Hayata Dair

Ben Sensiz Yapamam; Senin İçin Bir Şey Yapamam

Ben Sensiz Yapamam; Senin İçin Bir Şey Yapamam

Annem; yıllarca adeta taptığı kocasına ‘sen bilin’ diyen kadın. Geçen yıllar onu yorduğunda söylem değiştirip ‘ben de bilin’ demeğe başladığında bunun bedelini giderek artan dozda şiddet görmekle ödeyen kadın. Otuz üç yaşından sonra ‘çalışcam’ diye tutturan kadın.

Annem… Çalıştığı şirkette kendini hızla kabul ettiren kadın. Kendine güveni arttıkça, kocasına ‘sen ne bilin’ dedikçe, daha da hırpalanan kadın.

“Düzelmezsen seni boşarım” dediği kocasından “Ben sensiz yapamam” yanıtı alan ama kendisi için hiçbir şey yapılmayan kadın.

Annem… Evde misafir olduğunu bildiği halde gece yarısı meyhaneden gelen kocası üzerine yürüyünce ertesi gün ‘Ben sensiz yaparım’ diyerek dava açıp, boşanan kadın.

Annem… Üç yaşındaki kızıyla anne-babasının evine ve bağrına sığınan kadın. Genç ve yakışıklı dedesi torununu okuldan almağa gittiğinde ‘Leyli… Baban geldi.’ diye bağıran arkadaşlarına, kızının “O benim dedem” diye düzeltme yapmadığını öğrendiğinde kahrolan kadın.

Annem… Kızının babası hem var, hem yok olan kadın. Babasının ne zaman geleceğini soran kızına verecek yanıt bulamayan kadın.

Annem… Babası kızına bavul dolusu oyuncak getirdiğinde sevincine, bir adet şemsiye çikolata bile getiremediğinde de hüznüne ortak olan kadın.

Annem… Kafasında babasına ilişkin bir dolu soruyla büyüyen ve artık kendisi de anne olan kızının hala tüm sevincine ve hüznüne ortak olan kadın.

Annem… Kızı olmadan yapamayacağı için, elinden gelen her şeyi yapan kadın.

“Açmazdayım. Aldığım üç kuruş maaşla nasıl geçiniriz? Okullu bir çocuk, kira bir ev. Neye yetecek? “ diyen kızına “Sanki durum şimdi farklı mı? Helin’in servis parası, evin yakıt parası, nadiren yaptığı pazar-market alışverişi dışında Ersin’in bu eve ne hayrı var ki? Bunlar olmazsa ölmezsiniz. Boşan gitsin.” demek yerine “Sen bilin kızım” diyen bir kadındır, annem.

Hayat ona kendisini başkasının yerine koyarak ben diliyle konuşmaması gerektiğini öğrettiğinden boşanmayı düşünen kızına “Ben olsam; hemen çeker giderim.“ ya da “Ben olsam; biraz daha bekler, değişiklik olmazsa boşanırım.” diye cümleler kurmayıp “Önüne bir kağıt-kalem al. Kağıdı ikiye bölüp boşanırsam – boşanmazsam diye iki haneye böl. Sonra da her birinin altına kolaylıklar-zorluklar diye iki alt başlık yap. Sonra düşün; kocanı, kızını, kendini. Aklına gelen tüm artıları, eksileri yaz. Beni düşünme. Her türlü kararında yanındayım.” diyen bir kadındır, annem.

Söz dinleyip evliliğini masanın üstündeki kağıda yatıran kızı “Bir şeyi düşünmekle kağıda dökmek ne kadar farklıymış” dediğinde “Alınan bir kararı hayata geçirmek de öyledir; unutmayasın.“ diyen bir kadındır, o.

Annem… Kızı listelediklerinin arasından tatile çıkarken valizleri merdivenden indirmek, patates-soğan çuvalını balkona çıkarmak, tavandaki örümcekleri uzun sopayla almak, tuvalet meşguliyetinin azalması, televizyon kumandası hakimiyeti el değiştirecek, ütü azalacak, arabasız kalcam, baba-kız takışması azalacak, annemde yatılı kalabileceğim vb. diye okurken yorumsuz gülümseyen bir insandır, o.

“Evlilik bu; nereye gideceği belli olmaz.’ deyip yıllarca doğurmamak o zaman doğru geliyordu, şimdi yanlış gelse de. Hemen doğurmuş olaydım; kızım daha da büyümüş olurdu. Ahh, Helin, ahhh. Varlığın bana bir dolu güzellik yaşattı, ama şimdilerde yüreğime taş gibi oturuyorsun.” diyen kızına “Bu ülkede, hayatın her alanında, sırtını duvara dayayan insanların işi giderek daha zorlaşıyor. Sen de onlardan biri olacaksın. Hem hangi kadın, hangi çocuklu kadın durduk yerde rahatını bozar ki…” diyen bir kadındır, annem.

“Kızım sen değil miydin daha dört aylık hamileyken boşanmaya, kürtaja kalkışıp sonra doğuramamaktan, günaha girmekten, pişman olmaktan korkan ve ‘Ben sensiz yapamam’ diyen kocasına kanan. ” demek yerine “Hayat, senin hayatın. Verdiğin her türlü kararı destekleyeceğimi bil.” diyen birisi, o.

Annem… “Helin dört yaşında değil miydi? Dairedeki avukat arkadaşına boşanma dilekçesini yazdırıp, adliye’ye verecekken sana telefonda ‘İnan, değişeceğim. Bana fırsat ver. Ben sensiz yapamam.’ diyen Ersin’e kandığını unuttun mu? Yıllarca bir dolu şeye katlanıp, şimdi kırk liraya aldığın bir şal yüzünden çıkan tartışma yüzünden boşanıyorsun.” diye ahkam kesmeyip, “İnsan bir şeyin içinde olunca ya da söz konusu olan kendisi olunca görüş alanı, bakış açısı daralır. Arada bir kendinden uzaklaş ya da kendine uzaktan bak. Çıkış yollarının arttığını göreceksin.” diyen bir insan o.

“Ahh, Helin ahh. Hem varlık nedenimsin, hem de hayat zorlaştırıcım.“ diyen kızına “O, babasından ayrı yaşayan tek çocuk olmayacak. Ve çok kolay olmasa da, bu durumla başa çıkacak. Sen yeni bir hayat tasarımı yapıyorsun, şimdi. Hayata geçecek her tasarım gibi başlangıçta sancı çekip, ağrı hissedeceksin.” diyecek kadar gerçekçi bir kadındır, o.

Kızı kocasına ‘boşanalım” dediğinde damadının ‘olur’layacağını, ‘Helin bende olacak’ dediğinde ‘elbette’ diyeceğini, ‘Evden ne istiyorsan, götür’ dediğinde ‘Sadece giysilerimi alırım’ diyeceğini, ‘Kızın için ne yapacaksın?’ dediğinde ‘Ben Helin’siz yapamam. Onun için elimden gelen her şeyi yaparım” deyip, hiçbir şey yapmayacağını bilen deneyimli bir kadın o.

Tüm cesaretini toplayıp otuz üç yaşında “Ben artık kendimi (de) seviyorum. Bu yüzden kendim için bir şey yapacağım; boşanacağım.” deyip sözünü tutan kızından “Evlenmek ne kadar zor, boşanmak ise ne kolaymış. Yine de biten şeyler insanı hüzünlendiriyor.” sözlerini duyduğunda “Sakın ola ki; hüznü kadrolu kılma.” diyen bir kadın, o.

“Sen küçükken korkmayı severdin. Televizyonda, o tuhaf sesler çıkaran kartondan canavarları izlerken, korkup ellerinle gözlerini kapatsan da ‘ne olup, bitiyor’ diye parmaklarını aralayıp, bakardın. Şimdi kızın da senin gibi izliyor, çizgi filmleri. Anasına çekmiş.” dediğinde, kızının sevgi yüklü kucaklamasına aynı hararetle yanıt veren bir anne, o.

Torununun, annesiyle babasının boşandığını öğretmeninin yönlendirmesiyle sınıftaki arkadaşlarına mektupla, “Ben annemle yaşayacağım artık. Babamsız. Herkes bilsin.” diye yazarak duyurduğunu öğrendiğinde “Ben bir şekilde başa çıkacağını söylemiştim; acı çekse de.” demek yerine “Gönenciniz yerine gelecek, az biraz sonra. Ağzınızın tadı da düzelecek.” diyen bir kadın o.

Annem… “Ben-sen-siz ya-pa-mam.” diyenlere “O zaman benim için de bir şeyler yap.” denmesi gerektiğini kızına geç de olsa öğreten, torununa ise daha erken yaşlarda öğretmeye kararlı olan kadın… Ve kızının onsuz yapamayacağını da çok iyi bilmesi gereken bir anne. (ŞD/EÜ)

* Şadiye Dönümcü, sosyal hizmet uzmanı.

Not: Bu Yazı bianet.org Sitesinde Yayınlanmaktadır.

İlgili Mesajlar

Bir cevap yazın