Basında Yaşlılık

“Çocuklar Gibi Saat 8’de Eve mi Gireceğiz?”

``Çocuklar Gibi Saat 8'de Eve mi Gireceğiz?``

“Üç ay sonra 65 yaş üstünün sokağa çıkmasına izin verilmesi haberine sevinenler var ama yine de kısıtlama olmaması lazım. Biz İzmir’de güne erken başlarız çünkü hava çok sıcak. Erkenden dışarı çıkıyoruz, saat 10 çok geç. Saat ksıtlaması çok saçma, yetişkin insanlar çocuklar gibi saat 8’de içeri mi girecek? Ayrıca virüs bu izin saatlerinden sonra mı çıkıyor ortaya?” diye itirazını dile getiriyor 71 yaşındaki Şadiye Atmaca.

İtirazı, koronavirüs nedeniyle yaklaşık dört aydır sadece pazar günleri sokağa çıkma yasağının dün Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından her gün 10.00-20.00 saatleri arasına çekilmesine. Şadiye Atmaca, Türkiye İstatistik Kurumu 2019 verilerine göre Türkiye’de yaşayan 65 yaş üstü 7 milyon 550 bin kişiden ve en azından üç aydır sokağa çıkma yasaklı olanlardan biri.

Ve yaklaşık üç aydır yedi buçuk milyon insanın beklediği sokak izni, nihayet dün akşam “yine sınırlı” olmak kaydıyla Cumhurbaşkanı tarafından açıklandı. Sadece pazar günleri sokağa çıkan 65 yaş üstü yurttaşlar artık her gün 10.00-20.00 saatleri arasında dışarı çıkabilecek.

TIKLAYIN – 65 Yaş Üstü Her Gün 10.00-20.00 Arası Sokağa Çıkabilecek

Şadiye Atmaca, “Yani yetişkinler çocuk gibi akşam 8’de eve mi girmek zorunda?” diye soruyor. 71 yaşındaki Atmaca, salgın önlemi nedeniyle 65 yaş üstüne getirilen sokak yasağının da artık geçerliliğinin kalmadığı görüşünde.

Dört ayın sonunda alınan bu karar için “Teşekkür etmeyeceğim çünkü olması gereken buydu” diyerek tepkisini gösteriyor Akın Evren de.

Bu süreçte sıkıntıdan başında egzama çıkan da var, kalp rahatsızlığı başlayan da gündelik hayat rutinlerine uyamayan hatta yaşam heyecanı gitgide azalan da…
Her şey “normalleşmişken” üç aydır farklı kısıtlamalar ve kurallarla karşılaşan 65 yaş ve üstü anlattı.

TIKLAYIN – “65+ Tedbirlerinin Hukuken Haklı Bir Gerekçesi Kalmadı”

“Bu yasak tamamen kaldırılmalı”

71 yaşındaki emekli memur Şadiye Atmaca, İzmir’de yaşıyor. Her gün 10 bin adım yürüyüş yaptığını ama artık evde ancak 200 adım atabildiğini söylüyor. Bu süreçte otobüse bindikleri kartlarının iptal edildiğini ekliyor:

“Üç ay sonra bu izin haberine sevinenler var ama yine de kısıtlama olmaması lazım. Biz İzmir’de güne erken başlarız çünkü hava çok sıcak. Erkenden dışarı çıkıyoruz, saat 10 çok geç. Saat kısıtlaması çok saçma, yetişkin insanlar çocuklar gibi saat 8’de içeri mi girecek? Ayrıca virüs bu izin saatlerinden sonra mı çıkıyor ortaya?

“Bu yasak insan haklarına aykırı, sağlık açısından da bu yaşta evde oturup kilo aldık. Hiçbir işimizi yapamıyoruz. Sıkıntıdan başımda egzama oldu. Taksiyle özel doktora gitmek zorunda kaldım. Tedbirleri alacak bilinç ve yaştayız. Evde esir tutulmamız kabul edilemez.

Saygı göstermeleri lazım artık. 65 yaş üstü aşağılanmaya başladı. Gençler dikkat etmiyor ki, herkes sokaklarda. Bu yasağın tamamen kaldırılması taraftarıyım. Biz mahkum muyuz? 65 yaşı evde tutmanın hiçbir anlamı yok. Herkes normalleşirken 65 yaş üstünü anormal mi görüyorlar?”

“Kimseye teşekkür etmeyeceğim, olması gereken buydu”

İzini “hiç yoktan iyi” diye tanımlıyor Akın Evren. 73 yaşındaki Evren, bilgisayar sekretöründe yöneticlik yaptıktan sonra emekli olmuş. İznin, sosyal medyada kendi yaş grubunun ve bu uygulamayı yanlış bulanların sürekli dillendirmesi sonucu çıktığını söylüyor.

“Bence baskı gruplarının etkisi önemli bir etken oldu. Bunun için kimseye teşekkür etmeyeceğim, zaten olması gereken buydu. Ama saat kısıtlaması daha önceki uygulama gibi aynı derece saçma bir karar. Birdenbire adım atamayacakları için küçük ayrıntılarla ilerliyorlar tabii. Kamuoyu oluşturmak çok önemli. Bütün güç sahipleri bu tip tepkilerden çekinirler. Tabii ki dikkat göstermeye devam edeceğiz.”

“Üç ay sonunda huyumuz değişti” diyor Evren. Yasağın olumsuz yönde etkilerini gördüğünü aktarıyor:

“Kol ve bacak kaslarında erime oluyor. Ben kilo almamaya çalıştım ama depresif oldum. Hele ki benim gibi yalnız yaşıyorsanız, bir kat daha zor oluyor. Üç ay sonunda huyumuz değişti. Daha karamsar olduk. Çalışma disiplini de zayıflıyor insanın. Üç ay sonunda daha az çalışır ve okur hale geldim. Savsaklamaya başladım işlerimi. Bunlar da eve kapanmanın kötü yan ürünleri. Bizim gibi insanlar kendilerini koruyacak akla, iradeye sahip.”

“Bu yasakla vesayet duygusu yaratıyorlar”

“Televizyon başta olmak üzere size sürekli ölüme ne kadar yakın olduğunuz hatırlatılıyor” diyor dil bilimci, yazar 74 yaşındaki Necmiye Alpay da.

“Bu izin akla daha uygun bir formül, ama asıl problem psikolojik yaş ayrımcılığı ve bu yönde devam eden söylemler. Vesayetçi, ayrımcı söylemler devam edecek. Bu saat kısıtlamaları onu zorunlu kılmasa bile mümkün kılıyor. Her şey normalleşiyor ama 65+’lar için normale doğru adım atamamış olduk. Sadece daha makul saatler konmuş oldu.

“Fiziksel olarak birtakım kalp sıkıntıları hissettim, kahveyi azalttım. Yakın bir doktor arkadaşımı aradım, ki sağlığımdan söz etmekten hoşlanmam, o da aynı şikayetlerin çok geldiğini söyledi. Bende fiziksel sıkıntılardan çok haksızlığa uğramak duygusu var.

“Bu yasakla korumacılık, vesayet duygusu yaratıyorlar. ‘Hep başkalarına muhtaçsınız’ gibi. ‘Tek başınıza düşünemeyeceksiniz, karar veremeyeceksiniz’ gibi. Hukukta ‘kısıtlı’ derler. Yaşlı birisi miras bırakmak için kısıtlıysa kendi başına veremez mesela. 65 artıya kısıtlı muamelesi yapıyorlar. İşin ironik tarafı, bunun adını da sokağa çıkma yasağı değil de ‘kısıtlaması’ koydular.”

“Sağlık kontrollerimiz için güvenli ortam sağlanmalı”

75 yaşındaki emekli kimya yüksek mühendisi Erol Ercan’ın ise risk grubu olan 65 yaş üstü ile ilgili başka bir sorusu var:

“Risk grubunu uzun süreli hapsetmek yerine sağlık kontrollerini doğru şekilde yaptırmak ve güvenli bir şekilde açık havada yürümelerini sağlamaktır doğru olan. Benim merak ettiğim bir konu var: 65 yaş üstünün mutat sağlık kontrolleri nasıl yapılacak? Bu konuda ne öneriliyor? Güvenli bir ortam sağlanmalı.”

Ercan, sürekli yürüyüşlerinde daha çabuk yorulduğunu söylüyor.

“Demoralize olduk, karamsarlığa kapılmış olduk. Yaşam kalitemizi olumsuz yönde etkiliyor bu yasak” diyor ve ekliyor:

“Bu yaş grubu, aynı zamanda daha bilinçli sağlık açısından. Sağlık kontrollerini yaptırmış, kronik hastalıklarının farkında, doktorlarının tavsiyelerine uyma bilincinde olan insanlarız. Ayrıca iyi bir psikoloji ve yaşam heyecanımızın da sürdürülmesi lazım. Bu heyecan biterse bağışıklık sistemi de çökebilir.”

“65+’ya sokak yasağı bir tek bizde var”

Üniversitede öğretim üyesi olan 66 yaşındaki Saime Tuğrul ise 65 yaş üstü insanların daha dikkatli olduğunu, kimi görse hepsinde maske olduğunu söylerken yasağın saatlerle sınırlanmasını “irrasyonel” olarak tanımlıyor.

“Neden 8’de eve dönmemiz gerekiyor, lokantalar da mı yasak bize? Çok garip değil mi? Yasak tümden kaldırılmalı. Beni rahatsız eden vesayet altındaki insanlar gibi bize muamele ediyorlar. Devlet adeta ‘gözümüz, elimiz üzerinizde’ diyor 65 yaş üstündekilere.

“Bu uygulama bir tek bizim ülkede var. Her ne kadar otoriteye riayet eden bir toplum olsak da ihlaller çok fazla oluyor. Bunun için de en rahat kontrol edebilecekleri grup 65 yaş üstüydü.

Üç aydır dışarı çıkmıyoruz aşağı yukarı. Geçenlerde Sağlık Bakanlığı istatistik açıkladı, ölenlerin yaş ortalaması ile ilgili. Son bir ayda yüzde 74,5 civarı deniyor. 65 yaş üstü insanlar madem bu kadar uzun dışarı çıkmıyor, bu hastalığı bulaştıranlar herhalde bu yaş grubu değil. Dışarıda olan gençler bulaştırmış. Aldıkların önlemlerin ne kadar da anlamsız olduğunu gösteriyor. Kontrol edemediklerini gösteriyor. Sivil davranışı da kontrol edememişler.”

65+ Yaşlı Hakları Derneği:

“Tam serbestlik isteyenlerin itirazına saygılı, bu olumlu gelişmeye de memnunuz”

65+ Yaşlı Hakları Derneği Başkanı Gülüstü Salur ise  10.00-20.00 arası sokak izni ile ilgili olara “Dün akşam 65 yaş üstünü rahatlatan bir haberle başladık” diyor.

“Belki kısıtlamanın tamamen kalkmasını bekleyenlere yetmeyecek olan bu açıklama, 65 yaş üstünün öncelikli ihtiyaçları ile ilgili taleplerinin duyulduğu ve gereğinin normalleşme süreci içinde yapılacağı mesajını verdi. Başından beri önce salgının dayattığı olağanüstü koşulların gölgesi altında herkes için evde kalmayı savunan ve öneren bir yerde durduk.

“Karantina sürecinin uzaması ile temel ihtiyaçların, hayatın olağan akışının aksaması eve kapananların üstüne yeni bir yük getirdi. Bu virüsten korunmasını dilediğimiz en risk altındaki grup psikolojik olarak, fiziksel olarak büyük bir yoksunluk ve baskı hissetmeye başladı.

“Önce çok sabırla kısıtlamaya uyan 65 yaş üstündekiler süreç uzayınca, toplu olarak talepkar oldular, kendilerini koruyabileceklerini söylediler. Normalde kendi yaşamlarını bağımsız birer yetişkin olarak sürdürme kapasiteleri varken, bir salgın nedeniyle bağımsız yaşama becerilerini çok sınırlayan ve umutlarını kıran, onları unutulmuş hissettiren bu yasaklar kalksın istediler.

“Üstelik de önce daha genç olanlardan ayrıştırılıp, sonra akranları arasında çalışanlardan ayrıştırılmış duruma düştüler. Bilim Kurulu değerlendirmeleri, uluslararası veriler ve detaylarına henüz vakıf olmasak da ülkemizden gelen veriler yaşlılar için büyük bir risk olduğunu ve Türkiye’de 65 yaş üstünün evde kalmasının koruyucu etkisini doğruladı. Hal böyle olunca tüm kısıtlamaların tek hamlede kalkmamış olması bir açıdan anlaşılabilir ve kabul edilebilir. Halen tam bir serbestlik isteyenlerin itirazına saygı ile, bu olumlu gelişmeye de memnun olabiliriz diye düşünüyorum.”

(AÖ)

İlgili Mesajlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir