis tarafından yakalanılması… Bu sayılanlardan sadece biri bile gerçekleşiyorsa temkinli olunmalı ve tüketilen miktar azaltılmalı. (Aman dikkat! )

Gevşettiği, canlılık verdiği, iyi hissettirdiği, arkadaş baskısı gördüğü, reddedemediği, tadı hoşuna gittiği, birlikte olduğu kişiler içtiği, kutlamalara katıldığı, dert ve endişelerden kurtardığı, kişinin kendine olan güveni artırdığı, sinirleri yatıştırdığı, sosyalleştirdiği, yapacak başka bir şey olmadığı, insan ilişkilerinde rahatlık sağladığı için alınan alkolün miktarı sorunlara yol açıyorsa kontrol altına alınmalı.

Nedenleri ne olursa olsun yaşamda isteklere ulaşabilmek için -içki dışında- pek çok sağlıklı ve doğal yol olduğu unutulmamalı.

Aldığı alkol miktarını kontrol altına almakta kararlı olan kişinin -sadık kalmak, her gün ve sıklıkla kendine hatırlatmak koşuluyla- kendiyle sözleşme imzalaması yararlı olabilir.

İşte sözleşme örneği: “Alkolün bana zarar vermesini önleyebilmek amacıyla aldığım alkol miktarını kontrol altında tutabilmek için elimden geleni yapacağıma söz veriyorum.” İmza-Tarih)

Sağlıklı ve sorunsuz alkol almak için içmeye geç saatte başlamak, altı birimden az içmeyi hedeflemek, içme süresini önceden planlayarak yavaş ve uzun sürede içmek, birbirini izleyen günlerde içmemek gerekli.

Kandaki Alkol Düzeyi(KAD)=Yüzde 50 veya Nefesteki Alkol Düzeyi(NAD)=23 olduğunda kişi kendini iyi hissedebilir. KAD=Yüzde 120 veya NAD=Yüzde 55 olduğunda kişi kendini neşeli-canlı hissedebilir; ancak fevri ve dağınık davranışlar ile tepkilerde zayıflama ortaya çıkar.

Trafik kurallarına göre kabul edilebilir üst sınır: KAD=Yüzde 80 veya NAD=Yüzde 35 .

Alma sıklığı arttıkça alışkanlık kuvvetlenip, içme nedenleri fazlalaşır. Sağlıklı ve sorunsuz alkol alma konusundaki karar ve istek düzeyi ne denli yüksek olursa olsun uygulamada zorlanılması doğal.

Beyin, karaciğer ve midenin alkolden temizlenmesi için birkaç gün ara vererek içilmeli.

Alkol alınacağında “Bugün en fazla ne kadar alkol alacağım?” ,”Kaç saatte içeceğim?”, ”Bir kadehi ne kadar sürede içeceğim?” sorularının yanıtı önceden hazırlanmalı ve uyulmalı.

Alkol alma hızı da alışkanlık olduğundan değiştirilmesi zor. Küçük yudumlar alarak, yudum aralarını uzatarak, kadehi elinizde tutmayarak, dikkatinizi sohbet/kitap/satranç/yemek/müzik/televizyona verip içkiden uzaklaştırarak, değişik içkiler deneyerek, kadehi boşaltmak/içkiyi bitirmek/neşelenmek/ kafayı bulmak için değil, kadehten alınan her yudumun tadı çıkarılarak içilmeli.

İçki başka içkilerle karıştırılarak alkol oranı arttırılmamalı.

İçkiye bol su/buz ekleyerek, alınan her yudumdan sonra su içerek, içki ısmarla(t)maktan kaçınarak, her alkollü içki sonrası alkolsüz bir içecek alarak, içkinin yanında kuruyemiş almayarak (susatıp daha çok içmeye neden olacağından), masada en yavaş içen kişiyi belirleyip ona eşlik ederek alkol almak tüketimi azaltır.

Belirlediği haftalık limite uyan kişi kendini alkol dışındaki bir şeyle ödüllendirmeli.

Alkole aş erme duygusuyla baş edebilmek için; evde-ofiste alkol bulundurmamak, alkol alınabilecek yerlerden uzak durmak, stok yapmamak, pahalıya mal alkolü küçük şişelerde satın almak, dikkati başka şeylere yönlendirmek, alkol almaya yönelten düşüncelerin farkına varmak önemli.

Akşamdan kalma…

Aşırı alkol alımını izleyen sabahlarda oluşan halk dilinde “akşamdan kalma” tıp dilinde “yoksunluk belirtileri” (ellerde titreme-ishal-terleme-dikkat dağınıklığı-iştah kaybı-baş ağrısı-midede rahatsızlık) ile aşırı alkol alımına yol açan “endişe belirtileri” (titreme-ishal-terleme-dikkat dağınıklığı-iştah kaybı-gerginlik baş ağrısı-çarpıntı-midede rahatsızlık- nefes darlığı) hemen hemen aynı olduğundan “Biraz rahatlayayım; şu endişelerimden kurtulayım” diye alınan alkol fazla alındığında endişeyi yatıştırmayacağı gibi bu belirtileri daha da arttırabilir.

Kendini daha iyi hissetmek isteyen alkole değil, Ruh Sağlığı Uzmanı’na başvurmalı.

Yaşanılan sorunlar (insan-aile-karşı cins-çocuk-cinsel-iş-kayıplar) alkol alma arzusunu arttırır. Bu sorunları alkol alarak yok saymak yerine kaynağına inerek çözmek gerekir. Gerekli çaba ve zaman harcanırsa her türlü sorun çözülebilir. Çözüm için kişi kendiyle yüzleşmeli, gerçekleri kabul etmeli, çözüm için farklı yolları denemeli.

Sorun/endişe/mutsuzluk kaynağı olan kişiyle konuşmak denenmeli değilse bir uzmanla konuşulmalı. Çoğu kez alkol değil, konuşamamak sorun. “Konuştuğumda beni anlamazsa/kızarsa/kırılırsa/dinlemezse…” düşüncesini terk edip, uygun zamanda- ses tonu-ifadelerle ve dürüstçe konuşmak denenmeli.

Yalnızlık endişe ve mutsuzluğa, endişe ve mutsuzluk da yalnızlığa yol açar.

Ya da bu yolun ucunu görebilseydik

Alkol alma arzunuzu arttıran sorunu somut olarak tanımlamak (evliliğim iyi gitmiyor değil / eşim kendisine yeterli zaman ayırmadığımdan yakınıyor), kendinize ve soruna uzaktan bakmak, sorunun çözümü için farklı seçenekler oluşturmak, uygulanılacak seçeneği tercih edip harekete geçmek gerekir. Yavaş-sakin-derin nefes almak, değişik gevşeme yollarına baş vurmak, spor-yoga meditasyon yapmak, yeni hobiler edinmek yararlı olur.

İnsanın kendine güveni emek harcanılırsa artacağı unutulmamalı.

Notlar burada bitiyor. Yazıyı da Hayyam’dan bir dörtlükle bitirsek…

“Bu yolun hoş bir yerinde durabilseydik;
Ya da bu yolun ucunu görebilseydik:
O umut da yok bu umut da; hiç değilse
Otlar gibi kesilip yeniden sürebilseydik. (NZ)

* Şadiye Dönümcü, Sosyal Hizmet Uzmanı

** Phoenix Yayınevi. Ankara, 2001.

*** Dili akıcı, içeriği doyurucu olan 13 bölümden oluşan kitabın yazarı Prof.Dr. Ceylan Daş Tuğrul; kitabı çok ve/veya sık alkol alma nedeniyle sorunlarla karşılaşan ancak alkol bağımlısı olmayan kişilere sağlıklı ve sorunsuz alkol alma yollarını öğretebilmek amacıyla yazdığını söylüyor.

Not: Bu Yazı bianet.org Sitesinde Yayınlanmaktadır.

Bir cevap yazın