Aktif Yaşlanma, Basında Yaşlılık, Fiziki Çevre, Yaşlı Nüfus

Bir 65 yaş yazısı

Bir 65 yaş yazısı

“Kendim için istiyorsam namerdim” dermişim. Evet, yaşım 72. Evde meşgul olmak için bir yığın meşgalem var. İşim okumak, yazmak… bunlar da zaten sükunet ve bir mekanda kalmayı gerektiriyor.

Karar tv mülakatları da online yapılabildiğine göre “Evde kalmak” bana zor gelmiyor diyebilirim. Ama gene de nefes almak istiyor insan, şöyle bir turlamak istiyor,  şöyle bir dağa bayıra çıkmak istiyor. Hani o, tıkanıp kalma psikolojisinin daraltması yok değil.

Ya böyle ev meşguliyetleri olmayan 65 yaş üstü insanlar için nasıl bir daralma söz konusudur düşünmek lazım.

Bazı gerçekler var:

-Bu virüs, evet 65 yaş üstünü daha çok vuruyor ama kategorik bir vuruş değil bu. “Başka kronik hastalık” diye ek bir bileşeni var kahrolası virüsün. Doğrusu bu bileşen de, evet 65 yaş üstü insanlarda daha çok bulunuyor ama, diyelim, 25 yaşındaki insanlarda da bulunuyor. Kanser, ağır diyabet, akciğer, karaciğer rahatsızlığı vs…

-65 yaş, Türkiye’de, -dünyanın gelişmiş pek çok ülkesinde de öyle- artık bir “yaşlılık yaşı” değil. Hele bir çok iş alanı için “emeklilik yaşı” hiç değil. Siyasi alana bakın, medya alanına bakın öndeki isimlerin çoğu 65 yaşın üstünde. Daha erken yaşlarda diyelim kanser hastalığına yakalanıp hayatını kaybedenler var, ama ileri yaşlarda aktif siyaset yapanlar var. Fizik güçleri yerinde, akılları yerinde.

-Ayrıca söz konusu insanlar için iyi hayat şartlarına sahiptir, kendine bakmıştır, şudur budur, gibi değerlendirmeler yapılsa da, mesela taşradaki insanlar açısından da 65 yaş meselesinin çok farklı görünüşlerinden söz edilebilir. Benim merhum babam bağ – bahçe – ziraat işleriyle uğraşırdı, nerede ise 80 yaşına kadar çalıştı. Benim onun yanında 10 dakikada yorulduğum işlerde o gün boyu çalışıyordu. O işlerde öyle emeklilik falan dikkate alınmıyor.

-Kaldı ki, 65 yaş üzeri olup da bugün ekonominin içinde bulunan sayısız insan var. Banka işlemleri şu bu sebebiyle evden çıkmaları lazım, ne yapacaklar? “Yolunu bulacaklar!” değil mi?

-Sağlık Bakanı açıkladı, 601 sağlık çalışanı virüse yakalanmış. Bir profesörü kaybettik koronavirüsten. Hastalığa yakalanan bir çok bilim adamının yoğun bakım ortamındaki ürküten hikayelerini okuduk.  Bunlar herkesi ürkütüyor ama sonuçta virüsün bazen yaşı değil kronik hastalık olmamasını bile takmadığını gösteriyor. Tıp adamları, bu gibi sonuçların, yoğun virüse maruz kalmakla alakalı olduğunu belirtiyorlar. O zaman kategorik yaş sınırlamasından ziyade insanların yoğun virüse maruz kalmasının önünü kesmek gerekiyor.

-Peki asıl soruya gelelim: 65 yaş üstünü evlere kapatınca hani o dilimizden düşürmediğimiz “sosyal izolasyon” gerçekleşiyor mu? Bu nasıl mümkün olabilir ki? Türkiye’de aile, 65 yaş üstü ve altı diye ayrışmış değil ki. Yani 65 yaş üstü insanların barındığı bir “Huzur evi”nden söz edilse anlaşılır. Ama Türkiye’de aile hala farklı yaş gruplarını bir arada bulunduran bir hüviyete sahiptir. 65 yaş altında ve dışarı gidip gelebilen bir tek kişinin bulunduğu aile ortamında bile sosyal izolasyon gerçekleşmiyor demektir. Dışarı çıkan o bir kişi, hani şu Pazar yerlerinin tıka basa görüntüsü içine giriyorsa, alın size virüsle buluşmayı. Eve getirmeyecek mi virüsü?

-65 yaş uygulaması, evet, “büyüklerimizi korumak” gibi bir “şefkat” kurgusuna büründürüldü, ama, sokakta yakalananın cezalandırılması olgusu da dikkate alındığında, açık söyleyeyim, bir tür sosyal tecride, bir tür cezalandırma psikolojisine de yol açtı. Sokak, yakalanma, zabıta, polis, yaptırım, kınanma… bunlar öyle pek “büyüklerimiz” ve “şefkat”le alakalı değil.

-Eve (belki pek çoğu sağlıksız olan) kapattıklarımızın fiziki ve ruhsal problemler yaşayacağına dair değerlendirmeler de var bu arada. O alandaki kayıplar günlük çetelede gözükmüyor henüz. Orada “Ölümü gördük sıtmaya razı oluyoruz” özdeyişi hakim. Virüs korkusu varken psikolojik bunalıma kim bakar!!

Sözün özü: Bu 65 yaş işinin mantığı aşınmış bulunuyor. Öyle üç saatlik serbestliğin de bu alandaki problemi gidermesi mümkün görünmüyor. İnsanlar tehlikeyi gördü. Kendini koruma telkinleri en çok ileri yaş grubunu etkiliyor. Hele başka kronik hastalığı varsa onların kendilerini koruma hassasiyetleri daha yoğun. Onun için her uygulamayı her yaş grubu için düşünmenin zamanı gelmiştir. Sosyal mesafe ise sosyal mesafe her yaş grubu için, tecrid ise tecrid her yaş grubu için…

Not: Bu Yazı marmarayerelhaber.com Sitesinde Yayınlanmaktadır.

İlgili Mesajlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir