Alzheimer Hastalığı, Yaş Yaşam Yaşlılık, Yaşlılık, Yaşlılıkta Bakım

Bu Kadar İlaç Bir İnsana Nasıl İçirilir? Farmakofobi ve Getirdikleri

Bu Kadar İlaç Bir İnsana Nasıl İçirilir? Farmakofobi ve Getirdikleri

BU KADAR İLAÇ BİR İNSANA NASIL İÇİRİLİR? Farmakofobi ve getirdikleri

Toplumda her sorunu için bir tıbbi ürün (ilaç) tan yardım isteyen bireyler kadar sorunlarını kendi doğal dengeleri içinde çözmeye hedefli, ilaç almaktan hoşlanmayan kişiler de görürüz sıkça.  Oysaki ilki ne kadar takdir edilip ikincisi tenkit edilse de her ikisinin de akıl ve bilim kuralları çerçevesinde makul bir açıklaması olması gerekir geldiğimiz bilimsel gerçekler ışığında.

Türk Dil Kurumu tarafından korku; “Kötülük gelme ihtimali, tehlike, muhatara”, fobi; “Belirli nesneler veya durumlar karşısında duyulan olağan dışı korku, yılgı” olarak tanımlanmıştır. Farmakofobi (pharmacophobia) kelimesinin kökeni “pharmacon”,  eski Yunanca’da “ilaç ve drog” anlamına gelmekte olup; “phobos” korku anlamında kullanılmaktadır. “Farmakofobi”, ilaç kullanımından ve farmakolojik tedavilerden korkma anlamına gelmektedir. Farmakofobi veya diğer bir ifadeyle “ilaç fobisi”, hastaların sağlığını yakından etkileyen bir durumdur . İlaç uyuncu ve doğru ilaç kullanımı, özellikle de bizimki gibi geleneksel toplumlarda; tedavinin tam ve zamanında gerçekleşmesi, hastalığın etkilerinin azaltılması, hastalığın nüks etmesinin önlemesi ve ölüm sıklığının düşürülmesi açılarından önemlidir. Kültürel faktörler, ailesel ve bireysel inanç özellikleri, hastalık veya ilaç hakkındaki yaygın inanışlar gibi etkenler hastaların ilaç tedavisi yaklaşımlarını şekillendiren faktörlerdendir (Özer Ö- Şar S. J. Fac. Pharm. Ankara / Ankara Ecz. Fak. Derg., 43(2): 209-219, 2019).

Bir hekim olarak başka bir seçeneğim olduğu sürece ben de ilaç sevmem. Elimden geldiği sürece felci önlemeyi felç hastasını tedavi etmeye üstün tutarım. Bir hastam benim uyarıma kulak verip sigarayı bıraktığında duyduğum mutluluk felç geçirerek acile gelen hastama “trombolitik” yani pıhtı eritici serum uygulatıp açıldığını gördüğümde yaşadığım mutluluktan kat kat üstündür. Öte yandan tıkanmak üzere olan bir damarı elimle açmam söz konusu olmadığı gibi Alzheimer hastalığında beyinde biriken yanlış proteinleri de hastayı amuda kalkar pozisyonda tutarak yok edemem. Örnekler sayfalarca çoğaltılabilir. Yani diyeceğim odur ki, eğer gerekmiyorsa ben dahil hiçbir aklı balında ilacı vermek istemez hastasına. Birçok art niyetli kişinin iddia ettiği gibi her meslekte var olan istatistiksel istisnai durumlar haricinde biz hekimler ilaç firmalarının piyonları da değiliz. İmza tıp reçete yazdığımızda o ilacın tüm yasal sorumluluğunu da almamız gerektiğini biliriz. O halde akılcı ilaç kullanımı için ne yapmalıyız?

  • İlaçlarınızın isimlerinin olduğu bir liste oluşturun ve yanına hangi hekimin verdiğini, ne kadar süre ile ve ne amaçla kullanacağınızı yazın.
  • Eczanenizden ilaç alırken verilen ilaçları listenizle eşleştirin, kafanıza takılan bir şey varsa eczacınıza ve gerekiyorsa doktorunuza danışın.
  • Üçten fazla ilacı uzun süreli kullanmanız gerekiyorsa ilaçları haftalık dozlar halinde hazırlayacağınız “hap kutusu” satın alın. İlaç saatleri için cep telefonunuza alarm kurun. Kutuya ilaçları blesterden çıkararak değil kılıfı ile keserek yerleştirin ki nem almasın.
  • İlaçların bitiş tarihlerinin 3 gün öncesine telefonunuza alarm kurun ki son dakikada sürprizle karşılaşmayın.
  • Herhangi bir nedenle hekime giderken o sorunla ilgisi olmasa da hali hazırda kullandığınız tüm ilaçları yanınızda götürün ki “ilaç etkileşimi” açısından hekiminiz dikkat etsin.
  • Herhangi bir yan etki gördüğünüzde hekiminize danışmadan ilacı kesmeyin.
  • Herhangi bir nedenle ilaca 13 günden fazla ara verip yeniden başlayacağınız zaman hangi dozdan başlayıp ne şekilde eski dozu yakalayacağınızı hekiminize danışın.
  • Her hangi bir planlı operasyon öncesinde hekiminize kullandığınız tüm ilaçları göstererek operasyondan ne kadar süre öncesinde kesmeniz gerektiğini dikkatlice sorun.
  • Çok ilaç kullanıyorsunuz diye hekiminizin bilgisi dışında “mide koruyucu” veya “vitamin” dahil masum zannettiğiniz ilaçları kendi kararınızla listeye eklemeyin.
  • Muhtelif “uzmanlık” sıfatları ile size “doğal” etiketi ile önerilen ilaç dışı tıbbi ürünlerin hemen hepsi sağlık bakanlığı yerine “tarım ve köy işleri bakanlığı” ruhsatı ile üretilir. İronik olan şudur ki öneren kişiler çoğunlukla doktor olmadığı halde bu ürünlerin içindeki kısa “prospektüs” benzeri açıklamada genellikle son cümle olarak “beklenmeyen bir yan etki görüldüğü takdirde doktorunuza başvurun” yazar. Oysaki doktor olarak benim önermediğim bir ürünün sizin karaciğerinizde metabolize olurken, almanız gereken tıbbi ürünlerle etkileşiminden kaynaklanan sorunu neden ben çözüyorum? Ben verdiğim ilaçların her türlü sorumluluğunu alırım doğal olarak ancak bir başkasının ticari faaliyetinin sorumluluğunu neden ben alıyorum? “doğal” da olsa hemen tüm gıdalar aynı karaciğer ve böbrek tarafından işlem görüyor. Buradaki yük ve çakışmalar ise çoğu zaman hayati tehlikeler yaratıyor. İyi düşünelim, bilinçsiz hareket etmeyelim. Böyle bir ürün kullanırsanız mutlaka öncesinde hekiminize bilgi verin.
  • İlaç listenizin bir kopyasını evde bir yakınınızın kolayca ulaşabileceği bir noktaya yerleştirin ki olası bir acil durumda sizi hastaneye vb götürürken ilaçlarınıza da kolayca erişebilsinler. Hatta aile grubunda veya yakın bir arkadaşınızla listenin bir fotoğrafını paylaşmak ta akılcı olabilir.

Dermansız dertleriniz olmasın ve sağlıkla kalın.

Not: Bu Yazı aynurozge.com Sitesinde Yayınlanmaktadır.

İlgili Mesajlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir