Yaş Yaşam Yaşlılık, Yaşlı Nüfus, Yaşlılık, Yaşlılıkta Bakım

Korona Günlerinde Yaşlılık: Yatılı Kuruluşların Önemi

Korona Günlerinde Yaşlılık: Yatılı Kuruluşların Önemi

Manşet görselleri Türkiye Alzheimer Derneği Mersin Şubesi Alzheimer Yaşlı Yaşam Merkezi’nden. Fotoğraflar için Ayşegül Şimşek’e teşekkürler.

Fotoğraf: AA

Korona günlerinin başlangıcındaki yaşlılara yönelik ayrıştırıcı, nefret dolu söylem ve davranışlar, sanki bir nebze azaldı azalacak derken… Musibet virüs nedeniyle yaşlılara ilişkin ayrımcılık artık – daha- görünür, bilinir oldu derken… Günler geçtikçe yaşlılara yönelik ihmal ve istismara ilişkin bir nebze farkındalık oluştu derken…

Ülkenin dört bir yanında evinde yalnız ya da kendi gibi yaşlı eşiyle yaşamını sürdüren yaşlılara ilişkin çok yönlü destek hizmeti hızlıca örgütlenerek verilirken… Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı (AÇSHB) Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü gerekli düzenlemeleri ivedilikle yapıp Bakanlığına, belediyelere, gönüllülere ve özel kişilere bağlı yaşlı kuruluşları talimatlandırarak ilgililerin önlem almasını sağlamışken… Yaşlı kuruluşlarında çalışanlar canhıraş vaziyette hizmet verirken bir yandan da yaşlı yakınlarına “yaşlılarınız bizimle güvende, siz evde kalın” mesajları verirken dünyada -özellikle ileri yaştaki- yaşlıların tedavilerine, evinde yalnız yaşayan yaşlılar ile bakımevi ve huzurevi gibi kuruluşlarda bakım gören yaşlılara ilişkin sevimsiz haberler gelmeye başladı.

Dünyada bir eve sığmayan yaşlılardan; Kısmi/tam olarak sürekli bakıma gereksinim duyan, tüm olanakları tüketmiş, kendi başına bağımsız olarak yaşamını sürdüremeyen, sosyal ve psikolojik açıdan yalnızlık ve güvenlik gereksinimi duyan yaşlılara huzurevlerinde,
 Ağır somatik ve psişik sorunları olan (yatağa bağımlı, demans ve Parkinson hastası vb.) yaşlılara tıbbi refakat ve terapi imkanları bulunan sağlık kuruluşlarında hizmet veriliyor.Türkiye’de huzurevleri ile yaşlı bakım ve rehabilitasyon merkezlerinde bir eve sığmayan yaşlılara hizmet veriliyor.

Sosyal yoksunluk ve/veya ekonomik yoksulluk içindeki yaşlıların yaşam standartlarını koruma ve yükseltme hizmetleri AÇSHB tarafından üç yönetmelik dayanağında planlanıyor, düzenleniyor, izleniyor, koordine ediliyor, denetleniyor.

Yatılı sosyal hizmet kuruluşu olan huzurevlerinde 60 yaş üzerindeki kişiler huzurlu bir ortamda korunuyor, bakılıyor, sosyal ve psikolojik gereksinimleri karşılanıyor.

Yaşlı bakım ve rehabilitasyon merkezlerinde de 60 yaş üzerindeki yaşlıların yaşamlarını sağlık, huzur ve güven içinde sürdürmeleri amacıyla kendi kendilerini idare edemeyecek olanlara rehabilitasyon hizmeti veriliyor, tedavisi mümkün olmayanlara sürekli olarak özel bakım hizmeti veriliyor.

“Yaşlılık döneminde kurumsal bakım bazı yaşlılar için ilk, bazı yaşlılar için son, bazıları için ilk ve son seçenek” derim yeri geldikçe, uzun yıllara dayalı gözlemlerimin etkisiyle meramımı kısaca anlatabilmek için.

Ülkemizde yaşlılar için yatılı kurumsal bakım dışında seçenek pek yok. Zira yaşadıkları yerlerde yaşlılara yönelik evde bakım, ailelerine yönelik toplum destekli bakım olanakları ve gündüzlü bakım hizmetleri yaygın değil. (Ülkemizde 146’sı Bakanlığa, 249’u diğer kurum, kuruluşlar ve özel sektöre ait 395 Huzurevi ve Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi’nde 25 bin 833 yaşlı bakım görüyor.)

Türkiye’de bir eve sığamayan -kendi evinde bağımsız olarak yaşayabilecek durumda olsalar bile- yaşlılar neden kurumsal bakımı tercih ediyor?
o Tedavi (tıbbi tedavi, tansiyon ölçümü, insülin yapılması vb.) gereksinimi,
o Öz bakım (bedensel) gereksinimi,
o Refakat (sorunlu zamanlarda hastaneye gidiş gelişlerde yardımcı olacak) gereksinimi olduğu,
o Terapi imkanı bulamadığı,
o Evini ve kendisini geçindirecek kadar geliri bulunmadığı,
o Ev işi yapabilecek fiziki gücünü yitirdiğinden -çok yönlü- desteğe gereksinimi olduğu için.
Bu yüzden;
o Kendi evinde bağımsız olarak yaşayabilecek durumda olsalar bile; tedavi (tıbbi tedavi, tansiyon ölçümü, insülin yapılması vb),
o Bakım (bedensel),
o Refakat (sorunlu zamanlarda hastaneye gidiş gelişlerde yardımcı olacak)
o Terapi imkanı bulamayan,
o Evini ve kendisini geçindirecek kadar geliri bulunmayan,
o Ev işi yapabilecek fiziki gücünü yitirdiğinden desteğe ihtiyaç duyan yaşlılar huzurevini tercih ediyorlar.

Yaşlılar için aile dışında bir bakım biçimi olan kurum bakımında bir yaşlı olmak kolay değil. Evinden vazgeçmek, çevre denetimini -göreli- yitirmek, yeni konumuna uyum sağlamak, ilk kez karşılaştığı farklı deneyim- kültür- eğitim- sosyal ve ekonomik koşulları olan akranlarıyla bir arada olmak ile ortak yaşam alanlarını paylaşmak zor iş. Kurum bakımının, yaşlıların -statü kaybı düşüncesiyle değişik savunma mekanizmalarına baş vurarak- davranış bozukluğu göstermesine yol açtığı, toplumsal hayattan soyutlama riski yüksek olduğu, ailesinin sevgisi ve ilgisinden yoksun kıldığı, bedensel temastan yoksun kaldığı, öz güvenlerini azalttığı, psikolojik ve sosyal yoksunluklar yarattığı için eleştirilir. Yaşlılar görevlilerle ilişki geliştirmekte de zorlanır. Kurum yöneticisi ve çalışanları da yaşlıların gereksinimlerini saptamakta, sorunlarını çözmekte yetersiz kalabilir. Bu eleştiriler haklıdır, her zaman ve her yaşlı için uygun olmayabilse de…

Korona günlerinde kurumda bakım görmek -çoğu kez- şanstır

Ülkemizde kurumsal bakım hizmeti alan yaşlı sayısı, evinde yalnız ya da ailesiyle yaşayanların oranına göre okyanusta bir damladır, neredeyse. Yaşlının kendi tercihi ya da yakınlarının tercihiyle kurumda bakım görmesinin Korona günlerinde şans olduğunu düşünüyor ve inanıyorum -meret virüsün getirisi olarak- 65 yaş üstü büyüklerimizin ve kronik hastalığı olanların eve kapandığı bugünlerde.

Ulusal basın ve internet medyasındaki haberlerden, bazı sosyal medya – ve sosyal hizmet uzmanı arkadaşlarımın- paylaşımlarından yaşlı kuruluşlarında alınan önlemleri okudukça mutlu oluyorum; hizmet alan yaşlılarımız adına. Geçmişte kalan huzurevi yöneticiliğimden bildiğim üzere, kurumda her düzeyde görev yapan arkadaşların ne durumda olduğunu tahmin ediyorum.

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı‘nın yaşlıların -ve diğer yatılı sosyal hizmet kuruluşlarındakilerin- kaldığı özel ve resmi bakım kuruluşlarında Covid-19 salgınıyla mücadele için yayınladığı bilgilendirme rehberinde (özetle);

– Farklı sağlık durumu/kronik hastalığı olanlar dahil tüm yaşlıların hafif bir hastalığa sahip olsa da virüse daha fazla yatkınlık gösterdiği, toplu yaşam ortamı nedeniyle kuruluştaki yaşlıların riskte olduğu, yönetici ve klinik personelinin Sağlık Bakanlığı ile Bilim Kurulu duyurularını izleyerek, kontrol prosedürlerine ilişkin yaşlılarda farkındalık sağlamaları,
– Yaşlı yakınlarının ziyaretlerini sınırlı sayıda, belirli sürede ve açık alanda yapılmasının sağlanması,
– Yaşlıların ateş takibinin daha sık yapılması, ateşi yüksek olanların tedbiren revirde izlenmesi, gerektiğinde hızla hastaneye sevk edilmesi,
– Personelin ve yaşlıların virüs ile kişisel hijyen ve bina temizliğine ilişkin bilgilendirilmesi,
– Sağlık Bakanlığı’nın duyuru ve ilanlarına uygun olarak; ateş, alt solunum yolu enfeksiyonu, nefes darlığı, öksürük, burun tıkanıklığı, burun akıntısı, boğaz ağrısı, mide bulantısı, kusma veya ishal gibi hastalık belirtileri gösteren kişilerin belirtileri tamamen düzelene kadar kuruluşa girmesinin yasaklanması,
– Yurtdışından dönen yaşlılar varsa ailelerinin yanında/özel donanımlı ev tipi sosyal hizmet kuruluşunda 14 günlük karantina süresini geçirmesinin sağlanması,
-Dış ortamdan kuruluşa gelen personelin ateş ve solunum yönünden taranması, belirti gösterenlerin kuruluşa alınmaması ve tamamen iyileşinceye kadar da işe dönmesinin engellenmesi,
– Virüs bulaşına dair şüpheli bir durumda derhal en yakın sağlık kuruluşu ile gerektiğinde İl Sağlık Müdürlüğüyle iletişim kurulması,
– Kuruluşta hastane sınıfı TSE belgeli dezenfektan kullanılması,
– Yeterli temizlik malzemesi bulundurulması, aşırı ve yanlış kullanımdan kaçınılması,
– Binada sık dokunulan yüzeylerin sık temizlenerek dezenfekte edilmesi,
– Enfeksiyon şüphesi olanlara cerrahi/prosedür maskesi verilmesi,
-Yaşlılarla etkileşim kuran personelin aşılanması sağlanması, aşısız personelin yaşlılarla etkileşiminin engellenmesi,
– Kuruluşta yeterli miktarda cerrahi maske bulundurulması vb.
– Yaşlıların yakınlarıyla telefonla görüşmelerinin sağlanması,
– Personel mesailerinin mevcut duruma uygun düzenlenmesi.

Yatılı yaşlı kuruluşlarında yakını olanlar ya da gelecekte bu kuruluşlardan hizmet almayı düşünenler içiniz rahat olsun; kurum çalışanların sevdikleriniz için – ellerinden gelenin çok daha fazlası üstelik- en üst önlemleri aldığından emin olun. Yürekten inanın, güvenin onlara.

Ama önemli bir şeyi asla unutmayın; yaşlılar uçan sineğin kanatlarının yarattığı rüzgardan bile etkilenip hastalanabiliyor -bazen de- yaşamını kaybedebiliyor.

Korona günlerinde yurtdışı kaynaklı yaşlı kuruluşlarında yaşanan insanlık dışı ‘şey’leri okuyup infiale kapılmayın. Korona günlerinde kurum bakımda yaşlı olmak da, kurum bakımındaki yaşlının yakını olmak da -bence- iyi bir şey; evde tek başına olan yaşlı (ya da yaşlı yakını) olmaktansa…

Bir eve sığmayan büyüğünüzün Korona günlerinde sizlerden daha güvende olduğunu unutmayın.

Yaşlılar her zaman tüm dünyada, bulaşıcı olmayanların yanı sıra bulaşıcı hastalıkların da tehdidi altında.

Yakınlarınızın Korona günlerinde (de) alınan tüm önlemlere karşın, sağlık açısından (yüksek mortalite ve morbidite nedeniyle) risk altında olduğunu unutmayın.

Kurum bakımındaki yakınlarınızın zaten sınırlı olan temas durumu bugünlerde hiç yok. Ziyarete gitmek doğru değil ama telefonla “Nasılsın?” diyerek onunla temas kurmak önemli.

Sağlıcakla.

YAŞLANMA 2002 ULUSLARARASI EYLEM PLANI’ndaki ” Doğal Afetlerde Ve Diğer Acil Durumlar”a ilişkin eylem ve hedeflerden bazıları: (özetle)

Bu durumlarda yaşlılar aile bireylerinden ve dostlarından uzak kalmaları ile beslenme ve barınak bulma olanaklarının daha az olması nedeniyle zarar görmeye açık olmalarının önemi kavranmalı. Hükümetler ile kurtarma ve yardım kuruluşları, yaşlıların acil durumlarla başa çıkmada olumlu katkıda bulunabileceklerini kabul etmeli.
Yaşlıların Beslenme, Barınma, Tıbbi Bakım ve Diğer Hizmetlerden Eşit Olarak Yararlanması için;
– Yaşlıların korunması, yardımcı olunması, insani yardım ve insaniacil yardım sağlanmalı,
– Yaşlıların durumlarının ve nerede olduklarının belirlenmeli ve ihtiyaç değerlendirme raporlarında, zarar görme olanakları ve katkılarına yer verilmeli,
– Yaşlıların fiziksel ve sağlık sorunları ile gereksinimlerine yönelik temel destek sağlanabilmesi için yardım kuruluşlarının duyarlılığı artırılmalı,
-Yaşlıların mevcut hizmetlere ulaşılabilirliği sağlanmalı,
-Alışık olmadıkları ortamlarda yaşlanan, farklı kültürel özgeçmişlere sahip yaşlı mültecilerin hizmetlerden yararlanması için daha fazla destek ve sosyal bağlantılara ihtiyaçları olduğu kavranmalı ve hizmetlerden yararlanması desteklenmeli,
-Aile ve sosyal bağlar tekrar oluşturulmalı,
-Travma sonrasında da stresle mücadelede yaşlılara yardımcı olunmalı,
-Yaşlılara, sahtekar ve fırsatçıların ekonomik olarak zarar vermesi önlenmeli, yaşlıları istismardan koruyucu uygulamalar planlanmalı,
-Özellikle kadın yaşlılar olmak üzere bütün yaşlıların karşı karşıya kaldığı riskler göz önüne alınarak fiziksel, psikolojik, cinsel ve ekonomik olarak istismar önlenmeli, bu konuda duyarlılık artırılmalı ve korunmaları sağlanmalı,
-Aktif yaşlıların kendi kendilerine yetebilmeleri için yardım edilmeli, ileri yaştakilere ise daha iyi bakım verilmesi sağlanmalı, yaşlı mültecilere ilişkin uygulamalar gerçekleştirilmeli,
-Acil durumlar sonrası iyileştirme ve uzun süreli kalkınmayı destekleme amacıyla bu durumlardan etkilenen ülkelerin yükünün paylaşılması, insani yardımların koordine edilmesi dahil uluslararası iş birliği güçlendirilmeli.
(Planda acil durumlar sonrası toplumların tekrar kurulması, yeniden yapılanması ve sosyal dokunun düzenlenmesine ilişkin hedef ve eylemler de yer alıyor. Dilerim o günler yakında gelir ve o zaman yazarım.)

Not: Bu Yazı bianet.org Sitesinde Yayınlanmaktadır.

İlgili Mesajlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir