Hayata Dair

Ben Hayatta En Çok Bağ(ım)lı Olduklarımı Sevdim

Ben Hayatta En Çok Bağ(ım)lı Olduklarımı Sevdim

Meğer ben de bir başka türlü hayata gebeymişim, bilmeden. Hayatımda annemden başka anne tanımadığımı Gülnaz, “anne” olunca anladım. “Üstü kalsın” diyebilmek için kararlıydım oğlumun büyümesini beklemeye.
Annem çocuk sahibi olmak için evlenmiş babamla. “Şansıma iyi bir adam çıktı, ama çok sürmedi Allahtan” derdi. Bu “allahtan” kısmını pek anlamazdım evveli.

Babam ilkokula başlayacağım yıl öldü. Kafamda ona dair her şey loş.

Annem… Hayatımın tek anlamı oldu yıllarca. Yaptığım, sevdiğim, yediğim, içtiğim, gittiğim her şeyi onun için yapardım. Onu mutlu etmek, onu kırmamak, onu üzmemek için. O dışarıya gitmemi istemediği için Ankara’da okudum. O istediği için mühendis oldum. O istediği için memur oldum. O rahat etsin diye giriş katında ev aldım. O “araba kullanma” dediği için ehliyetim olmadı. O “evlenme” dediği için evlenmedim.

Çizgili gömleğimi giyecek olsam “hayır” dediği için giymedim. “Her gün yumurta yenmez. Kolesterolün yükselir” dediği için haftada bir yedim. “Tatil ayı temmuzdur” dediği için başka zaman tatile çıkmadım. “Şemsiyeni al” dediği için aldım. “Dairenin yemeğini yeme” dediği için yıllarca onun hazırladığı sandviçleri yedim. “Kot pantolon kısırlık yapar” dediği için çok az giydim.

“O sana uygun değil” dediği için tüm kız arkadaşlarımdan ayrıldım. “O dediği için…” diye başlayan pek çok cümlesiyle istediklerini yerine getirdim.

Yakınmadım fazla yoğun ilgisinden, sevgisinden, müdahalesinden hiç. Tepe tepe tadını çıkardım hilafsızlığının. Ve onu hep çok sevdim.

Sonra…

O beni sonsuzluğa kadar terk etti. Kalıverdim ortada. Kolay olmadı kravat-gömlek-çorap seçmek, dairenin yemeklerine alışmak. Sıkça sahanda yumurta yiyebilmeye alışmak.

Şair “Her ömür koca bir yalnızlığın özetidir” (*) demiş ama… Sonra anladım ben; ömrümün annemle çok kalabalık olduğunu. Sonra anladım ben, annem gidince azaldığımı.

Azaldığımı anladığımda söz verdim kendime “çoğalacağım” diye. Halden anlayanlar seferber oldu; hayatıma müdahil olabilecek başka bir kadın bulmam için. “Acaba o da annem gibi”nin yanıtını aradım her karşıma çıkanda. Bulamayıp asgarisiyle, Gülnaz’la yetindim.

Hayatımda annemden başka kadın tanımadığımı Gülnaz’la evlendikten sonra anladım. “Üstü kalsın” demek için geç kalmıştım; hamileydi.

Meğer ben de bir başka türlü hayata gebeymişim, bilmeden. Hayatımda annemden başka anne tanımadığımı Gülnaz, “anne” olunca anladım. “Üstü kalsın” diyebilmek için kararlıydım oğlumun büyümesini beklemeye. Annesiz kalmasın oğlum diye kararlıydım kendimi heder etmeğe. Can’ımın okula başlayacağı gün evden ayrıldı annesi.

Bir kadın beni vezir, bir kadın beni rezil etti; ne gam. Baba-oğul yaşıyoruz her gün başka zorlukları aşarak, ama huzur içinde. Baba-oğul yaşıyoruz her gün başka güçlükleri çözerek, ama keyif içinde. Birbirimizin kot pantolonuna karışmaksızın. Birbirimizin sahanda yumurta yemesine –mümkün olduğunca- müdahale etmeksizin.

Ben anneme bağ(ım)lıydım marazi bir şekilde. Babası da Can’ına bağ(ım)lı maraziyetini azaltmağa çabalasa da.

Can’ı da babasına… Hayatta hiçbir şeye bağ(ım)lı olunmamalıymış, doğrusu bu olsa da. Ben hayatta en çok bağ(ım)lı olduklarımı sevdim. (ŞD/EÜ)

Not: Bu Yazı bianet.org Sitesinde Yayınlanmaktadır.

Bir cevap yazın