sunum

YAŞLILIK; ÇEMBERİN İÇİNDE KALMA MÜCADELESİ Mİ?

YAŞLILIK; ÇEMBERIN İÇINDE KALMA MÜCADELESI MI?

Bildiri Özeti

Yaşamlarının nihai döneminde çok yönlü gerileme ve kayıplar yaşayan yaşlı insanlar –çoğu kez- toplumsal çemberin dışına itildiği düşüncesiyle kendi iç çemberine çekilir. Yoksunlukları ve yoksulluğu olan yaşlı insanlara verilecek –çok yönlü– toplumsal destekle; sosyal-siyasal-kültürel unsurlardan yararlanması, onlar yurttaşlık hakkını kullanması, toplumsal bağlarını kopartmaması, haklarını koruyan kurumların olanaklarından yararlanması, toplumla organik dayanışmasını sürdürmesi, pasif ve aktif güveninin azalmaması, keyfinin kaçmaması, iyilik halini sürdürmesi, özgüvenini koruması sağlanabilir. Bizlere düşen onların kendi iç çemberinden çıkma ancak toplumsal çemberin içinde kalma mücadelesine destek vermek olmalı.

Mehmet Bey(76), kentte yaşıyor, emekli, kayıt dışı çalışıyor, sağlıklı, evli.

Ayşe Hanım(63), emekli, hasta torununa bakıyor, kentte oturuyor, şeker hastası, yalnız yaşıyor, eşini kaybetmiş.

Hüseyin Bey (81) çiftçi, kalp hastası, köyde tansiyon + kalp + şeker hastası eşi Hüsne(79), çocuk ve torunlarıyla yaşıyor, emekli.

Ali Bey (79) ve Alzheimer hastası eşi Aliye Hanımla bir sahil kasabasında yaşıyor, yaşlılık aylığı alıyor, çocuklarıyla küs.

Yaşar Dede(93), yeşil kartı var, eşini kaybetmiş, köyde komşularının desteğiyle yaşamını sürdürüyor, felçli, beslenme güçlüğü var, çocukları ilgisiz.

Fadime Nine (87), çocuğu ve geliri yok, yatağa bağımlı, bir kasabada uygunsuz sağlık koşullarındaki bir evde komşusunun desteğiyle yaşam sürdürüyor.

Veli Bey (81), eşinden ayrı, 9 yıldır  huzurevinde yaşıyor, emekli, şeker hastası, bir bacağı ampute.

 

Mehmet Bey, Ayşe Hanım, Hüseyin Bey, Hüsne Hanım, Ali Bey, Aliye Hanım, Yaşar Dede, Veli Bey ve Fadime Nine(ler) yaşlı insanlar. Yaşamlarının bu döneminde ‘onurlu bir yaşam hakkı’ olan bu insanların,  sizden kendilerine saygı duyulmasını beklediğini hiç düşündünüz mü?

 

Sizce onlara ya da ailenizdeki ve çevrenizdeki diğer yaşlılara ayrımcılık yapılıyor mu? Onlar sadece ‘yaş’ları yüzünden toplumdan dışlanıyor. Farkında mısınız?

 

Sizce ilerleyen yaşı yüzünden zorla emekli edilen Mehmet Beyin birikim ve deneyiminden yararlanılabilir mi? O, ailesine, topluma ve ekonomiye katkıda bulunabilir mi? İşe alınır mı? Çalışmaya özendirilir mi? Bankadan kredi çekerek kendine iş kurmak isterse desteklenir mi?  Peki; kayıt dışı bir işte çalışırsa, ona aynı işi yapan diğerlerinden daha mı az ücret ödenmeli? Mehmet Bey işyerinde rehber eğitici-danışman rolü oynayabilir mi?

 

Sizce ‘yaşam boyu öğrenme hakkı’nı kullanan Ayşe Hanıma, gittiği bilgisayar kursunda diğer kursiyerlerle eşit ilgi/ kabul görür mü? Kuş Sevenler Derneği’nde gönüllü çalışmak isteyen Mehmet Bey, diğer yaştaki üyelerce desteklenir mi? Sizce yaş grubu ayrımcılığından kaçınılmalı mı?

 

Sizce ülkemizde bütün karar verme düzeylerinde Ayşe Hanım ve Ali Beylerin gereksinim ve sorunları göz önüne alınıyor mu? Peki; onları temsil eden yaşlı örgütleri var mı? Kurulması teşvik ediliyor mu?

 

Sizce çiftçi Hüseyin Beye yeni tarım teknik ve teknolojileri, eşi Hüsne Hanıma okuma-yazma öğretilmeli mi? Köyde daha az kaynakla, –olası– daha uzun bir yaşlılık dönemi geçirecek olan yaşlılar için değişik toplumsal destek yapıları geliştirilmeli mi?

 

Sizce; yaşlanan insanlara, değişik program ve hizmetler sunularak bağımsız bir yaşam sürdürebilmeleri sağlanabilir mi?

 

Sizce toplum yaşlanma konusunda bilgili mi? Eğitilmeli mi? Ali Bey ve Ayşe Hanım içinyaşlılık el kitabı” gibi materyaller geliştirilmeli mi?

Sizce Ali Bey ve Alzheimer hastası eşi Aliye Hanım ailede, yakın çevrede ve toplumda kuşaklar arası yardımlaşmayla desteklenmeli mi? Ayşe Hanım torunlarına bakmak zorunda mı?

 

Sizce Fadime Nine ve Yaşar Dedeye sürdürülebilir sosyal ve ekonomik destek sağlanmalı mı?

 

Sizce; Ali Bey ve eşi Aliye Hanımın yararlandığı yaşlılık aylığı alan yeterli miktara getirilmeli mi? Yaşam standartları ve enflasyon etkisi göz önüne alınarak Mehmet ve Hüseyin Bey ile Ayşe Hanımın emekli aylıkları arttırılmalı mı?

 

Sizce yaşlılara yönelik ekonomik ve sosyal koruma uygulamalarında Ali Bey ve Aliye Hanım arasında cinsiyet eşitliği sağlanmalı mı?

 

Sizce evi selde zarar gören Hüseyin Bey(ler) beslenme, barınma, tıbbi bakım gibi hizmetlerden eşit olarak yararlanmalı mı? Evini sel basan Fadime Nine gibi yeti yetersizliği olan yaşlıların zararının giderilmesine öncelik verilmeli mi? Sosyal yoksunluğu olan Ali Bey(ler)e uygulamalar sırasında ayrıcalık tanınmalı mı? Fiziksel, psikolojik, -özellikle kadınların- cinsel ve ekonomik yönden istismarları önlenmeli mi?

 

Sizce Fadime Nine ve Aliye Hanım gibi yoksul olanların sağlığının iyileştirilmesi ve ölümün azaltılmasını hedefleyen çalışma ve uygulamalar yapılmalı mı? Yaşar Dedenin başka hastalıklara yol açabilecek olumsuz çevresel ve sosyo-ekonomik koşulları düzeltilmeli mi? Aliye-Ali Çiftine bakım ve koruma sağlanmalı mı?

 

Sizce yaşlılık dönemi hastalıklarını -yeti yetersizliğini de-  önlemek/geciktirmek için müdahale yöntemleri,  koruyucu –örn: aşılar– sağlık hizmetleri ve tarama programları hayata geçerse Mehmet Bey ve Ayşe Hanımın yaşam kalitesi artmaz mı? Peki; bu hizmetler ekonomik olarak karşılanabilir olmalı mı? Onlara sağlıklı yaşam ve kişisel bakım konularında danışmanlık ve rehberlik yapılmalı mı?

 

Sizce Aliye-Ali Çiftini ev içi, Hüsne-Hüseyin Çiftini trafik kazalarından koruyan, önlemler alınmalı mı? Onlara aktif ve sağlıklı yaşam tarzı benimsetilerek,  sürdürmeleri sağlanmalı mı?

 

Sizce yaşlılar (da) temiz su, gıda maddeleri ve ilaca eşit olarak ulaşabilmeli ve hizmetlerden eşit yararlanabilmeli mi? Yeterli ve dengeli beslenmeleri sağlanmalı mı? Beslenme eksikliğiyle kaynaklı hastalığı olan Yaşar Dedenin özel beslenme (yeterli su–enerji-protein-vitamin-mineral) ihtiyacı karşılanmalı mı? Aliye Hanım(lar)ın protez diş sorununu da çözümleyen ekonomik karşılanabilirliği olan diş sağlığı hizmetleri sunulmalı mı? Veli Beyin kaldığı huzurevinde de yeterli ve dengeli beslenme hizmeti alması sağlanmalı mı? Toplum ve Mehmet Bey(ler) beslenme konusunda eğitilmeli mi?

 

Sizce ekonomik-politik-sosyal yaşama –daha aktif– katılmaları için Mehmet Bey ve Hüsne Hanım özendirilmeli mi? Onlar -başta yaş grubu- hiçbir ayrımcılıkla karşılaşmaksızın temel sağlık hizmetlerine ulaşmalı mı?

 

Sizce Yaşar Dede ve Fadime Nine, standartlara uygun sağlık-bakım-rehabilitasyon hizmeti alabilmeli mi? Onlar için temel sağlık-uzun süreli bakım-diğer toplum hizmetleri ve sosyal hizmetler koordinasyonu sağlanmalı mı?

 

Sizce –gerekirse- Fadime Nineye palyatif tedavi olanakları sağlanmalı mı? O, sağlığı ve bakımıyla ilgili kararları alabilmeli mi?

 

Sizce Hüsne Hanım ve Ali Bey, kendi kendilerine yetebilmeleri için -sağlık ve sosyal hizmet desteği verilerek- güç ve yetenekleri artırılmalı mı?

 

Sizce AİDS hastası torununa bakan Ayşe Hanıma sağlık bakımı yapılmalı mı? Ekonomik destek verilmeli mi?

 

Sizce Veli Beye, Fadime Nineye hizmet veren sosyal hizmet uzmanları dahil tüm sağlık çalışanları sürekli eğitilmeli mi? Sizce Hüsne ve Aliye Hanımın yakınları da eğitilmeli mi?

 

Sizce Alzheimer hastası Aliye Hanımın -mümkün olduğunca- evinde, güvenli bir ortamda, yaşam sürdürebilmesini ve tedavisini sağlayan, kişisel saygınlığı geliştiren hizmet ve olanaklar sağlanmalı mı?

 

Sizce uzun süredir hastanede yatan Fadime Nineye, huzurevinde kalan Veli Beye psiko-sosyal tedavi destek ve ruh sağlığı hizmetleri verilmeli mi?

 

Sizce yeti yetersizliği olan Yaşar Dede için fiziksel ve ruhsal rehabilitasyon hizmetleri sağlanmalı mı? Huzurevinde Veli Beyin insanlık onuru, mahremiyet, kontrol, arkadaşlık ve gelişme hakları göz önüne alınarak işletiliyor mu?

 

Sizce Hüsne-Hüseyin Çiftinin çocuk ve torunlarıyla birlikte yaşaması desteklenmeli mi? Aliye-Ali Çiftine evlerinde kendine bakabilme ve yetebilmesini sağlayıcı hizmetler sunulmalı mı?

 

Sizce Ali Bey kamu bina ve alanlarına rahat ulaşabiliyor mu? Aliye Hanımın yaşam çevresi güvenli mi? Yaşadığı ev yapılırken merdiven, asansör gibi yapılanmalar minimuma indirilmiş olsa, fonksiyonel bağımsızlığını sağlayıcı (kapı genişliği ve açılım şekli, düz zemin, tırabzan,  tuvalet ve odalarda uygun manevra alanları,  küvet-lavabo, dolap-rafları, tutunma barları vb.) tasarımlar yapılmış olsaydı; yaşam kalitesi yükselir miydi?

 

Sizce Hüsne-Hüseyin çifti, bağımsız yaşam tercihine zorlanmalı mı? Fadime Nine,  ‘toplum temelli rehabilitasyon’ hizmetlerine ulaşabiliyor mu? Yaşar Dedeye sunulan çok yönlü hizmetler (tıbbi bakım-rehabilitasyon-hemşirelik-psikolojik danışmanlık-sosyal hizmetler) arasında kopukluk var mı? Fadime Nineye profesyonel bakım hizmeti sunulsa, yaşam kalitesi artar mı?

 

Sizce Hüsne-Hüseyin Çiftinin toplumsal katılımları için  ‘Yaşlı Lokalleri’ ve ‘Gündüz Bakım Evleri’  kurulmalı mı? Yaşar Dede için -gerektiğinde- resmi/özel kurum bakımı olanağı devreye girebilmeli mi?  Kronik hasta Hüsne Hanımla, yataklı tedavisi uzun sürecek olan Fadime Nine için hastane bağlantılı kurumlar oluşturulmalı mı?

 

Sizce Hüsne Hanıma bakan gelinlerine  sosyal-psikolojik-ekonomik-eğitim desteği verilmeli mi? Ailesindeki herkes onun bakımından eşit düzeyde sorumlu mu? Aliye Hanımın evine sıcak yemek ve temizlik, Ali Beye kültürel etkinlik, Ayşe Hanıma hukuki danışmanlık, Mehmet Beye tatil olanağı, Hüsne Hanıma boş zaman değerlendirici hizmetler sağlanmalı mı? Onlar için rekreasyonel etkinlikler düzenlenmeli, günlük yaşama aktif katılımı için bazı kolaylıklar (örn: toplu taşımda indirim, şehir planlamasında düzenleme vb.) sağlanmalı mı?

 

Sizce istismar/ihmal/şiddet mağduru olan bir yaşlıya aile destek sistemleri aktive edilerek, kendi ortamında bakım imkanı verilmeli mi? Kendi isteğiyle kuruma yerleştirildiğinde gereksinimleri devlet tarafından karşılanmalı mı?

 

Sizce toplumumuzda yaşlanmaya bakış açısı değiştirilmeli mi? Onların bilgi, beceri ve deneyimlerinden yararlanılabilmesi için çok yönlü çalışma yapılmalı mı? Sağlıklı /        başarılı yaşlanmanın önemi vurgulanmalı mı?

 

Sizce” diye başlayan bu soru cümlelerini daha da arttırmak mümkün. Peki bu sorulardan sadece birine bile “hayır” yanıtı vermek mümkün mü?(1)

Biliyoruz ki; Mehmet Bey, Ayşe Hanım, Hüseyin Bey, Hüsne Hanım, Ali Bey, Aliye Hanım, Yaşar Dede, Veli Bey ve Fadime Nine(ler) yaşlı insanlar.

Yaşlı insanlarda gerileme ve kayıplar oluşur. Özgüven, üretkenlik ve uyum yeteneği azalır. Uyaranlara yanıtı gecikir. Belleği zayıflar. Bunaltısı artar. Fiziksel ve mental sağlığının –daha da– bozulabileceği kaygısı oluşur.

 

Yaşlı insanlar –çoğu kez– değer kayıplarına uğrar. Eş – akran kaybı yaşar. Ekonomik sorunları arttığı, statü kaybettiği, karamsar olduğu, dışlandığını düşüncesiyle kendi dünyasına çekilir. Mutsuz olunduğundan sıklıkla bunalıma girer.

 

Yaşlı insanlar –çoğu kez– zevk, ilgi ve istek kaybına uğrar. Umudunu yitirir. İlgi- sevgi-paylaşma isteği artar. Çevresindekileri yargılar. Bakım endişesi taşır. Her şeyden ve herkesten yakınır. Bazen kendine bile sevgisiz ve saygısız davranır.

 

Yaşlı insanlar –çoğu kez– duyu kaybına uğrar. İdrar-gaitasını tutamaz. Uyku kalitesi düşer. Hijyenine uymaz. Alıngan-endişeli-yaygaracı olur. Herkesi eleştirip suçlar. Çevresindekilere güvenmez. Karşısındakiyle zıtlaşıp tartışır. Tedavi-ilaç-beslenmesini aksatır. Değişikliklere direnir. Kısıtlı hareket eder. Hep ölüm konuşur. Zayıflıklarını reddeder. (2)

 

Yaşlı insanların –çoğu kez rehabilitasyon ve özel eğitim, uzun süreli tıbbi bakım, özel bakım ve gözetim gerektiren kronik hastalıkları nedeniyle hastaneye yatması sorunlara yol açar. Evde bakım sürecinde ekonomik, mekansal düzenleme ve bakıcı kaynaklı, hastalandığında da tıbbi donanım, ekipman ve sarf malzemesi sağlama kaynaklı güçlükler yaşanır.

 

Yaşlı insanlar ilgi, destek, ihtimam ve sakin, sabırlı, hoşgörülü ve özverili iletişim bekler. Onların yaşam kalitesini arttırmak için çaba harcayan –bakıcı– kişi(ler) yorulup yıpranır.

 

Yaşlı insanlarçoğu kezkuşaklar arası çatışmayı tercih eder. Yakınlarının yaşamına müdahil olur. Aileyi birleştirici rol üstlenmez. Yakınlarının sıkıntısını paylaşmaz. Hayata katılmak istemez. Sevdikleriyle arasına mesafe koyamaz.

Sizce yaşamın böylesine zorlu ve sorunlu bir dönemini sürdüren yaşlı insanları çemberin dışına mı çıkartmalıyız? Yoksa onların çember içinde kalma mücadelesine destek mi vermeliyiz?

Eğer yaşlı insanları çemberin dışına çıkartırsak / çıkartılmalarına izin verirsek;

  • onlar sosyal, siyasal kültürel unsurlardan yararlanamaz.
  • onlar yurttaşlık hakkını -yani ekonomik sosyal fırsatları-
  • onların toplumsal -ailevi,etnik,dinsel,mezhepsel, ulusal-  bağları kopar.
  • onlar -düşük gelirleriyle- yaşamsal gereksinimlerini karşılayamaz.
  • onlar haklarını koruyacak kurumların olanaklarından
  • onlar toplumla organik dayanışmaya -farklılaşma, uzmanlaşma, birbirini tamamlama ve uyum-
  • onların devletin verdiği güvencelere olan –pasif- güveni azalır.
  • onları hayat -sevdiklerinin aktif desteğini alsalar bile- zorlar.
  • onların keyfi kaçar, sağlığı bozulur.
  • onların özgüveni azalır.
  • onlar –başta kendilerine- yabancılaşır.
  • onlar yoksullaşır.
  • onlar yoksunlaşır.

Hal böyleyken, biz(ler)e düşen sadece Mehmet Bey, Ayşe Hanım, Hüseyin Bey, Hüsne Hanım, Ali  Bey, Aliye Hanım, Yaşar Dede, Veli Bey ve Fadime Nine(ler)in  çemberin içinde kalma mücadelelerine destek vermek.

Haydi!!!  Ne duruyoruz…

 

* Kaynakça:

** Ayrıca yararlandıklarım;

1- “http://www.sosyalhizmetuzmani.org/yaslihaklidir.htm” (Erişim tarihi: 02.09.2009)

2-  “http://sosyalhizmetuzmani.org/yaslisosyalhizmetlerimiz.htm” (Erişim tarihi: 02.09.2009)

  • “http://www.sbe.deu.edu.tr/a dergi/2002 sayı 3 pdf/çakir.pdf” (Erişim tarihi: 02.09.2009)

 

*** Bu metin  “Çemberin İçinde Kalma Mücadelesi” verenlere ilişkin olarak kullandığı(m-n)ız atasözü ve deyimleri  (Yaş yetmiş, iş bitmiş”,”Ağaç yaşken eğilir”, “ Kurt kocayınca, köpeğin maskarası olur”, “Eşek kocamakla (büyümekle) tavla başı olmaz” “Çaptan düşmek”, “Çürüğe çıkmak”, “Okunu atmış, yayını atmış”, ”Ununu elemiş, eleğini asmış” “Elin ermez, gücün yetmez” , “Ele şenlik olursun”, “Artık köşende oturma zamanı” , “Yaşından utanmıyorsan, ak saçlarından utan!” vb.),  kalıp yargıları (“Yaşlı, tüketicidir.”, “Yaşlı memnuniyetsizdir.” , “Yaşlı müşkülpesenttir” , “Yaşlılar gençleri sevmez.”, “Yaşlılar geri kafalıdır.”, “Yaşlıların kafası basmaz”, “Yaşlılar bencildir”, “Yaşlı, sağlıksızdır.”, “Yaşlılar hoşgörüsüzdür”, “Yaşlılık durağan ve değişmez bir dönemdir”, “Yaşlılar katıdır, esnek değildir.” vb.) söylemi(m-n)izden kaldırılması dileğiyle kaleme alınmıştır.(ŞD)

*** Bu bildiri; Başkent Üniversitesi ve Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği işbirliğinde 12-14.Kasım.2009 tarihleri arasında Ankara’da düzenlenen “Sosyal Hizmet Sempozyumu-2009: Sosyal Dışlanma ve Sosyal Hizmet” sempozyumunda sunulmuştur.

Not: Bu Yazı bianet.org Sitesinde Yayınlanmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir