Sosyal Hizmetler

Tecavüze “Olan Olmuş” Denir mi?

Tecavüze “Olan Olmuş” Denir mi?

Tecavüze “Olan Olmuş” Denir mi?

Yer: Afyon-Çay- Pınarkaya Köyü.

Tarih: Aralık: 2013.

: 12 yaşında bir çocuk ve BD. tarafından cinsel tacize uğruyor.

BD: 16 yaşında bir çocuk ve Aİ.yi cinsel yönden taciz ediyor.

. olayı ailesine anlatınca baba A. önce jandarmaya sonra savcılığa başvurup BD.’yişikayet ediyor. BD. göz altına alınıyor. Ve olaylar sonra aşağıdaki gibi gelişiyor.

Savcı: “Olan olmuş”

Baba A. çocuğuna heyet raporu verilmesi için hastaneye başvurduğunda normal sağlık raporu düzenlenince bu kez heyet raporu için Afyon Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne başvuruyor. Rapor savcılığa gönderiliyor ancak aileye rapor içeriği hakkında bilgi verilmiyor. Ailenin savcılık aracılığıyla psikolojik destek alma talepleri de uygun görülmediği gibi BD. 24 saat sonra serbest bırakılıyor.

Baba A. olayın peşini bırakmayıp sıkça savcılığa gidiyor hem raporun sonucunu öğrenmek hem de tacizcinin yargılanması için. Ve savcı Baba A.ya “Olan olmuş; daha neyi araştırmamı istiyorsun“, diyor.

Savcı farkında değil; Aİ. ve ailesinde olan-bitenin

Çocuğunun taciz olayı sonrası psikolojisinin bozulduğunu ve okulda arkadaşlarının baskısına maruz kaldığını; çocuğuna herhangi bir psikolojik destek verilmediğini; ailece psikolojilerinin kötü olduğunu; herkesin kendilerine bakışının değiştiğini söyleyen baba A. ve ailesinin durumu “olan olmuş” ile özetlenebilecek gibi değil aslında savcının da çok iyi bildiği gibi.

Baba A. cesur ama…

Her toplumda cinsel taciz mağduru – özellikle çocuk ise– kişi ve ailesinin bu durumla baş etmesinin güç olduğunu biliyoruz. Yukarıda özetlediğimiz taciz vakasındaki ailenin bir köyde oturduğunu hatırlarsak durumun vahameti daha da artıyor. Çocuğun aileye açılması; ailenin olayı saklamayıp üzerine gitmesi; babanın karakol ve savcılığa başvurması; mağdur çocuğa –bence kendi dahil ailenin diğer üyelerinin de- psikolojik destek verilmesini istemesi; çocuğunun hayatını karartanın cezalandırmasını istediğinden olayı takip etmesi önemli; küçük bir yerleşim yerinde yaşam sürdürdüklerini düşündüğümüzde.

Kurban çocuğun hayatını karartma hakkı yok

Savcı; bu çocuğun bu tacizden etkilenmeyeceğini nasıl düşünebilir? Savcı; bu çocuğun hayatının her döneminde ya da her hangi bir döneminde bu olayın izlerini taşımayacağından nasıl emin olabilir? Savcı; bu çocuğun olaydan etkilenme derecesini nasıl ölçebilir ve bu olayı ‘olan olmuş’ diyerek nasıl bu kadar basite indirebilir? Savcı; bu çocuğun ileride çok yönlü cinsel bazlı sorunlar yaşamayacağını, hemcinsleriyle sağlıklı iletişim kurmada zorlanmayacağını, karşı cinsle iletişiminde de sorunlar yaşayacağını, hayata ve insanlara güvensiz olacağını vb. nasıl düşünemez?

Kurban ve saldırgan psikolojik destek almalı

Kurban 12, saldırgan 16 yaşında; ikisi de çocuk ve hemcins ikisi de. Savcı; dosyayı kapatmak yerine kurbanın -ve saldırganın da- bu olay ve akabinde yaşananlardan sonra psikolojik destek alması gerektiğini bilmiyor olabilir mi?

Çocuk ve ergen olgularına dair bir araştırma

Onur Burak Dursun ve arkadaşları; çocukların, adli değerlendir(il)me esnasında yaşadıkları sorunlar nedeniyle ikincil bir travmaya maruz kaldıklarından hareketle hâkim ve savcıların çocuk ve ergen olgularını değerlendirirken yaşadıkları sorunları, sorunların nedenlerini ve muhtemel çözüm yollarının incelemeyi, ayrıca hâkim ve savcıların ruh sağlığı çalışanlarıyla işbirliği yapma konusunda yaşadıkları sorunları değerlendirmeyi hedefledikleri bir çalışma yapıyor. Çalışmanın sonucunda her 10 hakim ve savcıdan (yaklaşık);

* 9’unun çocuk-ergen olgularını değerlendirirken sorun yaşadığı,

* 10’unun, yani tümü, hukuk eğitimi sırasında çocukların değerlendirilmesi konusunda bir eğitim almadığı,

* 2’sinin bu konuda mezuniyet sonrasında bir eğitim programına katıldığı;

* 6’sının mevcut yasal düzenlemelerin uygulama zorlukları bulunduğu

saptanmış.

Adli değerlendirme ikincil travma yaratmamalı

Araştırmacı Dursun ve arkadaşları “çocuk ve ergen ruh sağlığı alanında mahkeme kaynaklı travmaların önemli bir sorun olduğu; hâkim ve savcıların bu konudaki bilgileri, becerileri ve ruh sağlığı çalışanlarıyla işbirlikleri adli değerlendirme kalitesini doğrudan etkileyebileceğinden hareketle meslek içi eğitim programları düzenlenmesi, ruh sağlığı profesyonellerine direk ulaşımını sağlayacak kanallar oluşturulmasını, hukuku eğitimi müfredatının bu konuyu kapsayacak şekilde yeniden düzenlenmesinin ikincil travmaların önlenmesi açısından faydalı olabileceğini söylüyor.

“Olan olmuş” tavrı tecavüzü destekliyor

Dönelim tekrar bu yazıya konu olan habere. Hangi nedenle olursa olsun savcının “olan olmuş” tavrını taciz ve tecavüzü destekleyen bir tavır olarak okumak mümkün.

Taciz ve tecavüz bir insanlık suçu. Kurban psikolojik olarak kesinlikle desteklenmeli. Kesinlikle savcı ve hakimler mahkeme sürecinde zaten travma yaşayan kurbanı tutum, tavır ve kararları nedeniyle ikincil bir travmaya yol açmamalı.

Ayrıca çocuk ve ergenle çalışan tüm savcı ve hakimler bilmeli ki; “cinsel taciz kurbanı her çocuk – aslında her yaştaki insan– tacizden etkilenir ve hayatının her / bir döneminde bu olayın izlerini taşır”. Çocuk ve ergenle çalışan tüm savcı ve hakimler; “kurbanın tacizden etkilenmesine ilişkin olarak ruh sağlığı ve sosyal hizmet çalışanlarıyla iletişim kurmalı ki; çocuk ileride çok yönlü cinsel bazlı sorunlara gark olmasın, hayata ve insanlara güvensiz olmasın”.

Taciz ve tecavüze sessiz kalma

Ve –hakim ve savcılar, avukatlar ve de çocuk ve hukuk alanında çalışan tüm görevliler dahil– hepimizin taciz ve tecavüze –tür, yaş ve cinsiyet gözetmeksizin– karşı sessiz kalmama, ses verme görev ve sorumluluğumuz var.

İnsan olmaktan kaynaklı bu görev ve sorumluluk çerçevesinde –özellikle – çocuğun çıkaramadığı ses olmak zorundayız. Bu yazıya kaynaklık eden haberdeki Aİ. ve ailesi gibi “ses çıkardığında” ise o(n-lar)a çok yönlü destek vermek zorundayız.

* Şadiye Dönümcü. sosyal hizmet uzmanı.

Not: Bu Yazı bianet.org Sitesinde Yayınlanmaktadır.

Bir cevap yazın