Sosyal Hizmetler

Annenin Cesareti!

Annenin Cesareti!

Annenin Cesareti!

D. (13), öz annesi Ş. (40) ve öz babası Y. (52) ile beraber yaşıyor. Bir akşam babası eve getirdiği arkadaşları K. (34), E.(37) ve M.(48) ile içmeye başlıyor. Misafir amcaların (!) yanında oturan D. onların tacizine uğruyor. Babası bu duruma tanık ancak müdahil değil.

O geceden sonra amcaları (!), D.’yi taciz etmeyi sürdürüyor. Anne durumu fark edip, kocasını ve üç arkadaşını şikayet edince gözaltına alınıyorlar. Ardından ‘mağdurun beden ve ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğa cinsel istismar’ suçundan tutuklanıyorlar.

Ağır Ceza Mahkemesi kızına yapılan cinsel tacize göz yuman baba Y. 25 yıl 11 ay, diğerleri 12 yıl 6 ay -13 yıl 5 ay arasında hapis cezasına çarptırıyor.

Gazete okuyup yukarıda özetini verdiğimiz bu haber “aile içinde çocuklara yöneltilen cinsel şiddet” anlamına gelen ensest örneği sayılabilir. Zira saldırganlar babanın eve gidip gelen arkadaşları, çocuğun amca (!) bildiği insanlar ve baba bu işin kolaylaştırıcısı. Bu haber “çocuğa yöneltilen cinsel şiddet”tir.

* * * * *

Çocuğa aile bireylerinden ya da çevresindeki kişilerden yöneltilen cinsel şiddete ilişkin genel doğrular neydi?

Mağdur çocuk susar; saldırgan aileden ya da çevreden olduğu için ve yaşı kendinden büyük olduğu için. Mağdur, genellikle kız çocuğudur. Saldırgan dokunma-okşamayla başladığı tacizin şiddetini tehdit ya da ödül ile giderek arttırır.

Mağdur ve saldırgan her çeşit sosyo-ekonomik ve kültürel çevreden olabilir. Düşünüldüğünün aksine saldırganın çoğu kez psikiyatrik hasta değildir. Çocuğa yöneltilen şiddet mağdurun değil, saldırganın suçudur.

Çocuğun beden bütünlüğü zarar görür, mahremiyeti kalmaz. Şiddet yaşam boyu sürecek ruhsal, sosyal ve cinsel sorunlara neden olur.

Çocuk mağduriyetini -çoğu kez- anneye açıkladığında ya da anne bir şekilde fark ettiğinde geliştireceği tutum davranış çok önemli. Bir annenin çocuğunun cinsel şiddet mağduru olduğuna inanması da, durumu kabullenmesi de zordur.

Bazen anneler susar; saldırganın şiddetine maruz kaldığı ya da kalacağı için. Bazen anneler sessiz kalır; ne yapacağını bilemediği için. Gerçeğin ortaya çıkışı ailede çok yönlü sorunlara yol açar.

Uluslararası Çocuk Haklarına Dair Sözleşme (ÇHS); imzacı devletlere çocukların güven içinde yaşamasını ve şiddetten korunmasını sağlama sorumluluğunu verdiğinden, devlet, mağdur çocuğu sosyal, hukuki ve sağlık yönünden desteklemeli.

* * * * *

Dönelim tekrar habere… Yukarıdaki genel doğrular haberin içeriğinde de var.

O kız çocuğunun travması yaşam boyunca sürecek. Ne kullanacağı ilaçlar, ne de terapi seansları bu travmanın ruhunda yarattıklarını yok edemeyecek. O kız çocuğunun ruhen tam sağlıklı olması çok güç. Zemheri soğuğunda üşüyecek hep o…

Anne zor olanı başarmış. Cesareti gücü kendinden menkuldür anneliğin. Kolay olmamıştır kızının mağduriyetini kabullenmek… Kolay olmamıştır yıllardır beraber olduğu kocasının yavrusuna yaptığı davranışı kabullenmek.

Yaygın davranışı sergileyip susmamış; diğer mağdur çocuk anneleri gibi. Korkmamış ne kocasından ne öteki adamlardan. Ürkmemiş; aile içinde ve çevrede ortaya çıkacak sorunlardan.

Adalete sığınmış anne. Mahkeme de ‘mağdurun beden ve ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğa cinsel istismar’ suçundan babaya 25 yıl 11 ay, diğerlerine 12 yıl 6 ay-13 yıl 5 ay arasında hapis cezası vermiş.

Annenin yürek yangınını söndürmemiştir biçilen ceza. Annesi zemheride üşüyen ve hep üşüyecek olan çocuğunun yanında olacak; kendi yüreği donmuş olsa da.

* * * * *

İnsanlık çocuğa yönelik cinsel şiddetle yüzleşmeli. Bu suçu saklamak yerine görünür kılmalı insanlar. Bu suç silinmeli yeryüzünden bir şekilde.

Çocuklar zemherilerde değil, pembe baharlarda büyüsün, serpilsin diye. İnsanlar çocuklarının pembe baharlarda büyümesine, serpilmesine tanıklık etsin diye. (ŞD/BA)

Not: Bu Yazı bianet.org Sitesinde Yayınlanmaktadır.

Bir cevap yazın