Hayata Dair

Ders: Ev Ekonomisi/Konu: Kış Hazırlıkları

Ders: Ev Ekonomisi/Konu: Kış Hazırlıkları

Ders: Ev Ekonomisi/Konu: Kış Hazırlıkları

İzmir ve Aydın havalisinde gecikmiş tatilimi yaparken, duvarlarında biber, patlıcan, bamya kolyeleri asılı dört mevsimlik /yazlık evlerinde karşılaştığım hemcinslerimin kış hazırlıkları telaşına şahit oldum.

Sohbet konuları aynı minvaldeydi hep: “Bamya pahalılaşmış, yapılmaz artık!”, “Menemenlik çok rahat oluyor, soğanını kavurup, kavanozu boşaltıveriyorsun, ardından yumurtası!” , “Konserve türlüye sarımsak yakışır”, “Tercihim haşlanmış değil, közlenmiş kırmızı biberden yapılan salata”, “Patlıcanları közlematikte yaptım”, “Acı sivri biberli domates püresi yaptım, toruna” , “Kornişon salatalık yoktu, pazarda”, “Koruk ekşisi yapamadım”, “Vişne şurubum bitti bile”.

Anladığım; eski ve yeni kış hazırlıkları arasındaki farklılık sadece; emek yoğunluğunun teknoloji sayesinde azalması, çeşitliliğin artması, saklamanın kolaylaşması, bilimsel tekniklere başvurulması, tüketim ekonomisinin gelişmesi vb.nden kaynaklanıyor.

Domates ve kırmızıbiber

Domatesi yaz tadında kışın yemenin yolları mı? Kübik doğranan domatesi aspirinleyerek şişelemek… sıcak suda az haşlayarak poşetleyip, dondurmak… Soyup, rendelediğiniz ya da parçalayıcı makineden geçirdiğiniz domatesi (püre) kaynatıp, içine yağ katarak kavanozlara koymak… Böldüğünüz domatesleri tuzlayıp gölgede kurutmak… Kırmızı biberli domates konservesi yapmak….

Kırmızı etli biberler tepsilerde kurutulma yerine, fırınlanıp, elektrikli öğütücüden geçiriliyormuş. Dibek biberi yapanlar azalmış. Tohumlarını kurutup, yağlayarak tüketiyorlarmış. Bağışıklık sistemini güçlendiriyormuş.

Arkadaşım renk renk reçel, envai çeşit turşu yapmış. Teyzemin kereviz sapıyla bağladığı patlıcan turşusunun tadını bir daha yakalayabilir miyim? Satılan turşu tozu / sularıyla yapılan turşularla biraz zor gibi…

Tarhana ve salça

Baş konu: her yörede yapılış şekli aynı, içeriği ve saklama şekli farklı olan tarhana. Yazlık sebzeleri kış aylarında da tüketebilmemizi sağlayan tarhana, çorbaların kraliçesidir bence. Ancak, meşekkatli yapımı esnasında hamurun üstüne konan -Ege’ye özgü olduğunu bildiğim çalı- tarhana otunun ekşimiş yoğurtla bütünleşen kokusunun güzel olduğunu söyleyemeyeceğim.

Çocukken, sofra bezinde topak şeklinde kurutulmuş tarhanayı annemin gözetiminde “avkalayarak” un haline getirirdik, gönülsüzce.

Tarif fazla değişmemiş. Yenilikçi tarhana denemelerinden hemşerilerim de payını almış. Kuzenimin yaptığı kızılcıklı ve ısırgan otlu tarhananın tadını sevdim.

Salça olmazsa olmaz. Çocukluğumun kahvaltılarında annemin ceviz, çökelek, sarımsak, baharat, yağ ekleyerek çeşnilendirdiği karışık salçayı severek tüketirdik.

Küçük tavsiyeler!

Sohbet sırasında cahilane sorularım zevkle yanıtlanıyor, ‘olur a yaparsam’ diye öneriler de bulunuyorlardı: “Börülceyi az haşlayıp, sofra bezinde nemini aldıktan sonra torbalayasın!” , “Barbunu sakın yıkama, filizlenir, dondurucun tarla oluverir!”,”Haşladığın bamyayı poşetlerken domates-biberini de içine koy, rahat edersin!”, “Közleyip soyduğun patlıcanın kararmasını azıcık yağlayarak, engellersin! ” ” Turşuya kaya tuzu katasın!”, “Sarımsakları soyup, zeytinyağına koy! Yağını salataya kullan, sarımsağı yemeğe!” , “Turşuya nohut koymayı unutma!”

Çocukluğumda

İşte bu süreçte gel-gitler yaşadım, çocukluğuma döndüm sıkça.

Biber temizlediğimizi unutup, gözümüzü ovuşturduğumuzda yanan gözlerim… Eve sinen tarhana kokusu… Biberin dibekte dövülmesi sırasında demirelin oluşturduğu ritim…

Toz-böcek girmesin diye reçelin üzerine örtülen yemeniyi sıkça değiştiren annem… salça-tarhana leğeni çevresinin yasak bölge olması…

Tulumbanın başında domates yıkayışımız… Sebze temizliği için sokaktaki oyun süremizin kısıtlanması…

Kurumaya bırakılan domateslere dadanan kuşları kaçırtmamız… Zerzevatı pazardan taşımak… Annemin “şimdi yapalım ki: kışa elimize hazır gelsin!” düsturu…

Nane kokan evimiz… Kışın yapılan kuru biber yoğurtlusunun tadız… Bayat ekmek doğranmış tarhana çorbasının üzerine konan çökelek ve… Pul biberli kızgın yağın tabaklarımıza dökülürken çıkardığı o ses… Çorbaya eşlik edecek soğanı parçalayan babamın cücüğünü kardeşime uzatışı…

Kuru patlıcan dolmasının morarmış içini yeyip, kabuğunu babamdan gizli annemin tabağına aktarışım… turşulukları ve parmaklarımızı yorgan iğnesiyle delişimiz… Yumurta kokusu midemi bulandırdığından erişte, kuskus, makarna kesilirken evden kaçmak isteyişimle tezat yalancı mantı sevgim… Taşla zeytin kırışımız… Annemin günde üç-dört kez suyunu değiştirerek tatlandırıp, önümüze koyduğu yeni ürün zeytin… Kardeşimle yediğimiz zeytinlerin çekirdeklerini sayışımız… Zeytin çizerken ellerimizin boyanması…

Yıllar önce belleğimin dondurduğu kokular, tatlar, fotoğraflar, sesler dipdiri çıkıverdi dondurucudan… Tam da yüreğimin kışında… (ŞD/CC)

Not: Bu Yazı bianet.org Sitesinde Yayınlanmaktadır.

Bir cevap yazın