Hayata Dair

Erkekler Köprüleri Yıkınca, Kadın Duvar Örer

Erkekler Köprüleri Yıkınca, Kadın Duvar Örer

Aile içindeki -kadına yönelik olan da dahil- şiddet önlenebilir. Yeter ki; sorunu görelim. Ve yok etmek için bir şeyler yapalım.

Birinci kadın:
“Kaba, hoyrat, acıtıcı bir adamla evliyim. Neler söylemiyor ki! ‘İskeletor’, ‘Ailenin açlıktan nefesinin koktuğu günleri unuttun’ , ‘Sen kadın mısın?’, ‘Millette ne karılar var!’, ‘Anneliği bile beceremiyorsun!’, ‘Sen bilmezsin/yapamazsın/anlamazsın/beceremezsin!’ Beni sevmediğine inansam, çekip gideceğim! Beni sözleriyle, gözleriyle dövüyor. Korkuyorum. Uyuyamıyorum. Yapayalnızım, ama… Gün geçtikçe ona daha fazla bağlandığımı fark etmek, beni deli ediyor. “

Kız bebeklerin öldürülmesi, dövülmesi, başlık parası karşılığı satılması, cinsel yönden istismar edilmesi. Namus cinayetleri. Flörtü tarafından taciz edilme. Evlilikte örselenme, hırpalanma, dayak, tecavüz, ekonomik ve psikolojik baskı. Cinsel organlarına zarar verici uygulamalar. İşyerinde cinsel ve psikolojik baskı. Seks ticareti, fahişeliğe zorlama. Yaşlılıkta fiziksel, cinsel, psikolojik ve ekonomik saldırıya uğrama, cinayete kurban gitme vb.

İkinci Kadın: “Canım acıyor, yüreğim yanıyordu. Yılmaz Efendi aşağıdan gelen kana rağmen, benle uğraşmayı sürdürdü. Gittiğimiz doktor kanamanın nedenini aşırı zorlanmaya ve yaşımın küçük olmasına bağladı. İyileşmiştim ki, bir gece yine üzerime geldi. Titrememe, yastık ısırmama, çarşaftaki kan gölüne hiç aldırmadı. Doktor ‘Ben sana ne demiştim efendi?’ diye bağırdığında kafasını eğdi ama üzerime gelmeyi de sürdürdü.”

Kadın, birlikte olduğu kişi/kişiler tarafından istismar ediliyor. Her toplum, ırk, etnik köken, dinsel ve sosyo-ekonomik düzeydeki evli kadın eşi tarafından dövülebiliyor, ancak dövülme sıklığı değişebiliyor. Kadın şiddet gördüğünün bilinmesini, bireysel ve toplumsal nedenlerle istemediği için susuyor.

Üçüncü Kadın: “İlk zamanlar beni sevip, kıskandığı için dövdüğünü düşünüyordum. İlk dayak yediğimde, hamileydim. Suçum, masaya tuzluk koymamak. Masayı tekmeleyerek üzerime devirmişti. Evden kaçarak gittiğim doktor bebeğimi 18 haftalık diye almadı. ‘Seni elimden kaçıracağım diye çok korkuyorum. Kendimi kontrol edemedim.’ diye özür dileyip, kandırdı beni. Sonraları dayak ve baskı rutinleşince ‘ben bunları hak ediyorum’ diye düşünmeğe başladım. Çocuk beni o eve, o adama yapıştırdı. Gözlerinden ateş fışkırdığını gördüğümde korkardım, sevgisini döverek gösteren kocamdan.”

Kadına yönelik şiddet hem sağlık sorunu, hem de sağlığı olumsuz etkileyen bir risk faktörü. Şiddet kadında kırık, iç organ yaralanmaları, organ kayıpları, kalıcı sakatlıklar, istenmeyen gebelikler, bebek düşürme vb.ne yol açıyor. Şiddet gören kadın çeşitli ağrılar çeker, depresyon, korku, anksiyete, obsesif-kompulsif davranış bozuklukları, stres gibi ruhsal sorunlar yaşıyor.

Dördüncü Kadın: “Kaynatam felç olup, elden ayaktan düşene kadar dayak atmış kaynanama. Sonra da kaynanam adamın canına okudu, vallahi.“

Kadına yönelik şiddet ve baskı davranışının ortaya çıkışında; ailedeki üyelerin rol dağılımı ve rol tanımı, birlikte geçirilen zaman, ailenin yapısal özellikleri (duygusal paylaşım düzeyi, stres ve çatışma yaratan olayların varlığı, yoksunlukları, gelir düzeyi) rol oynuyor. Her toplumda erkek saldırganlığı daha fazla kabul görüyor.

Beşinci Kadın: “Oğlumu, boşanmamızın olumsuz etkilerinden korumak için kendimi heder ettim. Tek başına çocuk büyütmek, zor. Oğlundan her türlü desteği esirgeyerek, eski karısını cezalandırdığını zanneden adam, aslında oğlunu yitirdiğini bilmiyordu.

Kadının ayrımcılığa uğramasında toplumun sosyal, toplumsal, hukuksal, ekonomik, geleneksel, siyasal, eğitimsel ve erkek egemen yapısı etken.. Kadının, erkeğe olan bağımlılığı şiddeti besliyor.

Altıncı Kadın: Başlangıçta, kırılsam da beni refüze etmesine, başarılarımı küçümsemesine, annemi ve arkadaşlarımı sürekli eleştirmesine, maaşımın hesabını sormasına, boyuma, burnuma, saç rengime laf etmesine aldırmadım. Sözle değil, davranışlarıyla özür dilerdi. Sonraları kapı-pencere çarpmaya, eşya fırlatmaya, işten ayrılmam için baskı yapmaya, evin ihtiyaçlarına duyarsız olmaya başladı. Kırılma noktamız; kolumu kıvırıp, sırtımı yumruklaması.

Gebelik, bekarlık, boşanmışlık veya eşinden ayrı yaşamak kadının şiddet görme riskini artırıyor. Şiddet gören kadın duygusal yönden pasifleşir, sosyal açıdan yalnızlaşır, saldırganın davranışlarından kendisini sorumlu tutar.

Yedinci Kadın: “Kıskançtı. Telefon konuşmalarına ‘Nerdesin? Yanında kim var? Doğru söyle!’ ile başlardı. Fatura ayrıntısını inceler, ‘Bu numara kimin? Neden aradın?’ diye sorardı. Gündüz perdeler çekili otururdum, evde. Yanımda yoksa; makyajlı olamazdım. Şüpheciydi. Eve ondan habersiz kimse gelemezdi. Oyun günlerine gitmemi engellerdi.”

Eşler arası şiddet; aralarında sürekli bulunan bir gerilimin giderek artması, şiddetin tetikleyicisi bir olay olması(patlama) ve özür dileme(balayı) aşmalarından oluşan bir döngüdür. Zamanla balayı süresi kısalır.

Sekizinci Kadın: “İkimize de dünyayı daralttı. ‘Seni kaybetmekten korkuyorum. Sensiz yaşayamam.’ dedikçe, uzaklaştırdı beni. Sevdiğinden değil, kendine güvensizliğinden istiyordu beni.”

Sosyal ve duygusal olarak kadını ve ailesini -toplumu da- etkileyen şiddet; anne ölümlerine, intihalara, cinayetlere, HIV/AIDS’in yayılmasına neden oluyor. Kadının mesleki ve kariyer yaşamını etkiler. Aile yaşamını tahrip eder. Çocukların aile yaşamına olan güven ve inançlarını zedeler.

Dokuzuncu Kadın: “Üç yaşındaki kızım ‘Anneye vu-ma Ba-biş; a-cığ so-na’ deyince utanıp, ağlamadı. Canımı yakar, sonra pişman olup ‘bu son’ derdi. Dayanamaz olunca….”

Kadına yönelik şiddetin önlenmesine ilişkin çabalara erkeğin de katılımı sağlanmalı. Kapsamlı yasalar çıkarılmalı ve mevcut yasaların işleyişi sağlanmalı.

Onuncu Kadın: “Çocukken babam annemi, annem bizi döverdi. Nişanlımın dayaktan beter hakaret ve tehditlerine dayanamayıp, nişanı atmak isteyince ailem kıyamet kopardı. Eğer evlendirilirsem, canıma kıyarım deyince, sustular.”

Eşler arasındaki şiddetin kınandığı bilinç arttırma kampanyaları düzenlenmeli. Kadınlar; haklar, mevcut kanunlar, şiddete uğradıklarında yapacakları işlemler konusunda bilgilendirilmeli. Toplumsal ve bireysel duyarlılık artırılarak, kamunun görevlerini yapması için baskı gücü oluşturulmalı. Gönüllü kuruluşların şiddetin önlenmesine yönelik ve şiddete uğrayan kadınlara yardım amaçlı çalışmaları desteklenmeli.

On birinci Kadın: “Korkuyorum, bana zarar verecek diye. Her an uyanık olmak zorundayım. İnsanın sevmediği ama korktuğu biriyle aynı evde yaşaması çok zor! ”

Eşinden şiddet (özellikle cinsel) gören kadının erken dönemde saptanması önemli.

On ikinci kadın: “Babam, anneme hizmetçi muamelesi çeker, sıkça tehdit ederdi. Çorap bile almadığı annemi, bize kötülerdi. İcra gelirine el koyar, harçlık bile bırakmazdı. Ana-babanın çocuklarını, kocaların da eşlerini dövebileceğini ve şiddetle her şeyin elde edilebileceğini çocukken öğrendim.

Aile içindeki -kadına yönelik olan da dahil- şiddet önlenebilir. Yeter ki; sorunu görelim. Ve yok etmek için bir şeyler yapalım. (ŞD/NZ)

* Şadiye Dönümcü, Sosyal Hizmet Uzmanı.

** İtalik yazılarda sanal alemden yararlandım.

Not: Bu Yazı bianet.org Sitesinde Yayınlanmaktadır.

Bir cevap yazın