Basında Yaşlılık, Yaşlılıkta Bakım

Prof. Dr. Aynur Özge, koronavirüs ve Tele-Tıp Uygulamalarının geleceğini değerlendirdi

Prof. Dr. Aynur Özge, koronavirüs ve Tele-Tıp Uygulamalarının geleceğini değerlendirdi

Koronavirüs salgını ile birlikte sağlık hizmetlerinin sunumunda hızlı bir değişim yaşanıyor. Tele-tıp uygulamalarının kullanımında ciddi bir artış olduğu görülüyor. Önemli sağlık sorunu olmayan hastalar Covid-19 nedeniyle hastanelere gitmek istemedikleri için doktorlarına, whatsApp, zoom gibi iletişim araçları ile ulaşmaya çalışıyor. Bu talebi karşılamaya çalışan pek çok sağlık kurumu hızlıca görüntülü danışma ve Tele-Tıp hizmeti sunmaya başladı. Medikal Akademi’nin ‘Koronavirüs & Tele-Tıp Uygulamaları’ söyleşi dizisinin bu haftaki konuğu Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji AD Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aynur Özge oldu. Ankara Temsilcimiz Hatice PALA KAYA’nın sorularını yanıtlayan Prof. Dr. Özge, uzaktan sağlık hizmetinin nöroloji alanındaki faydaları ve risklerini değerlendirdi.

Koronavirüs salgını ile birlikte görüntülü iletişim teknolojilerin en yaygın kullanıldığı alanlardan birisi de sağlık oldu. Pek çok hastane ve sağlık kurumu mobile görüntülü danışma ve Tele-Tıp hizmeti sunmaya başladı. Sizce koronavirüs salgını sağlık hizmeti sunumunu nasıl etkiledi?

Prof. Dr. ÖZGE: Salgın sağlık sektörünü iki yönde etkiledi;

1- Olumsuz yönleri:

  • Rutin hizmetler aksadı
  • Covid dışı hastalar hastaneye gelmekten korktuğu için kalp krizi, beyin krizi vb. olgular geç müracaat etti, komplikasyonlar arttı.
  • Benzer nedenlerle kanser, MS, kas hastalığı gibi takip hastaları hastaneye gelemedi, komplikasyon ve nüks oranları arttı.
  • Kaygı bozukluğu gibi öncesinde psikolojik açıdan sağlık sorunları olanlar bu dönemi kötü geçirdi.
  • Kronik hastalığı olan kişiler hekimlerine ve nitelikli sağlık hizmetine pandemi gölgesinde ulaşabilme kaygısı yaşadı.
  • Hekimler ve sağlık sektörü çok büyük baskı ve fiziksel yüke maruz kaldı. Pek çok sağlık çalışanı aylarca evini ailesini göremedi. Görebilenler de evde “sakıncalı birey” gibi davranmak zorunda kaldı. Bu ilişkiler ve sağlık çalışanlarının bedensel ve ruhsal sağlığı açısından zorlayıcı oldu.
  • Olağan lisans ve lisansüstü eğitimler aksadı.
  • Kongreler ve sempozyumlar yapılamadı.

2- Olumlu yönleri:

  • Sağlık sektörünün önemi konusunda toplumun farkındalığı arttı.
  • Ekip ruhu güçlendi, disiplinler arası dayanışma arttı.
  • Hekimler özel uzmanlık alanlarına çok fazla odaklanmıştı, bütüne bakmak, koruyucu hekimliğe zaman ayırmak iyi geldi.
  • Hastaneyi sosyal ortam gibi kullanan kesim çekilince sektörün yükü azaldı.
  • Vardiyalı ve dönüşümlü çalışma modelleri evde zaman geçirme için fırsat yarattı, bazı meslektaşlarımız bu dönemde yoğun akademik performans gösterdi. Ülkemiz bilimsel çıktısı görece olarak arttı.
  • Eğitimler online yapılsa da hekimlik gibi “usta-çırak öğretisi”ne dayanan bir alanda bu konuda yeterli ön hazırlık yoktu. Akademisyenler takdire şayan bir çaba gösterdi, kısa zamanda çarpıcı güzellikte eğitim platformları çıktı.
  • Online eğitimler maddi imkan ve zaman yönetimi konusunda tartışılmaz kolaylıklar sağlayınca, her gün onlarca erişilebilir eğitim imkanı sunuldu ki bu bölgesel farkların ortadan kalkması açısından muazzam bir fırsat.
  • Kongreler de online oluyor. Örneğin; bu yıl Avrupa Akademi ve Avrupa Baş ağrısı Kongreleri tamamen ücretsiz olarak tüm izleyicilere açıldı. Birçok benzer örnek var. Bu dünyanın neresinde olursa olsun hekimin bulunduğu yerden alandaki lider isimlerle koşulsuz bilgi paylaşımı için benzersiz bir deneyim fırsatı.
  • Verilen eğitimler ve tartışma panelleri dijital ortamda depolandığı için isteyen hekim veya sağlık çalışanı her zaman tekrar izleyebilir veya kaçırdığı programı müsait olduğunda takip edebilir oldu.
  • Halkın sağlık ve hijyen konusunda farkındalığı arttı. Pek çok insan “ventilatör” veya “entübasyon” kelimelerini cümle içinde doğru şekilde kullanabilir hale geldi.
  • Ülkenin ve insanların gündemi değişti; daha çok iletişim kuran, sosyal değerlere daha fazla önem veren insan sayısı arttı.
  • Doğanın önemi daha iyi kavrandı. Tanıdığım pek çok kişi bundan sonra hafta sonlarını kapalı alanlar yerine doğal yaşam alanlarında geçirmek için fırsat araştırıyor. Bu uzun dönemde biyolojik ve psikolojik açıdan toplumu olumlu etkileyecek.

Pandemi sürecinde sizin rutin muayene şekliniz değişti mi? Nörolojik rahatsızlığı olan hastalar için bu dönemde tele-tıp uygulamasını kullandınız mı?

Prof. Dr. ÖZGE: Evet, hastanede rutin poliklinik hizmetimiz asgari düzeye indi. Ayaktan yapılan tetkikler de öyle. Muayenehaneler uzun süre kapalı kaldı. Bu süre içinde dijital platformlara erişimi olan hastalara e-posta, mesaj veya görüntülü bağlantı üzerinden hizmet verdik. Ancak kırsalda yaşayan, akıllı teknolojileri kullanamayan veya kaygı düzeyi yüksek olan hastalar hekime erişim konusunda ciddi sorun yaşadı.

Hastalar bu uygulamadan memnun kaldı mı? Toplumun yeni sürece adaptasyonunu değerlendirir misiniz?

Prof. Dr. ÖZGE: Hastalarla dijital platformlardan iletişim kurmak iyi geldi. Beklediğimden daha hızlı adapte oldular açıkçası. Özellikle evinde demans hastasına bakan hasta yakınları ilave bir zaman veya efor gerekmeksizin sorularını sorup, cevap aldılar. Ancak örneğin; demans hastası kötüleştiğinde bunun sebebini anlamak için tetkik gerektiği noktasında çözüm üretmek o kadar da kolay olmadı.

Tele-Tıp hizmetinin nöroloji branşı için faydaları ve riskleri neler olabilir?

Prof. Dr. ÖZGE:

Tele-Tıp hizmetinin faydaları:

  • Kolay erişim,
  • Bölgesel farkların ortadan kalkması,
  • Nitelikli hekim ve bilgiye daha kolay erişim imkanı,
  • Zamanın etkin kullanımı,
  • Daha ekonomik olması.

Tele-Tıp hizmetinin riskleri:

  • Yasal alt yapısı yok,
  • Süreç açısından gelecek belirsiz,
  • Tetkik ve tedavi takibi konusunda hasta hekimi yanlış yönlendirebilir,
  • Komplikasyon riski artabilir,
  • Bire bir iletişim, dokunarak muayene gibi tatmin duygusu unsurları eksik kalabilir,
  • Hekimlerin zamanı, bilgisi ve iletişim unsurları süistimal edilebilir,
  • Yardımcı sağlık personeli ihtiyacı azalacağından yeniden planlama gerekebilir.

Tele-Tıp ve uzaktan sağlık hizmeti sadece danışma, tavsiye ve bilgilendirme için mi kullanılabilir? Yoksa tedavi önerileri, reçete yazımı, tahlil talebi ve yorumunu kapsayabilir mi?

Prof. Dr. ÖZGE: Aslında çok yeni olmasa da az gelişen, tüm dünyayı son 50 yılda ziyadesiyle meşgul eden bir konu zorunlu ivme kazandı. Her boyutta seçeneklerin artacağına inanıyorum. Esas nokta;

  • Etik
  • Hasta kadar hekimin de haklarının korunduğu
  • Adil
  • Erişilebilir bir boyuta taşımak için ön koşulsuz nitelikli kurumsal işbirliği ve hazırlık yapılması.

Uzaktan sağlık hizmetinin geleceğini nasıl görüyorsunuz? Pandemide ikinci dalga geleceği beklentisi göz önünde bulundurulursa, Tele-Tıp hayatımızda kalıcı olur mu?

Prof. Dr. ÖZGE: Ben pandemi dalgaları ve gölgelerinin en azından birkaç yıl devam edeceğine inanıyorum. Bu noktada uzaktan sağlık hizmeti ve erişimi istesek de istemesek de hayatımıza girecek. Esas konu, burada dümen bundan bir sektör olarak para kazanmak isteyecek “işetmecilerin” mi yoksa etik ve adil bir sağlık hizmeti sunumunu esas alan “emektarların” mı elinde olacak? sorusu.

Tele-Tıp uygulaması tıp fakültelerinde ders olarak okutulabilir mi? Covid-19 pandemisi döneminde pratiğe konulmuş bu uygulamayı hekimler açısından değerlendirirseniz, yeterince hazırlıklı olduğunuzu düşünüyor musunuz?

Prof. Dr. ÖZGE: Sağlık eğitimi zorunlu bir evrim geçiriyor. Lisans dersleri bile uzaktan erişimle yapılırken müfredat güncel duruma göre yeniden düzenlenmeli. Aynı şekilde adli tıp dersine tele-tıp konusunda maddeler eklenmeli diye düşünüyorum.

Tele-Tıp uygulamaları nedeniyle oluşabilecek sorunların çözümü için neler yapılabilir? Güvenlik, etik ve malpraktis konularında nelere dikkat edilmeli?

Prof. Dr. ÖZGE: Sağlıkçılar, bilgisayarcılar, iletişimciler, ekonomistler ve hukukçular tüm egolarını ve art kimliklerini kapının ardında bırakıp, ülkenin ve insanlığın geleceği için aynı masanın etrafında toplanırsa bunlar çözülebilecek konular. Ancak hali hazırda hiçbir yasal, ekonomik veya algısal alt yapı olmadığını söyleyebilirim.

Eklemek istediğiniz başka noktalar var mı?

Prof. Dr. ÖZGE: Tele-Tıp, yalnızca sağlık sektörü için değil “bakım sektörü” için de önemli ve kaçınılmaz bir ihtiyaç. Plan ve programların “sağlık” ve “bakım” penceresini kapsayacak şekilde yapılmasının yararlı olduğunu düşünüyorum. Pandemi pek çok kişinin canına, maddi-manevi kaybına vesile oldu, onları geri getiremesek de hayatta kalanlar için kendi normallerini yeniden belirleme açısından önemli bir fırsat oldu diye düşünüyorum. Dilerim herkes bu dönemi hayatındaki normalleri belirlemek ve anormal unsurları cesaretle ayıklamak için fırsat olarak değerlendirir. Tele-Tıp günümüz ve yakın gelecekteki sıcak konulardan biri. Dersimize iyi çalışırsak bu alanı herkes için bir fırsata çevirebiliriz. Eksilmeden, sağlıkla karşılayacağımız günlerde buluşmak dileğiyle…

Not: Bu Yazı medikalakademi.com.tr Sitesinde Yayınlanmaktadır.

İlgili Mesajlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir