Hayata Dair

Kızıl Çam Ağaçları Kurtulupduru, Madenci Gidipduru, Marmarisli Gülüpduru

Kızıl Çam Ağaçları Kurtulupduru, Madenci Gidipduru, Marmarisli Gülüpduru

Kızıl Çam Ağaçları Kurtulupduru, Madenci Gidipduru, Marmarisli Gülüpduru

Geçenlerde yolum Marmaris’e düştü. Uzun süredir görüşmediğim arkadaşım Neşe Yüzak‘ı görmek üzere bürosuna vardığımda: “İşimi bitireyim; sana çok şey anlatacağım. Bu arada sen bunu oku!” deyip, “Marmaris Osmaniye Köyü, Mangan Madeninin Turizm İle Balcılığa Etkisi” başlıklı, Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan(1) imzalı bir rapor uzattı.

Elektrik mühendisi, Elektrik Mühendisleri Odası Marmaris Temsilcisi, Kent Konseyi Yürütme Kurulu’yla Demokrasi Platformu Üyesi ve bir çevre gönüllüsü olan Neşe “Bu raporu okumamı istiyorsa, bir nedeni vardır” deyip okumaya başladım.

Bir madencinin Orman Müdürlüğü’nden aldığı izinle Marmaris, Osmaniye köyündeki 80-100 yaşlarındaki kızıl çam ağaçlarını devirerek kestiği, mangan yüzleğine varan 1 km uzunluğunda yol açtığı, yüzlekteki aynada mangan tözü yığıntıları bulunduğu, Anadolu’ya özgü çam balı böcek ve arılarının yaşadığı bölgede çok sayıda arı kovanı bulunduğu, dünya çam balı üretiminin yüzde 92’sinin Türkiye’de yapıldığı, ülke çam balı üretiminin yüzde 30’unun yapıldığı Muğla’da 5 bin 800 ailenin yılda 20-30 bin ton bal ürettiği, yılda 20-25 kg bal alınan bir çam ağacının 50-60 yıl bal üretimini desteklediğini okurken konunun nereye bağlanacağı anlaşılmıştı.

Madencilik balı nasıl öldürüyor

“Hele biraz bilgilen; sana neler anlatacağım” diye laf atan Neşe’ye aldırmadan okumayı sürdürdüm. Arılar çiçekli bitki ve meyvelerin tohum vermesini sağladığından madenciliğin çiçek, meyve ve balı öldüreceği, çam balı çiği üreten basra böcekleri olmazsa onun dışkısından bal üreten arıların çalışamayacağından mangan tozlarının kimyasal olarak balı kirleteceği, kesilen her ağacın bal verimini düşüreceği, Marmaris’te madenciliğe izin vermenin balcılığı bitireceği, köy halkının manganın balcılığı öldürüp, bitki-böcek-hayvan örtüsünü yok edeceğinin bilincinde olduğu, 200-300 iş kolunu çalıştırarak binlerce kişiye iş yaratan ve yıllık 2,5-3 milyar dolar turizm geliri olan Marmaris ve dolayında bireysel çıkara dayanan madenciliğin turizmi baltalayacağını, kendi sanayimizde kullanılmayan madenlerin yabancı sanayiye satılmasının kaynakların soyulması anlamına geldiği yazıyordu raporun devamında.

“İşim bitti. Ne konuşacağımızı anlamışsındır.” diyen Neşe’ye “Evet! Anahtar kelimeler: Marmaris – Çam Balı- Osmaniye Köyü – Mangan Madeni – Ağaç Katliamı – Çevre Eylemi – Hukuksal Mücadele. Veee senin gibi düşünenler ” deyince gülmeye başladı.

“Osmaniye köyü?”

“Marmaris’imize 25 km uzaklıkta, İçmeler’in batı tepesinde, kızıl çam ormanı içinde her yıl binlerce kovan bırakılan, arıcılık yapılan bir köy. Doğal çam örtüsü olduğundan üretilen bal özellikli. Ekonomik katkısı yılda 10–13 milyon YTL. Muğla Arı Yetiştiricileri Birliği ekolojik bal üretimini artırmak için yoğun çaba harcıyor.”

“Mangan madeni?”

“Anayasa dahil ilgili tüm yasalarla çelişiyor Yeni Maden Yasası ile maden arama ruhsatı almak çok kolaylaşmış. Yasada çevreyi koruma adına bir madde yok ve milli parklar, özel çevre koruma ve orman alanları için bile arama ruhsatı verildiğinden tüm doğal zenginliklerimiz tehlikede. Tema Vakfı bu konuda hukuksal mücadele veriyor. ”

“Osmaniye Köyü ve mangan madeni?”

“Marmaris’imiz ve dolayındaki mangan ve krom yatakları için 20 civarında maden arama ruhsatı verildiği ve bu ruhsatların bir elde toplandığına ilişkin duyumlarımız vardı. 2007 yılında Tahir Özçelik adlı vatandaş 500 hektarlık alan için ruhsat alarak bu madenleri İnternet’ten pazarlamaya başlamış. İçmeler’de Milli Parklara ait alanda da arama faaliyetine girişmiş, ancak onay alamamış. Biz Osmaniye köyüyle ilgili gelişmeyi öğrendiğimizde Neslişah Madencilik’in sahibi olan Mehmet Bekmez adlı vatandaş, ruhsat sahibinden aldığı vekaletle ilgili kurumlar nezdinde girişimlere başlamıştı bile.

“Mesela Orman Müdürlüğü’nden Osmaniye’deki maden alanına ulaşmak yaptığı yol açma talebinde bulunmuş ve… Planlamadaki 81 kod no’lu yangın yolu aynı bölgede olduğu için bedeli kendisinin karşılaması koşuluyla uygun görüş yazısını bile almıştı.”

“Ve… Yangın yolu standartlarından uzak ağaçların katledildiği yolu açmış…”

“Evet; aynen öyle. Osmaniye köyünde 24.77 hektarda işletme izni alarak henüz rezerv tespiti bile yapılmamış alanda yol açmak adına ‘basra böceği yetiştirme alanı’ndaki büyük gövdeli kızıl çam ağacını kesiyor. Burası ilginçtir; çünkü Maden Yasası 25 hektar altındaki izinlerde Çevresel Etki Değerlendirmesi(ÇED) istemiyor ama valiliklerin yine de Tarım ve Turizm Müdürlüklerinin görüşünü alarak ‘ÇED gerekli değildir’ yazısı vermesi gerekiyor.”

“Balcılık ve madencilik; İki ayrı ekonomik faaliyet.”

“Evet; ama madencilik artık balcılığı sekteliyor. Türkiye’de çıkarılan manganı işleyen şirket sayısı istenen düzeyde olmadığından, madenci çıkartacağı madeni ham olarak yurtdışına satacağını açıklamış. Devlet çıkartılan madenlerden yüzde 2 pay alırmış. İnanılacak gibi değil. Halkın kazancı, 10-15 kişiye iş. Doğanın zararı büyük; yüzlerce yıllık doğal çam ormanlarının tahribi. Halkın ve ekonominin zararı mı? Balcılık biter, turizm baltalanır. Madenci acilen bölgedeki maden yığınını da taşıyıvermiş.”

Mücadele başlıyor

“Milli Parklarda yere düşmüş at kestanesini almak bile suç. Yanılıyor muyum? :-)”

“Evet; Çevre Yasası da çevrenin korunması ve çevre kirliliğinin önlenmesi görevi gerçek ve tüzel kişilerle vatandaşlara vermiş zaten.”

“Veee, senin gibi çevreye duyarlı kişi ve örgütler de Osmaniye’de mangan madeni arama işinde durumdan vazife çıkararak gereğini yaptı.”

“Elbette. 28 Mart 2008’de Osmaniye Köy Muhtarlığı, Dereözü Köy Muhtarlığı, Muğla Arı Yetiştiricileri Birliği(MAYBİR), Marmaris Belediyesi, İçmeler Belediyesi,Turunç Belediyesi, Armutalan Belediyesi, Elektrik Mühendisleri Odası(EMO), Türkiye Seyahat Acentaları Birliği(TURSAB), Marmaris Rehberler Derneği, Inshore Travel Limited Şirketi adına Nurcan Dağ Muğla İdare Mahkemesine ‘yürütmeyi durdurma’ istemli dava açtık.”

“Peki, nasıl bir araya geldiniz?

“Marmaris’te 24 sivil toplum örgütünün katıldığı Demokrasi Platformu var. 18. Şubat 2008’de olağanüstü gündemle toplandık. Konu: Marmaris’te maden arama faaliyetinin turizm ve arıcılık faaliyetlerine ve çevreye vereceği zarar ile alınabilecek önlemler. Platform üyeleri, bazı duyarlı vatandaşlar ve Köy Muhtarı toplam 38 kişiydik.”

“Öncesinde ne tür çalışmalar yapıldı?”

“Köylüler ve vatandaşlar Kent Konseyi’ne kaygılarını iletince ‘Kent Konseyi Çevre Grubu’ olarak 2007 Eylül ayında konunun uzmanı Türkiye Jeofizik Kurumu Genel Başkanı Prof. Dr. Ahmet Ercan’a bilirkişi olarak başvurduk. Sağ olsun, Marmaris’e geldi ve maden ocağına birlikte gittiğimizde ormana verilen tahribatı, kesilen ağaçları gördü ve bize yapılacak iş ve işlemler konusunda yol gösterdi. Şikayetlerimizi Valilik, İl Özel İdare Müdürlüğü, İçmeler Belediyesi ve Milli Parklar Makamlarına yaptık.”

“Demokrasi Platformu çalışmaları?”

“Kent Konseyi üyesi sıfatımla o toplantıda o güne dek yapılan çalışmaları özetledim. Konunun sadece arıcıları değil turizmcileri de ilgilendirdiğini ancak onların duyarsız olmalarını anlayamadığımı, amacımızın her kesimin ve doğanın uğrayacağı zararı hep birlikte önlemek olduğunu, Marmaris merkez, belde ve köylerindeki yetmiş bin insanın çoğunun gelişmelerden habersiz olduğunu, bilim insanlarının ve hukukçuların bildiklerini sade vatandaş bilemeyeceğini, ülkemiz ve bölgemiz adına rahatsız olduğumuzu, birey olarak bu işi engellemeye gücümüzün yetmeyeceğinden kitle örgütleri olarak gecikmeden bir araya gelerek platform oluşturmak istediğimizi aktardım. Herkes fikrini söyledi. Sonunda maden çıkarılması, hukuksal mücadele verilmesi, medyada sesimizin duyurulması amacıyla ekonomi konusunda bilgili olup gönüllü kişilerden oluşan üç kişilik –üçü de kadın ve biri ben- komisyon kuruldu.”

“Bu arada çevre hukukunu da çok iyi öğrenmiş olmalısın!”

“Elbette… Türkiye’nin de onayladığı ‘Sürdürülebilir Kalkınma’ ilkesinin kabul edildiği Bergen Bildirgesi’ne (1990) göre; bir sanayi işletmesinin açılması için salt yasal işlemlerin yapılması yetmiyor, yöre halkının da onaylaması gerekiyor. Yani biz yöre halkı olarak çevreyi belirleme hakkımızı kullanmaya başladık.”

“Hepimizin tek bir dünyası var!”

“BM Çevre Konferansı(1972) sonucu olan Stockholm Bildirgesi’ ‘İnsan kendisine onurlu ve iyi bir yaşam sürmeye olanak veren nitelikli bir çevrede özgürlük, eşitlik ve tatmin edici yaşam koşulları temel hakkına sahiptir.’ diyor. Dünya Doğa Şartı(1982), Paris Şartı (1990), Lımoges Bildirgesi(1990), Frankfurt Avrupa Çevre Ve Sağlık Şartı gibi diğer uluslararası sözleşme, protokol ve zirve sonuçları bu mücadelede bizim dayanağımız oldu.”

Yasalar yeterli, ama…

“Ulusal çevre hukukumuz yeterli ama uygulamasında güçlükler var; kanımca.”

“Kesinlikle öyle. Çevre koruma ve insan sağlığının korunmasına yönelik önlemler ve yaptırımlar Anayasa’nın çevre, orman, kültür ve tabiat varlıkları, kıyılar ile toprağı korumaya yönelik 43,44,45,56,63 ve 169uncu maddeleri, 150’den fazla yasa, 100’den fazla tüzük-yönetmelik-standartlarda yer alıyor.”

“Türkiye Mimar ve Mühendisler Odaları Birliği’nin (TMMOB) de bu konuda çabaları olduğunu biliyorum.”

“Maden mühendislerinin kitle örgütü olan Maden Mühendisleri Odası’nın ve TMMOB’nin(2) bu konudaki duruşu çok net. Yatırım için yöre halkının tepkileri önemsenmeli ve mutlaka onayı alınmalı. Çevre koruması, ekonomik ve sosyal gelişmeyle bir bütündür. Sanayi, teknoloji, ekonomi, ticaret politikaları çevre, sosyal gelişme, sosyal adalet, insan hakları, demokrasi, barış kavramlarıyla ile iç içedir.”

Mangan madeninin zararları

“Peki, mangan madeni ve insan sağlığı ilişkisi?”

“Çalışma sürecinde hep birlikte öğrendik ki, kronik manganez zehirlenmesi uzun süreli toz ve dumanın solunmasından kaynaklanırmış. Bu hastalık merkezi sinir sisteminde büyük hasar yaratarak, kalıcı sakatlıklara yol açarmış. Belirtileri ise; bitkinlik, uykusuzluk, güçsüzlük, duygusal bozukluk, spastik yürüyüş, tekrarlı bacak krampları ve felç. Manganez bileşikleri tozu ve ya dumanıyla çalışan işçilerde zatürree ve diğer üst solunum yolu enfeksiyonları sıklıkla gözlenirmiş. Çünkü manganez bileşikleri deneysel belirsiz tümörgenik ajanlarmış.”

“Mangan madeninin sağlığa olumsuz etkileri olduğuna göre yapılacak şey yok mu?”

“Var; ÇED yapılmadan maden işletilmemeli. Zaten ‘ÇED Yönetmeliği‘ hükümlerine uyulduğunda zarar oluşmadan önlenebiliyor. Bu kadar basit işte.”

“Osmaniye köylüsü neler yaptı bu süreçte?”

“Ekolojik bal üretimi yapan köylü ürünlerinin zarar göreceğinin bilincinde olduğundan daha başlangıçta madenciye karşı çıkmış. Ellerindeki üniversitelerden aldıkları raporlarda ‘taş ve mermer ocaklarının bala zarar verdiği’ yazılıydı. Köylünün maden işletmesine karşı verdiği haklı mücadeleyi biz hemşehrilik bilinciyle Kent Konseyi ve Demokrasi Platformu olarak destekledik, eylem birliği yaptık. Marmaris’te yaptığımız 1500 kişi katılımlı yürüyüş çok ses getirdi. ‘Marmaris’temadenehayır.com’ İnternet sitesini kurduk. Medyayla, bilim insanlarıyla etkili iletişime girdik. Çok çabaladık. Komisyon olarak çok çalıştık.”

Nefeslenme alanları yok edilirken

“Bizim kaybettiklerimiz tamam da, madencinin iştahını kabartan bu maden ona ne kazandıracaktı acaba?”

“Melih Aşık(3) ‘Türkiye 2006 yılında sattığı 4 bin ton mangandan, 226 bin dolar kazanmış. Bir apartman dairesi parası neredeyse… Maden işletilmesine izin verilirse 19 bin kızılçam kesilecek. Çıkan toz 13 bin zeytin ve çok sayıda meyve ağacını etkileyecek. Bal üretimini azaltacak. Çanakkale, Antalya, Marmaris… Ülkenin turizm merkezlerinde ormanlık alanlarda taş ya da maden ocağı açacağını bildiren herkese şıp diye ruhsat verilip, üç kuruşluk maden uğruna ülkenin nefeslenme alanları, turizm merkezleri kelleştiriliyor.’ diye yazdı.”

“Cennet Marmaris’i, ‘Marmarisler’i cehenneme çevirme çabaları ?”

“Muğla İl Tarım Müdürlüğü’nün hazırladığı raporda ‘Bölgede koruma altına alınan andız ağaçlarının bulunduğu, defne kekik adaçayı ve karabaş gibi şifalı bitkilerin yanı sıra yabani çilek, harnup, ve püren yetkisinin zarar göreceğini, 12 mahalleye su temin edilen kuyunun da tehlikede olduğu, 64.4 hektarlık alanda yürütülecek aramanın 1 hektarda 300 kızılçam ağacı olduğundan hesapla 19.320 kızılçamın kesileceği ve bu çamların elli yılda yetiştirilebileceği’ yer aldı.”

“Dava süreci ne durumda?”

“Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı aleyhine verilen maden arama izninin iptali için Muğla İdare Mahkemesine açılan davada ilk karar çıktı. Delil olarak sunulan fotoğraf, görüntü, gazete kupürleri ve uzman raporlarının yer aldığı dosyaları inceleyen mahkeme heyeti; davalı bakanlığın savunmasını aldıktan sonra verilecek yeni karar kadar ‘yürütmeyi durdurduklarını’ açıkladı. Turunç Belde Jandarma ekipleri de Osmaniye’ye giderek kararın uygulanmasını sağladı.”

“Kutlarız konuya ilişkin mücadele veren herkesi. Peki sürecin bundan sonraki aşamaları?”

“Mahkemenin esas kararı vermesi bekliyoruz heyecanla. Umutluyuz. Marmaris ağzıyla “Esas karar gelipduru, madenci gidipduru, Marmaris kurtulupduru” diyelim.” (ŞD/TK)

*Şadiye Dönümcü. Sosyal Hizmet Uzmanı.

(1) www.ahmetercan.net, [email protected]

(2) http://www.marmaristemadenehayir.com/index/basinda2.php?id=511

(3) Milliyet Gazetesi,16 Nisan 2008

Not: Bu Yazı bianet.org Sitesinde Yayınlanmaktadır.

Bir cevap yazın