Basında Yaşlılık

Dertleşelim mi?

Dertleşelim mi?

Mektup yazmak ne güzeldi biz yaşlılar iyi biliriz onu…
Askerdeysek asker mektubu gönderirdik..
Asker mektubu dikkat isterdi. Çünkü komutanın denetiminden geçerdi biraz resmi yazardık, ister ana baba, bacı, kardaş olsun ister yavuklu..
Gürbette yatılı talebe isek genelde ders mevzuuna girmeden para talebini pek kibar yazardık.
Arkadaşla sohbet tadında olurdu mektuplar. Yavukluysa şiirde olurdu içinde..
Gurbete çalışmaya para kazanmaya gitmişsek dert de olurdu içinde..
Özel günlerde bayramlarda tebrik kartları göndermek için PTT önlerinde kuyruk oluşurdu.
Akşamları eve gelince posta kutularından mektup kart almak hemen açıp okumak o tadı ancak yaşayanlar bilir.
Çok acil bir duyurumuz varsa, hastalık ölüm vb. Gibi telgraf çekerdik.
Veya karşı tarafta telefon var ise ptt’ye gider yazdırmalı telefon için saatlerce beklerdik.
Ayrıca uzaklardan alınan düğün davetiyelerine kutlama telgrafı çekilir düğün salonunda o telgraflar ” Bu mutlu gününüzde yanınızda olamadığımz için üzgünüz, Sizi tebrik ederiz” şekilinde yazılır okunurdu..
Düğün sahipleri ne kadar çok telgraf gelirsa o kadar mutlu olurlardı..
Taki doksanlı yılların başına kadar. Doksanlı yıllarda evlere telefonlar bağlandı.
Mektup ve kart işi yavaşladı seyreldi ve
2000li yıllarla birlikte cep telefonu ile mesaj işi çıktı..Artık işlerin cılkı çıkmaya başladı.
Arkasından akıllı telefonlarda çıkınca…
Şu an öyle bir tembelleştik ki.. Mesaj yazmaya bile üşenir olduk. Hazır mesajlar var birini indir telefonundaki herkese bir tuşla gönder.
Tamam iyide bir insan herkese aynı duygularla hitap edebilir mi..!
Bunu hiç düşünüyor muyuz?
İnsanın çok samimi olduğu bir insanla sadece merhabalaştığı birine aynı şeyleri yazması nasıl bir iş.
Bir akrabası ile bir eski komşusuna aynı şeyleri yazması hoş mu!
Tamam mektup kart bittide bari kişiye özel mesaj yazalım..
Bir önemli mevzuda aynı şehirdeki insanlar aynı mahalledeki arkadaşlarda birbirleriyle mesajla bayramlaşıyor ve özel bir gününü mesajla kutluyor..
Yani bu kadarıda fazla değil mi?
Gençler özellikle bide hızlı yazıyorlar..!
On parmak daktilo yazan zabıt katipleri kıskanır.
Şimdi birde görüntülü arama çıktı ki..Sanki yanındayız..
Gerçekten bütün bu gelişmeleri yaşamış bu insanlar şanslımı şanssız mı orayı bilemiyorum..
Bir ara yurtdışında gurbetteyim seksenli yılların sonu evlerde telefon yok mektup yazardık falan gün falan saatte telefonu olan bir tanıdığın dükkanı veya evinde hazır olun orayı arayacağım diye..
O saatte kulübeye veya ptt binalarına gider boş telefon kabini bulursak başlardık çevirmeye düşür düşürebilirsen. Bu aramalar genelde hafta sonu olurdu hatlar yükü çekmez şansın varda düşürebilirsen konuşursun.
Bu dediğim sadece otuz sene önceydi.
İyimiydi kötümüydü bilmemde böyleydi işte.
Hele şu son yirmi senede çok hızlı bir değişim oldu.
Şimdi herşey CEPTE..
Biz yaşlıların kafası döndü bu işe hala bir çoğumuz yabancıyız.
Yeni nesil ise geçmişte yaşadığımız bir çok şeyin tadını bimez.
İki uç nesil zaman zaman çatışsakta bir arada yaşamak zorundayız.
Birbirimizi anlamaya çalışalım yapacağımız iş bu kadar basit.
Sevgiyle kalın.

Not: Bu Yazı karamandauyanis.com Sitesinde Yayınlanmaktadır.

İlgili Mesajlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir