Basında Yaşlılık, Yaş Yaşam Yaşlılık, Yaşlı Nüfus, Yaşlılıkta Bakım

Bakımevinde ölüm oranı yüzde 64, mücadeleden siyasal zafer mi?

Bakımevinde ölüm oranı yüzde 64, mücadeleden siyasal zafer mi?

Orhan Bursalı: Bakanlık, tüm bu verilerin oturmuş vaziyette; birilerine araştırma ve rapor hazırlama görevi verilmiş mi, bilmiyoruz.

ABD’deki dostum, 94 yaşında ama beyni dipdiri anası için bulsa bir uçağa atlayıp gelecekti, üstelik daha yeni dönmüştü Türkiye’den, ama bir huzurevindeki anasının çevresine, yani neredeyse tüm komşularına virüs bulaşmış ve hepsi hastaneye kaldırılmıştı. Adeta çılgına dönmüştü ve çaresiz kalmıştı. İstanbul’da pek çok huzurevi, bakımevinin artık ne derseniz, bulaşmaya açık olduğu haberi de yayıldı.

Oysa bu evler, yönetimlerinin hemen ilk önlem almaları gerektiği yerlerdi; gidenler gelenleri, hemşireleri, bakıcıları durmadan dışarısı ile içerisi arasında bir virüs alışveriş köprüsü halindeydiler.

Bizim toplumsal şeffaflığımız çok çok zayıf olduğu için, mesela önümüzde bir döküm yok: Huzurevlerinde virüs bulaşmış toplam insan sayısı kaçtır, mesela yüzde 50’si mi? Yoksa 70’i mi? Evlerde veya hastanelerde virüsten kaybettiklerimizin yüzde kaçını oluşturuyorlar?

‘Kahrolsun yaşlılar!’

Bir bilgiye rastladık mı? Umarım vardır da ben görmemişimdir.

Yeniden yazılarına başlayan sevgili Nilgün Cerrahoğlu’ndan, yaşlılara fuzuli yaşayan insanlar muamelesi edilmeye başlandığını, artık bir yıl boyunca onlara sokağa çıkma yasağı getirilsin gibi hükümetler katında, onları hayat dışına itecek önlemlerin ciddi ciddi konuşulduğunu okuyunca şuna bir de ben el atayım dedim. Sadece bizim sorunumuz değilmiş bakımevleri, bazı ülkelerde COVID-19 ile bağlantılı ölümlerin yüzde 60 kadarı bakımevlerinde yaşayanları kapsıyor! Londra Ekonomi Okulu’ndan bazı akademisyenler bu konuyu araştırmış ve bakımevlerinin virüsün en rahat yayılacağı yerlerin başında geldiğini görmüşler; ortak yemek salonları, sosyal mekânları, bazı bakımevlerinde ortak odalar bu bulaşmayı kolaylaştırıyor. Yaşlıların çok yüksek risk grubunu oluşturduklarını dikkate alırsanız, yaşam tehdidinin boyutunu görürsünüz..

Pek çok ülkede bu bilgiye ulaşmak mümkün değil çünkü kayıtları tutulmuyor. Ama huzurevlerindeki gelişmeleri kayda geçiren şeffaf ülkeler, az sayıda olsa da var.

Şeffaf bir terk edilmişlik raporu

Mesela Norveç’te bakımevlerinde yaşayanlar COVID-19’dan ölümlerin büyük çoğunluğunu oluşturuyor.

Norveç yüzde 64!

Kanada’da yüzde 57!

İrlanda’da yüzde 55!

Belçika’da yüzde 49.

Fransa’da yüzde 49.

Singapur’da yüzde 20.

Avustralya’da yüzde 14.

Bu arada İspanya’da yüzde 53, Portekiz’de yüzde 33 olduğu da bildiriliyor.

Peki, Türkiye’de kaç? Yukarıdaki ülkelerin hayat standartları bizi katladığı için, nüfusumuza göre bakımevlerinde yaşayan yaşlılarımızın sayısının da kıyaslama yapacak durumda olmadığı söylenebilir.

Ama şeffaflıktan yoksunuz, en iyi bakımevlerinde bile bulaşma çok sayıda olduğuna göre, bu konuda Sağlık Bakanlığı’nın bir açıklama yapması beklenmez mi?

Bilmediklerimiz o kadar çok ki

Diyeceksiniz ki, Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı istatistikler o kadar sınırlı ki, elimizde mesela kaybettiklerimizin nüfus dağılımını bilmiyoruz; kaçının altta yatan diğer hastalıklar (yüksek tansiyon, kalp- damar, şeker, obezite…) nedeniyle kaybedildiğini, bu hastalıkların sıralamasını vb. bilmiyoruz.

Kadın – erkek – genç oranını bilmiyoruz.

Bakanlık, tüm bu verilerin oturmuş vaziyette; birilerine araştırma ve rapor hazırlama görevi verilmiş mi, bilmiyoruz.

Dünya literatüründe, 40 bine yakın COVID-19 ile ilgili yüzlerce açıdan araştırma yapılmış ve yayımlanmış durumda.. Bunlar arasında Türkiye’den kaç makale var? Beş mi, on mu, yoksa iki mi?

Siyasal zafer beklentisi mi?

Bakanlık, mesela COVID’den ölenlerin, sadece testi pozitif çıkanların COVID ölüm olarak kodlanmasını buyurmuş durumda tüm hastanelerde.

Testlerin ortalama yüzde 50 kadarının doğru sonuç verdiğini biliyoruz, diyelim test negatif çıktı, yani COVID değil diyor, fakat hastanın tüm klinik ve radyolojik bulguları COVID diye bas bas bağırıyor.

Eğer bu hastayı kaybettikse salgın hastalık veya zatürree olarak kodlanıyor. Dolayısıyla COVID ölümlerine girmiyor.

Test yine negatifse ve iyileştirilip taburcu olduysa veya evden izleniyorsa bu hastalar COVID’den taburcu oldu diye mi kodlanıyor veya hiç hasta olarak istatistiklere sokulmuyor mu?

Şeffaflık yok.. Ama övünme had safhada! Bu durum, her ne kadar salgında üçüncü ülke durumuna yükselmiş olsak bile, COVID ile mücadeleden bir “siyasal zafer” arzusu taşındığına işaret ediyor.

Yaşlı evleri ile ilgili rapor: https://ltccovid.org/2020/04/12/ mortality-associated-with-covid19-outbreaks-in-care-homes-earlyinternational-evidence/

Not: Bu Yazı istanbulgercegi.com Sitesinde Yayınlanmaktadır.

İlgili Mesajlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir