Sair Yazılar

Solmasın Güzelim Adabelen Çiçekleri

Solmasın Güzelim Adabelen Çiçekleri

Solmasın Güzelim Adabelen Çiçekleri

17 Nisan; Köy Enstitülerinin Kuruluş Yıldönümü.Tam da bugün geçti elime; Ortaklar Öğretmen Okullular (Adabelenliler) Derneği yayını olan Adabelen (Eğitim Kültür Sanat Aktüalite) Dergisi‘nin Nisan/2011 sayısı.

Dergide Prof.Dr. Kemal Kocabaş imzalı “Köy Enstitüleri-Öğretmen Okulu Binaları Yıkılmasın” başlıklı yazı ile Eğitimci-Gazeteci Ünal Türkeş imzalı “Bizi Affet Okulum başlıklı yazılar beni 35 yıl uzağa götürüp, iş bu yazıyı yazmama vesile oldu.

* * * * *

1955-1956 mezunu bir Adabelenli olan Ünal Türkeş Ağabey yazısı etkileyici. Özetle diyor ki…

“Ortaklar Köy Enstitüsü’nde okuyan-yetişen binlerce öğretmenden biriyim. 26 yıl öğretmenlik, 50 yıl gazetecilik yapan eğitim neferi bir gazeteciyim. 74 yaşındayım. 55 yıl süren ayrılıktan sonra okulumu ziyarete gittiğimde gördüklerimden çok utandım. Ortaklar Köy Enstitüsü’nü bu duruma getirenlere çok kızdım ve eşimin ve çocuklarımın yanında ağladım.

“Emekli öğretmen ve gazeteci Ünal Türkeş olarak 55 yıl sonra 500’dan fazla eğitimcinin, katıldığı hasret buluşmasında, okul karavanasından, kuru fasulye, pilav, turşu ve tulumba tatlısı yedik. Ortaklar Anadolu Öğretmen Lisesi Korosunun konserini ve halk oyunlarını izleyince mutluluk doldu içime.

“Gezi sırasında şaşkınlık içindeydim. (…) Kapısına asma kilit vurulmuş ve pencere camları kırık idare binamızı, bacaları yıkılmış derslik binamızı, müzik odamızı, revirimizi, kantinimizi, işliklerimizi, yatakhaneleri, çatıları ve saçakları çökmüş, çürümüş hamamın içler acısı görünüyordu.

“Önlerinde durarak, teker teker konuştum onlarla. Yıkıldım. Hepsinin resimlerini yayınlayacaktım; ama onuruma yediremedim. Ne de olsa Ortaklar Köy Enstitüsü benim Öğretmen Okulumdu… Kötü duruma gelmesinde benim gibi pek çok arkadaşımın ihmali ve duyarsızlığının olduğunu da düşünüyorum. Bakıp da görmemek, işitip de duymamak, kalemi olup da yazmamak, dili olup da söylememek, bu iş beni ilgilendirmez demek, çok ama çok kötü bir anlayış! Kendimi sorguladım.

“Ortaklar Köy Enstitüsü’mü ve İlköğretmen Okulu’mu, Anadolu Öğretmen Lise’mi yermek, kötülemek, bir ahde vefasızlık, densizlik olur. Ama karşılaştığım durumu hiç iç açıcı bulmadım.

“Ortaklar Köy Enstitüsü tüm binaları ve yerleşkesi 2000 yılında ‘sit alanı’ ilan edilmiş; ama değil korumak, çürümeye yok edilmeye mahkum edilmiş. Pes doğrusu…

“Sit kararı veren, İzmir Tarihi-Doğal-Kültürel ve Turistik Varlıkları Koruma 2’nolu Kurulu’nu, Aydın Valiliği’ni, Aydın İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nü, Germencik İlçe Kaymakamlığı’nı ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nü, Vakıflar Bölge ve İl Müdürlüklerini, Milli Eğitim ve Kültür Bakanlıklarını ve konuyla ilgili tüm birimleri, Ortaklar Köy Enstitüsü’nü, yeniden 1948’lerdeki, 2000’lerdeki haline kavuşturulması için çalışmaya çağırıyorum.

“Eğer buna devletin gücü yetmez deniyorsa Adabelenli öğretmenler; ilgili sivil toplum örgütleri işbirliği ile, maddi ve manevi gücümüzle her türlü desteği vermeye hazırız.(…) ”

* * * * *

Ortaklar Köy Enstitüsünden, Ortaklar Anadolu Öğretmen Lisesi’ne giden yol, 1944’lerden günümüze uzanıyor.

Bu yazı çokça Ortaklar’daki bu okulun, biraz da benim kişisel tarihimi içeriyor.

* * * * *

Yer: Aydın İli, Germencik İlçesi, Ortaklar Beldesi’ne 2 Km. uzaklıktaki Adabelen Mevkii.

Arazi büyüklüğü: 2000 dönüm.

Arazi özellikleri: Bataklık ve çorak

16 Ağustos. 1944. İzmir-Kızılçullu Köy Enstitüsü öğrenci ve öğretmenleri ilk hizmet binalarının temelini atıp, inşaata başladığı tarih.

Arazinin değerlendirilişi: Hizmet binaları dışında tarıma elverişli alanlarda 100 dönüm incirlik, 50 dönüm sebze bahçesi, 100 dönüm zeytinlik, 250 dönüm buğday- arpa-pamuk ekimi için ayrılmış, ağaçlandırma yapılmış, ağıl ve kümesler inşa edilmiş.

1945-1946 Öğretim Yılı. Kızılçullu Köy Enstitüsü’nden tüm sınıflara kaydırılan öğrencilerden son sınıftakilerin mezun edildiği tarih.

İnşaata başlanan tarih ile ilk mezunların verildiği tarih arasında geçen süre: 22 ay.

22 ayda inşa edilen hizmet binası sayısı: 18.

22 ayda inşa edilen öğretmen lojmanı sayısı: 15.

22 ayda inşa edilen toplam bina sayısı: 33.

İnşaat işçileri: Kültür dersleri ve mesleki eğitim dersleri alan öğrenciler.

İnşaat işçilerinin rehberleri: Öğretmenler.

* * * * *

1945-1946 Öğretim Yılında 5 yıllık ‘Köy Enstitüsü Programı’ uygulanmak üzere -açılan Ortaklar Köy Enstitüsü, 6234 sayılı kanunla yapılan değişiklik sonucu 1954’de kapatılıyor.

Aynı yıl, aynı yerde ‘İlköğretmen Okulu Programı’ uygulanmak üzere açılan Ortaklar İlköğretmen Okulu, 20 yıl sonra, 1974-1975 Öğretim Yılında Öğretmen Lisesi’ne dönüştürülüyor.

Ocak 1976’da okul bünyesindeki binalarda sınıf öğretmeni yetiştirilmek üzere açılan iki yıllık Ortaklar Eğitim Enstitüsü, kısa süre daha sonra kapatılarak öğrenciler Ankara Eğitim Enstitüsü’ne naklediliyor.

1989-1990 Öğretim Yılında kapatılan Öğretmen Lisesinin yerine açılan Ortaklar Anadolu Öğretmen Lisesi halen yapılan yeni hizmet binasında eğitime devam ediyor.

* * * * *

İlkokulu bitirdiğim yıl (1969) öğretmen olma hayaliyle başladığım ve yatılı okuduğum Ortaklar Öğretmen Okulu’ndan, 1976’da Ortaklar Öğretmen Lisesi diplomasıyla yani öğretmen olamadan mezun oldum.

Yatılı ve gündüzlü okuyan yaşları 11-20 arasında değişen kızlı oğlanlı 1500 öğrenci.

Ege çevresi illerden gelen ağırlıklı olarak kırsal kesim ağırlıklı öğrencilere eğitim-öğretim veren 100 kadar öğretmen.

Büyüklü küçüklü binalarda, her ders için ayrılan özel mahallerde yapılan ağırlıklı olarak uygulamalı dersler. Sabah ve akşam etütlerinde ders çalışmak. Hafta sonları evci çıkmak.

Cumartesi günleri Ortaklar’a alışverişe gitmek. Meydandaki beyaz boyalı duvara yansıyan filmleri cumartesi geceleri çiğdem çitleyerek izlemek. Akşamüstleri ve etüt aralarında teknik odadan yayımlanan müzik eşliğinde meydanda volta atmak. Pazar günleri radyodan futbol maçı dinlemek.

Ders çalışmak, ödev yapmak. Dolabını, yatağını düzenli tutmak. Çamaşır yıkama- ütülemek. “Yüksek yüksek tepelere” türküsü eşliğinde 53 kişilik yatakhanede uykuya dalmak. Nöbetçi öğretmenlerin yat-kalk komutlarına biçare uymak. İdare tarafından dağıtılan giysi-forma-kitap vb.ni temiz tutmak.

Akranlarımızla ve üst sınıflardaki ağabey-ablalarımızla saygı-sevgi sınırında ilişki kurmak.

Gül reçelli-sana yağlı, tatsız-tuzsuz zeytinli, gravyer peynirli (elbette Amerikan yardımı) nevaleyi, tencere içinde kaynatılan ve şekeri kendinden menkul çayımtrak su eşliğinde yemek. Kahvaltıda çorba çıktığında aç kalmak. Yemekhanedeki beklenen uzun kuyruk tükenip de yemeğimizi aldığımızda oturabilecek yer bulduğunda alel acele tıkınmak.

Kantinde boyoz/simit yemek. İçine beyaz leblebi attığımız gazozları içmek. Çaya batırdığımız bisküvileri tüketmek. Bahar aylarında çubuk dondurma -sütsan yalamak.

Piyano eşliğinde yapılan müzik dersleri. Mandolin-flüt sesleri.

Açık havada resim yapmalar.

Basketbol, voleybol, jimnastik, yakantop, gülle, cirit dahil bilumum sporları kuralıyla öğrenmek ve not almak.

Ev işi derslerinde beyaz önlüklerimizi giyip dikiş-nakış öğrenmek.

El işi dersinde tahtadan oyuncak yapmak, kitap-defter ciltlemek, tarım dersinde aşı yapmak, meyve-sebze toplamak. Laboratuarlarda çocukça ama tehlikeli şakalar yapmak.

Düzenlenen her türlü sosyal, kültürel, sportif ve bilimsel etkinliklere katılmak. Okul tiyatrosu, koro ya da orkestrasıyla turneye çıkmak. Spor turnuvalarına gitmek. Özel gün ve haftaları, özellikle 16 Mart’ları layıkıyla kutlamak. Öğrenci Derneğinde görev almak. Nöbetler sayesinde bir hafta derslerden, sınavlardan kaytarmak.

Çocukça flörtler yaşamak. Aşk acısı çekmek, aşk güzelliği yaşamak.

Tuvaletlerde, metruk yerlerde sigara içmek. Üst sınıflardayken Söke’ye, Aydın’a, İzmir’e kaçmak. Pazar sabahları mıntıka temizliği yapmamak için her türlü numarayı çekmek.

Dostluk, arkadaşlık, dayanışma, paylaşım, saygı-sevgi. Grup normları, sınıf iklimi, takım ruhu.

Kaliteli öretmenler. Lojmanda oturan, bazısı otoriter veya şiddet-sever, bazısı sevecen ve şefkatli olan öğretmenler. Çoğunluğu bize abla-ağabey/anne-baba olan öğretmenler.

Yüksek okul başarısı. Ortak yaşam kuralları.

Söz hakkı olan öğrenciler. Ve onların temsilcisi olan Öğrenci Derneği.

Alınan öğretmenlik hakkının geri alınması için gerçekleştirilen bir dizi eylemin merkezi olan Ortaklar.

Ülke çapına yayılan eylemler, sürgün, tart ve yargılanmaları getirince, yaşamı makas değiştiren akranım Adabelenliler.

* * * * *

Neredeyse 35 yıl geçti o yıllardan bu yana. Yaşamımın en güzel yılları saydığım o altı yıl boyunca okul yerleşkesinin her yerinde, bize verilen eğitim-öğretimin her aşamasında hissettiğim -soluklaşmış olsa da- “Köy Enstitüsü ruhu” nedeniyle her 14 Nisan günü selam veririm; o ruhu oluşturanlara ve yolu Ortaklar’dan geçen her bir Adabelenliye.

* * * * *

Adabelen tepesi eteklerindeki 2000 dönümlük çorak ve bataklık araziyi eğitim ve tarım arazisine dönüştüren Köy Enstitülü ağabey ve ablalarımızın eseri olan dersliklerde eğitim gördüğüm, inşa ettikleri atölyelerinde becerilerimi geliştirdiğim, diktikleri ağaçların meyvelerini çalıp yediğimiz, ahırlarda, kümeslerde büyüyen hayvanların et-yumurta-sütüyle büyüdüğüm, sebze bahçesine dönüştürdüğü alanlara ekilen marul-soğanları ekmek arasına katık yaptığım, miras aldığım değerleri edindiğimi unut(a)madım.

Köy Enstitülüler zamanından bizlere yansıyan ruh soluk olsa da; dönemin koşullarında bizlere verilen eğitim özeldi.

Biz onlar gibi ağaçlandırma yapmadık, bataklık kurutmadık, yol yapmadık. Biz “Üretim içinde eğitim-öğretim” felsefesine dayalı Köy Enstitüleri Öğretim Programı”na dayalı bir eğitim almadık.

Ancak onlar gibi hayatın her alanında tasarruf etmek, sağlığımızı korumak, kendimizden küçükleri ve aciz insanları kollamak, doğayı korumak, kendini ifade etmek, başkalarının haklarına saygı göstermek bilinç ve değerleri bize de aşılandı.

Ancak onlar gibi zorluklarla mücadele edebilecek kişiler olarak yetiştirilmemiz için çaba harcandı. Ancak onlar gibi yetiştirdiğimiz ekinde, kaldırdığımız hasatta, yemekhanede kestiğimiz ekmekte, pişirdiğimiz yemekte, temizlediğimiz yatakhane ve sınıflarda o ruhu hissettik.

Ancak Beden Eğitimi dersinde eğlence, zevk ve heyecanla karışık duygu-hareket-ritim estetiği kazanırken, çok sesli müzik korosunda ‘Zahit’ türküsünü söylerken, sınıf orkestrasının çaldığı “Hayat Bayram Olsa” şarkısına eşlik ederken, yazdığımız kompozisyonlarda çocukça özlemlerimizi ifade ederken, Atatürk Oratoryosunda “İzmir’in denizi kız, sokakları hem kız hem deniz kokar” diyen koroya salondaki tüm öğrenciler katılırken o ruhu hissettik.

Ancak, ezbercilikten uzak, düşünmeye, soruşturmaya, doğruları ve gerçekleri akılcı yollardan araştırmaya özendirmek için gözlem, deney, araştırma, inceleme ve tartışma gibi tekniklerle bir şeyler öğrenirken, değişik sorumluluklar verilerek bu duygu pekiştirilirken, birlikte yaşama-çalışma-öğrenme, başarı/başarısızlıklarımız değerlendirilirken, toplumsal tutum-alışkanlıkların kazandırılırken o ruhu hissettik.

* * * * *

Bize bu ruhun aşılanmasında içinde eğitim gördüğümüz dersliklerin, içinde uyuduğumuz yatakhanelerin, içinde yemek yediğimiz yemekhanelerin, avaz avaz şarkılar söylediğimiz müzik salonunun, top koşturduğumuz sahanın, atölyelerin, gölgesinde tarım çalıştığımız ağaçların payı vardı.

Ve şimdi o binalar viran halde.

İçim üşüdü, içim yandı.

* * * * *

Ortaklar Öğretmen Okullular(Adabelenliler) Derneği Başkanı Mustafa ÖZMEN aqğabeyle konuştuk telefonda, bilvesile. İçimi ısıttı, içimi ışıttı söyledikleri.

“Ülkemizin ekonomik, sosyal, kültürel değerlerinin talan edildiğini yıllardır üzüntüyle gözlüyor ve izliyoruz. Tüm köy enstitülerinin olduğu gibi Ortaklar Köy Enstitüsü ve öğretmen okulu binaları da bu olumsuz süreçten nasibini aldı.

19. Mart 2011’de binden fazla mezunumuzla okulumuzda buluştuk. Arkadaşlarımız çürümeye yüz tutmuş, yaklaşık 15 yıldır kullanılmayan okul binalarının onarılarak, eğitime kazandırılması konusunda istek ve dileklerini belirtti.

Okulumuz binalarının yeniden yapılandırılmasında mezunlarımızın görüş ve önerilerini dikkate alarak bu kültür mirasımıza, inançla sahip çıkacağız.(…)”

* * * * *

Evet: 17 Nisan; Köy Enstitülerinin Kuruluş Yıldönümü.

Tam da bugün okudum iki Adabelenli ağabeyimin “Köy Enstitüleri-Öğretmen Okulu Binaları Yıkılmasın” ,ve “Bizi Affet Okulum başlıklı yazılarını.

Tam da bugün bir kez daha inandım Ortaklar Öğretmen Okulluların, Adabelenliler’in kararlılığına.

* * * * *

Tam da bugün bir kez daha haykırmak gerek: “Ortaklar dahil tüm köy enstitüleri-öğretmen okulları binalarının yıkılması engellenmeli, bu binalar değerlendirilmeli” diye avaz avaz.

Tam da bugün bir kez daha haykırmak gerek: “Solmasın Adabelen çiçekleri… (ŞD/BA)

*Şadiye Dönümcü. 1976’Adabelenli.

Not: Bu Yazı bianet.org Sitesinde Yayınlanmaktadır.

Bir cevap yazın