Basında Yaşlılık

Yaşlılık sefaleti

Yaşlılık sefaleti

Günümüzden 50 yıl önce Avrupa’nın endüstrileşmiş ülkelerinde “yaşlılık sefaleti”, günlük hayatta da açıkça gözlenebilen bir durumdu. İyimser gerontologlara göre bugün bu problem büyük ölçüde çözüldü. Ancak kötümserlere göre yaşlılık sefaleti devam ediyor. Sadece gözlenebilme özelliklerinde değişime uğradı, o kadar.

Gerontolog olarak ben kendimi ikinci gruba dahil ederim. Bizim ülkemizde de yaşlılık ve sefalet arasında sıkı bağlantılar olduğu açıkça görülüyor. Sadece Avrupalı endüstri ülkelerinden farkımız, bunun üzerinde ciddiyetle durmuyor olmamız. Hele korona salgıyla birlikte yaşlılık problemi tamamen arka plana çekildi, artık sadece sosyal medyanın durumu, turizmin çöküşü ve bildiğimiz yarım asırlık klasik problemler tartışılıyor.

Turizmdeki gençler ve yaşlılar

Ama yaşlılık sefaleti veya yaşlıların sefil durumu, hepimizi ilgilendiriyor, ilgilendirmeli. Bir de buna gençliğin eğitim, meslek, istihdam sorunlarını eklediğimizde, gelecekte de devam edecek olan yaşlılık sefaletini öngörebilmek, gerçekten bir uzmanlık meselesi değil. İlerleyen günlerde milyonlarca gencin hangi yaşam koşullarında yaşlanacağı şimdiden belli.

Geçen hafta Berlin’i ziyaret eden Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, meslektaşından umduğunu bulamadı. Berlin’e geliş nedeni, Almanya’nın Türkiye’yi tatil için tavsiye etmemesiydi. Basın toplantısında iki politikacının güncel duruma farklı bir yaklaşım gösterdiği anlaşıldı. Çavuşoğlu, kabaca ifade edecek olursam, Almanya’nın siyasi gerekçelerden dolayı Türkiye’yi tatil ülkesi listesine almadığını söylerken, Alman meslektaşı Brüksel kriterlerinden hareket ettiklerini, bu kriterlerin başında şeffaflığın geldiğini vurguladı. Çavuşoğlu’nun buna verdiği cevap ise oldukça şaşırtıcıydı: “Bizden daha az şeffaf ülkeler” ifadesini kullanarak, bu ülkelerin tatile uygun olarak kabul edildiğini, ama Türkiye’nin dışarıda bırakıldığını söyledi. Çavuşoğlu sözlerinde ve ileri sürdüğü gerekçelerinde haklıdır, ama bu ziyaretten Türkiye maalesef umduğunu bulamadı.

Şimdi bunun yaşlılık sefaletiyle alakası nedir? Yüzbinlerce genç insanımız turizm sektöründe çalışıyor. Şimdi hepsi de işsiz. Yaşamlarında bir yıl daha boşuna geçti. Para kazanamadı, emeklilik sigortasına ödeme yapamadı, belki devletin aldığı önlemlerle eline birkaç kuruş para geçti. Ortada tam bir tezatlık var. Bir taraftan beş yıldızlı oteller, modern tatil köyleri, sahiller, sahillerdeki kafeteryalar sinek avlarken, diğer taraftan işsiz gençler normal olmayan durumda normalleşmeye çalışan toplumun kenar mahallelerindeki köhne kahvehanelerde, sokak aralarındaki buluşma yerlerinde zaman öldürmekle meşgul. Belki de birçoğu büyükannelerine ve büyükbabalarına bakarak, onlarda kendi geleceğini görüyor.

Ama bunlar bizim sorunumuz sanki değil. Neredeyse konuşulmuyor bile. Biz, CHP’nin kurultayını konuşuyoruz. Muharrem İnce’nin aday olup olmayacağını, sosyal medyanın ahlaksızlığını, futbol takımlarımızın ekonomik sorunlarını tekrar tekrar masaya yatırıyoruz.

Sefalet koronadan beter

Gerçek sorunlara dokunmayıp yeni sorunlar icat etmede ustalaştık, eğitim sistemimizde bazı düzelmeler olduysa da, bazı sorunlar hala çözülemedi, buna bağlı olarak bilim alanında sorunlar yaşamaya devam ediyoruz. Ülke payı olarak, AB araştırma proje havuzuna çok para ödüyoruz, ama oradan başarılı çok az proje çıkartıyoruz. Duygu, düşünce ve davranış erozyonuna uğrayan insanlar çoğalmaya başladı. Sorunlarımızın kompleksliği arttıkça daha basit, daha bayağı çözüm yolları arayışına eğilimiz arttı. Bu, yüzlerce yıldır bilinen bir sosyal psikolojik eğilimdir. Sorunların üstesinden gelme kapasitesi tükendiğinde “inceldiği yerden kopsun” mekanizması devreye girer ve asıl o zaman sadece ipin ucu kaçmakla kalmaz, aynı zamanda tutuğun her ip ucunun koptuğunu görürsün.

Yaşlılık sefaleti, onlarca yıldan beri ele almadığımız kompleks yapısıyla dikkat çeken yaşlılık probleminin kopuk ip uçlarından biri. Bu sefalet, korona virüsten beter. Virüs bir gün gelir ya aşı bulunduğu için ya da bağışıklık kazandığımız için hayatımızdaki önemini yitirir. Tıpkı grip virüsü gibi. Fakat gençlik sefaletiyle doğrudan bağlantılı olan yaşlılık sefaletinin ne aşısı var ne de bağışıklık kazanılabilir. Bu yüzden artık katlanılmaz hale gelen ya da “kabak tadı veren” kısır tartışmaları bırakıp gençliğin ve yaşlılığın prensipte aynı sorunun farklı simaları olduklarını görelim ve bunu elbirliği ile çözmenin yollarını arayalım. Ülke olarak, gerontologların tavsiyelerini dinlemeye ve bu tavsiyeleri yerine getirmeye devam edelim… (İT/NÖ)

Not: Bu Yazı bianet.org Sitesinde Yayınlanmaktadır.

Bir cevap yazın