Kültür Sanat

Farklı Bir Atatürk’le Tanıştım

Farklı Bir Atatürk'le Tanıştım

“Mustafa Kemal Atatürk Mücadelesi ve Özel Hayatı (1881-1927) kitabını okuyup bitirdiğimde, öğrenim yaşamımda ve sonrasında okuyup öğrendiğim ve hep sevdiğim Atatürk’ten’ten farklı bir Atatürk’le tanıştım.

Kitabın yazarı İpek Çalışlar ilk kitabı “Latife Hanım”ın hayatını yazarken yakından tanımaya başladığı ve eşiyle eşit ilişki kurmaya çalışmasının dikkatini çektiğini; ikinci kitabı “Halide Edip”i yazarken de onu çalışma arkadaşı bir kadının gözüyle yeniden tanıdığını, anlatılması zevkli ama yazılması zor ve dokunulmazlıkları olan büyük bir kişiliği Mustafa Kemal Atatürk’ü; kız kardeşi Makbule Hanım’ın 1950’li yıllarda gazetelerdeki anlatımlarını okuduktan sonra yazmaya karar verdiğini söylüyor kitabın önsözünde.

Bölümler

  • 559 sayfa, 3 kısım ve toplam 61 bölüm
  • 1. Kısım İmparatorluk Yılları ( 158 sayfa, 16 bölüm, 145 ara başlık) ,
  • 2. Kısım İşgal ve Milli Mücadele (289 sayfa, 31 bölüm, 221 ara başlık),
  • 3. Kısım Cumhuriyet ve Sonrası (137 sayfa, 14 bölüm, 143 ara başlık)

 Kaynaklar

  • 576 kaynak
  • 8 arşiv belgesi,
  • 295 (yerli-yabancı) kitap,
  • 109 makale ve gazete yazısı,
  • 12 tez çalışması,
  • 45 internet kaynağı,
  • 5 görüşme,
  • 2 televizyon programı. 

Çalışlar kitabı yazma sürecinde;

  • çocukluk ve delikanlılık yıllarının geçtiği Selanik’e, anneyle babasının yaşadığı Çayağzı’na ve ‘karga kovaladığı’ Langaza’ya, askeri idadiyi okuduğu Manastır’a, Çanakkale’deki savaş alanlarına, Çankaya Müze Köşküne, Birinci ve İkinci Meclis binalarına, Diyarbakır, İzmir ve İstanbul’da yaşadığı evlere gitmiş ve hafızasına nakşetmiş.

incelediği belgeler ışığında, kitaba eklediği haritaya;

  • yaşadığı mahalleyi, doğduğu evi, ailesinin ikinci evini, Selanik’te görevli iken aldığı iki evi, günümüz Türkiye Konsolosluğunu, anneannesinin evini, babasının gittiği kahveleri, okuduğu Askeri Rüştiye’yi, gittiği ilkokulu, annesinin gelin gittiği evi, babasının gömüldüğü camiyi, Fransızca dersi için gittiği koleji, üvey babasının çalıştığı Rüsumat İdaresini işaretlemiş.

Atatürk biyografilerinin tümünün erkekler tarafından ve erkek kaynak kişiler dayanağında yazıldığından hareketle, kadınların da anlattığı bir Atatürk yazmak istediğinden;

  • Zübeyde Hanım, Makbule Hanım, Halide Edip, Latife Hanım, Afet İnan, ve Sabiha Gökcen’le görüşen ya da yakınında bulunmuş gazetecilerin anlatımlarından yararlanmış.

Zamanında çocuk olmuş, annesinin dizinin dibinde ağlamış, aşık olmuş, keyiflenmiş, kederlenmiş Atatürk’e çok yakından baktığını ve gün gün izini sürdüğünü,  ‘yoksul aile’, ‘başarısız baba’, ‘karga kovalayan çocuk’ gibi klişe anlatımları tersine çevirdiğini söyleyen yazar; ailenin varlıklı, “Pembe Ev” dahil altı evleri olduğunu, babanın ileri görüşlü, azimli ve zeki olduğunu, annesinin varlıklı bir aileden geldiğini ve çevresinde kabul gören bir kadın olduğunu, Küçük Mustafa’nın yoksul bir yetim olmadığını saptamış. Atatürk’ün yaşamındaki bazı kör noktaların üzerine gitmiş.

Hayatın tüm hoyratlıklarına karşın ölen babasının da yerini dolduran bir anne özverili bir dayı, görmüş geçirmiş ve anlayışlı bir üvey baba tarafından itinayla ve şefkatle büyütülen zeki, yüzü başarıya dönük azimli bir çocukla karşılaştığını söylüyor, yazar.

Roman olarak, ama çok daha dikkatli bir okuma gerektiren kitap insanın elinde akıp giderken değişken duygular yaşatıyor. Kitap tanıtımı amaçlı bu yazıyı yazarken bile zorlanan ben, İpek Çalışlar’ın on yılı aşkın süren ve çok titiz bir çalışmayla ortaya çıkardığı bu şahane kitabı yazarken ne denli zorlandığını hayal bile edemiyorum.

İmparatorluk yılları

Kitabın 1. kısmında Selanik’le,  Zübeyde Hanım ve Ali Rıza Efendiyle tanışıyor, Mustafa’nın doğumu ve çocukluğuna, mektep günlerine, babasının ölümü üzerine gittikleri dayısının çiftliğinde geçirdiği günlere, üvey babasına dair bilgileniyoruz. Abdülhamit’le büyüyen Mustafa’nın Harp Okulu yılları, sultan deviren şehir olan Selanik, sırtına gümüş pelerin giyen Mustafa Kemal ve böbrek enfeksiyonu tedavisi için gittiği Karlsbad günlerine dair bilgileniyoruz.

İşgal ve Milli Mücadele

Kitabın 2. Kısmı, “13 Kasım 1918 günü denize bakan çehresi değişmiş, ürkütücü savaş gemileri Marmara Denizi’nin mavi dinginliğine son vermişlerdi,” cümlesiyle başlıyor ve “ 9 Eylül 1923 günü halk fırkası resmi kuruluşunu tamamladı, başkanlığa Mustafa Kemal’i seçti,” cümlesiyle sona eriyor.

İşte bu ilk ve son cümle arasında geçen beş yıl, işgal ve Milli Mücadele yılları aynı zamanda Mustafa Kemal’in mebus olduğu ve evlendiği bir dönem…

Cumhuriyet ve sonrası

Kitap,  Cumhuriyet’in ilanı başlayıp, 1927’de Mustafa Kemal’in önderlik ettiği Milli Mücadele’yi tarihe kaydetmek üzere Nutuk’u kaleme aldığı günlerin hikayesiyle sona eriyor.

Bu kısımdaki özel yaşamına dair alt başlıklar da daha önceki kısımlardaki benzer alt başlıklar gibi onu daha iyi tanımamızı sağlıyor.

3. Kısım 50. Bölüm: Kişisel özellikleri, alışkanlıklarıyla Cumhurreisi (özetle)

Rumeli şivesinin etkisiyle ‘h’ harfini okumaz,  ‘ş’ harfini ‘j’ diye, ‘o’ harfini  ‘ü’ ya da ‘u’ diye okur,  “a be”, “heyt” ve “bre” nidasını kullanır, heceleri bastırarak söyler, “bak beri çucuk” diye seslenir, konuşurken –takma- dişlerinin arasından ıslık sesi çıkardı.

Münasebetsiz durumlarda hayvan, anlamsız davranışlar karşısında ahmak, ebenneka ya da akl-ı perişan der, öfkelendiğinde “mendebur”, çok kızdığında “katalavis (anlamıyor musun)”, karşısındaki lafı uzattığında “sadede gel”, anlamında “yani”, lafı değiştirmek istediğinde “başka”, bazen “eşekulu eşek” alengirli durumlarda “men dakka dukka” derdi.

Anılarını yazardı. Hafızası kuvvetliydi, ancak tarih-gün ve isim hatırlamakta zorlanırdı. Enerjisi hayatiyet fışkırır,  bittiğinde ise depresif olurdu. Dinç tutmaya çalıştığı enerjisi onu uyutmazdı. 99’lu kehribar tespihini elinden düşürmezdi. Aydınlığı ve temiz havayı severdi. Sigara ve kahveyi çok severdi. Söze gireceğinde bir gözünü yumar, bir şey düşünürken sigarasının dumanıyla halkalar yapardı.

İnsanları yüzleştirmeyi tercih eder, reddedilmekten çekinirdi. Utangaçtı, hayalleri genişti. Titizdi, giyimine düşkündü. Sarı leblebiyi çok severdi. ’İnsanı hipnotize eden metalik tınılı, hafif ince’’, “gönül tellerine dokunan büyülü”, “cazip”, “çınlayan” bir sesi vardı. İyi bir hatipti. Söylevlerini kendi hazırlardı. Kokulu yiyecekleri sevmez; ızgara kefal, İzmir çipurası, İtalyan soslu makarna ve irmik helvası severdi.

Misafirperverdi. Bir vazifede kullanacağı kişileri sofra meclisinde imtihan ederdi. Sofrasında Fevzi Çakmak, İsmet İnönü ile ordu ve hükümet mensupları sıkça yer alır, yemek esnasında hayal, tasarı, ıstırap ve hatıralarını anlatırdı. Güreşmeyi ve güreşenleri izlemeyi severdi.

Çevresine neşe, cesaret ve nefse itimat telkin ederdi.

Çehresinden daima bir sertlik, gözlerinde derin bir bakış görülürdü. Alnı düşünceli ve çatıktı. Neşeli ve muzipti, romantik ve maceracı ortamlarda mutlu olurdu. Cömertti, bazen hasisliği tutardı. Bilardo oynar, briçe bayılmaz, pokeri çok severdi, Kazandığı parayı sahiplerine geri verir ya da çalışanlarına dağıtırdı. İçkisine çok müdahale eden Hikmet Bayur’u Afganistan’a büyükelçi atamıştı. Çifte tabancayla gezer, yakınlarına silah hediye ederdi. Hizmetçi ve neferleriyle arkadaşça konuşurdu.

Mütefekkir oldukları için Abdülhak Hamit ve Yusuf Akçura’dan ürker, Lenin’i sever, Mussolini’yi küçümser, Roosvelt’e dostluk hisseder, kumandan olarak Muhammed Peygambere, Fatih’e ve Timur’a hayran, Napolyon’u bazen severdi.

Uyurken keten gecelik entarisi giyer, ipek krep iç çamaşırı kullanırdı. Köpekleri çok severdi. İlgisini çeken bir kitabı tek oturuşta bitirmek ister, gözleri yorulup yaşardığında tülbentle gözlerini kurulardı.

(Yazar, 11 sayfalık bu alt başlık için 46 adet yayından yararlanmış.)

Keyifli okumalar

İpek Çalışlar hakkında

Gazeteci, araştırmacı ve yazar. Üsküdar Amerikan Kız Lisesi ve Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezunu.  Gazeteciliğe TRT Haber Merkezi’nde başladı. 12 Eylül’de TRT’den ayrıldı; 1980’lerde muhalefetin sesi olan “Nokta” dergisinde haber müdürlüğü yaptı, kısa ömürlü “Söz” gazetesinin ve patronsuz dergi olarak bilinen ‘Sokak’ın kurucularından biriydi. 1990-1992 yılları arasında Hamburg’da cinsel kimlikler üzerine araştırma yaptı. Türkiye’ye dönünce “Cumhuriyet” gazetesinin haber müdürlüğünü üstlendi, ardından 10 yıl süreyle “Cumhuriyet Dergi”yi çıkarttı.

2006 yılında çok satan biyografisi Latife Hanım ile edebiyat dünyasına adım attı; bu kitabıyla PEN Yazarlar Derneği Duygu Asena Ödülü’nü aldı. İkinci kitabı Halide Edib – Biyografisine Sığmayan Kadın 2010’da yayımlandı. Kültür Bakanlığı ödüllü bir senaryosu ile edebiyat çevirileri var.

Oral Çalışlar ile evli. Reşat Çalışlar’ın annesi. (ŞD/APA)

Künye: İpek Çalışlar, Mustafa Kemal Atatürk – Mücadelesi ve Özel Hayatı (1881-1927), Yapı Kredi Yayınları, 2018.

Not: Bu Yazı bianet.org Sitesinde Yayınlanmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir