Aktif Yaşlanma, Rengahenk Yaşlılar

En Güzel Yaştaki İnsanlar

En Güzel Yaştaki İnsanlar

En Güzel Yaştaki İnsanlar

Annemin 37 yaşında babanne olan Müveddet Yenge için “eee, artık yaşını başını aldı” dediğini, 63 yaşındayken kaybettiğimiz babam için “sıralı ölüm” dendiğini, gelin-torun sahibi Münevver Teyzenin 40’lı yaşlarında evde ‘köşe yastığı’ olduğunu, 50 yaşında kendini işten ve hayattan tekaüt eden sadece cuma namazı ve aybaşında bankadan aylık alacağı zamanlar evden çıkan Mehmet Eniştemin “Yaşlılık; kızım” bahanesine sığındığını, 51 yaşındayken işini oğluna devreden Galip Amcanın “Eee, artık bu saatten sonra çalışılmaz” dediğini o yaşlara geldiğimde sıkça hatırlar oldum.

O yaşlar şimdiki zamanlar için ne kadar genç değil mi? Üstelik o yaşlar şimdiki zamanlar için ‘en güzel yaş’lar oldu.

En güzel yaştalar…

Çevrem en güzel yaştaki insanlarla dolu. Üstelik o insanların çoğu üretken, başarılı ve hayat enerjisi dolu.

Kimi emekli. Kendine keyif veren şeylerin peşinde koşuyor.

Kimi ikinci işten emekli olma aşamasında.

Kimi, çalıştığı için elaleme baktırdığı çocuklarından alamadığı hazzı, şimdi torun bakarken almakta.

Kimi kalabilen hayatı yakalama mücadelesi vermekte.

Kimi o güne dek hayatın içinde bulamadıklarını –hala– bulabilme umudunu taşımakta.

Kimi bugüne kadar verdiklerinin hiç değilse bir kısmını tahsil etme uğraşısında.

Kimi yorularak, yıpranarak elde ettiklerinin tadını şimdilerde çıkartmakta.

Ukde kalan şeyleri yapmak istiyorlar

Kimi geçmişte yaptığı hataları şimdilerde düzeltme telaşında. Hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını bilse de.

Kimi yaşama olasılığı olan sürenin yaşadığı süreden daha az olduğunun ayrımına henüz vardığından paniklemekte.

Kimi artık hiçbir şeye şaşırmamanın yaşına geldiğinin bilincinde olduğundan, her şeyi sükunetle karşılamakta.

Kimi de hayatı yıllarca bu denli ciddiye almanın –aslında– lüzumsuzluk olduğu ayrımına henüz vardığından keşfetmekte geciktiklerini telafi etme yolunu seçmekte.

Evet; en güzel yaşlardaki insanlar artık keşfediyor. Onlar artık daha dikkatli ve seçiciler. İçlerinde ukde kalan şeyleri yapmak istiyorlar.

En güzel yaşlardaki insanlar geçmişte yarım bıraktıkları şeyleri tamamlıyor. Onlar torunlarına anlatacak artı bir şeyler yapmak istiyor. Kendileri için bir başka yaşamın mümkün olabileceğini düşünüyorlar.

En güzel yaşlardaki insanlar sağlıklı olmak, sağlığını korumak istiyor. Onlar zinde –moda deyimle fit– olmak, bakımlı görünmek için çabalıyor. Temiz, gürültüsüz ve güvenli bir çevrede, sorun üretilmeyen ortamlarda yaşamak istiyor.

Hayatın başka şifrelerini çözmek istiyorlar

En güzel yaşlardaki insanlar hayatlarının uzamasını kalitesinin de artması koşuluyla istiyor. Onların tercihi rengeahenk bir yaşam.

En güzel yaşlardaki insanlar artık ‘mecburen’ beraber olduğu kişilerle değil, hayata aynı ya da benzer pencerelerden baktıkları kişilerle beraber olmaktan yana.

En güzel yaşlardaki insanlar artık hayatın –bilmedikleri – başka şifrelerini çözmek istiyor. Onlar zaman ve mevsime bağlı kalmaksızın geziyor, bilmediği tatları deniyor. doğal yaşamak istiyorlar.

En güzel yaşlardaki insanlar ‘özel bir tüketici grubu’ olarak kabul edilmekten, kendileri için çok yönlü yeni düzenlemeler yapılmasından hoşnut.

En güzel yaşlardaki insanlar artık -yeniden- hem hayatta, hem filmlerde –ve reklamlarda– başrol oyuncusu.

“En Güzel Yaşlardaki İnsanlar Çağı”

En güzel yaşlardaki insanlar artık büyüdüklerini kabullenip, yaşlandıklarını reddetseler de, yirmi birinci yüzyılın “En Güzel Yaşlardaki İnsanlar Çağı” olmasından memnunlar.

Ve “En Güzel Yaşlardaki İnsanlar Çağı” olan yirmi birinci yüzyılda kendileri ve akranları için güzel şeyler olacağını umudunu taşıyorlar.

Ve onlar “En Güzel Yaşlardaki İnsanlar Çağı“nda sosyal, siyasal kültürel unsurların tümünden yararlanmak, yurttaşlık hakkını –yani ekonomik sosyal fırsatları– kullanmak, toplumsal –ailevi, etnik,dinsel, mezhepsel, ulusal– bağlarını kopartmamak, yaşamsal gereksinimlerini rahatça karşılayabilecek kadar gelir sahibi olmak, haklarını koruyan / koruyacak olan kurumların olanaklarından yararlanmak, toplumla organik dayanışmaya –farklılaşma, uzmanlaşma, birbirini tamamlama ve uyum- girmek, devlete olan –pasif– güvenlerinin ve sevdiklerinden aldıkları aktif desteğin arttırmak, hayata –kendilerine de – yabancılaşmamak, yoksu(l-n)laşmamak istiyor haklı olarak. (ŞD/EÖ)

*Şadiye Dönümcü. Sosyal Hizmet Uzmanı.

Not: Bu Yazı bianet.org Sitesinde Yayınlanmaktadır.

İlgili Mesajlar

Bir cevap yazın