Kültür Sanat

80’ler Sergisi: Nereden Geldiğimiz Belli Değil mi?

80'ler Sergisi: Nereden Geldiğimiz Belli Değil mi?

80'ler Sergisi: Nereden Geldiğimiz Belli Değil mi?

Ankara’da yaşadığımdan İstanbul’un kültür sanat olanakları her daim cezbediyor beni. İstanbul SALT Beyoğlu ve Galata’daki “Nerden Geldik Buraya Sergisi” ve 14. İstanbul Bienali’ni uzatılmış bayram tatili sayesinde gezmek iyi geldi bana.

Beni 80’li 90’lı yıllara götüren ve dolayısıyla derinden etkileyen “Nerden Geldik Buraya Sergisi”ne dair gözlemlerimi paylaşmak, bienali gelecek yazımın konusu yapmak istedim.

Sevgili okur; Salt Beyoğlu’nun caddeye bakan cephesinin kepenkleri yukarı çekili olduğundan kapısı yok gibidir ve yolu İstiklal Caddesinden geçenlere açık davetiye gibidir, bir nevi. Eğer yolunuz oradan geçiyorsa ayaklarınıza ‘beni oraya götür’ diye talimat verin. İstanbul’da yaşıyorsanız yolunuzu biraz uzatıp sergiyi gezmek için çabalayın. İstanbul dışındaysanız ve buralara nerelerden geldiğimize dair kafanız net/net değilse eğer halen, SALT Beyoğlu ve Galata’yı ziyaret etmelisiniz, kanımca. Sergi 29 Kasım 2015’e dek açık. Kaçırmayın derim peşinen.

İlk mekân SALT Beyoğlu

SALT Beyoğlu’nun o güzelim binasına girdiğimde karşıma çıkan kocaman boyutlu kartpostalların yer aldığı Vahap Avşar’ın “Kayıp Gölgeler (Lost Shadows)” sergisi günün ilk sürpriziydi.

Sonradan anladım ki her iki sergi birbirini tamamlıyor.

Kartpostallardaki Kayıp Gölgeler

Vahap Avşar’ın 1990’lar itibarıyla AND yayınevinin afişlerini ve kartpostal arşivini ürettiği işlerinde değerlendirdiğini, 2010’da yayınevinin kartpostal koleksiyonunu satın aldığını öğreniyorum oracıkta.

Sanatçının AND koleksiyonundan seçerek büyüttüğü 50 kartpostalı çift taraflı kullanılabilen beton sergileme ünitelerinde incelerken her şey çok tanıdık geldi. 50 kez kadar büyütülmüş kartpostallarda gördüklerimin çoğu tanıdıktı, fotoğraflar gerçekten o zamanların belgesiydi. Dahası sergiyi gezen ben yaştakilerin konuşmalarından anladığım, onlarında aynı düşüncede olduklarıydı.

Kartpostal fotoğraflarının seçilme, sıralama ve sergileme başarısı sayesinde, ülkenin 70-80’li yıllar arasında hal-i pür melalini hatırlıyoruz kolayca. Anlatması güç, anımsaması acı, gezmesi keyifli bir sergi.

O zamanlar insanlar değişik vesilelerle ya da bilumum özel günlerde birbirine çiçek, hayvan, şehir, manzara, ünlü insanlar vb. fotoğraflı kartpostallar atardı. Yine o zamanların çocuklarının en az bir tane koleksiyonu olurdu; parça sayısı yüksek ya da az. Aklınıza gelebilecek her şey biriktirilirdi, en çok da kartpostal galiba. Sergi, çocukluğumun kaybolan gölgelerine götürdü beni. Aynı sergi, gençliğimde benden zorla (ç)alınan güzellikleri ve kaybettiğim güzel insanların artık soluklaşan anılarına götürdü.

Nerden Geldik Buraya?

SALT’ın web sitesinde “Nerden Geldik Buraya” sergisine dair yazıdan derlediğim ‘anahtar kelime grupları’ aşağıda.

Sevgili okur; boşlukları doldurmak size düşüyor:

“24 Ocak 1980 kararları”, ”neoliberal politikalara geçiş sinyalleri”, “12 Eylül askerî darbesi”, “kıskaçtaki politik muhalefet”, “artan devlet şiddeti”,” insan haklarının yok sayılması”, “askerî idarenin baskısı altında yapılan referandumla kabul edilen 1982 Anayasası”, “neoliberal politikalar”, “Anayasanın kabulü sonrası yönetime gelen Anavatan Partisi(ANAP)“, “tüketim odaklı toplum anlayışı”, “her tür muhalif eylem ve politik oluşumun önünde durmayı sürdüren askerî vesayet”, “1980’ler boyunca birbiriyle uyumlu hareket eden iktidar odakları”, “refah ve özgürlük ortamı vaatleri”, “toplumsal ve politik yaşamda otoriter yaklaşımlar”, “farklı sivil muhalefet ve temsil biçimlerinin ortaya çıkışı”, “gelişen sivil toplum hareketlerinin demokratikleşmedeki aktif rolü”, “gündelik hayatın politik bir mücadele alanına dönüşmesi”, “feministler, çevreciler, eşcinsel hakları aktivistleri, insan hakları savunucuları”, “politik temsiliyet olanağından yoksun grupların oluşturduğu alternatif birliktelikler”, ve “yeni toplumsal örgütlenmeler”…

Türkiye’nin yakın geçmişi ya da günümüz

“1980 sonrası ortaya çıkan toplumsal hareketleri” ve “popüler kültür ögelerini irdeliyor” ve “bu bağlamda Türkiye’nin yakın geçmişiyle bugünü arasındaki ilişkiyi görünür kılmayı amaçlıyor” denilen sergi amacına ulaşmış fazlasıyla, desem peşinen. Ayrıca bu sergi – ve ne güzel ki– SALT’ın 1980’ler odaklı projelerinin ilkiymiş.

Üç kata yayılan sergide aklınıza hayalinize gelebilecek her tür arşiv malzemesi değişik şekilde değerlendirilmiş. Halil Altındere, Serdar Ateşer, Aslı Çavuşoğlu, Barış Doğrusöz, Ayşe Erkmen, Esra Ersen ve Hale Tenger’in işlerinin her biri çok değerli.

Daha ilk kattayız kocaman bir ekran çıkıyor önümüze. Barış Doğrusöz’ün “12 Eylül 1980 -18 Mayıs 1989 arasında yayınlanan Fransız haber bültenleri ve devlet televizyon programlarından oluşturduğu” 2011 tarihli belgeseliniizliyoruz, görüntülere hiç de yabancılık çekmeden, elbette.

Sayı ve grafiklerle 80-90’lar

Yan duvarlarda grafikler var (ah, keşke farklı renk kullanılıp daha kolay algılanması sağlanabileydi!); 1980-1990 tarihlerini ayrı ayrı/birlikte içeren.

Mesela; sinema seyircisi sayısı, Halk kütüphanelerinden yararlananların sayısı, yayımlanan edebi eserlerin tüm diğer yayınlara oranı, yayımlanan edebi eser sayısı, 1982-1983’de İstanbul Kitap Fuarlarına katılımcı sayısı ( meraklısına ilki 62 bin, diğeri 100 bin) ile 1983 katılımcı yayınevi sayısı, 1987- ISBN sayısı, Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kanunu’nda Mart-86’da yapılan değişiklikle siyah poşete giren Playmen, Erkekçe ve Playboy dergilerinin siyah poşet öncesi ve sonrası satışları, 1984-Aylık dergi satışları, 1984-haftalık mizah dergisi satışları (meraklısına Gırgır 310.383 adet), günlük gazete tirajları (meraklısına Tan gazetesi 404.500 adet) vb.

İlginç değil mi? O günleri yaşarken sıradan geliyordu ama haftalık bir mizah dergisinin tirajı bile tek başına döneme dair ipucu bence.

Yazko, Playmen, Deng, Littera,Gırgır, Sokak…

Salonda metrelerce uzunlukta üç sıra halindeki masaların üstünde onlarca dergi var; ilgili dönemde yayım hayatını sürdüren. Ne büyük emektir onları toplamak? Emeğe saygı diyelim, dönemi araştıracak sair insanlara hizmet diyelim ve üşenmeyip not aldığım dergilerin isimlerini pencere yapalım yazıya.

1980-1990 arası yayımlanan süreli yayınlar

Doğan Kardeş – Kök – Bilim ve Teknik – Sanat Dünyamız – Video Sinema – Parantez – Hey – Fotoğraf Dünyamız – Yeni Forum – Eğitimde Bilgisayar – Kara Murat – Sokak – Öncü – Burda – Kadın – Gelişim Sinema – Tarih ve Edebiyat – Türkiye’de Sanat – Çevre – Mimarlık ve Görsel Sanatlar – Yazko Çeviri – Pencere – Yazko Edebiyat – Dalga – Yeryüzü Konukları – Video Haber – İnanç Haber Yorum Sanat – Ankara Sanat – Milliyet Çocuk – Batı Edebiyatları Araştırma Dergisi – Edebiyat Dostları – Poetika – Şiir Sanatı ve Sorunları – Ayrım – Saçak – Felsefe Yazıları – Kıyı – Doğuş Edebiyat Folklor Halk Bilim Dergisi – Gün Siyasal Haber Yorum – Broy Şiir – Tan – Dıgıl -İkibine Doğru – Sahne – Türk Edebiyatı – İktidar Yolu – Tarih ve Toplum – Newroz – Hayat – Mimar Sinan – İnfaz Aylık Tarafsız Siyasi Sosyal ve Kriminal Dergi – Yeni Çığ – Türk Dünyası – Arkitekt – Kelime – Tasarım – Ortaklaşa Polemik – Edebiyat – Bütün Dünya – Milliyet Aktüalite – Yedi İklim – Ala Carte Yemek Ve Mutfak Kültürü – Güneş – Nokta – Defter – Grafik Sanatı – İslam – Arkeoloji ve Sanat – Türkiye’miz – Playmen – Yeni Açılım- Littera Seçkinlerin ve Seçilenlerin Prestiji (Vip) – Zemin İlim ve Sanat – Üç Nokta – Maya – Size Aktuel Dergi Kitap – Ekinde ve Yazında Sesimiz – Deng – Metis Çeviri – Hürriyet Gösteri – Antoloji – Gırgır – Tiyatro – Çalıntı Müzik Kültür – Halk Bilimi – Felsefe Dergisi – Ateş Hırsızı – Argos – Eflatun – Uçan Türk – Doğa ve Bilim – Lale Koleksiyon Filateli – Nümismatik – Hakses – Atika Şiir Sanat – Kuram – Ev Kadını – Belleten – İmece – İlgi – Sanat Çevresi – Milliyet Sanat – Şehir Kent Kültürü – Peri Magazin – Günümüzde Kitaplar – Kadınca Örgü – Bizim Ocak – Emek Sosyalizm Teori -Pratik – Milli Kültür – Toplum ve İnsanlar – Kemalizm – İktibas – Tarama Dergisi – Sızıntı – Tevhid – Pam – Bastan Sona Resimli Seks Dergisi – Hıbır – Yankı – İcmal – Kemalist Atılım – Star – Somut Sanat Olayı – Vatan Güneşi – İlme İrfana Ümrana Köprü – Türk Folkloru – Ekonomi ve Politikada Görüş – Sur Sanat – Adam – Bu Meydan – Bilim Dergisi – Yeni Olgu – Efendisiz Aylık Politik Dergi – Artış – Ziya Gökalp Kültür ve Edebiyat Dergisi – Varlık – Töre – Özgür İnsan – Çağ – Aylık Teori Dergisi – Vip – Dünyaya Bakış – Yeni Moda – Dünyaya Bakış – Gergedan – Oyun – Sanat Kültür ve Sanatta Tavır – Demokrat! Muhalefet – Kitaplar Aylık Dergi – Yeni Düşünce – Stüdyo İmge – Dünya SOL’u – Yaşama Sevinci – Erkekçe – Sosyalist Feminist Kaktüs – Rehber – Galeri Güzel Sanatlar Dergisi – İmge – Ayrım – Erdem – Sizin İçin – Kadın Magazin – Süreç – Kumbara – Tele Magazin – Feminist – Birikim – Batı Trakya – Yeni İş Dünyası – Belgelerle Türk Tarihi Dergisi – Haftaya Bakış – Ribat Aylık İslami Dergi – Mavera Aylık Edebiyat – Antik & Dekor – Yıllar Boyu Tarih – Boğaziçi Aylık Kültür Sanat – Bağlam – Pratica Hem Ansiklopedi Hem Dergi – İzlek – Penthouse – Birlik – Tüm Dünya – Meş’ale – Sanat Seçkini – Türk Dili Dergisi – Medya Güneşi – Bilim Ve Sanat – Özgürlük Siyasi Kültürel Dergi – Türkiye Günlüğü – Fotoğraf Sinema – Amfora Turizm Tanıtım Kültür Çevre Dergisi – Başak Çocuk – Dekorasyon Sanat Yazıları – Toplumsal Kurtuluş – Emel Aylık Fikir Kültür Dergisi – Kavram – Defne – Yeni Seyirci Tiyatro Sanatı Dergisi – Hilal Dini Aylık Mecmua – Avni Mizah – Frankofoni – Düşün – Tempo – Mimar Vizyon Dekorasyon – Kemalist Ülkü – Vizyon Dekorasyon ve Sinema – Antika – Girişim Aylık Haber Yorum Kültür Dergisi – Elele – Sevgi Dünyası – Toplum ve Bilim – Türkiye Çocuk – RAM Bilgisayar – Yapı – Ses – Öykü – Gülpınar – Hizmet – Yeniden Hamle İktisat Dergisi – Gırgır – Akbank Kadın – Tercüman Çocuk – Milliyet El Örgüsü – Yarın – Yönelişler – Ev Dekorasyon – Süper Show – Yapıt – Karşı – Beyaz Perde – Refo Fotoğraf Sanatı Dergisi – Limon – Mızrap – Yazın – Kadın ve Aile – Türkiye Yazıları – Üç Çiçek – Zafer – Boyut Mimarlık – Oluşum – Aktuel – Fırt – Bilim Tarihi – Olay – Boy – TV’de 7 Gün – Gong – Kadınca – İstiklal Aylık Evrensel İslami Siyaset Dergisi – Lim – Demokrasi İçin Toplumcu Düşün – Kadınca – Playboy – Çağdaş Eleştiri Çeviri – Hisar – Tarık Dergisi – İnsanlar – Benissimo – Bravo Erkek Dergisi – Yeni Gündem – Dönemeç Kadın (Eksik varsa affoluna)

Birçoğunu bildiğim, önemli bir bölümünün okuyucusu olduğum, bazılarını yıllarca biriktirip sakladığım dergilerin yer aldığı bu bölümde çok oyalandım. Aslında çoğuna göz gezdirmek isterdim ama mümkün değildi.

O zamanlar süreli yayım alma alışkanlığı yaygındı sanki. Ben Milliyet Sanat ve Yazko’ları biriktirmiş, epey sonra bir arkadaşıma devretmiştim. Sokak Dergisi arşivim de evi su bastığında heder olmuştu. Bana hediye edilen Gırgır ciltlerini yıllar sonra daha çok kıymet bilecek birine vermiştim. Süreç içerisinde süreli yayın alma/okuma disiplinimi yitirdim; bir-iki sayı alıp bırakıyorum.

İllaki Carette Carettalar

Sergide Muğla-Dalyan İztuzu Plajına yapılacak inşaattan etkilenecek Caretta Caretta türü deniz kaplumbağalarına ilişkin 1987 tarihli kampanyanın afişlerini görmek, güzellikti benim için.

“Ben 95 Milyon yıldır buradayım. Ya siz?” diyen bu sevimli kaplumbağaların “Kendinizi benim yerime koyun ve gece üreme kumsallarından uzak durun”, “Kendinizi benim yerime koyun ve giderken çöpünüzü yanınızda götürün”, “Kendinizi benim yerime koyun kumsala herhangi bir taşıt kullanmayın”, ”Oyun için bile kumsalları kazmayın / şemsiye saplamayın”, uyarıları hala geçerli, elbette.

Reklamlar, posterler, video ve fotoğraflar

İkinci Köprü, Yavaş Feribotlar, Show TV’deki Savaş Ay’ın “A Takımı” programında konuğu olan İstanbul Emniyet Müdürü Necdet Menzir’le ilgili video, “Vapurlarımızı Vermiyoruz “ kampanyası…

80’li yıllarda çıkan Büyük Lorousse Ansiklopedisi, Kent Olips şekeri, Güneş Gazetesi, Beko çamaşır makinası, Petrol Ofisi, Teletaş Telekomünikasyon, Kartopu yünleri, Alo deterjan, Arçelik televizyonu ve Pastel kozmetiklerinin reklamlarının yer aldığı “Reklam Kuşağı” videosu da beni o yıllara kolayca götürdü.

“Cezaevlerindeki insanlık dışı koşulları protesto etmek ve tecrit sistemine geçişin ilk adımı olan ‘1 Ağustos Genelgesi’nin akabindeki açlık grevlerini destekleme amacıyla yapılan 27.11.1988 tarihli “Yaşam hakkına saygı yürüyüşü”nü, Yedikule Zindanları’nda 22.08.1989’da yapılan “İnsan Hakları Yarın Değil, Şimdi!” konulu basın toplantısını ve bu bağlamda Aralık ayında İstanbul dışındaki Aliağa Termik Santrali protestosuna dair poster, video ve fotoğraflar o yılların anlamlı anımsatıcılarıydı.

‘Haklarınızı bilin’

Sokak Dergisi, serginin temel başvuru kaynaklarından biri olmuş, anladığım. Bilenler bilir gerçekten çok güzel bir dergiydi. Sergide 1 Ekim 1989 tarihli ‘Sokak’tan “Başkalarının yazdığı değil, kendi yazdığınız rolü oynamayı düşünmez misiniz?” başlıklı “Üniversite” oyunu alınıp sanatçı tarafından aslına sadık kalınarak tasarlanmış ve poster olarak sergilenmiş. Çok keyifliydi, önerilir.

Sergi salonunun duvarlarında sokak dergisindeki vinyetleri görmek güzeldi. Benim için dergideki ‘haklarınızı bilin’ sayfaları sürpriz oldu. Kiracılar/ Yolculukta/ Askerlik Yolunda/ Çocukluğunuzu Yaşarken/ Evde Oturuken/ Karakolda/ Kadınlar Erkeğinize Karşı/ Travestiler/ Sokakta Yürürken vb. Konulu ‘haklarınızı bilin’ posterlerinin fotoğrafını çekip kişisel arşivime attım. Yerim dar olmasaydı, sizinle paylaşırdım ama…

Nesrin Topkapı, “Kadınlar Vardır”, 10 Kadın…

Sergide, 1980’i 1981’e bağlayan gece, ülkenin ilk ve tek televizyon kanalı TRT’ye dansöz Nesrin Topkapı’nın çıkmasına ilişkin videonun yer almaması söz konusu olmazdı kanımca. Videoyu izlerken “nerden geldik buraya” diyorum, hiç de şaşılası olmayan bir hayretle.

“Türkiye’de 2. dalga feminist hareketin ilk eylemlerinden olan ‘Bilinç Yükseltme Toplantıları’ (başlangıç: 1981) sonrasında “kadın hareketinin yeni sivil toplum yapılanmasında ‘öznel’ olanı kamusal alan çekmesini ve duyarlılık yaratma amaçlı sokak eylemlerine geçişine” dair uzun video çok iyiydi.

Filiz Kerestecioğlu’nun yazıp bestelediği “Kadınlar Vardır” marşının da söylendiği ilk kadın eylemini bu sayede izlemek güzeldi. Dönemin Türk filmlerinden alıntıların yapıldığı mesela Atıf Yılmaz’ın “Aaahh Belinda”sı gibi videoları izlemek için sıra bekleyemedim ama çoğunu daha önce izlediğim bu filmlerin hangi bölümlerinin alıntılandığını da merak ettim tabii.

Hafıza değil bellek

Sergide alternatif eğitim kurumu olup ticari şirket statüsünde 1986’da açılan, başkanlığını Aziz Nesin’in yaptığı Bilar A.Ş. Bilim Merkezi’nin 2 Nisan 1988 tarihli “Sendikacılıkla Dayanışma Sempozyumu programını; yine Bilar’ın 9.2.1987 tarihinde ODTÜ Rektörlüğüne hitaben yazdığı, ODTÜ’nün Bilkent’e alış-veriş merkezi olarak kullanılmak üzere arazi satmasından hareketle kendilerine de ‘biraz’ arazi satmasını talep ettikleri dilekçe gülümsetti beni, karanfilli.

Duvarlarda TRT’nin 1985 yılında radyo ve televizyon kanallarında 205 (yazıyla ikiyüzbeş) kelimenin (sözcüğün değil) kullanımının yasaklanmasına ilişkin genelge ve ekindeki liste sergileniyordu.Sanatçı , TRT’nin yasakladığı sözcüklerden 191’ine ulaşabildiği için çalışmanın adını 191/205 koymuş.

“Türkçenin yapı ve işleyişine ters düşen standart Türkçe seviyesine erişememiş” anı, andaç, anımsamak, bağıntı, başyapıt, bellek, biçem, çevrim, deneyim, devinim, devrim, dışalım, deneysel, doğa, düşün, eğitsel, eleştirel, eşgüdüm öykücü, özgün, özyaşam, özgür, saptamak, söylem, sözel, söyleşi, tanrısal, tüm, ulusal, özgürlük, yaşam gibi sözcüklerin ‘zorlama’ olduğundan hareketle karşılıkları yer alıyor listede. Elbette yasaklamaların da günlük yaşamda karşılığını bulmamışlığının kanıtı bu.

Sanatçı Aslı Çavuşoğlu ‘nun MC Fuat’la birlikte bu listedeki sözcükleri kullanarak yazıp besteledikleri “191/205” adlı şarkıyı mekanda dinlemek mümkün.

Taşkışla, Kazlıçeşme, Hisseli Harikalar, Didar Şensoy…

Barış Doğrusöz’ün “Paris Vakti: ‘Harita ve Topraklar’ başlıklı yerleştirmesi, sergide beni en çok etkileyen çalışmalardan biriydi ama anlatmam zor, görülesi diyelim.

Haldun Dormen-Melih Kibar-Çiğdem Talu üçlüsünün “Hisseli Harikalar Kumpanyası”nı bilmeyen yoktur, sahnede izlemeyen çoksa da, filmini izlemeyen yoktur, kanımca. Kumpanyanın afişi de hoş sürprizlerdendi. Taşkışla yıkımı, yok olan işçi semti Kazlıçeşme, havaalanı İstanbul, Didar Şensoy’un cenazesine ilişkin –ve belki de not almayıp unuttuğum başka– çalışmalar da vardı.

Sevgili okur; “Nerden Geldik Buraya?” sergisini SALT Beyoğlu’ndaki bölümünü gezmek yaklaşık üç saatimi aldı. Serginin devamı SALT Galata’daydı. İstiklal Caddesinin kalabalığında oraya doğru yol alırken “Allasen buraya nerden geldiğimiz belli, işte”, diyordum içimden. “Sahi, nerden geldik buraya” diye hayatın içinde soracaklar olanlara cevabım da belliydi, elbette.

İkinci mekan SALT Galata

Yürüyüş kafamı dağıtmamış, açık havanın etkisiyle bir sürü detay gelir olmuştu aklıma, 80’li 90’lı yıllara dair.

Salt Galata’nın o güzelim binasına gelince kafeteryada saltonline basın iletişimi sorumlusu Zeynep Akan’la buluştuk. Gülsün Karamustafa’nın sergisi sayesinde tanıştığım Zeynep’le yaptığımız sohbet ve içtiğimiz kahve iyi geldi bana. Sonra binanın alt katına inip ‘1980-1993 Yayıncılık’ turunu yaptım, hızlıca. O yıllar arasında basılan ve yasaklanan kitaplar ustaca sergilenmişti.

Sandık Odası

Hale Tenger’in 1997 tarihli “Sandık Odası” işi SALT Galata’nın -1 katında yer alıyor. Türkiye’de ilk kez sergilenen bu iş büyük bir yerleştirme. Her tür ev mobilyası, her tür ev dekorasyon malzemesi, giysiler, defter-kitaplar hatta yünler, kukalar, yorgan-battaniyeler ve illaki radyo. Anlatması güç ve çok etkileyici.

Radyodan yayılan sesin –o dönemin kayıtlarından olsa gerek- aktardıkları, loş ışığın etkisiyle iç karartıyor. O yıllara ait gündelik eşyalar bir sürü şeyi hatırlattı bana. İtirafımdır; anlatmayı başaramıyorum ama beni en çok etkileyen çalışma bu oldu. Kendi belleğimdeki sandık odasına attığım bir dolu şey ortaya çıktı, o sayede.

Sevgili okur; sergi bize “Nerden geldik buraya” diye sorsa da “Nerden Geldiğimiz Belli Değil mi? Oralardan geldik, buraya!” da diyor, aslında. (ŞD/EKN)

* Şadiye Dönümcü. Sosyal hizmet uzmanı.

** İlgilisine: Sergi paralelinde; 3 Ekim Cumartesi günü saat 13.00-17.00’de SALT Galata’da, ‘Ele Güne Karşı Yapayalnız’ başlıklı “80’ler Türkiye Sinemasında Kadınların Özgürlüğü” temalı ve gazeteci-yazar Ayşe Düzkan yürütücülüğünde atölye yapılıyor, Perşembe Sineması etkinliği çerçevesinde 8 Ekim günü yönetmenliğini Halit Refiğ’in yaptığı 1989 yapımı “Hanım” filmi gösteriliyor.

Not: Bu Yazı bianet.org Sitesinde Yayınlanmaktadır.

Bir cevap yazın